as good as it gets

jack nicholson'ın obsesifliğin zirvelerinde gezinen bir karakteri canlandırdığı, karakterin takıntılarıyla izleyeni gerim gerim gerdiği 1997 yapımı bir film. filmde komedi unsurları frank karakteri ve "verdell"; yoksa j. nicholson yoruyor insanı.

http://www.imdb.com/title/t...

* *
devamını gör...
başroller jack nicholson ve helen hunt'a birer oscar heykelciği getirmiş film. aynı yıl gösterime girdiği titanic'in alamadığı oscarlardır bunlar. diyaloglar üzerine kurulu çok güzel ve sıcak bir film.

filmden bir sahne ile bitireyim:

ünlü yazar udall*, yayıncısının ofisinden çıkıp, asansöre binerken, arkasından yayıncının sekreteri koşarak gelir. sekreterin hareketlerinden ötürü udall tiksinmiştir ve mimikleri ile belli eder. sekreter kız sorar:
-kadınları nasıl bu kadar iyi anlatabiliyorsunuz?
udall cevaplar:
-bir erkeği ele alırım. ondan mantık ve sorumluluğu çıkarırım.
devamını gör...
baştan sona kendini izleten eğlenceli ve sıcak bir film.oyuncu kadrosu ve senaryosu iyi.sonunu tahmin edebileceğiniz türden bir film.jack nicholson almış götürmüş filmi.
devamını gör...
uzun zamandır izlediğim en kalite yapımlardan biri. tv'de denk geldim öyle bir bakayım dedim, ama film daha ilk başlarda içine çekti beni, sonuna kadar da her sahnesinde bir ilginçlik, cinslik ile sürükledi. gerçekten jack nicholson'un oyunculuğu zirve yapmış gibi bu filmde. insan ilişkileri üzerine sıkmayan, eğlenceli ama güzel bir irdeleme olmuş.

bir sahnesinde; "insan kendisine ihtiyaç duyulduğunu anladığı anda neden hemen gitmekle tehdit eder" minvalinde bir şeyler söylüyor ve aslında karakterin insanlarla sevgi ilişkisi kurmak istememesinin temel nedenini de açıklarken ciddi bir konuya da temas etmiş oluyor. velhasıl en çok aklımda kalan söz o oldu filmden.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar