akıllı bencillik ve ülküsel tasarı

kafamdan uydurduğum kavramlar. şöyle açıklayayım:

dilenciye sadaka vermek, sevdiklerine hediyeler almak, namaz kılmak, düşen birini kaldırmak, sevdiğine çarpmasın diye kendini arabanın önüne atmak... bütün bunlar özgeci davranış olarak bilinse de temelinde hepsi bencil birer davranıştır. fedakarlık yoktur, der "psikolojik egoizm" savunucuları. psikolojik egoizme göre bütün davranışlarımızın altında kişisel çıkarlar yatar. dilenciye sadaka verirken vicdan sızlamasını önleriz, sevdiğimize hediye alırken onun bize olan sevgisine yatırım yaparız, namaz kılarken cennete gitme arzusu motive eder bizi.


insan bir başkası olamaz ve kendini hiçbir zaman başkasının gölgesine bırakamaz. düşen bir uçakta, deprem anında, can tehlikesi yaşanan durumlarda daha net gözlemleriz bu durumu. herkes kendi canının derdine düşer. bu teoriye karşı olarak kendini bombanın üstüne atıp feda eden askerler, deprem anında bebeğini kurtarmak pahasına kendi canını hiç sayan anneler işaret edilir. bu insanların en tehlikeli durumlarda dahi kendi canını bir başkasının gölgesine bırakabildiği, dolayısıyla psikolojik egoizmin doğru olmadığı iddia edilir. ben bu iddialara kendi iki kavramım ile açıklık getireceğim.


arkadaşımla birlikte otobüse bindik. bir kişilik boş yer vardı ve ardımızdan otobüse binenler de gözlerini o boş koltuğa dikmişlerdi. çok yorgundum ama nedense arkadaşıma nezaketen olsa gerek, "geç otur" dedim. hiçbir şey demeden geçti ve oturdu. ben de yanında ayakta dikildim ve bir saat süren yolculuk boyunca sıkış tıkış gideceğimiz yere vardık. yolculuk sonunda arkadaşım uykusunu almış bir tebessümle gerindi ve ayağa kalktı, otobüsten indik. ben o kadar çok yorulmuştum ki eve girer girmez kendimi halıya atmanın hayallerini kuruyordum. hem uykusuzdum, hem de yorgun. arkadaşıma otur dediğim için pişmanlık hissetmeye başladım. fedakarlık mı yapmıştım? evet, dedi içimden bir ses. yalancı bir ses bu. aptallık yaptım oysa. aptallık yapışım kendimi kötü hissettireceği için ödünlenmiş bir kavram olan fedakarlığı seçtim. benim bu özgeci davranışım esasen hiç akıllıca bir davranış değildi ve temelinde yine bencilliğim vardı. arkadaşıma nezaketen de olsa geç otur demeseydim arkadaşım beni bencil biri olarak görecekti ve benden soğuyacaktı belki de. benim hakkımda olumsuz bir algısı oluşacaktı. ben sevgi ihtiyacımın bir kısmını bu arkadaşımdan sağlıyorsam, arkadaşımın beni kötü görmesi dolayısıyla, benim bu ihtiyacımın karşılanması bir tehdit altına giriyor. bir yandan da fizyolojik bir ihtiyaç olarak benim yorgunluğum söz konusu. ben seçimimi sevgi ihtiyacıma yönelik kullanıp arkadaşıma oturmasını söylüyorum ve sürecin sonunda pişmanlık yaşıyorum. görüldüğü gibi olayın arkadaşımla, fedakarlıkla aslında hiçbir ilgisi yok. bu sadece akılsız bir bencilliktir.


bencillik nötrdür. hayatımızın şaşmaz bir gerçeğidir. kabul etsek de etmesek de hepimiz dibine kadar benciliz. bu bencillikler akıllıca veya akılsızca olabilir. akılsız bencilliğe yukarıda örnek verdim. akıllı bencillik ise şöyle olurdu: otobüse bindik. arkadaşıma çok yorgun olduğumu, oturmak istediğimi, o yorulunca da değişmeli olarak onun da oturmasını istediğimi söyledim. bu akıllı bir bencillik olurdu. her davranışın temelinde yine kendi çıkarlarımız var, ancak bu davranışların akıllıca olup olmaması bencillik kavramını iyi-kötü, ahlaklı-ahlaksız, doğru-yanlış yapıyor.


hepimiz bu dünyaya ihtiyaçlarımızla geldik. acıktık mesela. acıkır acıkmaz gördüğü ilk dürümü çalıp yiyen biri ahlaksız bir davranış sergilemiş olur. bu kişi bir ihtiyacını gidermeye yönelik davranmıştır, yani bencildir. bir başkası yine acıktı ve bir yerde birkaç saat çalışıp para kazandı. kazandığı parayla dürüm satın aldı ve yedi. bu insan ahlaklı davranmıştır. aynı zamanda yine bencildir. aynı ihtiyacını karşılamaya yönelik bir davranış sergilemiştir. ikisi de acıkıyor ve harekete geçiyor. ancak ilki, toplumda onaylanmayan bir davranışı tercih ettiği için akıllıca davranmamıştır ve bencilliği akıllıca değildir. diğeri ise toplum tarafından onaylanan bir davranış sergileyerek diğer sevgi veya ait olma gibi ihtiyaçlarını da gözeterek bir yerde çalışıp para kazanmış ve parasıyla dürüm alıp ihtiyacını gidermiştir. bu davranış nispeten daha akıllıca olduğu için akıllı bir bencillik söz konusudur burada. bu örneği basitçe genellediğimizde kendini bombanın önüne atıp feda eden birinin aslında kendini bombanın önüne atmazsa ve oradan sağ kurtulursa vicdan azabından yaşayamayacağını düşündüğü için tercihini ölüm olarak belirlemiştir. bebeğini deprem esnasında kurtarmadan kaçan bir anne, ömrünün kalanını yoğun üzüntülerle geçirmek zorunda kalacaktır. tehlike anında zihnimiz bu seçimi otomatik yapar ve anne önce bebeğini kurtarmayı tercih eder.


görüldüğü üzere burada bizim bağ oluşturduğumuz nesneler çok önemli. depremde yan odada kalan bebek değil de bir kedi yavrusu, bir akıllı telefon, bir çorap dahi olabilirdi. anne bebeğine öyle bağlanır ki tehlike anında yalnızca bebeği için bu özgeci davranışı gerçekleştirebilir. her ne kadar özgeci desem de temelinde bencillik yatan bu davranış da esasen akıllı bir bencilliktir bana göre. bu yüzden bu davranış toplum tarafından ahlaklı olarak yorumlanır. akıllıca olan her bencillik ahlaklıdır, iyidir, doğrudur.


kimsenin olmadığı bir sokakta biten sigara izmaritini yere atmak yerine çöp kutusuna atan bir adamı ele alalım bu sefer. bu adam bu izmariti neden yere atmadı? hangi ihtiyacının karşılanmamasından endişe duydu ki? buna basitçe "doğru bildiğini yapmak istedi ve yapmasaydı içsel bir rahatsızlık duyacağı için bencilce bir davranış sergileyip izmariti çöp kutusuna attı" diyebiliriz. ancak bana göre bu mesele göründüğünden daha karmaşık. "doğru bildiğini yapmak" kavramını inceleyelim.


doğruya akıllı bencillikler demiştik. çöpleri yere değil de çöp kutusuna atmamız gerektiği ilk okulda öğretildi. gerekçe olarak daha temiz bir dünya sunuldu hayalimize. eğer ben atmazsam, sen atmazsan, kimse yere çöp atmazsa çevremiz temiz olur ve temizliği herkes sever. zor durumda olan birine yardım etmemiz gerektiği öğretildi. gerekçe olarak bir gün bizim de zor durumda kalabileceğimiz ve biz yardım edersek, herkes yardım ederse her zor durumda olana yardım edilmiş olur. akıllı bencillik olarak nitelendirebileceğimiz bu davranışlar bizlere kısa vadede bir ödül vermez ama bazılarımız bu davranışları sürdürmeye ısrarla devam ederiz. ben yere bu izmariti atsam ne olur, atmasam ne olur? gerçekten de benim dünyanın temizliğine olan etkim yok denecek kadar az. yine de bu doğru olarak kabul ettiğim akıllı bencilliğimi sürdürmeye devam ediyorum. burada "ülküsel tasarı"dan söz edebiliriz. kısaca "benim akıllı bencil davranışımı herkes yaparsa", varsayımıdır ülküsel tasarı. kimse benim gibi yere çöp atmazsa çevremiz temiz kalır. kimse bankamatik sırasını ihlal etmezse, kimse eline güç geçince adam kayırmazsa, kimse kamu malına zarar vermezse, ülküsel tasarım gerçekleşir. her ne kadar ütopik görünse de birçok kısa vadede ödüllendirilmeyen akıllı bencil davranışların temelinde bu tasarı ülküsü yatar.


empati kavramı çoğu kez ülküsel tasarıya hizmet eder. kısa vadede çıkar sağlayan empatik davranışlara akıllı bencillikler diyebilsek de bu akıllı bencilliklerin örüntüsünden oluşan ancak kısa vadede çıkar sağlamayan empatik davranışlar ülküsel tasarıya hizmet eder demek yanlış olmaz kanaatindeyim. ülküsel tasarıya hizmet eden davranışlar için kısa vadede çıkar sağlamıyor desek de davranış sonucunda aslında, sonu görünmeyen ve çok güzel bir yere çıkacağı bilinen bir merdivenin basamaklarını çıkarcasına bir haz alırız. buna, doğru bildiğini yapmanın verdiği haz da denebilir pekala.


bunları bilmek neden önemli? bir davranışta bulunurken kendimizi yakalayıp sormalıyız, "çıkarım ne?". bencilliğimizi sorgularken kötü hissetmemeliyiz çünkü bencillik kötü değildir. yeter ki akıllıca olsun ve ülküsel tasarımıza hizmet etsin. bu sorgulamayı yapmadığımız taktirde başkaları bizim yerimize bu sorgulamayı yapar ve bizi bencillikle suçlar. bu suçlamalar karşısında sevgilerini kaybedeceğimiz ve ait olamayacağımız korkularıyla geri adım atıp, akılsız bir bencillik yapmak durumunda kalırız. halihazırda zaten sergilediğimiz bütün davranışların altında yatan bencilliklerin ne kadar akıllıca olup olmadığını sorgulayıp davranışlarımızı bilinçli yapılandırmamız yaşam kalitemizi arttıracaktır.
devamını gör...
tanım özeti geldi

yazar literatüre eklediği yeni enfes tabiriyle kısaca insan ne yaparsa kendi için yapar haliyle her davranışı bencildir ama davranışın artıları fazlaysa akıllı bencillik azsa akılsız olur diyor. akıllı bencillikler kümesinin oluşturduğu ütopya ise ülküsel tasarı.

tanım özeti geldi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar