anka kuşu

rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan simurg anka, bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. kuşlar simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da simurg'u bekler dururlarmış. ne var ki, simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü simurg'un kanadından bir tüy bulmuş.

simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler. ancak simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan kaf dağının tepesindeymiş. oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.yorulanlar ve düşenler olmuş.önce bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış; baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kil bataklığını. yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. altıncı vadi "şaşkınlık", yedinci vadi "yokoluş" vadisiymiş. kaf dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.simurg'un yuvasını bulunca öğrenmişler ki "simurg anka", "otuz kuş" demekmiş. onların hepsi simurg'mus. her biri de "simurg"muş...
devamını gör...
mantık-ut tayr(kuş dilinden masallar) kitabı iranlı sufi şair ferã®düddã®n-i attâr tarafından kaleme alınmış bir manzum eserdir.kuşlar biraraya gelip her ülkenin padişahı olduğu kendi ülkelerinin de bir padişahı olması gerektiğini tartışırlar. daha sonra içlerinde en bilge görülen hüdhüd onlara padişahlarının ancak ve ancak simurg(anka kuåžu) kuşu olduğunu aktarır

bu nokta ile birlikte hüdhüd hikâye içerisinde önemli bir semboldür ve giriş kısmında kuş topluluğundaki hüdhüd şu şekilde betimlenir:

"sırtında tarikat elbisesi, başında ise hakikat tacı vardı."
eserde tanrı'yı sembolize eden simurg kuşuna yapılan betimlemelerden biri ise şudur:

"kuşkusuz bizim de bir padişahımız vardır. o da kaf dağı'nın ardındadır."
"adı simurg'dur, kuşların padişahıdır. o bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız."
buradan sonra yol hazırlığı içerisindeki kuşlar tek tek tanıtılır fakat öncelikle simurg'u daha detaylıca tarif eden bir bölüm yer alır. sonrasında farklı kuşların hikâyeleri anlatılır ve her bir kuşla bir zaaf veya özellik ilişkilendirilir. böylece o zaafın veya özelliğin tasavvuf bağlamındaki yerine değinilir. örneğin papağanın hikâyesinde papağan kendisinin simurg'un dergâhına varacak takati olmadığını belirtir ve tek arzusunun içmekte olduğu ab-ı hayat olduğunu dile getirir. hüdhüd ise canını önemsemenin yanlışlığı ile ilgili bir cevap verir ve canın canana feda etmek için olduğundan bahseder. kitabın tek tek kuşlardan bahseden bu bölümünden itibaren anlatımda aralara bahsi geçen özellik, kavram veya genel olarak konu hakkında çeşitli hikâyeler, kıssalar anlatılır. bu kıssaların bir kısmı tarihte yaşamış önemli kimselere atfedilir veya içlerinde karakter olarak bu kişileri barındırır.

kuşların tek tek gelip kendilerine dair konuşmalarından ve bunlardan çeşitli özelliklerin tasavvufã® tahlilinin yapılmasından sonra kuşlar hüdhüd'e başka sorular yöneltirler. cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar. fakat bu konuşmanın ardından bahane getirmeye başlarlar. hüdhüd tek tek bahaneleri cevaplar. bahanelerin sonunda bir kuşun yolu anlatmasını istemesi üzerine hüdhüd simurg'a ulaşmak için gidilecek yolu anlatır; aşılması gerekilen yedi vadi vardır, hepsi de çetindir. vadilerin adları sırasıyla: talep, aşk, marifet, istiğna (ihtiyaçsızlık), tevhid, hayret, son olarak da fakr ve fena'dır. hüdhüd bu vadilerin her birini anlatır, daha sonra etkilenen kuşlar yola koyulurlar. binlerce kuş olarak çıktıkları yoldan sadece otuzu simurg'un dergâhına varabilir. sonunda simurg'u gördüklerinde ise simurg'un kendileri olduğunu fark ederler; dergâh aslında bir aynadan ibarettir. bu eserde şöyle açıklanır:

"o dergâhtan hal diliyle bir nida geldi: 'güneşe benzeyen bu dergâh bir aynadır'."
kuşlar böylece fani olduktan uzunca bir süre sonra onların tekrar kendilerine (varlık alemine) gelmelerine izin verilir. bu noktada kuşların geldikleri makamın beka olduğunu ifade eden ve beka makamından söz eden beyitler bulunur
devamını gör...
izlemeyi çok istediğim ama bir türlü nasip olmayan filmdir. güzel olduğunu düşünüyorum izlememe vesile olabilecek arkadaşlar bu garibi bilgilendirsinler
devamını gör...
(bkz: vurulur anka kuşları)

vurulur anka kuşları

gece çökünce soylu ülkemin üstüne
yedi dağında yedi ay birden doğar
ta uzaklardan çakallar uluşur
çiğ damlası düşer gül üstüne
yedi yaprağında yedi ay birden batar

etrafdan efil efil geçer insanlar
gah ümitvar gah sefil insanlar
hepsinin üstünde yedi gökkuşağı var
ve yedi cehennem kapılarını aralar

uzaklarda okunan cuma selasıdır
yedi namaz kılınır er kişi niyetine
zaman eskidir mekan yeni
kırk ikindi yağmurlarının yedincisi yağar

halil ibrahim ismaili yedinci kere kurban eder
kesmez bıçak da yedincisini sürer
zemheridir vakit yedinci cemre düşer
ay ışığı yedi buluttan hasret sağar

yedi eşkıya yedi kurşun sıkar
vurulur böğründen anka kuşları
çığlıklarında yeni doğmuşluk var
ve cehennemin en derininde
yedi bayram kutlanır ateş serininde

yedi hızır yetişir ser-belamın ardından
huzur bulur melekler ağladıkça şeytan
gökden yedi defa kar olup yağar cümlesi
kardeş kanı akar
yedi cihanı yakar
ve hala söyleyeceklerim var.....

yavuz bal

devamını gör...
tarihçi oral sander e göre osmanlı ve anka kuşu kader olarak birbirlerine çok benzerler.

anka kuşu beş yüz sene kadar yaşar, sonra kül olur. ve külünden tekrar doğar. tıpkı türkiyenin osmanlının küllerinden doğuşu gibi.

yazar aslında güzel bir betimleme yapmış. anka kuşu efsanelerine hiç bu açıdan bakmamıştım.
devamını gör...
bazı kısımları zorlama sahnelerle geçiştirilmiş olsa da keyifle izlenebilecek, izletirken öğretecek ve düşündürecek filmlerdendir. gerçi bab aziz izledikten sonra bunlar çerezlik filmler oldu netekim
devamını gör...
az imkanlarla çevrilmiş konusu gerçekten güzel bir film. sıkılmıyorsunuz,arada konuları bağlarken ufak sıkıntılar yaşansada verilmek istenen mesajı gayet güzel alıyorsunuz.

bir aşk filmi....ama gerçek aşk filmi.

insandaki tasavvuf arzusunu artırıp dünyevi pek çok işin boşluğuna dair tefekküre sebep oluyor.

ve anka kuşu nun izini gösterecek tüyü bulmak istiyorsunuz...her isteyen olmaz,ama olanlar isteyenlerdir diyorsunuz.

haşiye: nt de cd si mevcut.
devamını gör...
"millet boşuna kahraman bekleyip duruyor..kendi içindeki kahramanlıkları keşfetsinler yeter,kutudan çıksınlar yeter"
ve filmde dendiği gibi:"sen bir macera yaşamak istedin yaşadın..şimdi eve dönme vakti..tövbe vakti.."

elin kolun dert görmesin mesut uçakan..büyüleyici bir arayış öyküsü,büyüleyici bir leyladan mevlaya geçiş hikayesi..
devamını gör...
küllerinden tekrar doğduğu düşünülen efsane kuş. phoenix, simurg, zümrüdüanka adlarıyla da bilinir. türk mitolojisinde "tuğrul kuşu" yada kerkes olarak geçer.

sufi feriüddin-i attar "kendini aramanın sembolü" olarak bahsetmiştir.

iran destanlarında simurg adıyla anılan anka, zâl'i yetiştiren ve oğlu rüstem'e yardım eden kuş olarak bilinir.
islâm mitolojisinde ise, "anka kuşu" kuşların padişahı olarak anılır.


şeyh galip;

"öyle yaksın beni kim âteş-i reng-â-rengin
mürg-i 'anka çıka hâkister-i hâşâkimden"


"rengârenk ateşin beni öyle yaksın ki, süprüntülerimin külünden anka kuşu çıksın" diyerek, telmih yapmıştır.

anka kuşu, güneşe benzetilmiştir kimi şiirlerde, kimilerinde maşuk olmuştur.

devamını gör...
"prometustum çiviyle çakılırken taşlara
ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yarattım."


bir anka kuşu
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar