asaf halet çelebi


--- alıntı ---
ibrahim

ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim
--- alıntı ---

asaf halet çelebi
devamını gör...
ayna şiirini türk şiirine kazandırmıştır.


ayna

aynadan bakan benim
küçük gotamacık
duvarlardan karşına çıkan
aynalardan hayalini çalan
muhabbet olup vücudunu saran
küçük câriyen
nigâr-ı çã®n

nigâr-i çã®n
bin bir aynada oynar
ayna ayna içindedir
nigâr-i çã®n
nigâr-ı çã®nin içinde
ve zaman
zamanın dışında

uzat ellerini küçük gotamacık
hayal hayal içinde
dünya bir hayal dolabıdır
aynalardan geçer
küçük gotamacık
çok sürmeden hayallerimiz
aynaların arkasından geçer

aynaya bakan benim
hayal annemin oğlu
bodhista gotama

dünyada en güzel şey
buldum
artık hiç bir şey istemem
küçük câriyem nigâr-ı çã®n
uzat ellerini
aynaların dışına çıkalım
devamını gör...
tennure giymiş ağaçlar
aşk niyâz eder
mevlânâ

içimdeki nigâr
başka bir nigârdir
içimdeki sema'a
nice yıldızlar akar
ben dönerim
gökler döner
benzimde güller açar

güneşli bahçelerde ağaçlar
halakassemâvâti vel'ard
yılanlar ney havalarını dinler
tennure giymiş ağaçlarda

çemen çocukları mahmur
câaan
seni çağırıyorlar

yolunu kaybeden güneşlere
bakıp gülümserim
ben uçarım
gökler uçar

asaf halet çelebi



devamını gör...
sebepsiz hüzün hocamdi/ los odalar mektedinde.. (nã»rusiyah)
asaf halet çelebi'nin siiri ince bir duyarlilikla islenmis çok derin bir birikimin ürünü, bir sentezdir. sanssizligi da buradadir bence. ınkâr etmeye gerek yok, cumhuriyet pozitivizmi ile yetisen bati kafali bizler, mevlana'yi, dogu mistisizmini, tasavvufu, ne de halk efsanelerini pek anlayamamisizdir. bunlari anladigindan bile kuvvetle süphe duydugum gelenekçiler ise çagdas düsünce dünyasina, hele hele kuvantum fizigi, relativistik fizik, psikanaliz gibi olgulara iyice yabanci kalmislardir. yirminci yüzyilin ortalarindan, yani atom çagina girmemizden beri, david bohm gibi kimi fizikçiler budist felsefe ile yaklasirken kimi dogu filozoflari da transandantal bir siçrama göstererek kuvantum mekanigi ile kucaklasmislardir. ne yazik ki, onbinlerce yilin imbiginden geçerek damitilmis bu düsünce akimlari açisindan iklimin pek çorak oldugu bir dönemde ortaya çikti çelebi. siiri üzerinde derin izleri hemen belli olan mevlevihaneler cumhuriyetin ilk yillarinda diger tekkelerle birlikte kapatilmisti. osmanli soylular sinifi yok olmus, yerlerine sonradan görme cunhuriyet yenizenginleri, savas vurgunculari, kalantorlari türemis, tarihin en güzel sehirlerinden birisinin, ıstanbul'un bin kocadan kurtulmus son güzelliklerinin de irzina geçilmeye baslamisti. batiyi zaten hep disaridan görerek onu bir türlü anlayamamis olan yari aydin yöneticilerimiz, entellektüel olmak hevesi ile aydin olmaktan da vazgeçiyor, sonunda ne entellektüel ne aydin (münevver) olabiliyorlardi. bu çorak kültürel ortam içerisinde asaf halet çelebi hem aydin, hem de entellektüel olmanin kesisim noktasinda (jukstapozisyon) ortaya çikiyordu. ne yazik ki degerini farkedebilecek kimse de yoktu ortada. galatasaray lisesi mezunu bir kütüphane memuru olarak geçirmis ömrünü çelebi. yazar çizer çevresinin bohem hayatina pek takilmamis. onlar da oguz atay benzeri baskalarina da yaptiklari gibi, yok saymislar onu. belki biraz özdemir asaf bilmis kiymetini.

ufacik bir tohumda koskoca bir agaç gören (sidharta siiri) sairin anisina

cüneyd siirinde çelebi, gözle görünen gerçegin disinda baska bir gerçek daha oldugunu vurgular. görünmeyen bu gerçek görülebilir aslinda, cübbe açildiginda. he siiri ferhad ile sirin adli halk efsanesine gönderme yapiyor. ferhad kendisi de son derece güçlü bir mitoloji konusu aslinda. ınsanin doga ile mücadelesi var, bir ideal için (sirin'in aski) daglarin delinmesi var. doganin esiri olmaktan doganin efendisi oldugu zaman dogaya da iki gözü iki çesme aglamak düser elbet. ejderha kimdir bu isin sonunda? magara, yine halk hikâyeleri üslubunda, sanki bir masalmis gibi dinleniyor, ama psikanalitik bir baglamda ele alinmis. tasavvuftaki iç ben kavramindan da esintiler var. ıbrahim de psikanalitik bir paralellik kuruyor hz. ıbrahim'in söylencesi ile. bu siir gencin eski toplumun degerlerinden kurtulma çabasi, askini ve acilarini hatirlatiyor bana. ıbrahim araplarin ve yahudilerin babasi. urfa kirali nemrut'un putlarini parçalamis. despot bir kiralin putlarini parçalamak ne kadar cesaret isterse içimizdeki köhne önyargilari parçalamak da o kadar cesaret ister. sorun su ki, astigimiz her ön yarginin yerine bir o kadar yenisi geliyor her an için. günesin putlari kirmasi imgesi çok yönlü bir imge. bir taraftan putlardan kurtariyor, bir taraftan özene bezene insa edilmis billã»r ruhsal yapiyi parçaliyor. bilgi hem karanliktan kurtariyor, hem de aci veriyor. misri kadim sairin en hosuma giden siirlerinden birisi. bergson felsefesinin izlerinin yanisira, eski misir dilinde, okurun anlamini bilmesi beklenmeyen dizeler sadece sözde müzigin güzelligi ile beni sarmaliyor. seninle bir bahçedeyiz geliyor bana dedigi zaman özdemir asaf'in asaf halet'ten neden hoslandigini hissediyorum. bu son kita ayni zamanda mevlana ve tasavvuf felsefesinin de güzel bir anlatimi bence. kadincik, sevgi ve kadinlarin ezilmesi kültürüne ironili bir bakisla yaklasiyor. nã»rusiyah psikanalitik bir özgeçmis. selimi salis: üçüncü selim. süzudilâra: klasik türk müziginde bir makam. dogdugum evin penceresi için ne denilebilir. bu tablo bir duyguyu o kadar güzel canlandiriyor ki. ınsan çocukluguna geri gidiyor. sehir: papalagi adli kitabi 1987'de okumustum. aziz karali'nin kulaklari çinlasin. türkçe'de bildigim kadari ile yeni yayinlanmisti. bu kitap, birinci dünya savasindan sonra almanya'da yayinlanmis. bir bati samoa yerlisi olan sef tuvali'nin gözünden bati uygarligini anlatiyor. bu revera antropolojiyi okumak büyük bir keyif vermisti bana. çelebi bu fikirleri bizlerden yarim yüzyil önce kesfetmis. kafka da var bu siirde, çok açikça görünüyor. ve sairin kendi egretilemesinden özel yasaminin bir kesiti. trilobit siiri sairin astronomi, paleontoloji, tasavvuf ve hint felsefelerini en net sentez ettigi siirlerinden birisi. trilobit, prekambiyen çaginin ilk çok hücreli canlilarindan. belki de tüm çok hücreli canlilarin ortak atasi. baliktan kusa, fareden insana hepimizde trilobitten kalma genetik bilgi var. uyaniklik siirini okurken insan hipnotize oluyor, siir gerçek oluyor. fransa ıçin siir: fransa'nin naziler tarafindan isgâli. marqui de carabasse: çizmeli kedinin yokul sahibi için icat ettigi sözde soylu toprak agasi kimligi. galt's'ray neuf-cent-dix-neuf (nöfsendinöf) bindokuzyüzondokuz tarihini düsmüs. sairin galatasaray lisesi yillari. grand-court: büyük avlu. ebedi vakans: bitimsiz tatil. çocukluktan kopusun acisi.. nirvana ve özellikle de sidharta, budist felsefeyi en güzel anlatan siirlerden. nigâr-i-çã®n, adimi unuttum gibi siirler, psikanalitik temalari islerken halk masallarimizin enfes tadini da veren siirlerinin güzel örnekleri arasinda.

gökhan sayram (1996)
devamını gör...
vazolu şair olarak da bilinen türk büyüğü. bazı kimseler yolda gördükleri zaman asaf halet çelebi'ye çiçek vermeyi adet edinmişler. çiçekler ölmesin diye ceketinin cebinde dibi su dolu küçük bir vazo taşırmış üstad.
devamını gör...
29 aralık 1907’de istanbul’da doğdu. 15 ekim 1958’de yine istanbul’da öldü. dahiliye nezareti memurlarından mehmet sait halet bey'in oğlu. galatasaray lisesi’nde 8 yıl eğitim gördü. kısa bir süre sanayi-i nefise mektebi’nde öğrenim gördü. adliye meslek mektebi’nden mezun oldu. üsküdar adliyesi ceza mahkemesi zabıt katipliği yaptı. osmanlı bankası, devlet deniz yolları işletmesi'nde çalıştı. istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi felsefe bölümü kitaplığında görevliyken yaşamını yitirdi. gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. gazeller ve rubailer yazdı. 1937'den sonra serbest ölçü kullanmaya ve batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı. åžiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan çok anadolu-iran-hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getirdi.
devamını gör...
bir zamanlar şiirlerinin vapurlarda bağırarak ve bir şarkı gibi makamlı okunduğu söylenilir "mariyya"
beni en çok etkileyen şiiri ibrahimdir, yukarıda arkadaşlar yazmış birde lamelif vardır bir kitabına ismini veren şiirlerinden biridir

işbu şiir mukaddime kabilindendir.

lamelif

o başına musallat olmasa idi buda olurdun
başına musallat oldu budala oldun
"kelam-ı kibar"


başı sana benzeyen lamelifin
havada kolları
el'amaaan
çekdi çıkardı çengeli
sağ kolunun
ve takıldı kaldı köklere

kalb yok göğsümün içinde
kök var
ne kökü
meyan kökü

lamelifin kolları
senin kolların
lamelifin göbeği
senin göbeğin

lamelifin kolları
dolandı boynuma

"rubai// der bağ meyan-ı çemeni hahem hüft/ der zir-i gül ü yasemeni hahem hüft/ dur ez heme endüşe vü efkar demi/ büran cüda ez ma vü meni, hahem hüft// asaf halet çelebi" çizilmiş bir lamelif kompozisyonunun altında bulunan bu rubaide hayyam ile mevlana'nın düşüncelerinin meczedildiğini belirten prof. dr mehmet kenar rubaiyi şöyle türkçeleştiriyor: "uyuyacağım bahçede, çayırlar arasında./ uyuyacağım gülün, yaseminin altında./ uzak kalıp bir an her düşünceden, tasadan / uyuyacağım sıyrılıp ben biz davasından." (not yky'nin asaf halet çelebi bütün şiirleri isimli kitabından alınmıştır)
devamını gör...
yaşadığı dönemde her nasılsa garip şiir akımı içinde değerlendirilmiş ama orhan veli kanık ve şiiriyle hiç alakası olmayan biridir. hayatı henüz yazarını bulamamış bir romandır.
devamını gör...
"psikanalitik edebiyat kuramı" kitabında oğuz cebeci şiirindeki egzotik ve mistik ögelerinin altında ürkütücü bir kadın figürü bulunur der.
devamını gör...
karanlığa geçelim
karanlığı geçelim
ne uyku
ne ölüm
hem uyku
hem ölüm
düş içime uyu
ve sonsuz büyü
unut renkleri
ve şekilleri
hepi
ve hiçi
beni
ve seni
ve geceyi yuttu
nirvana.
devamını gör...
tahtadan yaptığım adam;

tahtadan yaptığım adam
ne yemek yiyor
ne konuşmak biliyor
kaskatı gözlerle
görünmez yerlere bakıyor

tahtadan yaptığım adam
hatırlıyor ki
bir zaman
nefes alan
ince ince yaprakları vardı
toprağı istiha ile yiyen
liften
ince ince ağızları vardı

tahtadan yaptığım adam
ağaçtan uzaklaştı
ve insana yaklaştı
yazık ki
ne insan oldu
ne ağaç.

devamını gör...
om mani padme hum adlı isminden de anlaşılacağı gibi o zamanlara göre çok farklı olan bir şiir kitabı yayınlamış gizemci şair. mesnevi'ye ve hint kültürüne atıflarla dolu şiirleri vardır ve tabi ki galip dede'ye. orhan okay hoca da pek bir severdim onu küçük yaşlarımda der.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar