andrei tarkovsky

#özgürler 

sovyet rusya'sının ve dünya sinemasının en nadide yönetmenlerinden. filmlerinde kendi iç dünyasını kullanarak alegorik bir üslupla tanrıyı aramaktadır. sinemasının sui generis bir tarzı vardır, bir çoklarına aşŸırı derecede sıkıcı gelir ve sıkılanlar bu adamı beğŸenenleri "entel" olmakla suçlarlar*.
devamını gör...
alegorik üslub kullanmadığını ısrarla belirtir.hatta sembolizmden nefret ettiğini,filmlerde herşey'i açık açık anlattığını söyler.buna rağmen stalker ve offret bol metafor barındırıran filmlerdindendir.zerkola'ya gelince annesinin hikayesini anlattığı,kendi hatıralarını canlandırmaya çalıştığı bu filmde,bazı yerleri kendisinin bile anlamadığını söylemiştir ki yönetmeninin anlamadığı filmden zaten ben de bir şey anlamamıştım.*
devamını gör...
stalker'ın yönetmeni, rus dehası, sinemanın muhteşem evladı. dünya sinemasının gelmiş geçmiş en iyi filmi olan stalker'ı izlememizin ve ardından üç gün kendimizi kaybetmemizin nedeni. ömrü hollywood süprüntülerini izlemekle geçmiş, beğeni algısının ırzına geçilmiş seyircinin anlamakta zorlandığı sinemacı. hayır hayır, filozof.
devamını gör...
bu dünyadan hiçbir şey yapmadan göçüp gitmek o kadar kolay ki..
ve benim yapmak istediğim o kadar çok şey var ki..

güzel kelam sahibi rus yönetmen.

hayatı:

4 nisan 1932 tarihinde, şu anda beyaz rusya sınırları içindeki ıvanono'nun zavraje bölgesinde doğdu.

sergei eisenstein'den sonra adı en çok duyulan rus sinemacılardan biri olan andrei tarkovsky ( ünlü şair arseniy tarkovsky'nin oğlu ), vgık sovyet film okulu'na girmeden önce müzik ve arapça eğitimi aldı. uluslararası sinema arenasında, ilk uzun metrajlı yapımı olan ıvanovo detstvo ( ivan'ın çocukluğu - 1962) ile dikkatleri üzerine çekti ve venedik film festivali`nde büyük ödül kazandı. on iki yaşında bir casusun hikayesini anlatan bu ödüllü film, ikinci yapımı için otoritelerde büyük bir beklenti oluşturdu.

ikinci filmi andrei rublyov ( andrey rublev - 1969 ), 1971 yılına kadar sovyet yetkililerce yasaklanmış olarak kaldı. cannes film festivali dahilinde, ödül almaması için kasıtlı olarak festivalin son günü sabah saat 4:00'de gösterilmesine rağmen bir ödül kazanmayı başardı. 1972 yılında gelen, ünlü bilim kurgu yazarı stanislav lem'in aynı adlı romanından uyarlanan solyaris (solaris), stanley kubrick'in 2001: bir uzay destanına sovyetlerin cevabı olarak görüldü ancak tarkovsky bunu hiçbir zaman kabul etmedi. solaris gezegeninin yörüngesindeki bir uzay istasyonunda yaşanan doğa üstü olayların ve insanların hayalleri ve vicdan muhasebeleri üzerine derin bir gerilim-bilim kurgu filmi olan solaris, diğer yapıtlarına göre daha rahat bir şekilde seyirciyle buluştu ancak 1975 yılında çektiği zerkalo ( ayna ) ile tekrar resmi engellere takıldı. tarkovsky'nin kendi çocukluğundan kalma bazı anıları ile, kırklı yaşların sonundaki bir adamın çocukluğu, annesi ve savaş ile ilgili anılarında sovyet halkına farklı bir bakış açısı sunan bu film yine pek çok resmi otorite tarafından yasaklanması gereken bir film olarak görüldü.

bir sonraki film stalker ( iz sürücü - 1979), ilk versiyonun bir laboratuar kazası ile ile yok olmasından sonra, çok düşük bir bütçe ile yeniden çekilmek zorunda kaldı. tarkovsky sinemasının belirgin özelliklerinden olan ağır ve uzun planların, özenli kompozisyonların, derin anlamlar içeren diyalogların en güzel şekilde kullanıldığı bu filmi takip eden ve resmi makamların izni ile italya'da çekilen nostalghia (nostalji - 1983) andrei tarkovsky'nin sıla özlemini dışa vurduğu ve sürgünde çevirdiği ilk filmidir. son filmi offret (kurban - 1986)'in çekimlerini isveç'te, ıngmar bergman'ın ekibi ile tamamladı. aynı sene cannes film festivali'nde tam dört ödül alarak festivale damgasını vurdu. 28 aralık 1986 tarihinde, paris'te akciğer kanseri sebebiyle hayata veda etti.

(alıntı)
devamını gör...
itiraf ediyorum, üniversitede okurken entel görünme adına bulduğum tüm filmlerini izlemeye başladım bu adamın. başladım diyorum çünkü çoğunu bitiremedim. anlayamadım tarkovsky sinemasını, itiraf ediyorum. şiirselliğini içselleştiremedim, tarkovsky'yi anlayanların karşısında da ezildim her zaman...

ama bir ara sanırım bülent somay'ın bir makalesindeki alıntısı sebebiyle tarkovsky'nin zaman zaman içinde isimli kitabı ile tanışıp muhtemelen piyasaki son iki adedini araya araya buldum.

demem o ki ağalar, tarkovsky iyi yönetmen midir bilemedim ama kaleminden damlayanları koklayan biri olarak hakkaten çok kafa bir adam olduğuna kanii oldum, kendisi ile bir sigara içimi karşılıklı susmayı ne çok isterdim.
devamını gör...
önce kendi ağzından sevdiği yönetmenleri dinleyelim:



sonra genç yönetmenlere tavsiyeleri gelsin:



ve sinema tarihinin en unutulmaz anlarından biri. 1983 cannes film festivali ödül töreni. en iyi yönetmen ödülünün sunumunu orson welles yapıyor. bu ödülü paylaşmak içinse sahneye robert bresson ve andrey tarkovski çıkıyor. üç nev-i şahsına münhasır sanatçı ve harika bir görüntü:

devamını gör...
amerikan sinemasının bildik senaryolarından bıkmış sinemaseverlere tavsiye edilecek filmledir.lakin yönetmenin filmleri felsefe yoğunlukludur.örneğin bir sahnesinde oğluyla sohbet ederken adm ; bilimin yararlı oluşundan bahseder sonra der ki:bilim getirdiği yarar kadar bi sürü sorun da getirdi .hele bi sahnede atom bombasını icat eden bilim adamını insanlığını sorgular.(bkz: birden fazla izlenmesi gereken filmler).filmer çooooookkk uzundur.günlük rutin yaşam hissini uyandırır izleyicide.yönetmenin hiç acelesi yok gibidir.(yaşam gibi monoton.)
not:bu iki örnek ;(bkz: stalker)ve (bkz:offret ).
devamını gör...
andrey rubylov

hayatımın filmi. favorilerim arasında ilk beşte. iyi bir sinema izleyicisi olduğunu savunan kişi "onu izlemedim ben ya" dediği zaman o kişinin alnını karışlarım.

bir sanatçı ve sanat eseriyle ilgili entrydeki üslup şaşırtıcı gelebilir. fakat yerinde küfür belagattendir inancındayım.
devamını gör...
içimde hangi atam konuşuyor?
hem aklımda hem de bedenimde aynı anda ayrılamam.
bu yüzden tek kişi olamıyorum.
kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
fazla büyük usta kalmadı.
zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
kalbin yolları gölegelerle kaplanmış.
yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
okul duvarları, asfalt ve refah reklamlarının uzun kanalizasyon boruları ile dolu
beyinlere böceklerin vızıltıları girmeli.
her birimizin gözlerini ve kulaklarını büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
yapmamamızın bir önemi yok!
o isteği beslemeliyiz ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz sınırsız bir çarşaf gibi.
dünyanın ilerlemesini istiyorsanız el ele vermeliyiz.
sözüm ona sağlıklıları sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
siz sağlıklı olanlar!
sağlığınız ne anlama gelir?
insanoğlunun bütün gözleri, içine daldığımız çukura bakıyor.
özgürlük faydasızdır eğer gözlerimizin içine bakmaya yemeye, içmeye ve bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler sözüm ona sağlıklı olanlardır.
insanoğlu dinle!
senin içinde su, ateş ve sonra kül ve külün içindeki kemikler.
kemikler ve küller!
gerçekliğin içinde veya hayalimde değilken, ben neredeyim?
işte yeni anlaşmam:
geceleri güneşli olmalı ve ağustos'ta karlı.
büyük şeyler sona erer küçük şeyler baki kalır.
toplum böylesine parçalanmaktansa yeniden bir araya gelmeli.
sadece doğaya bak ve hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz yanlış tarafa döndüğün noktaya.
hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz suları kirletmeden.
deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa ne biçim bir dünyadır burası!
åžimdi müzik
müzik!
bunu unutmuştum.
anne!
başının etrafında dolaşan ve sen güldükçe berraklaşan o hafif şey havaymış.

andrei tarkovski-nostalgia
devamını gör...
" ayna " filminde kendi çocukluğundan esinlenmiş galiba...benim için önemli olan filmi: " kurban " ...filmin başındaki 15 dakikalık sahne belki de sinema tarihinin en iyi "giriş"lerinden...
devamını gör...
o kadar yavaştır ki filmleri sıkılmanız gerekir ama o kadar gerçektir ki her sahne filmi izlemez içinde yaşarsınız. sanki senaryo yoktur öncesi sonrası yoktur o an siz senaryolarla kıstlanmış ama aşırı hızlı zamanlara yayılmış bir filmi değil de odanızda yaşanan bir gerçekliği izlersiniz.
devamını gör...
"bugünün dünyasında insanlar her şeyin karşılığını almak istiyorlar. bunun kelimesi kelimesine maddã® bir karşılık olması gerekmiyor. ahlâklı bir davranış gösteren kişi de 'ahlâklı' olarak tanınmak istiyor. modern insanın bakışaçısı bu"

tesbitinin sahibi, derin adam. ellerinden öperim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar