ali lidar

#edebiyat 

çok şey gördüm çok duydum çok okudum çok yeter
ağrıyan yerlerime iyi gelmez hiçbiri
gel sen sigaranı diz kapağımda söndür
serp külünü kuytuma grilere bulanayım
ruhum kraliçesi pavyona düşmüş arı kovanı
aklını kaybetmiş arıyı söyle kim sakinleştirebilir?
gel sen bana semaverde papatya çayı demle
papatyalar sadece yemek için değildir
bir demlik papatya çayı çok şeyi halledebilir.
kalbi kırık adamlarla belediye ilgilensin
düşsün zabıtalar peşine kötü yazılmış şiirlerin
gel sen bize yanına bir tomar papirüs al
kötü yaşanmış hayatlar itinayla temize çekilir.
devamını gör...
müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi
radikal fikirlerim vardı annemi ikna edemedim
annem tanısa seni kesin çok severdi
bana kalırsa seni bütün dünya çok sever
ben de seni çok severim ama şu an konu bu değil
gitmeliyim şimdilik kuşlara emanet ediyorum seni
işim var..
devamını gör...
yeraltı edebiyatının kafası güzel yazarı...bu güzel kafasını felsefe örtmeni olmasına da borçludur sanıyoruz...ferdi tayfur, müslüm gürses ve bilumum arabesk sanatçıları bile dinliyoruz sayesinde...
evet sıkı takipçisiyiz...

çok sağlam yazıları-şiirleri olmasının yanı sıra gündeme ait paylaşımlarında da ayakta alkışlanası tespitleri ve sağlam rajonları var...
rajon demişken; serbest ama bir o kadar sert tarzı sebebiyle yazılarının çoğu ortalıkta ah muhsin ünlü adıyla dolaşmaktadır ne yazık ki...


--- alıntı ---

bütün numara kelimelerde
ne güzel anlatılır istenildiğinde, kötü yaşanmış bir hayat
fiyakalı iş...
tarihi kazananlar yazar elbet
ama tarih de kaybedenleri sever.
medet umduğumuz cilalı mağlubiyetlerin gölgesine sığınarak
uydurduğumuz kişisel trajedilere yaslanıp
korkaklığımıza acı ve gizem süsü veren biz
aslında mutsuz bile değiliz..

--- alıntı ---
devamını gör...
hayat, sebep olduğu pek çok sıkıntının bedelini ödüyor aslında. ondan aldığımız çok kıymetli bir şey var. boyumuzun ölçüsü.. ölçüsüzce yaşayıp, ölçüsüzce sevip, ölçüsüzce içip, ölçüsüzce ne bok yiyeceğimizi bilemediğimiz zamanların ardından durup kendimizi ve geçmişimizi sorguladığımızda görüyoruz ki. evet, elimize vermiş hayat. boyumuzun ölçüsünü..

ali lidar
devamını gör...
geçip giden şeyler var bir de hiç geçmeyenler
düzelmez kalp iltihabı ve sancısı vesaire
yanımızda olmayanlar en çok andıklarımızsa
ne öğrendik bu hayattan? mazi kirli çamaşır sepeti
en çabuk paslanan demir neden tren rayıdır?
çünkü birileri o trene biner ve gider
ve geride kalanın ilk damla gözyaşı
rayların üstüne düşer
çünkü evrensel bir lanet çünkü gidip dönmemeler
ve bütün yarım kalmışlıkların zaruri suç ortaklığı..

(bkz: tesirsiz parçalar)
devamını gör...
"hiçbirimiz, hayalimizdeki insanın hayalindeki insan değiliz sanırım. bu geç kalışların başka açıklaması olamaz çünkü.."
devamını gör...

--- alıntı ---
"kırgın değilim hiçbirinize
dedim ya ben zaten çoğunuzu sevemedim
kim bilir belki de bu yüzden insan olmanın gereklerinin çoğunu yerine getiremedim.
öfkem aklımın bir adım önünde oldu hep
size değil sadece öfkem, en başta kendime
ödenmesi gereken ne bedel varsa peşin peşin ödeyip
aranıza karışmaktan vazgeçtim."

--- alıntı ---
devamını gör...
bu kez ben haksız değilim bu kez sen beni dinle
sana hak verip durmaktan onurumu sakatladım
çizik vidaymışım meğer sen yıldız tornavida
ne sağa dönebildim ne sola
hırpalandığımla kaldım
söyleyecek laf çok sende şöyle kafanı çevirip
yanlışlıkla baktığın kuşları bile ağlatırsın
bakma bana konuşma da kal öyle kıpırtısız
cehennemin dibinde metal şezlong kiraladım
ben gidiyorum artık kalanlara anlatırsın.
devamını gör...
--- alıntı ---

iyi şeyler düşünüp uyunmuyor. geçer diye umut edip yatılabiliyor belki ama yatmak ve uyumak arasına biraz şefkat, bir kaç güzel söz ya da asgari bir tebessüm sıkışmazsa o ara açıldıkça açılıyor. o mesafe. yatmak ve uyumak arasındaki mesafe..

--- alıntı ---
devamını gör...
az evvel paylaştığı şiiri:

parkta yazılan şiir..

bir insanın ötekini sevmesi
bu kadar zorken -içimizden geçen- bu çağda
ben kalktım seni sevdim bir anlamı olmalı
sen yokken ben hayallerinin boyu
şarap rezervine endeksli bir adamdım
vazgeçmişken içinden aşk geçen her şeyden
düşünüp geceler boyu kendimi hayatı Allahı
işin içinden çıkamayıp kendimi parka atardım
kar yağdığı zamanlar kararıp kara kara
gece parkta kim olur? gece parkta kediler
köpekler ve bir baykuş (sahi onun ne derdi var?)
içli şarkılar söyleyip içsizlere yollardım
sonra kalktın sen geldin ben de kalktım seni sevdim
seni sevdim bu zamanda kolay mı böyle bir şey?
bir dolu boşluğun sıkıntının ve kabusun
tortusundan sıyrılıp tutunarak gölgene
kalktım ben seni sevdim bir anlamı olmalı..
devamını gör...
seninle dolmuşa binmek, seninle sokaklarda dolaşmak, seninle yapılabilecek her şeyi yapmak ve yapacak başka hiçbir şey kalmadığında, sarılıp sana, huzur içinde, usul usul uyumak istiyorum. görmeliyim seni.
devamını gör...
"anne.. ben iyi değilim. neyi tuttuysam elimde kaldı. atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem.."
devamını gör...
oysa bir bilse gülüşünün kıyısına sığınıp bir ömür geçirebileceğimi..
bilse sesini her duyduğumda içimden durmaksızın bilmediğim, unutulmuş dillerde şarkılar söylediğimi..
bilse adının geçtiği her yeri ve her şeyi durup durup, incitmemek için parmaklarımın ucuyla sevdiğimi..
bir bilse özlemek kere özlemenin imkansız dayanılmazlığıyla hiçbir yere sığamayıp, kocaman gözlerine gıyabında öpücükler gönderdiğimi..
ah bir bilse onu nasıl sevdiğimi hangi kelimelerle söyleyeceğimi bilemeyip kekelediğim zamanlarda, kelimelerimin arasındaki boşluğu gözyaşlarımla süslediğimi..
devamını gör...
dün facebook adresinde, kanal d'deki rekorlar dünyası programı hakkında çok haklı bir eleştiride bulunmuş yazar.
devamını gör...
sadece 2 hafta dersime giren eski öğretmenim. geçen gün belediye otobüsünden iniyodu bi hal hatır sorayım dedim sonra lan nerden hatırlasın beni deyip yürüdüm gittim. lisedeyken bi gecede 400 sayfalık kitap bitirebildiği hakkında efsaneler dolaşırdı doğru mu bilemem. alper canıgüzü de çok seviyor gibi duruyo facebook iletilerinden bu bile onu sevmek için yeter.
devamını gör...
annem, "oğlum akşam eve erken gelir misin?" dedi. neden anne dedim, "hiç" dedi "konuşuruz biraz." içim acıdı. hemen her gün laflarız annemle, ama uzun süredir konuşmuyoruz. yani konuşur gibi konuşmuyoruz. günlük rutin seslenmeler oluyor haliyle ama anneme "anne, nasılsın?" demeyeli on yıl olmuştur en az..
sonuç : saat on ikiyi geçti ve ben hala eve gitmedim.
sonuç 2: hiçbir şey yapmadan bile annemi üzmeyi becerebilecek kadar boktan bir evladım ben..
devamını gör...
"ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum. durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar. sinemaya gitmeye, el ele tutuşmaya falan kalkarız. işin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık. küsmesi, barışması, ayrılması, bayılması... hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması."
devamını gör...
insanların hakkında yazdığı bunca şeye bakınca içimde "bu adamları nereden buluyorsunuz?" diye sorma isteği uyandıran adam.
hakkaten, siz nereden buluyorsunuz ya da nasıl oluyor da benim karşıma hiç çıkmıyor acaba. şiir sevmem pek. bunun yazdığı da şiir değil. ondan sevdim galiba.
devamını gör...
şimdi ali lidar beyi sosyal medyadan gerek kendi blogundan veya kişisel facebook sayfasından tanıyabilirsiniz. ben kendi adıma yazılan şiirleri okurken ilk başta şiirdeki kelime ahengine bakarım ve sonra hissettirdiği duygularımla ilgilenirim. ali lidar da tüm şiirlerinde olmasa da birkaç şiirinde bana hoş duygular hissettirmiştir. fakat bir insanı tanıdıktan sonra ortaya çıkardığı eserlerle bir uyum beklentisi içine girersiniz. ( en azından ben o beklentilerdeyim) bu yüzden sabahtan akşama kadar işsiz işsiz pc başında hem öğretmen olup hem de rakı balık hallerini öğrencilerle paylaşmasını pek etik bulmuyorum ve yazdığı şiirler aslında yazmak için yazılmış olduğunun farkına varıyorum.
çünkü şiir yazmak bir derttir, derdi olanlar şiir yazar. ister gizli ister açık derdiniz olsun ''rakı with me'' şeklinde fotoğraf paylaşılıyorsa senin asıl derdinin aslında alkolü mayalayan bakteri kadar olduğunu gözler önüne serersin. o yüzden ali lidar ya öğretmenliği bıraksın ya da şiiri bıraksın ya da komple herşeyi bıraksın birasıyla takılsın, kelimeler temiz kalsın!
devamını gör...
--- alıntı ---

kürdistan dememiş oğlum adam kurdistan demiş kurtlar diyarı manasında. ne fenasınız lan siz de hemen şey yapıyorsunuz!

--- alıntı ---

* *
devamını gör...
--- alıntı ---

bir bilse onun benim için ne demek olduğunu ve onu göremiyor olmamın varlığının büyüsünü hiç ama hiç bozamayacağını..
bir bilse en onun ufak can sıkıntısının bile beni tırnaklarıma kadar ağrıttığını..
bilse bütün bunları..
bilse.. sever mi o da beni?

--- alıntı ---
devamını gör...

--- alıntı ---

ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..


ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..


ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..

--- alıntı ---
devamını gör...
kitap çıkaracağı günü heyecanla beklediğim yazar, şairdir.
devamını gör...
iyi yazar güzel yazar. arada söver de. nedense muhafazakar takipçileri bu sövüşlere kayıtsızdır ama bir cem yılmaz gösterisi onlar için çok edepsizdir. işte ben buna kızıyorum bak yoksa sen hobi olarak muhafazakarsın biliyorum onu ben.
devamını gör...
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..

edit : şairi berbat orası ayrı.
devamını gör...
mükerrer oyunları taltif zannedip
iyi sonuçlar çıkartmanın ustasıyım ben
sevdiğim ihtimalleri sevmediğim gerçeklere
tercih etmeyi
altı yaşımda öğrendim, komşumuzun atı ölmüştü
komşumuzun atı vardı bir düşünsenize
komşumuzun atı vardı sonra ölmüştü
ağlarken ben, ardiye artığı hasta kütüğün üstünde
babam geldi yanıma, eğildi ve fısıldadı kulağıma
ilk o zaman duydum cennet denen yerin varlığını
atları da alırlarmış babam diyorsa doğrudur
o gün bu gündür, ne zaman gözlerim yaşarsa
kulağımı uzatırım, biri bir şeyler fısıldasın diye
çekip gitmek istediğim onlarca gecenin hepsinde
eğilir kulağıma uzaktaki bir melek
bekle der bana, duyarım, geçecek hepsi bekle
usul usul beklerim, bilirim geçecek hepsi
geçecek elbet hepsi, geçecek geçmesine de
bir de uykum gelse..
devamını gör...
kesinlikle samimi bir yazar. her şeyden öte bu bile yeter onu sevmeye. eskişehir anadolu lisesi'nde felsefe öğretmeni. küçük prense tutkun. farklı dillerdeki küçük prensleri topluyor kendisi. yazdıklarında kendinizi bulursunuz. ot dergisinde düzenli olarak yazıyor. benim için adamın dibidir. bu da en sevdiğim şiiri.

alengirli şiir..

ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..

ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..

ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
devamını gör...
"ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil.
nükleer denemeler, kyoto sözleşmesi, küresel ısınma falan..."

(bkz: ali lidar)

bu abi, çok büyük bir şair. bak bunu buraya yazıyorum!...
devamını gör...
iyi soyadı, kötü şiir. aslında baba tarafından şair olmak için golluk pas almış bu soyadla. ama burak yılmaz tipi yan ağlara takılmış. ee olmayınca olmuyor...
devamını gör...
şair müsveddesi. her şey şiir değildir. bir şeyin kafiyesiz olması onun şiir olmasına engel değil, fakat bu durumda eğer kafiye yoksa bol imge ve bol anlam olmalıdır. e bu adamın şiirinde ne kafiye var ne imge? düzyazıdan ne farkı var o zaman?
kardeşim şiirin de bir raconu var, bu adama şair demek ismet özele sezai karakoç'a hakarettir.
devamını gör...
şair müsveddesi. her şey şiir değildir. bir şeyin kafiyesiz olması onun şiir olmasına engel değil, fakat bu durumda eğer kafiye yoksa bol imge ve bol anlam olmalıdır. e bu adamın şiirinde ne kafiye var ne imge? düzyazıdan ne farkı var o zaman?
kardeşim şiirin de bir raconu var, bu adama şair demek ismet özele sezai karakoç'a hakarettir. haa bu iki üstadın şiirlerinde de kafiye yok ama adamlar öyle cümleler kuruyorlar ki şaşırıp kalıyorsun.

ali lidarın şiirlerini ilkokul çocuğu bile yazabilir iddia ediyorum.
devamını gör...
kendisi şair olduğunu iddia etmediği halde -kime neyin battığı bilinmiyor- hakkında harala gürele kritik yapılan kişidir. ve de şiirin hala rasyonel ölçütlerle belirlendiğini zanneden edebiyat meraklılarına malzeme olmuştur.

şiir, yeri akılla saptanamayandır.
- bir dost

(bkz: böyle olmaz)
devamını gör...
özellikle necip fazıl'ın reis bey eserindeki diyalogları şiirine yansıttığı gördüğüm yazar. intihal mi dersin nazire mi orasına karışmıyorum.

mesela; reis bey'den : -affet beni dadı, sen affet ki Allah da affetsin.. / ali lidar'dan: "hem sen affedersen, belki Allah da affeder.."

yine reis bey'den: ağlayabilseydin, anlayabilirdin reis bey.
ali lidar'dan: ağlamak, anlamaktır.

şairin yeteneksizliği ile ilgili bir tespit değil bu. zira cemal süreyya, haşim'den; nazım hikmet, şekspır'dan biçim veya cümle araklayıp şiir yazıyorsa, bırakalım günümüz şairi ali lidar da bir şeyleri intihal etsin..
devamını gör...
--- alıntı ---


çirkinsiniz! herkese yolladığınız samimiyetsiz toplu kutlama sms’leriniz kadar çirkinsiniz. mütemadiyen örnek aldığınızı söylediğiniz peygamberimizin fitne kuyusu amcası ebu leheb kadar çirkinsiniz, dünya güzeli ağaçları kesip kesip genişlettiğiniz yollar kadar çirkinsiniz, kutularda istifli paralar kadar çirkinsiniz, törenlerde plaket verdiğiniz iş adamları kadar çirkinsiniz, gözlerinizden akan, gözlerinizi bürüyen, hırs gibi, kin gibi, öfke gibi çirkinsiniz…

bizse güzeliz. memleket kadar güzeliz. tek bir yaprağını bile incitmeye kıyamayacağımız ağaçlarımız kadar güzeliz. meydanlarda yuhlatılan annelerimizin gözyaşları kadar güzeliz. her gece cam kenarına tüneyip babasının eve dönmesini bekleyen soma’lı maden işçisinin oğlu seyit ahmet kadar güzeliz. Allah’tan sizin için bile mağfiret dileyecek kadar, hidayet dileyecek kadar güzeliz. siz sizden olmayanı öldürmek isteyecek kadar çirkinsiniz, biz sizinle birlikte, hep birlikte kardeş kardeş yaşamaktan başka hiçbir şey istemeyecek kadar güzeliz…


er ya da geç saracak güzellik çirkinliği. kucaklayacak. o zaman kuracağımız o güzel kardeşlik sofrasına sizi de buyur edecek kadar güzeliz biz.

--- alıntı ---
devamını gör...
neden besiktas'li oldugunu soyle anlatir:

--- alıntı ---

"beşiktaş'lı oluşumun hikayesi bir tür çaresizlik ve yokluk hikayesidir. beş altı yaşlarındayım. yıldıztepe mahallesinde oturuyoruz. evimizin tam karşısında geniş bir arsa var. mahallenin çocuklarıyla beraber sabahtan akşama kadar it gibi top koşturuyoruz. takım falan tutmuyorum henüz ama kırmızıyı çok sevdiğimden galatasaray'a yakın gibiyim..
kahvaltı sonrası kendimi arsaya attığım her zamanki günlerden bir gün. bir kaç arkadaş bekliyor zaten. birlikte minyatür kale maç yapmaya başlıyoruz. bir süre sonra yanımıza geliyorlar sırıta sırıta. şimdi isimlerini bile anımsamadığım iki kardeş. sırtlarında pırıl pırıl galatasaray formaları. babaları almancı, izne gelirken almış hediye diye. nasıl da güzeller. o güne kadar ne benim ne de diğer çocukların forması olmamıştı hiç. geberiyoruz kıskançlıktan. resmen geberiyoruz. devam ediyoruz bir süre sonra maça ama kimsenin oyunla alakası kalmamış. herkesin aklı formalarda. bırakıyoruz maçı. ben fazla dayanamayıp koşarak eve gidiyorum. babam işte. annem evde. soluk soluğayım. annee diyorum, anne n'olur bana forma alalım. gülüyor annem önce. ısrarımı görünce de bağırmaya başlıyor. para nerde diyor, kardeşinin g*tüne bez alamıyoruz sen forma derdindesin. sahi ya lan. bizim paramız yok ki. zaten ben bildim bileli hiç olmadı ki paramız. neyse.. çekiliyorum bir köşeye burnumu çeke çeke ağlıyorum. annem kapı aralığından bana bakıyor. iyice abartıyorum ağlamayı. annem yan odaya geçiyor. takır tukur sesler. hiç dışarı çıkasım yok. ağlamayı da kestim. mal mal oturuyorum. annem sesleniyor. isteksizce yanına gidiyorum. bir şey uzatıyor bana. eski siyah tişörtümün üzerine beyaz atlet parçaları dikip forma yapmış. arkasına da 7 rakamı dikmiş. anne diyorum bu beşiktaş forması. ben galatasaray istiyorum. olsun oğlum diyor bu daha güzel. hem bak 7 numara bu feyyaz'ın forması. forma bir şeye benzemiyor aslında. alelacele çocuk avutmak için yapılmış uyduruk bir şey. ama annem o kadar güzel gülüyor ki. o dakika karar veriyorum. ben artık beşiktaş'lıyım..
velhasıl neden beşiktaş sorusunu duyduğumda sallama cevaplar verirdim.bugüne kadar. ilk kez itiraf ediyorum. beşiktaş'lıyım çünkü paramız yoktu. beşiktaş'lıyım çünkü kırmızı tişörtüm yoktu. beşiktaş'lıyım çünkü o gün annem bana çok güzel gülüyordu.."

--- alıntı ---
devamını gör...
bu satırları da güzeldir.

“gençtim,

bilmiyordum o zamanlar,

gitmeye yeltenmenin gitmek demek olmadığını…”
devamını gör...
--- alıntı ---

ömrüm şimdi ilk kez gittiğim bir şehrin
kamil koç bekleme salonunun televizyonundan
otobüs geldiğinde yarım kalacağını bile bile
izlediğim bir film.

nasıl da dışardan bakıyorum kendime
nasıl da yabancı
nasıl da tedirgin
sanki girmediğim mücadeleleri bile
kaybettim
oysa böyle konuşmamıştık Allah’la.

hayatı tasolarımdan ve babamın azarlarından
ibaret sandığım çocukluğumdan
bir futbolcu çıkartması kadar bile iz yok ne yazık.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar