aldatan eşini affeden geniş bünyeli modern koca

batı yalakalığŸı yüzünden boynuzlu gezmeyi kendine yedirebilen, kimilerine göre çağŸdaşŸ koca.

aldatan kadına ilk seferde hemen yol verilir. özrü veya açıklaması olmaz bu işŸin. kadının aldatmasını hazmedilmez. boynuzlarla da ortada gezilmez. aldatan kadını affedip tekrar birlikte olanın midesi genişŸtir. serin kanlıdır. affetmek erkekliğŸin şŸanındandır derler ama bu noktada değŸil. aldatan kadın affedilmez. hemen terkedilir. kafasına sıkmak, ömür boyunca mapuslarda yatmak deliliktir. çünkü değŸmez bu devirde aldatan kadin için, boşŸa gider yıllar boyu ceza çekişŸin. aldatan kadın aldanır, sonucuna katlanır.
devamını gör...
kestirmeden kendisine zımpara ve yaldız hediye edilecek modern kocadır....

zımpara ve yaldız artık sanal organı olacak boynuzlarına genel peryodik bakım için lazımdır...

devamını gör...
namusuna halel getiren karıyı ya vurursun yada boşarsın, o da senin paşa gönlünün bileceği iştir...bu sözler gerçek bir türk aydını kemal tahir'e ait, bizim olaya bakışımızı özetler aydındır, okumuş yazmıştır ama namusludur, namus kavramı vardır...
devamını gör...
evvela baştan söyleyeyim, aldatan kadını kesinlikle savunmuyorum, savunmam da. aldatan kadın büyük bir yanlış yapmıştır. dürüst olmalıydı, başka birini sevseydi, kocasına söylemeliydi.

şimdi aldatan kadından biraz uzaklaşıp, biraz farklı konulardan buraya tekrar yaklaşalım.

benim eleştirim daha çok, kadını mal olarak gören, onun en az kendisi kadar hür, kendisine eşit olduğunu unutan, ya da kabul etmeyen, kadını iradesi dahilinde ayrılıktan men eden, sözde değil ama özde yaptığı baskıyla kadının hayatını zindan eden adamlara olacak. sevdiği kadının yaptığı bir yanlışı affedebilen bir insan, karısını insan olarak görmektedir, anlamadığınız nokta bu, sizin aksinize. başkası tarafından kullanılan malını (!) imha eden, ya da onu bir daha kullanmayacağını söyleyen kafaya eleştirim. o kadın bir mal değilse sizin gözünüzde, sevdiğiniz, hayatı paylaştığınız bir insansa, onu elbette affedebilirsiniz. kadın ona tekrar dönmeyi istiyorsa, belki tekrar beraber olmak ister, belki de istemez; buna da kimse karışamaz, kimse kınayamaz. affetmeyebilirsiniz de, ama affetmek ya da affetmemek için, öncelikle onunla karşılıklı bir insan ilişkisi kurmuş olmanız gerekiyor.

biriyle beraberken, yani evliyken, başka birini sevmek/sevebilmek hakikatte çok doğaldır. peygamberin, evlatlığının karısı zeynep'ten hoşlandığı için çektiği vicdan azabını biliyoruz. zeynep'in zeyd ile evliyken her gün muhammed peygamberi hayal ettiğini, onunla beraber olabilmek için dua ettiğini söylediğini de biliyoruz. kendi sevgilinizin/eşinizin sizinle beraberken, -peygamber bile olsa- durmadan başka bir adamı hayal ettiğini düşünün, bu size çok çok ağır gelecektir. hele bu kafadakilere... bugün kınanan aşk-ı memnu dizisindeki aşk-ı memnu'dan çok daha yasak/memnu bir aşk var aralarında. düşünsenize, evlatlığınızın karısından hoşlanıyorsunuz. o dizideki durumdan farklı olan ise, buradaki kahramanlar, yani muhammed peygamber ve zeynep, doğru olanı yapıyorlar, zeyd'i aldatmıyorlar. ha tabii ki, peygamberin tavrı çok güzel de olsa süreç boyunca, zeynep için aynı şeyi söylemek mümkün değil. çünkü zeynep, zeyd'i durmadan aşağılayarak hayatı ona zindan ediyor. bir rivayete göre, kavga etmedikleri gün olmaz hale geliyor. zeyd'in zeynep ile olan beraberlik süreci tam anlamıyla iğrenç geçiyor.

biriyle beraberken, yani evliyken, başka birini sevmek/sevebilmek hakikatte çok doğaldır. ebu zer, başka bir kadını sevdiğini söyleyerek ayrılık teklif ediyor karısına. karısı da "tamam nafakamı ver boşanalım" diyor. ardından, kadın sahabilerin kendi aralarındaki bir toplantıda, -tabii ki hiç durmamış, hemen başka bir adamla evlenmiş-, "ebu zer bambaşkaydı, onun yeri ayrı." diyebiliyor. yani algı dünyasında, kocasının evliyken başka bir kadını sevebiliyor oluşu bir felakete, bir drama sebep olmuyor. "o o.ospu için beni terk etti!" diye abartılı, büyük tepkiler vermiyor. çünkü, insanların kendi iradeleri dışında herhangi bir şeye zorlanmasının, ki bu bir ilişki dahi olsa, manasız olduğunu yüksek ölçüde anlamış insanlar bunlar. kocasını, başka bir kadını severken, kendisine zorlamasının en başta kendisine, sonra da kocasına, sonra da aralarındaki ilişkinin bozulması sebebiyle çocuklarına zararı olacağını biliyor. ebu zer öbür kadınla yapamaz da tekrar dönerse, ve karısını da dul bulursa, tekrar evleniverirler, bunu da biliyor. kendisi de ebu zer onu bırakınca, iddetini bekleyip hemen başka bir erkek buluyor. çünkü, en az ebu zer kadar rahat bu konuda.

bu kafadaki herifler, kur'an'ın aynı insanların neden üç kez art arda ayrılıp evlenebildiğini söylediğini anlayamaz. bir insanın nasıl üç kez boşanabildiğini, sonra başka biriyle ilişkiye girip ondan boşandığında/ayrıldığında, tekrar o eski sevgilisine dönebildiğini/dinen, anlayamaz. anlam veremez. ona göre evlilik bir kez olur. büyükleri karar verirler. evlilik kutsaldır. yalnızca karşılıklı rıza ve sevgiden, bir de çocuk olursa ilişkiden haberdar olacak birkaç kişiden ibaret olan, dolayısıyla insani, dolayısıyla doğal olan güzel ilişki yoktur bunlarda. onların evliliği bir kez gerçekleşen, kendi iradesi dışında düzenlenen ve hayatı cehenneme çeviren, ama cennet olduğuna inanılan bir toplumsal sözleşmenin piyonları olmaya razı olmaktan ibarettir. 30 yaşına kadar bu yüzden eli kız eline değmez. kendisini kaskatı bir hödük yapan bu hareketiyle de övünür. el ele tutuşan genci bile kınar. seksin/cinselliğin kötü bir şey olduğunu, aşkı öldürdüğünü filan sanır. 30 yaşına kadar kimseyle beraber olmayınca, Allah'ın kendisinden razı olduğunu vehmeder (!). birbirini seven iki insanın asla ve kat'a kaçamayacağı, kaçmaması gereken, dünyanın en güzel şeyi olan sevişmeyi, yıllar boyu erteler. bu saçmalığını da Allah rızası adına yapar. kendi saçmalığına uymayan herkesi de ahlaksız, namussuz olarak yaftalar. erkeklere p.ç, kızlara o.ospu der. halbuki kendisi, sevdiği kızın ya da erkeğin arkasında duramayacak kadar korkak sıradan bir insandan ibarettir. sevdiği insanla ilişkisini ertelemesinin tek sebebi, toplumun, muhafazakar dindarın (!) ondan istediği duruma uymaktan başka bir çare akıl edememesidir. kendisi ilişki kuramıyor, kendisi sevişemiyor diye, sevişen, ilişki kuran herkes kınanası ahlaksızlar olur. katoliklikten daha zor bir nikah vardır bunların hayatında. bütün toplumun katılımıyla gerçekleşen saçmasapan bir ritüel halini alır nikah/ilişki/cinsel ilişki. üremek için yapılır. zinadan korunmak için yapılır. başka kadınlardan tahrik olunca içine boşalınacak bir karı (!) ister bunlar, yemeklerini yaptırırlar, yüzlerini bile kaparlar, çocuklarına baktırırlar. eve geldiklerinde, karşılıklı sohbet edebilecekleri, beraber yapabilecekleri bir şeyleri de yoktur. aralarındaki ilişki, toplumsal bir ilişkidir. yani doğadışıdır. yani insan dışıdır.

bunlar 8-9 adamlar beraber olmuş kadın sahabileri, 13 kadınla ilişkiye girmiş peygamberlerini, evlatlığının babasıyla sevişerek evlenebilen peygamber zevcesini, 100'ün üzerinde kadınla beraber olup (zamanın playboyu denebilecek kadar), "mıtlak" (boşayıcı) lakabı almış peygamber torununu (hasan) anlayamazlar.

kocasından yatakta iğrenmeye başladığı için kocasından boşanan kadın sahabiyi filan hatırlayınca, onların cinsellik konusundaki rahatlığını, dileyenin, dilediğiyle nikahlandığı/cinsel ilişkiye girdiği ve ayrıldığı, toplumun da insanların bu hür ilişkilerinde söz/yaptırım/baskı sahibi olmadığı o günleri hatırlayınca, bugün "karı"yı (!) mal olarak gören, o malını gözlerden ırak bir yere saklayan, o malının insanlığını bile paylaştırmayan, o malıyla hayatı paylaşmayan, o malını yatakta s.keceği, yemeğini yapacak bir köle olarak gören/görebilen ve bu malının ayrılık hakkını elinden alan dindar (!) kaba heriflerin hayatı ne kadar büyük bir cehenneme çevirdiğini daha iyi anlıyorum.

hayatı tek bir adama, tek bir kadına mahkum eden, başka bir insana hisler duyamayacağını düşünen adamlar ve kadınlar, doğalarına karşı düşündüklerinin farkına varmalılar. ki birçoğu bu doğayla barışsa, belki bu duruma düşmeyecek bile. farkındalığında olacak, olabileceklerin.

bugünün muhafazakar müslümanlarının içinde, hayatta en zor şey, dul bir kadın olmaktır. boşanmaktır/ayrılmaktır. sahabiler için bu çocuk oyuncağıymış.

bu kadin sahabi bugün olsa, kocasını artık yakışıklı bulmadığı için ayrılmak istese, bir düşünün... azgınlığından, o.ospuluğuna, yemediği laf kalmaz. ama kadın bu isteğiyle peygamber'e gittiğinde, "hiç mi tahammül edemiyorsun?" diye soruyla karşılaşıyor, "hayır ya resulullah" deyince, "e peki boşanın o halde" cevabını alıyor.

işte sona yaklaşıyor ve bu aldatan kadına geri dönüyoruz. eğer bu kadın, toplumun büyük baskısını üzerinde hissetmese, kocasından gelebilecek şiddet ve ölüm de dahil tepkilerden korkmasa, sizce kocasını aldatma gibi ağır, zor, ölümcül bir yol seçer miydi? eğer kocası, karısını kendisi kadar hür bir insan olarak görebilseydi, ve karısı kendisine başka birini sevdiği gerçeğiyle gelseydi, ve ne kadar çok üzülürse üzülsün, -ki karısını seviyorsa onun mutluluğunu isteyecektir- "yapabilecek bir şey yok karıcığım, sana karşı bir zorba olacak değilim" diyebilecek kadar anlayışlı olsa, bu kadın bunu yapar mıydı sizce?

kadın her anlamda hatalı. başkasını sevdiği takdirde ölümle burun buruna olacağı bir adamla evlenmemeliydi, ona saygı duyan, kendisine karşı dürüst olduğunda anlayış göreceği birini bulmalıydı. madem böyle biriyle evlendi, bu adamı aldatmamalıydı. "ihanet" etmemeliydi. "gizli" yapmamalıydı.

çok az erkek bu kadar anlayışlı olabilir. düşünün, baba bildiğiniz bir insanın, sizin eski sevdiğinizle/eşinizle beraber olduğunu, karınızın evliliğiniz boyunca bir başkasını sevdiğini herkese söylediğini filan düşünün. baba bildiğiniz insanın, eski karınızla cinsel ilişkiye girdiğini filan... bana göre normal, hiçbir gariplik yok. ben bundan dolayı üzülmez, bozulmaz hele hele asla sinirlenmezdim. zeyd'e göre de normalmiş. ama kadını mal olarak algılayanların algı dünyasında, malının başkası tarafından kullanılıyor oluşunun ne denli büyük bir yıkım oluşturduğunu da biliyorum. hele ki, baba bildiğiniz birinin sizin eşinizi sevmesi filan... peygamber, peygamber olmasaydı da, yanımızda yaşayıp şu olayın yine aynen faili olsaydı, bugün zeyd'in yerinde olacak/olabilecek bu yoz kafalardan biri tarafından vurulurdu, zeynep ile beraber. en iyi ihtimal dayakla ve ölüm tehdidiyle kurtulurdu. halbuki, orada öyle olmamış. sevmişler, zeynep boşanınca evlenmişler.

elbette bir kadının başkasını sevebilme ihtimali kocasının insafına bırakılmamalı da. güvence altına alınmalı bu kadının bu hakkı. kocası, kadının başkasını sevmesi sebebiyle ona bir şey yapamayacağını bilmeli. haddini bilmeli o kadına karşı.
devamını gör...
bu arada sıfat olarak ' modern koca ' denilerek dusunsel ahlaki olmayan
bir kurgusu olan baslık.

aldatmayla modern'i yanyana getirip ortaya servis ederken kendi bunyenin genisliginin farkında mısın ?
devamını gör...
silinme uzerine duzenleme ;

aldatmayla modern'i yanyana getirip ortaya servis ettiren kocadır.

bu arada ' modern koca ' diyerek kasaba kurnazlıgı ile
aynı anda cagdaslık,modernlik gibi degerleri de elestirebilmeyi
dusunsel ahlakina yedirebilen yazarın mide genisligi de carpıcıdır.



devamını gör...
başlığı okuyunca aklıma domuzun mundar, lanetli kabul edilmesinin sebeplerinden biri geldi. neymiş efendim bu sebep ? domuz denen tiksinilesi, kendi pisliğini değil sadece aynı zamanda herhangi bir sebepten ölen yavrucağını da acıkınca yiyebilen bu vahşet hayvanı, eşini kıskanmayan tek hayvan imiş. şimdi bu bağlamdan yola çıkacak olursak adı geçen modeldeki kocaları sanıyorum bilerek isteyerek belli kalıplara sokabiliriz.
devamını gör...
batı yalakalığı yüzünden boynuzlu gezmeyi kendine yedirebilen, kimilerine göre çağdaş koca.

aldatan kadına ilk seferde hemen yol verilir. özrü veya açıklaması olmaz bu işin. kadının aldatmasını hazmedilmez. boynuzlarla da ortada gezilmez. aldatan kadını affedip tekrar birlikte olanın midesi geniştir. serin kanlıdır. affetmek erkekliğin şanındandır derler ama bu noktada değil. aldatan kadın affedilmez. hemen terkedilir. kafasına sıkmak, ömür boyunca mapuslarda yatmak deliliktir. çünkü değmez bu devirde aldatan kadin için, boşa gider yıllar boyu ceza çekişin. aldatan kadın aldanır, sonucuna katlanır.

devamını gör...
hz Allah'ın affetme olasılığı varken ya da şöyle ifade edelim alemlerin rabbi eşini aldatanı asla affetmem demezken ,veya rasulallah efendimiz bu konu ile alakalı açık ve net bir yön tayin etmemişken sen kim oluyorsun da affetmem deme haklılığını kendinde görebiliyorsun.devam etmezsin olur biter ,af etmem biraz iddialı duruyor. affetmez miş ! ne olur affet la ..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar