aspava

ankaraya gitme sebebi olabilecek dürümcü. küçük esatta. lakin bu pek ayırıcı tanı olmadı. zira cadde üstündeki üç tane yanyana olanlardan biri degil. yoldan devam edince daha aşagıda köşede bir yer.sanırım özçelik aspavaydı. duvarlara türkiyede ilk onda olduklarına dair gazete haberlerini asmışlardı. dürüm için degil de o güzellikteki sınırsız cacık balgattan gecenin ikisinde küçük esata gitme sebebimiz olmuştu. saat nedeniyle de adresi pek kavrayamamış olmam tatmin edici bilgi veremememe neden olmuş olabilir fakat bilenler sanıyorum anlamıştır ve yardımcı olacaklardır.

facebooktaki grubundan aladıgım adres: belligün sokak no:10/h (hassas'ın yanı)
devamını gör...
televizyon seyrettiğim yıllarda bir programda izlediğim ve hatırladığım kadarıyla vatan şaşmaz'ın hayat felsefesiymiş..

bula bula bunu mu buldun vatan.
devamını gör...
yıllar yıllar evvel bu ismi kullanarak ilk kez ankara'da mekanı açan, hala da çok ünlü bir dürümcü olarak varlığını sürdüren sahibi de eski bir milli güreşçi olan lokanta tarafından; geçenlerde gördüğüm bir broşürde ne olduğu açıklandığı kelimedir.

broşürü çantama koymadığım için pişmanım evet.

yanlış hatırlamıyorsam 60'lı yıllarda ümit deniz adında ünlü bir polisiye romancının o dönem çok ünlü olmuş deli dumrul bir roman karakteri vardır.
kendisi içki sofrasında "şerefe" yerine "aspava!!!" der.
manası ise " Allah sağlık, para, aşk versin amin" dir.
kelimelerin baş harflerini kullanarak bir kelime icad etmiştir.

gerçi ben okuduğumda küçük dilimi yutacaktım, bizim nesilin aklına "aspava" denildi mi yemekten başka bir nane gelmez.*

devamını gör...
erzurum'da genellikle öğrencilerin gittiği, fiyatları makul, patatesli kır pidesi güzel, masaların üzeri oraya gelip yemek yemiş öğrencilerin yazdığı notlarla dolu küçük bir lokanta. masaların üzerinde cam bir tabaka olurdu, küçük pembe kağıtlara da herkes bir şeyler yazar o camın altına koyardı. daha önceden yazılmış olanları da okurdunuz pidenizi yerken. şöyle yazılardı;

-burası erzurum gülüm
günü geceden kara
bir sana hasretim burada
bir de gelmeyen bahara-

-ah ulan ah bu sene bitsin bu okul-

-gene gelicem erzurum bekle beni-

- rektööör, bir gün karşımda selam duracaksın!-

bir de yemeğinizi bitirip lokantadan çıkarken garsonlar "afiyet olsun, hoş gelmişsiniz" derler... di, bu anlattıklarımın üzerinden neredeyse 10 yıl geçti.


devamını gör...
doksanlı yıllarda can ataklı'nın sabah gazetesindeki köşesinin adı. o dönem bir de erdal bilallar vardı.. onu aklıma getirdi şimdi. erdal abi köşesini yazardı o da. zafer mutluydu sonra, azıcık kilolu olsa da...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar