butunuyle kuskudayiz

butunuyle kuskudayiz
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 10725.3
  • Kayıt: 2009-05-25 10:37:00
  • En son giriş: 2018-08-14 00:18:50
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 4
  • Aktif Tanım: 6047
  • Açılan Başlık: 1134
  • Artı Oy: 7451
  • Eksi Oy: 3350
  • Alınan Artı Oy: 10639
  • Alınan Eksi Oy: 1820
  • Alınan Favori: 144

butunuyle kuskudayiz - en beğenilen tanımları

2. (Tematik)

kolundaki kılları almayan kız

böğründen kıllar fışkıran bağzı maymun heriflerin yanında baştacı edilesi kız. sadece böğründen fışkırsa iyi.
yaz geldiğinde şort giyip o kıl bahçesini sergilemesi de ayrı bir iğrençlik. ama katlanıyoruz işte bu manzaralara.
herkesin kıllarını alma ya da almama özgürlüğünün olduğu canım ülkemde yıllar yılı seyrettiğimiz kadarıyla, erkeklerin estetik düşmanı görünümleri kızların kezbanlığını sollamıştır çoktan. o yüzden vırvırlanmayın, adamı hasta etmeyin.





devamını gör...

eşi vefat ettikten sonra evlenen adam

babam olur kendisi. 4 sene kanser hastalığıyla mücadele eden annemin vefatından sonra evlenmesi vefasızlık gibi görünse de; hayata tutunmak için yerinde bir adım attı. ne yapsaydı misal? ömür boyu yas mı tutacaktı? bunları henüz idrak edebildiğim için- hazmetmekte zorlansam da- durumu kabullendim. olan biteni acı acı gülerek karşılamayı, akıntıya karşı kürek çekmemeyi, gidenin geri gelmeyeceğini.. öğrendik eşekler gibi.
devamını gör...
10. (Tematik)

gına getiren zirve muhabbeti

hazırlık aşamasından beri gündemden düşmeyen, gerçekleştiği andan itibaren sözlükte online muhabbeti devam eden;
akabinde yazarların izlenimleriyle son bulması beklenen ama nedense bir türlü sonlanmayan zirve. pardon da * demek durumundayım. bir serzenmek hakkımdır diye düşünüyorum acizane. zirve dışından sesleniyorum zirvelere.
duyan var mı hu??
sol framedeki akıp duran nicklerin artık sinir uçlarına dokunduğu bir raddeye geldiği için yazıyorum bunları. özelden birbirinize olan meşkinizi devam ettirebilirsiniz, bir mani yok. *

ha bir de fotoğrafı varmış. mutluluğun resmiymiş. *

devamını gör...

davut heykeli

kendine has bir yazım tarzı vardı; her cümlenin sonuna koyduğu üç nokta mesela. insan doğar, şaşırır ve ölür-müş sahiden. daha geçenlerde nerelerde diye düşünürken hem de...

.......... rabbim rahmetiyle muâmele eylesin. diyecek söz bulamıyorum.
devamını gör...

yaşamak

"burası umutsuzluk çarşısı
ama her dudakta, her sabah bin bir umut türküsü
bu yokuşun ölüleri ağlamaz
ayak sesleri derindedir duyulmaz.
güneşler, günler unutmak kadar uzaklarda saklanır; görülmez.
bu koskoca gürültü yaşamak mı,
beklemek mi ölümü yeniden bilinmez“
devamını gör...

dünyaitiraf.com

uyandığımda ilk işim; sakin bir müzik eşliğinde pencereden caddeyi seyretmek. bu kez bir ölüme şahitlik ettim. ilk yardım ekiplerinin müdahalesi sonuç vermedi; “ölmüştü”.
30 haziran saat 10.20.
bir karga ağaca tünedi, bir bebek hıçkırarak ağladı ötelerde, bir bulut yere değecek kadar yakınlaştı, bir kedi kuyruğunu kıstırdı olduğu yerde. annenin göğü inleten feryadıyla yırtıldı zaman.
ve işte hayat güzelmiş, bazı çiçekler açar bazıları açmadan solarmış. en güzel sabahlar ölümle başlar, küçük kıyamet her an kopabilirmiş.

devamını gör...

dünyaitiraf.com

biz üsküdar'da debelenirken arkadaş bildiğim hain, haluk piyes'le tanışıp flört bile etmiş. bu kazığın hazmı zor. 1,5 senedir de bir senariste aşığım diye adamın kimliğini saklayarak beni kandırıyor muş! ah ah evet hançer gene arkadan.

bana böyle itiraflarla gelin taaam mı?

ilaveten: şaka gibi -ama şaka değil.
devamını gör...

yunus bülbül

90'lı yıllarda bücür cadı adlı dizide keko karakteriyle tanıdığımız arabeskçi. bir de rol arkadaşı eşşeko vardı, kendisinden daha kabiliyetli bulmuşumdur hayvanı. bizim jenerasyonun kör talihi kara bahtı olduğunun sahici kanıtıdır bu adam. akla zarar bu dizi star ekranlarında reyting alabilmiş cadılı dizilerin ilki olma özelliğini taşır. gençliğimi yediniz lan..ah ah.
tabi yunus bülbül her anlamda ekoldür o da ayrı mevzu.*

o değil de, sezer güvenirgil le evliyken yeliz yeşilmen de bu herife aşık olmuştu. ekranlarda yunus bülbül paylaşılamıyordu. düşünebiliyor musunuz ey ahali?? yunus bülbül ün kapış kapış gittiği bu topraklarda bir gün herkesin sevilme şansı var kardeşlerim.

edit: antep fıstığı yarim şarkısının nakaratını dün geceden beri dilime pelesenk ettiğin için senden tiskiniyorum bonus yunus.
devamını gör...

sözlükte hiç okunmayan film yorumları

sözlüğün acı gerçeklerinden. sol framede zirveler akıp giderken, siz can havliyle kültür sanat kasarken olur bunlar. okunmaz kardeşim, okunmadığı gibi kimse de kalkıp 'lan böyle bir film varmış, izleyeyim şunu' demez.

çünkü nickaltı panpişliği ve kollarındaki kıla rağmen gündemden düşmeyen kızlı kadınlı başlıkların çekiciliği yanında sıkıcı ve zahmetlidir.

devamını gör...

gece dışarı çıkana tecavüz müstehaktır

yıllarca türkiye nin farklı iki metropolünde yaşamış biri olarak konuşuyorum; dangozca bir önermeden başka bişey değil. kadının gece yarısı sokakta oluşunu sorgulayan cenabet beyinleri, hormonlarına hükmetmekten aciz salyalı heriflerin varolan durumunu konuşmaya davet ediyorum. şimdi yıllarca şehirlerarası ya da yurtdışı yolculuk yapmış olmamdan mütevellit, gece yarısı uçaktan inip tırsmadan korkusuzca taksiye bindiğim bir an olmadı. havalimanından güle oynaya metroya binip evime gene bildik güzergahlardan gitmeyi ben de isterdim canım insanlar. o gece sırf sokakta olmamak adına bir başkasının evinde geçirmek - ki çoğu kez bunu yapmıştım- bana gerçekten akıl dışı geliyor düşündükçe. demem o ki, keyfi ya da el mecbur dışarı çıktığımız sokaklar, birinin kucağına düşüp tecavüze uğramak için değildi biliniz istedim.
devamını gör...

hiç çıkmadığı için evde kalan kız

başlıktan anlaşıldığı üzere bir drama konu olmuş kızımızdır. çıkmak fiilinin hertürlüsüne karşı yıllar yılı verdiği mücadelenin sonunda evde ilelebet kalarak hazin sonunu hazırlamıştır. giderek amazon kadınına dönüşen bu canlının en büyük düşmanı elbette bir kereden bişey olmaz diyip de ilk çıktığı adamla evlenen bahsi geçen o şanslı küpektir.
devamını gör...

antichrist

lars von trier in rüştünü ispat ettiği, dogma hareketinden sapma gösterdiği aşikar olan ; bu anlamda sinema tarihinde şimdiden yerini almış kült eser.film, zihninize metaforik bir şölen yaşatacağı gibi, yüksek dozda zerk edilen pornografi ve şiddet öğeleriyle beyninizi folloş edebilir.bir zamanlar çemberlitaş şafak sinemasında koca salonda tek başıma izlediğimden söylüyorum bunları. ayy yoksa bana ne ayol. ben ettim siz etmeyin babında.

filmdeki ilk sahnede, hristiyanlığın ''ilk günah'' kavramıyla kadının şeytani doğasına bir ''önsöz'' yazan lars von trier, akabinde kadın ve erkeği ontolojik sahasında yeniden mercek altına almış, eline sağlık mı demeliyim? bu soruyu geçiyorum çabucak elbette.
filmde kadının çocuğunun ölümünden duyduğu suçluluğun kocasına duyduğu öfkeyle birleşip, ruhsal bir kaosu nasıl fitilleği pek de güzel nakşediliyor beynimize. annenin ilk sahnede çocuğunun pencereden düşüşünü gördüğü halde, o haz anını terketmediği sahneyle trier amcam, kadını büyük günahkar ilan ediyor. kendince tabi. kadın ateşi harlıyor haliyle, bu bir vicdan atağı olmasa gerek.

kadın filmde,''nevrotik, patolojik, öfkeli, kurnaz, aldatan ve grift'' olarak yerini alırken, erkek ''rasyonalist, gerçekçi, yalın ve karmaşık olmayan'' betimlenerek, burun farkıyla öne geçmiş, *.fakat daha sonra ormana gittiklerinde, erkeğin rasyonel zeminden nasıl kaydığını, sanrılara doğru yaklaştığını en yalın haliyle görebiliyoruz.netekim filmde rasyonalist ve antipsikiyatr yaklaşımıyla , karısına bilişsel terapi uygulayınca herşeyin düzeleceğine olan saflığın, kadının psikopatolojisine adım adım ilerlediinde yerini salt öfke alıyor, bu anlamda hepimiz zavallı kocanın haklılığını paylaşıyoruz. işte tam burada, lars von trier in biz izleyiciyi kurnazca manipüle ettiğini söylemeye gerek yok. kadının ormanda erkeğe yönelttiği öfkesi cinsel anlamda onun üzerinde sürekli bir iktidar arayışı olduğunu da gözler önüne seriyor.kadının erkeğe filmde defalarca tecavüz etmeye çalışmasını bu eksende okumak mümkün diye düşünüyorum.

kadının, şeytanın tapınağı olarak lanse edildiği filmde, ortaçağ hristiyan literatürü de epey geniş yer tutuyor. burada ortaçağ cadı avlarında kullanılan bazı işkence yöntemlerinin kadınınkiyle paralellik taşıdığı görülüyor.üç dilenci yani; acı,yas ve umutsuzluk geldiğinde cadılık literatürüne göre biri ölmelidir.sonunda kendini gerçekleştiren kehanet olarak, kadının ''kurban'' verilmesi bunu daha iyi özetler nitelikte.

tanım: kadın düşmanlığına indirgenemeyecek kadar şey bir film.*
devamını gör...