.

.
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 4058.95
  • Kayıt: 2011-04-20 20:37:00
  • En son giriş: 2018-08-17 01:00:57
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 5
  • Aktif Tanım: 1552
  • Açılan Başlık: 204
  • Artı Oy: 3383
  • Eksi Oy: 141
  • Alınan Artı Oy: 3740
  • Alınan Eksi Oy: 144
  • Alınan Favori: 17

. - en çok favorilenen tanımları

vücut geliştirme

nezaketen tanım: spor.

gerçekten spor amaçlı ya da vücudunu düzene sokma amaçlı yapanları hariç tuttuğum tanım: kollarını iki yana gerip sallaya sallaya yürüyen kenar mahalle delikanlılarının evrilmiş versiyonu olarak belediye otobüsüne dahi binerken göğüs kısmını kasmaktan bitap düşen, ağırlık çalıştığı için ille sıkı gömlek-baldırı sıkan pantolon giymek zorunda hisseden, soyunma odasından insta'lık foto göndermeyi seven ha bir de yaptığı sporu belli etmek için under armour giyenlerin hobisi, yaşama tutunma çabasıdır.
devamını gör...

rabbim ve milletim beni affetsin kandırıldım

arkadaş güveniyorum ben, ak partinin içindeki fetöcülerin temizlenmemiş olduğunu düşünmeme rağmen, erdoğan'ın müslüman kimliğine güveniyorum. bu sözü söylemiş olması onu sorumsuz kılmıyor. ancak herşeyden de sorumlu tutulmamalı. gönül isterdi ki kanmasaydı. ben kanmadım ama on beş temmuz gecesine kadar da ne yapabileceklerini kestiremiyordum. bence o da kestiremedi ama bu da ona yakışmadı.
devamını gör...

hiçbir cemaate tarikata bağlı olmayan müslüman

cemaatler islam dininin temsilci halkalarıdır. cemaat olmak müslüman için üstünlük değil sorumluluktur. ve bir cemaat ya da tarikat ancak kur-an ve sünnetten ayrılmadığı sürece hak olarak kalır. müslümanların çoğunun fıtratına uygun bir hak topluluk vardır. kendine hiçbir topluluğun uygun olmadığını düşünenler islamı kur-an ve sünnet çerçevesinde yaşadığı sürece hak yolda ilerleyenler olacaklardır. başlığın muhatabı müslüman budur.
devamını gör...

fatma betül sayan kaya

bir zamanlar dr.nikon mahlaslı kardeşimiz bir arkadaşı hakkında şöyle bir tanım yapmıştı: #339850

tanımı okuduktan sonra anlattığı bayanın kariyerine hayran kalmamak elde değil tabii. o zamanlar bu başarılı hanımefendinin, azmi ile aklımda uzun bir süre yer ettiğini hatırlıyorum.

az önce ekşi sözlükte fatma sayan kaya ile ilgili tanımadan gömenlerin tanımlarını okurken birkaç tanım altta hakkında geçmişinden dolayı mecburen olumlu şeyler yazmak zorunda olduklarından bilkent elektrik-elektronik ve cerrahpaşa tıp mezunu olduğunu öğrenince, yıllar önce hakkında bir şeyler okumuş olabileceğim geldi hatırıma. işsizliğim sağ olsun bakıp hemen buluverdim ilgili tanımı. belki tanımıyordum ama böylece tasdik etmek bana kendisi hakkında büyük bir güven hissi verdi.

bakıyorum da şimdi aradan dört yıl geçmiş, benim hiç tanımadığım halde hayranlık duyduğum bu insan şu dört yıl içerisinde hayallerini gerçekleştirmeyi başarmış. ve daha göreve başlamadan linç girişimlerine maruz kalmış bile:

http://haber.sol.org.tr/top...

bu hanım ne ekşisözlük yazarlarının ne de sol gazetesinin yazdıkları yersiz aşağılayıcı ifadeleri hak ediyor. şimdi sadece kariyerine bakarak konuşacak olsak bile bu kadının sıktığı taşın suyunu çıkardığı besbelli. umarım aile ve sosyal politikalar bakanlığı kendisi için isabet olmuştur. hayırlı olsun, ileride daha iyi taşıyabileceği bir emaneti alması dileğiyle. bakalım kariyerini icraatlerinde etkin kullanabilecek mi? takipteyiz.
devamını gör...

bisiklet

türk toplumunun aklına karne hediyesi olarak kazınmış ulaşım aracı. son yıllarda yaşı büyükler tarafından kullanımı artsa da hala kullanım oranı hakettiği düzeye ulaşamamıştır.

yakıtı, kaskosu sigortası, vergisi olmayan; bakımı, yedek parçası, yağı ucuz; kaza, çizilme ve vurup olayına maruz kalma riski düşük; kullandığınız sürece ister istemez kardiyo yaptırıp vücudu yağlanmadan koruyan, kullandıkça kendini sevdiren ve siz kullandıkça başlarda "çocuk musun" diyenler dahil etrafınızdaki birçok kişiye veba gibi yayılacak olan tutku-hobi-ulaşım aracı-spor ya da yaşam tarzı.*

almazdan önce biraz araştırma yapmanız ve mümkünse en az 750-1000tl civarında parayı gözden çıkarmanız gerekiyor. o paranın herşeye değdiğini görünce sahip olduğunuz bisikleti elden çıkarıp daha iyisini almak için gerekli çaba ve masrafı "helal olsun" diyerek harcamaktan çekilmeyeceksiniz.
devamını gör...

ak saray

rivayete göre fatih sultan mehmet topkapı sarayını yaptırırken tek bir ağaç dahi kestirmemiştir, osmanlı torunu sandığımız zatı muhtereme sormak lazım bu mudur osmanlı soyu olmak?

adının ak'lığı ve beyaz sarayın kuklası gibi ak saray olmasını es geçelim. bu saray milletin malıdır diye açıklama yapılmış ama bu millet parasının bu saraya harcanmasını ister miydi, istedi mi? milletin adamı sandığımız zatı muhtereme sormak lazım bu mudur milletin adamı olmak?

hani bir ara dindar bir nesil yetiştirmek istiyordun ya, o yapıyı ilim adına kullanılacak bir yer olarak yaptırsaydın, ne bileyim işte kocaman bir medrese yapıp karşıt görüşlülerin tepkisini çekseydin emin ol onlar bile bu kadar kızmazdı sana. zatı muhtereme sormak lazım bu mudur dindar devlet başkanı olmak?

sırf birileri cumhurbaşkanını dinleyemesin diye sarayın 100 odalı olarak yaptırıldığı söyleniyor. dinlenmeyi engellemenin 100den fazla yolu var. zatı muhtereme sormak lazım bu sarayı gerçekten "dinlenmemek" için mi yaptırdın yoksa "dinlenmek" için mi?
devamını gör...

sevilay yükselir

hizmet adı altında yapılanları görmüş göstermelik ceket muhabbeti konusunda güzel noktalara değinmiş dobra dobra konuşup dobra dobra yazan yazar ablamız, severiz kendisini.
devamını gör...

ak parti hükümeti gülen hareketi gerilimi

17 aralıktan beri cemaat ile hükümet arasındaki tartışmalar dozunu artırırken iki tarafın savunucuları da birbirlerine hiç olmadık yakıştırmalarda bulunmaya başladılar.

başlarda bir çok kişinin temkinli davranarak, gündeme çıkan olayları acaba'ları ile ele almaya özen göstermesine rağmen tansiyonu giderek artan tartışma ortamında iki tarafta da yavaş yavaş basiretini kaybeden çok kişi oldu.

iddiaları için belirgin deliller bulanlar karşı tarafın başındaki isimler için kesin kanaat getirmeye başladılar. kimisi yiyici dedi, kimisi itikadı bozuk.

asıl tehlike bu safhadan sonra başladı ve iddiacılar ile savunucular daima birbirlerinin açığını araştırma ile uğraştılar. gülen hakkında hükümler kesinleştikçe cemaat kafir, erdoğan hakkındaki iddialar inandırıcı geldikçe de akp taraftarları hırsız ya da hırsızı koruyan oldu.

tabanların kızışması erdoğanın ya da gülenin hoşuna gidiyor mu bilmiyorum. bazı güçler böyle şeyleri sever. ikisi de birilerine hatalı gelebilir. ikisi de güçlü insanlar. erdoğana kızanlar bir zamanlar güvenip oy verdiği hükümet yolsuzluk yaptığı için, gülene kızanlar ise zamanında hizmet edip çok sevip şimdi ihanete uğradığını düşündüğü için kızıyor.

biz zamanında birlikte akpye oy verdik ya da akrabalarımızı birlikte zaman gazetesi abonesi yaptık. eskiden güvendiklerimize bugün bizi hayal kırıklığına uğrattıklarını düşündüğümüz için kızıyoruz. şimdi ayrıştık. şu an bir çoğumuz genelleme yaparken kullandığımız ifadelere dikkat etmiyoruz. suçluyoruz, tekfir ediyoruz, tehdit ediyoruz belki küfrediyoruz.

cemaate giren kardeşlerimiz hizmet hareketi iyidir, islam yolunda bir şey de ben yapayım diyerek cemaate katılıyor, cemaatin yönetim kadrosu kusurlu ise de bu insanlar cemaate gönül vermis insanlar, kimimize göre belki yanlış yoldalar ama destekliyorlar.
akp savunucusu kardeşler türkiyenin islam yolunda ilerlemesi için akp hükümetine destek veriyorlar. hükümet belki sümen altından su gibi para yürütüyor bunu bilmiyoruz ama insanlar akpnin islami kimliğine güvendiği için partiyi destekliyor.

iki tarafın tabanı da kendini biraz kullanılmış hissediyor ve belki de bu olumsuz histen kurtulmak için karşısındakine yükleniyor. aslında hepimiz doğru tarafın yanında olmak için gayret sarfediyoruz. belki a'cı belki b'ci olacağız. belki de bu iki trend gücü de kendi elimizle çöpe atıp birlikte yeni bir oluşumu destekleyeceğiz bilmiyorum. sonuçta bunu yaparken, doğruyu ararken birbirimize karşı nefret beslemekten, birbirimizi şiddetle suçlamaktan kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum.

habil ile kabil kendini tekrarlamadan bu günlerin sükunet içerisinde sonuçlanması duası ile, Allah doğru yolda olmak isteyenleri dosdoğru yola hidayet eylesin.
devamını gör...
10. (Tematik)

gülen cemaatinin apolitikleşmesi

cemaate dahil olmayanların hüsnü zannı. istişarelere katılamadığı için kendisine sarıgüle oy verme gündemi gelmeyen, fg evlerinde siyaset muhabbetlerinden bihaber kişi zannı.

fg evlerinde siyaset konuşmak yasaktır. siyasi bir görüş ortaya döküldüğünde mevcut ev abisi/ablası muhabbete müdahale eder ve konu kapanır.

siyaset ancak seçim zamanlarında yapılan istişarelerde cemaatin hangi partiye oy vereceğini bildirecek kadar konuşulur ve elemanlar cemaatin tercih ettiği partiye yönlendirilir. büyük bir çoğunluk emre itaat edip istenilen partiye oyunu verir.

işte cemaatin apolitikliği budur. siyaseti konuşması dahi yasak, her an yönlendirilebilir bir oy kitlesidir cemaat. eli yüzüklü, yüzü görünmeyen cemaat abileri tarafından alınan kararların duygu sömürüsü ile tabana yedirildiği bir yerdir fg cemaati.
devamını gör...

fethullah gülen kitaplarını ayakkabı kutusuna kaldırmak

muhterem muhammed fethullah gülen hocaefendinin kitaplarını olası polis baskınına karşı korumak için aldığım tedbirdir. malum polis teşkilatından bin tane nurcu memurun yeri değişti diyorlar. maazallah olası bir karşı operasyon yaparsalar, "o taktiği diğerleri yaptı yaee" diyeceklerinden ayakkabı kutusuna bakmak akıllarına bile gelmeyecektir.

ha bu arada kitapların arasında birşey kalmış mı diye baktım, iki dolar çıktı. sağolsun hocamız dualarıyla doların da yükselmesine vesile olarak nasibimizi artırmış oldu. ya bir hafta önce önce baksaydım o kitaplara, ya harcasaydım o parayı. yaa işte herşey nasip kısmet..


*
devamını gör...

cemaat oyunu hangi partiye verecek

gülenin zamanında demirele, özala, ecevite ve akpye verdiği desteği bilerek seçimlerden önce stratejik olarak cemaati yönlendirdiğini biliyoruz.

gülen medyasında çıkan cemaatin herhangi bir partiye oy vermediği savunmaları kabak gibi yalandır. şahit olduk bizzat. yıllarca cemaatte kaldık.

şimdi yıllarca cemaatte kalmış biri olarak cemaate öğütlenmiş siyasi tavırları iyi biliyorum:

1-hizmet evlerinde kesinlikle siyaset konuşmak yasaktır.
2-seçimlerden önce yukarıdan gelen mesaja göre cemaat oyunu istenilen partiye verir.


taban çok vefakar biliyorum. ancak bu vefa hep kullanılmak istendi. bir kişi cemaate dinini daha iyi yaşayabilmek için girer değil mi? cemaatin tabanı da namaza başlayayım Allah adına bir şeyler yapayım diyerek giriyor, girip çıktıysak sebebimiz bu. ama türk toplumu olarak tembeliz ve önümüze gelen her şeyi zehirli mi zehirsiz mi sorgulamadan bedava diye yiyoruz. cemaat de yukarısı din hakkında ne derse onu yiyor.

oturmuş bir algı var: en tepedeki her şeyi bilir.. derin manaları var abisi biz bilemeyiz.. şakirt bak biz göremeyiz tepeden gören daha iyi görür.. falan filan..

çalıştığım şirketin en az yüzde ellisi cemaatten. sağolsunlar çok kez sohbetlere çağırdılar. çok temiz insanlar var aralarında. patronun iyi söz dinleyen elemanları, cemaat tabiatından kaynaklanıyor sanırım. iyi birşey bu.ama aynı alışkanlığı oy döneminde de yapacaklarından korkuyorum. sanırım öyle de olacak.


şimdilerde şükür ki cemaati dışarıdan izliyorum. bir hafta öncesine kadar siyasi konularda hiçbir yorum yapamayan cemaatçi arkadaşlarım birden fikir sahibi olmaya başladılar. slogan gibi ağızlarına yapışmış: tayyibe oy moy yok!bu hükümet tam yiyici var ya.. bundan sonra sol diyoruz! mustafa sarıgül alır bu seçimde!. aniden nasıl bu kadar kesin görüş sahibi olduklarını tahmin etmek benim için hiç de zor değil. dahil oldukları oluşumu tabii ki savunmak isteyecekler ama bu körü körüneliğin tek sebebi belli ki yukarıdan gelen "artık solu destekleyeceksiniz, yerel seçimlerde istanbulda sarıgüle oy vereceksiniz" gibi emirler olmalı.

cemaatteki arkadaşlar bugünkü kavgalara, yolsuzluk iddialarına, seçimlerdeki tavırlarına tepedeki kendilerine ait olmayan gözle değil kendi gözleriyle şöyle bir baksınlar istiyorum. beddua apaçık bir tarafınızı seçin! mesajı değil midir? müslüman müslümana beddua eder mi? iddialar gerçek değilse iftira atar mı? ufak tefek sıkıntılar dışında ekonomi iyiye giderken kardeşini uçurumdan aşağı atar mı?

Allah aşkı için o cemaattesiniz kardeşler. Allah aşkı için bir kez daha düşünün lütfen.
devamını gör...

alice in wonderland

sağlam kelime oyunları içerir.


şapkacı bunu işitince gözlerini fal taşı gibi açtı, yalnızca şu sözleri söyledi "kuzgun niçin yazı masasına benzer?"
alice "hah! şimdi alay başlıyor!" diye düşündü. sonra yüksek sesle, "sanırım bunu bilebilirim" dedi.
mart tavşanı "yani yanıtını bulabilirsin, öyle mi?" diye sordu.
alice "tabii ki" dedi.
mart tavşanı "peki, ne demek istiyorsun, onu söyle bakalım" dedi.

alice ivedi ivedi ''olur'' diye yanıtladı. "şey... yani ne söylüyorsam onu demek istiyorum. zaten ikisi de aynı.''

şapkacı ''hiç de aynı şey değil'' dedi. ''o zaman yediğimi görürüm ne demekse, gördüğümü yerim demek de aynı olur.''

öteden mart tavşanı da atıldı ''mesela, ne bulursam beğenirim yerine, ne beğenirsem bulurum demek de aynı şey olacak.''

tarla faresi de uykusunda konuşur gibi ekledi. mesela, uyuduğumda nefes alırım yerine, nefes aldığımda uyurum diyebiliriz.''

şapkacı ''öyle ya, senin için ikisi de aynı şey'' dedi ve konuşma burada kesildi. birkaç dakika sessiz sessiz oturdular, bu arada alice de sürekli kuzgunla yazı masası üzerine bütün bildiklerini anımsamaya uğraştı, zaten fazla bir şey de bilmiyordu.
devamını gör...