yol verirse ölecek hastalığı

hem kendini hem karşısındakini tehlikeye atan hastalıktır.
mesela bunların bir tanesi şöyledir.
kavşağa yaklaşırken sağa veya sola yaklaşman gerekir.
sinyalini verirsin, yan aynadan bakarsın, arkadaki aracın zaten yetişme ihtimali yoktur.
insan olanın yapması gereken size yol vermektir. frene basmasına bile gerek yok, hiç gasa basmasa zaten yapması gerekeni yapmış olacaktır. fakat o ne yapar? sizin sinyali görünce gazı kökler. hani sizi korkutacak ya, gaza yapışır.
be aklı kıt adam, ya senin şeride geçicem ya da refüje toslayacam. diyelim bana yetiştin, yüzde 50 ihtimalle senin şeride geçip kaza yapıcam o zaman. hatta biraz akıl varsa refüje çarpacağıma sana çarpmayı tercih ederim.
bu beyinsizliğin sebebi nedir?
yok ama ne olur, gaza bassa da size yetişemez. i̇şte şöyle paran çok olacak. kıracaksın adamın önüne, basacaksın frene. adam arkadan toslayıp tüm cezayı ona yıkacaksın. yine de insan kıyamıyor i̇şte.

askerliğini yapmış olup da askerlik anısı anlatmayan erkek

Erkeklerin hayatları boyunca anlatabilecekleri 3 önemli anıdan birisidir. Sünnet, askerlik ve düğün anıları dışında anlatacağı bir şey olmayan erkekler genellikle askerlik anılarının üzerinde daha bi yoğunlaşırlar. Bazıları bu durumu öyle bir abartır ki, askerliği boyunca patates soğan adamı gözünüzde rambo gibi candırmanıza sebep olur.

(bkz: biz de abarttık ama kekini kabarttık)

Rasim kaan aytoğu

Günahı boynuna falan da cem küçük yüzünden okka altına gitmiştir. Cem Küçük'ün, Sedat Peker'in 'blöf yaptığı' ve 'elinde önemli şeyler olmadığı' iddiası üzerine ifsalandi. Ulan jem hiç mi akıllanmadınız bu adamın boş atar gibi bir hali mi var.

torun ötmez borun

askerlik vazifemi ifa ettiğim çarli birliğinde değişik tipler gördüm. iki tane amca vardı. adamlar kırış kırış ciltleri ve elleri ile, tamamen beyazlamış saçları ile bizim bölükteydiler. bunlara koğuş dahil, hiçbir nöbet yazılmaz, iş yaptırılmaz, eğitim ve spor alanına götürülmez, kazandan düşülmez ama yat içtiması dışında, içtimaya bile alınmazlardı. biri hollanda'da uyuşturucudan yıllarca hapis yattıktan sonra, türkiye'ye iade edilmiş, edildiği gibi de silah altına alınmış bir adamdı. öteki ise türkiye'de bir cinayet işlemiş, yıllaca yattıktan sonra, hapishane günleri biter bitmez, askere alınmış bir adamdı. bu cinayet işlemiş olan amcanın durumu ilginçti. kendisi bizim bölüğe gelmeden bir iki gün önce torunu, torunu derken, öz torunu, oğlunun oğlu, bizim bölükten terhis olarak ayrılmıştı. adama torununun yattığı ranzayı vermişlerdi. kıdemli kaşar askerler, sürekli takılırdı bu adama, "torun şafak kaç", "torun ötmez borun" derlerdi. yahu adamın bir gözü toprağa bakıyor, torunu ile yaşıt çocuklar kendisine torun diye hitap ediyordu. yani çarli birliği çok sıkı bir askeri birimdi.

Karadeniz Kızı

Değme erkeğe taş çıkaracak kızlardır. Hani tamam ben hatuncuyum, uysalım ama karadeniz kızlarından daha bi çekinirim. Ancak çoğunun sert mizacının altında yumuşacık kalpleri vardır. Yani tanıdıklarım öyle. Yine de dikkat, tersleri pis olur. *