Allah geleceği bilir ama belirlemez

şöyle bir rivayet hatırlıyorum.

peygamberimizi kader mevzusunda kendince zor duruma düşürmek isteyen birisi elinde bir elma ile gelerek; “bu elma benim nasibim mi?” diye sorunca, peygamberimiz, “yersen nasibindir, yemezsen değildir" der.
devamını gör...
saçmalık. ilk başta böyle uzaktan uzaktan bakınca, baya mantıklı geliyor. şu deistlerin tanrı anlayışıyla birlikte düşününce... başka işiniz mi yok lan!
devamını gör...
kesin olan bir şey var ki insanın özellikle iyiye ve kötüye yönelme iradesi çok önemli. elma rivayeti mesela, üzümlüsü de var, hz.ali'ye, cafer-i sadık'a atfeden de (bu konuda uyaran arkadaşımıza müteşekkirim) ki elmayı yemek ya da yememeyi tamamen irade de kuşatmıyor. yemek niyetindeyse de yiyemeyebilir bir an içinde. iradesini çabasına bağlı kılmak öncelikle iyilik ve kötülük bağlamında değerlendirilmesi anlamına geliyor bana. sonra çalışmanın ehemmiyeti ve buna göre karşılığının olacağı. kader konusunda iradenin öneminde birleşmek ama cüzi iradenin yüzdeyüz belirleyici olmadığını, Allah tarafından önceden bilinip bilinmemesinin önce, sonra gibi zamansal düzlemde insan tasavvuruna indirgenmek için kavramsallaştırıldığını düşünmemiz gerekiyor sanırım. sonuçta eylem değil, niyet, düşünce, kalp gibi zahiren bilinemeyecekleri bilen bir külli irade var. yeryüzünde her hareketin zincirleme birbirini etkilediğini düşündüğümüzde bir şeyin olup olmaması da sadece o kişiyi ya da zannedilen kişileri değil daha kapsamlı sonuçları olduğunu, zincirler arasındaki ayrıntılara kadar adalet, merhamet dengesinde gözetildiğini, dünya ve içindekileri düşünerek varılacak her sonucun yarım olduğunu, nihai olarak ahiretle birlikte taşların yerine oturacağını da düşünmemiz gerekiyor.
devamını gör...
musa asayla denizi yardı diyor, ibrahim ateşe atıldı da ateş serinlik oldu diyor. isa ölüyü diriltti diyor, namaz ve dua ile Allah'tan isteyin diyor. daha nasıl geleceği belirleyecek arkadaş? okuduğunuzun anlamını idrak etmekten acizsiniz.
devamını gör...
valla kendi kendime bunun hakkında daha öncede düşünmüştüm. bayağı bir yolda katettim. ama bir yerde tıkanıyorum. aşağıda tıkandığım yere kadar olan ki bölümü bırakıyorum. burada önce alttakileri yazdım tıkanınca şimdi buradaki yazıyı yazıyorum.

bu iki fikri birleştireyim mi size? olay biraz külli irade cüzi irade ayrımına giriyor. her ne kadar arkadaş ortamlarında cüzi irade vardır desem de, sözlüğe sırrımı açıklıyorum: bende sadece külli iradenin var olduğunu düşünüyorum.
şimdi adım adım gidelim:
herkesin birer iradesi olduğunu kabul ediyoruz. gelecek bu iradelerin etkileşimiyle ortaya çıkıyor esasında. şimdi soru şu irademizi biz mi belirliyoruz, yoksa Allah bizim o şekilde ya da bu şekilde bir irade göstermemizi içimizde yaratıyor mu yani seçenekler Allahtan gelen birşey tarafından mı seçiliyor. yoksa biz kendi kendimimize mi seçiyoruz. eğer birincisi ise Allah geleceği bilir ama irademize de hükmettiği için aynı zamanda belirler de. bence ondan geliyor. o bizim böyle istememizi istediği için biz böyle istiyoruz. ve böylece gelecek oluyor. istememize müsade eden, müsade etmeyedebilir. burada bir türbülansa giriyoruz. eğer o bizim istememizi mümkün kılıyorsa, o zaman neden herkes iyiyi istemiyor. kötülüklerin kaynağı nerden geliyor?işte burada tıkanıyorum sanırım başlangıç noktam yanlış.
devamını gör...
mevzu hep şu "serbest irade" konusundan çıkıyor aslında .

oysa bak şimdi, bir yer, büyük bir nokta, diğer detayları önemsiz kılan bir nokta kaçırılıyor: günah işlemek "kaderinse" azabını görmek de "kaderindendir". bu noktada geleceğin "belirlenip" belirlenmediğinin (?) bir önemi kalmaz özüne inerseniz.

daha da açmak gerekirse:

mülk onun olduğu için, senin işleyeceğin günahların/sevapların ve bunların sonuçlarının " full senin kontrolünde" yahut "önceden belirlenmiş" olup olmaması pek de önem arzetmez işin en detayında. "kaderin azapsa azaptır, ödülse ödül, yahut ne ise ne". hatta özüne inersen senin "ruhun" esasen bir gözlemleme/şahit olma aracı sadece, bir yerde görevi o, bir yerde imtihanın özünde de bu var. ama o kadar derine inme, kaldıramayabilirsin muhtemeldir.

hasılı, en nihayetinde sen onun mülküsün olm, sıkıntı nerede de bu kadar "rasyonalize etmeye" çalışıyon başına gelecekleri?

o yüzden "doğru doğru saca gidelim de, ekmek olmayı sonra düşünürüz..."
devamını gör...
şöyleki Allahın ilim seviyesinin yüceliği onun yokluktan varlığı çıkartırken bile başından sonuna her olaya derinlemesine nufüz eder ve bilir. bizim tercihlerimizide bilir. bizdeki potansiyelide bilir. ama bu sıfır bir dokunmamazlık değildir. koşulların yaratılışı ki biz buna imtihan diyoruz.bir nevi yönlendirmedir. bir film senaristi düşünün filmi yazıyor ve karakterin başına belirlenen yolda olaylar gelmeye başlıyor senarist hem karakteri hem oyuncuyu üstelik sonucu biliyor yani sonuca mğdahale etmiş oluyor. karakter seçimini yaparken hürdür ama başlangıç noktası kaderdir. kader seçim demek değildir. ayette de dediğigivi kader ler bizim boynumuza dolanmıştır. rota ezeldem bellidir amaç bizim gemiyi bu suda nasıl kullandığımızdır. ya sonunu görsün ya yasak karasularına geçersin yada fırtınalı olsada dopru yoldan gidersin. Allah senin seçecğin yoluda davranışınıda bilir ama hareketlerini sana bırakır.anne baba ulus seçimi tamamen kaderdir. bunlar şans değildir yada bizim tercihimiz değildir bu Allahın bellirlediği yönde başlangıç çizgimizdir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar