astroloji

tamamen sallamaya dayalı bilim kılığına girmiş safsatalar ve efsaneler çorbası. bu işten ekmek yiyenlere sözüm yok elbette ama olm yıldız haritası ne lan, yükselen ne demek?

(bkz: mal mısın)
devamını gör...
hakan kırkoğlu'nun aşağıdaki yazısıyla çok güzel açıkladığı; iyice anlaşılmadan ahkâm kesilmemesi gereken konu.

insan kendini evrenden kopuk, onu kendi nesnesi gibi gören bakış açısından kurtulduğu anda kendi varoluşunu daha iyi kavrayacaktır.

astroloji bize evrensel bir dil içerisinde, hayatımızda karşılaştığımız konuları bir ayna gibi yansıtır. kuşkusuz astroloji bir kavrayış konusudur. konuyu sadece burçlar olarak ele alan yüzeysel yaklaşım içerisinde astroloji ne anlaşılabilir ne de aktarılabilir. sorun da bundan kaynaklanır. zira günümüzde astroloji'ye karşı duran kişilerin, ki pek çoğunda kemikleşmiş bir önyargı vardır, düşündükleri şey astroloji'nin anlatmaya çalıştğı evrensel karşılıklar ilkesini yakalayamamalarındandır. kendilerini sadece maddi düzleme adeta zincirleyen, gökcisimlerini artık isimleri, hikayeleri ile değil, sadece kuru içi boşalmış sayılarla isimlendiren kişilerin gökyüzü ile bağları kopmuştur. halbuki astroloji, astronomi'nin insani hali, humanistik ve şiirsel anlatımıdır.

eğer ansiyen felsefelere, hermetik bilgilere bakarsanız, aslında evrenin, yaşadığımız dünyanın bir ikilikler (dualite) dünyası olduğunu görebiliriz. her şeyi karşıtlıklar içinde anlayabiliriz, kötü olmadan iyiyi, siyah olmadan beyazı algılayamayız. aslında özde her şey "bir'den" kaynaklansa da, rasyonel aklımız ancak ikilik düzeyinde çalışır. astronomi ile astroloji arasındaki ilişki de tıpkı böyledir. aslında her ikisi de bir olarak, bir bütün olarak, insanın merakının, kültürün ve biliminin parçalarıdır. astroloji ve astronomi tıpkı ışık ve gölge olarak birbirlerini yaratırlar. ışık olmadan gölge olmayacağı gibi, gölge olmadan da ışığı göremeyiz. tarihsel açıdan baktığımızda, her ikisi de birbirine hizmet etmişlerdir. insan kendisini evrenden ayrı bir varlık olarak görmemiştir, kendisini onun bir parçası olarak değerlendirmiş, doğada gördüğü fenomenleri gökyüzüne yansıtmıştır. bu olayları, değişik mitolojik hikayeler eşliğinde yıldızlarla, gezegenlerle şiirselleştirmiş, devasa bir kültür ve ortak aklımızın anası sayılacak bir kültür hazinesi yaratmıştır.

ancak 17. yüzyıldan sonra bilim felsefesindeki baskın akım tamamen materyalist bir bakış açısına dayanmış, çağımızda ise insanın evrenle olan bağı neredeyse yapaylaşarak, kendisinin de parçası olduğu evreni görememeye başlamıştır. halbuki kafamızı yeniden kaldırıp gökyüzüne yeniden bakabilmeliyiz. bunu yapmak için şimdi çok daha gelişmiş teknolojilere de sahibiz. ay'a ayak bastık, değişik gezengenlere inceleme araçları gönderebiliyoruz. tüm bunlara karşın, astroloji bize, astronomiâ’nin insani yüzü olarak, kendi iç uzayımıza, kendi benliğimize ve psikolojimize de ayna görevi görebilecek, materyalist değil, ancak onu tamamlayan daha derin bir kavrayış imkanı daha sunmaktadır. bu gözle bakıldığında, astrolojiâ’yi sadece bir hurafe ya da şarlatanlık olarak görüp, onu sürekli aşağılamaya çalışan kişilerin tutumunun aslında, bir körlük olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz. ancak güneş balçıkla sıvanamayacağı gibi, bu kişiler insanlık kültürünün bu yegane birikimini de yok sayamazlar. kendilerince ilericilik saydıkları şeyin aslında sadece gerçeğin bir yüzü olduğunu görmeleri için önyargı perdelerini kaldırmaları gerekir. eğer bu kişiler kendi egolarının yarattığı körlüğünü görebilirlerse, o zaman ikililiklerin aşılması mümkün olacak, insanoğlu kendini evrenden kopuk, onu kendinden aşağı gören, buyurgan bir tutumdan kurtarabilecektir.

http://astroloji.milliyet.c...
devamını gör...
osmanlı döneminde yaklaşık 300 yıl öncesine kadar hemen her hükümdarın bir saray müneccimi vardı. Osmanlı sarayında, padişaha neyin ne zaman yapılmasının daha uygun olduğunu söyleyen bir münecccimbaşı bulunurdu. Bu müneccimbaşılar, tanzimat dönemine kadar padişah ve devlet adamları üzerinde etkili oldular. Eski çağlardaki ünlü astronomi bilginlerinden bazıları astrolojiyle de uğraşıyordu. İÖ 2. yüzyılda Eski Yunanlı astronomi bilgini Ptolemaios (Batlamyus), 16. ve 17. yüzyıllarda ise Danimarkalı astronomi bilgini tycho brahe ile johannes kepler astrolojiyle de ilgilenmişlerdir.
devamını gör...
astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır. insanoğlunun yazılı tarihinin başından beri var olan astroloji bilimlerin en eskisidir.

bilimmiş ilginç.
devamını gör...
hazreti idris'e verilmiş olsa da günümüz yobazları tarafından hurafe olarak adlandırılan ilim.

kendileri konu hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan hemen olayı sulandırmaya çalışırlar. idrak edemedikleri şeyi inkar ederler..
devamını gör...
astroloji, yunanca astor=yıldız ve logy=mantık, bilim anlamlı kelimelerin birleşimiyle oluşmuş, sistemli bir bilgi türünü ifade eder. yıldız bilimi olmayı her ne kadar astronomi sadece kendine layık görse de aynı yıldızlara farklı bağlamlarda bakan insanların elde ettikleri bilgileri binlerce yıllık bir birikimle birleştirmeleri de bence gayet ilmi bir etkinliktir efenim. hem nasıl ki her toplumda astronominin karşılığı olan bir faaliyet varsa aynı şekilde astrolojinin de karşılığı olan bir faaliyet vardır. bu bilgi birikimlerinin kıymetini takdit etmek için batıcıların, saplantılı akılcıların ve bilimcilerin onayını aramak zorunda değiliz. aslında bu zıpçıktıların asıl bu derin birikimden onay almaları gerekmektedir ama maalesef...
(bkz: türk astrolojisi)
(bkz: çin astrolojisi)
(bkz: hint astrolojisi)
(bkz: kızılderili astrolojisi)
(bkz: kelt astrolojisi)
(bkz: astroloji türleri)
devamını gör...
anlamı yıldız bilimi olsada bir bilim değildir, bu eski inanış. yani bir gözlem veya deney yaparak mantıklı bir sonuç elde edemeyiz.
dost arasında az biraz muhabbete çerez olur ancak, abartmaya gerek yok.
devamını gör...
"astrolojinin aslı astarı nedir" sorusu günümüzde ne tarafından bakarsan bak bir ayağı havada kalan bir sorudur. çünkü hakkında binlerce bilgi olmasına rağmen ve tarihin en eski devirlerinden beri kullanılıyor ve inanılıyor olmasına rağmen hala elle tutulur bir gerçek bilgi yoktur. bu konuda benim şöyle bir teorim var:
kuranda burçlarla ilgili geçen bilgilere baktığımızda görüyoruz ki: eski zamanlarda cinler ve şeytanlar-buraya dikkat- "yakın göğün bazı yerlerinde oturup" meleklerin katından gayb haberlerini dinliyorlardı. ve bazı insanlar da cinlerden haber alıyor bu bilgiyle azgınlıkları artıyordu. ancak kuran ayetlerine göre - bir değişiklik söz konusu oldu ki- cin suresinde bir cin artık bu haberleri alamadıklarını ve semaya yükseldiklerinde göktaşlarından ateşlerle kovalandıklarını söylüyorlar.
yani zannımca astroloji denen ilim eskiden cinlerin ve şeytanların mele i aladan getirdikleri gayb haberlerinden müteşekkil bir ilim idi. ve burçlar diye bildiğimiz takım yıldızları da şeytanların semada gayb haberlerini dinlemek için oturdukları yakın gökteki yıldızlardı. cinler artık oraya ulaşamadıkları ve kovalandıkları için artık bilgi getiremiyorlar ve astroloji ilminin gerçekleri de böylece yok olup gidiyor. günümüzde astroloji ile ilgili dolaşan bilgiler de hala o eski çağlardan kalma çalıntı bilgiler.
tabi bütün bunlar benim okuduklarımdan yaptığım çıkarımlar. kurandaki burçlarla ve cinlerle ilgili açık ayetler bunları işaret ediyor olabilir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar