annenin ilkokul mezunu cahil bir insan olması

benim annemdir.

evet ilkokul mezunu bile değildir belki ancak topluma göre cahildir. bunun çeşitli sebepleri var tabi, eğitim almaması, zamanında yaşadığı kültür,coğrafya ve buna benzer etkenler.

sonradan üzüm üzüme baka baka kararmıştır. babam da aynı şekilde tabi. birbirileri ile harmanlanmış ve bir ömür hayat yaşamışlardır. çok şükür ki halada yaşıyorlar.

küçükken bu bir problemdi benim için. ailemin hep neden böyle olduğuna içerlemişliğim vardır. şimdilerde bu fikrim tamamen değişti tabi. hatta tamamen. zamanında böyle şeyler düşündüğüm için kendime kızmıyorum ancak insan belli yaşlarda farklı düşündüğü de bir gerçekmiş.

40 lı yaşlarımda belki bundan çok daha farklı düşüneceğim.

yıllardır bekar evinde kalırım ve ailem lutfedip pek gelmezlerdi yanıma. geçen sene babam bu sene annem ziyarete geldi. ziyaret dediğime de bakmayın kendi evlerine gelip biraz kalıyorlar işte.

cahil dedim ya bu insan, diğer cahil insanı arkada bırakmışlığın hüznü ile gelmiş, diğer cahil insanın kendisine nasıl bakacağı kaygısı ile gelmiş. gün içerisinde kaç defa arayıp kontrol ettiği meçhul doğrusu.

cahillik mutluluktur. çok bi empati yapmazsınız mesela. çok fazla şey yoktur kafanızda. dünyayı değiştireyim gibi şeyler hiç ama hiç gündeminize bile gelmez. kaderin size dayattığını yaşarsınız ve çokta zorlamazsınız iradeyi cüzziyenizi. bizim cahiller için de hayat hep belli eksendeydi. herif,oğul,kız ve bunların dışında hep bi evimiz olsun ha bide haca gitsek yeterdi. çok şükür hepsini yaptılar.

kendime bakıyorum, kafamda bi ton sorun, yok yüksek lisans, yok iş, yok evlilik vs. yaş itibari ile karşılaştırmıyorum tabi ancak onlar benim yaşımdayken de bu tarz problemleri yoktu, hiç olmadı. olsa da sadece çalıştıkları asgari ücretli işin az daha kolaylamasıydı.

onlar için insan tanımak yeterliydi. muhabbet nerelisin, anan baban sağ mı, eviniz kendinizin miden ibaretti. ben ise o muhabbete bile girmeye dermanım yok. girsem bile belli bir süreden sonra o eğitimle, bizim olmayan kültürle gelen ukalalığın vermiş olduğu burun kıvırması illaki oluyor. yalnızlaşıyoruz, yalnızlaştım.

zamanında kızma sebebim ise bu uçurumun aramızda hep açılıyor oluşuydu. yanlarında çok kalamayışım, uzun uzun muhabbet edemeyişimdi. şimdilerde yine var ancak artık dert etmiyorum.

sınıf bilinci hep varmışta o cahillerde bi ben edinememişim. muhsin bey filmindeki uğur yücel gibi yaşıyormuşuzda haberimiz yokmuş.

çocukken kızdığım o şeyleri bu gün bi defa daha yediğim doğrudur. sınıf bilinci dedim ya, annem bütün evi baştan aşağı temizledi. bildiğin lüks bir dairede oturuyormuşumda haberim yokmuş. mükemmel yemekler yaptı. bu gün dört defa yeni demlenmiş sıcacık çay içmişliğimde doğrudur. aslında üzerine düşen (şimdilerde yapmak zorunda bile değil) şeyleri her zaman yapmış ve yapan insan bu cahil insan.
asıl cahil benmişim, kendi üzerine düşmeyen şeyleri bekleyerek.

edinemediğim için sorguladığım ve zaman zaman kızdığım şeyler için de cahil hissediyorum. ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar, aç veya açıkta kalmadım, kaldımsada yokluktandı. bilerek yapmamışlardır. kendi düşüncelerine göre ne gerekiyorsa yaptılar.

kendi cahil dünyalarındaki mutluluklarına hayran kaldım bir defa daha. dediğim gibi vizyon dar ve o vizyon içerisinde sevgi,saygı,bilinç, ev alalım bi tane, akşama ne yapsak gibi düşünceleri maksimum seviyede yaşıyorlar.
30 senedir evlisiniz nedir bunun sırrı?
tamamen cahillik güzel kardeşim, tamamen cahillik.

insan bir organını kaybedince diğer organlarında gelişme meydana gelirmiş. keşke beynimiz onların ki kadar kalsaydı da kalbimizin gelişimini engelleyemeseydik.
devamını gör...
benim annem ilkokul mezunudur ama yemin olsun, üniversite proflarını cebinden çıkaracak bir karaktere ve ilme sahiptir. ve iyi niyetle olsa bile asla anneme cahil demem. hayat görüşü geniş ancak yaşam her zaman herkese aynı imkanları vermiyor. üniversite mezunu olmak yüksek lisans yapmak doktora yapmak.. bunların hiç birisi hayat tecrübesiyle kıyaslanamaz ve bunlar ilim elde etmek için tek yolda değildir. kaynaklar sınırsızdır, hakiki ilim okulda verilen değildir. bunu gördüm bunu tecrübe ettim. anamın çeyreği olabilsem..
devamını gör...
"cahiliyet" kavramı aslında öğrenim ve eğitim alınmaması durumunda kullanılır. gel gelelim günümüzde yaşam şartları ve imkanlar doğrultusunda sınırlanan ufkun darlığına atıfta bulunurcasına yaftalamalarıda görebiliriz.

hepimiz cahil olabilirdik. nihayetinde dünya'ya nerede gözümüzü açacağımıza biz karar vermedik. hakkari kırsalında düşük nüfuslu bir köyde geçimini kıt kanaat sağlayan bir aileye doğmakla istanbul'un göbeğinde varlıklı bir aileye doğmak arasında ciddi bir fark vardır. bu iki bireyin yaşam standartlarından tutun, kendisinden beklentiler, kendisine sunulan imkanlar ve hayat anlayışı arasındaki uçurum kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

bu durum sadece sosyal veya ekonomik şartlardan dolayıda değişmez. jenerasyon farkında da benzeri farklılıklar bizim bakış açımızı etkiler. keza "değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir" demiş bir düşünür. sürekli güncellenen idealar bir öncekinin üst versiyonu kabul edildiği için geride kalan fikirler tabu olarak gömülmeye mahkum oluyor. geçmişe bakıp garipsemek, yer yer küçümsemek ise kaçınılmaz bir hal alıyor.

iki kuşak üstümüzdeki türkiye'de lise diploması şaşılası ve onure edilesi bir başarı öyküsü yazdırırken, bugün aynı başarı ölçüsü eksik kalmış bir hikaye olarak algılanıyor. yine bugün dahi üniversite düzeyinde eğitim alışagelmiş bir halde iken yarın yüksek lisans değerini yitirebilir. bu değer yargısı eğitime ve öğretime uzanan kişi sayısına göre doğru orantılı şekilleniyor.

yine de ben yaşam tarzı ve değer yargılarının diploma kaynaklarına göre sınıflandırılmasına karşıyım. bir yunus emre'nin üniversiteyi hayal edebilecek ufku yokken eserlerinin üniversitede ders olarak öğretilmesi konunun dikkat çeken tarafıdır kanaatimce. bir insanı insan yapan önce ahlaki değerleridir. ve biz bu değerleri kutsal kitabımızdan alırız. kişi bu değerlere sahip yaşıyorsa "yemişim diplomasını!".
devamını gör...
öncelikle okumak cehaleti alır eşeklik baki kalır sözüyle giriş yapmak isterim konuya..

annem, teyzelerim ve bir çok yakın akrabam ilkokul mezunudur, onların zamanında kız çocuklarını belli bir yaşa kadar okula gönderdikten sonra okulla ilişiği kesilirmiş ama bir takım kurslara (yemek, dikiş, nakış gibi) giderlermiş kalan zamanda da bağ bahçe işleri vs..
bu bahsettiğim kadınlar bu zamana kadar gördüğüm en güzel ahlaka sahip, en çalışkan, en merhametli, en karakterli ve en bilgili insanlar.. belki bir kağıt parçasında adları x üniversitesi y bölümü mezunu yazmıyor ama öyle bir yaşantıları var ki her şeyi tecrübe ve kısıtlı imkanlarla öğrenmişlerdir.. kimi bulmaca çözerek kendini geliştirmiş kimi kitap okuyarak kimi ise diyalog-tv programları eşliğinde bilgi birikimi edinmişlerdir.. eminim ki bir çok diploma sahibinden de daha da üstündürler..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar