ali bulaç

#siyaset  #özgürler 

yazılarında duygudan pek eser yoktur. sorunları madde madde sıralar ve bunlara da yine madde madde çözümlerini bildirir. matematiksel bir mantığı varıdr. abant platformuna sürekli katılan toplumsal birlikteliğe önem veren bir yazardır ve sosyologdur.
devamını gör...
güngören'de teröristler bomba patlattığı sırada metallica konserinde olan gençler için "bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler; tepindiler; kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç tapınmalar yaptılar. içtiler, bağırdılar, gürültüyü bastıran gürültü cinsinden müzikleriyle istanbul semalarından arşa yükselen çığlıkları, bedenleri parçalanan masum insanların feryatlarını bastırmaya çalıştılar." diye yazarak gönlümdeki yerini sıfıra düşürmüş yazar.

konser 21:30'da başlamış, patlama ise 22:00'de olmuştu. gençlerin patlamadan haberi nasıl olabilirdi?
devamını gör...
12 eylül döneminde çok kötü işkenceye maruz kalmış;
zaman gazetesi'nin aklı başında yazarlarından olan sosyolog.

ancak, ''metallica'' yazısında ziyadesiyle ileri gitmişti; ve fakat sadece bir iki yazısından yola çıkarak bir yazarı değerlendirmek son derece yanlıştır. ali bey'in onca kitabı var, bi okumak lazım o kitapları, yazar hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için.

devamını gör...
mardinli olmasından mütevellit kürt zannedilen yazar. gerçekte araptır. bu yanılgıya vaktin tevhid dergisinde kendisiyle yapılan röportajda değinmişti [yusuf armağan da, gerçek hayat'ta buna değinmişti] :

yüksek islam enstitüsünde çok başarılı ve sevilen bir öğrenciymiş. adını hatırlayamadığım dersin bir tanesinde ise çok daha başarılıymış ve hocası tarafından da seviliyormuş. herkes o hocanın kürsüsüne asistan olarak alınacağına kesin gözüyle bakıyormuş. neyse, bir gün hocası ali bulaç'ı çağırır '' oğlum sen tokatlıydın değil mi?'' ali bulaç, ''hayır, mardinliyim'' deyince hocası onu kürt zanneder ve de asistan olarak almaz.
devamını gör...
çağdaş kavramlar ve düzenler kitabı en ağır değil en hafif kitabıdır. yüzbinlerce satmış bir kitaptır. birbirine benzer şeylerin yazdığı diğer kitaplarına da şöyle bir bakılmalı ama o kadar.
devamını gör...
bir de kendine ait tarih felsefesi olsa idi, bal ile kaymak olurdu.

böyle bir ufku varsa da, günlük yazarlıkla bu ufkunu keşfedememiş olmalı.
edit: aslında kendisi tarih felsefesini eleştirmektedir. eleştiren bir kişiden eleştirdiği bir işi yapmasını beklemek haksızlık olur. fakat ortada tarih felsefesini eleştirmesini garip karşılamak garib olmasa gerek. kelam ilminde de doğrudan vahiyden gelen meseleler tartışılmaz ve onunla insanların dünya görüşleri ortaya çıkar, yani kelam ne kadar siyasi ise tarih felsefesi de o kadar siyasidir. islam felsefesi için de aynı şeyler söylenebilir.
hasılı: zat-sıfat birbirinin aynı mı gayrı mı demekle
theoria-historia aynı-gayrı mı demekle aynı şey olmalı
yani bir nevi araz-ayan, hüküm-vakıa, isim-müsemma ayrımlarından bir ayrımı gözetmek gibi bir şey,
eleştirmiş olması kendi sisteminde yerindedir elbette, ancak en azından ortaya -islam için tarih felsefesi olacaksa şu olabilirdi- demesini beklerdik.
cüzüllezi la yetecezza da bir zamanın akaidi idi, şimdi; fihi nazar...

son not: kendini teorisyen olarak görüyorsa, günlük teori üretmekle, yüzyılları kapsayan teori üretmek arasında ne fark var diye sormak gerekir, günlük teorisyenlik ya eyyamcılıktır, ya da önceden bağırma cesareti gösterebilenin akıllılığıdır...mikrofon onda (u: )
devamını gör...
tv'de bülent ersoy'la polemiğe girme durumunda kaldığını görünce üzüldüğüm kişi. kendisi de üzülmüştü. üzülme nedeni bülent ersoy'a cevap yetiştirememesi falan da değildi, bir insanı rencide ettiği için üzülüyordu, Allah korkusu taşıdığı için şirretlikle cevap veremiyordu. ben de üzüldüm, züğürt ağa'yı hatırladım.
konuyla ilgili gazetede yazdıkları ise bence oldukça isabetliydi, mesele eşcinselleri sevmemek meselesi değil, eşcinsellerin "herkes bizi sevmek zorunda" dayatmasını reddetmek diyordu mealen.
devamını gör...
ırak'tan gelen yeni işkence görüntülerinden sonra kendisinden özür dilediğim yazar. orta çağ zihniyetini kim temsil ediyor görmüş olduk ebu garip hapishanesinde.. rezil görüntüler.. haklı çıktın ali bulaç.. erkek mahkumlara tecavüz eden şerefsiz conileri gördük..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar