cipiu

cipiu
(Yönetici)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 72844.3
  • Kayıt: 2014-01-22 16:11:00
  • En son giriş: 2018-09-23 01:12:07
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 22
  • Aktif Tanım: 24420
  • Açılan Başlık: 11927
  • Artı Oy: 35795
  • Eksi Oy: 955
  • Alınan Artı Oy: 74313
  • Alınan Eksi Oy: 5588
  • Alınan Favori: 869

cipiu - en çok favorilenen tanımları

dünya sözlük insani yardım kumbarası

arkadaşlar merhaba;

antalya’da yaşayan bir kadın, kızı ve annesinden oluşan 3 kişilik bir ailemiz var (kadın eşimin tanıdığı olur). kadının kocası şu an askerde. askere gitmeden önce de durumları iyi değildi, baya bir borçları vardı ve adam askere gidince durum iyice kötüye gitti. kadın asgari ücret ile bir işyerinde çalışıyor şu an. kimseye el açmıyorlar ama bir yandan borç ödenmeye çalışılıyor diğer yandan 750 lira kira ödeniyo ve durumları gerçekten çok kötü. ayın ikinci yarısı 3 yaşındaki kız çocuğu ile aç geçiyor neredeyse. askerde olan kocaya hiç para gitmiyor ama aile daha perişan durumda.

para konusu hassas bir konu. derviche moderne ile konuyu konuşurken zaten bu hassasiyet üzerine konuştum. benim para ile hiçbir alakam olmayacak derviche’in verdiği bir hesap numarasına bağışlarınızı göndereceksiniz. aileye gönderme işini de derviche halledecek.

aile derviche’in değil, benim tanıdığım bir aile. artık 1 lira veya 1000 lira hiç fark etmez Allah rızası için kim ne yapabiliyorsa bekleriz. inanın çok büyük bir iş yapacaksınız. çünkü gerçekten büyük ihtiyaç içinde olan bir aile bu.

hiç tanımadığınız insanlara yardım yapmak Allah rızası için önemli bir olay.

Allah yapandan da yapmayandan da razı olsun, yapılan yardımları kabul etsin.

not: aileye böyle bir kampanya yapacağımı haber vermedim. gururlarının incinmesini de istemiyorum. yukarda dediğim gibi kimseye el açan bir aile de değil. sıkıntılarını kendi içinde yaşayan bir aile. ama yok illa ben teyit etmek istiyorum, şüphelerim var diyen olursa bu konuda bir şeyler düşünebiliriz.

not 2: bağış yapmak isteyen arkadaşlar modersyona ulaşabilir.
devamını gör...

sözlüklerin en çekilmez yanı

henüz bir baltaya sap olamamış, hayatta somut bir başarısı olmayan, çevresine doğru dürüst bir faydası dokunmamış, kendi çevresinden başka bir çevre veya fikir görmemiş, sap gibi ortada kalıp çaresizlik nedir yaşamamış, yaşamadığı şeylerle ilgili bir sürü yorum yapıp yanılma ihtimali diye bir şeyin varlığından haberi dahi olmayıp körü körüne kıçından uydurduğunu savunan ergenlerle aynı platformu paylaşmak.
devamını gör...

sözlükteki değerli yazarların yavaş yavaş gitmesi

bazı sebepleri var.

bunlardan biri sözlükte konuşulmaya değer bir konunun tartışılamaması. mesela geçenlerde bir yazar gelmişti (mahlasını hatırlamıyorum). yazar gelir gelmez içi dolu, ciddi başlıklar açtı ama bırak tartışmayı okunduğuna dair bir işaret bile görmeyince bir daha uğramadı.

ben kalemi kuvvetli bir yazar olsam buraya geldiğimde ilk önce ortama bir bakarım, tanımları okurum ve genel havayı anlamaya çalışırım. ondan sonra burda yazıp yazmayacağıma karar veririm. ama yeni gelen ve ergen muhabbetlerini aşmış bir yazar tanımıma artı verdi ne demek istiyor acaba gibi başlığa o kadar tanım yazılmasını hayretle karşılıyordur kesinlikle.

ve bizim yazarlar ciddi problemli. ekşi yazarlarına saydırırlar ama ekşi yazarları kadar ciddi meselelerde konuşacak iki kelimeleri yoktur. ciddi alınmayacak kadar saçma da olsa adam kafa yoruyor, içi boş bir dava olsa da peşinde koşuyor. geçmişte çok şaşırdığım bir haber vardı. böyle bayram seyran değildi ama köprülerden geçiş o güne mahsus bedavaydı ve bu durum bir hafta öncesinden tüm haber kanallarında duyuruldu. yani sağır sultan bile duydu. ama o gün geldiğinde bir adam yok ben para vereceğim diye görevlilerle tartışmıştı. tartışma gerekçesi ise köprülerin bedeva olduğundan haberi olmaması ve ücret vermeden geçmesi durumunda ceza yiyecek olmasıydı. ulan sağır sultan bile duydu köprülerin bedava olacağını, hiç mi haber izlemez/gazete okumazsın. hah o adam bizim sözlük yazarları işte. ülke yıkılsa kimsenin umrunda değil. sadece gündem değil aga hangi ciddi konuyu ne kadar tartışıyoruz ki burda. ama geçen scar saolsun bir tanımda yazmış ulan ülke yıkılıyor bu nedir diye, harbiden nedir bu. o ekşi'de beğenilmeyen ekşi yazarları kadar umrumuzda değil ülke. ama sorsan lağım çukurundaki adamlar onlar.

tabiki geyik olacak hep ciddi olunmaz. ama sürekli geyik, sol frame'de elle tutacak bir mevzu olmaması bazen insanı gerçekten soğutuyor.

bir mod olarak bunu söylemem pek doğru değil ama söyleyeceğim. bizim yazarlarım gerçekten nankör. iyi ki diyorum bu sözlükte bugüne kadar ciddi bir reklam geliri elde edilmedi. eğer derviche moderne, bir ssg veya kanzuk gibi sözlükten gelir elde etseydi bizim yazarlardan bazıları derviche'in evini basarlardı. sevsek de sevmesek de bu adam bir cebinden harcayıp bir platform vermiş bize. beğenmezsen çeker gidersin ama o güne kadar hahah hihihi yazan yazar incir çekirdeğini doldurmayacak bir durumdan dolayı kıyameti koparıyor. başlık açıp saydıran mı ararsın, tanımlarla saldıran mı ararsın, tanım silip gitmeye çalışan mı ararsın. hele tanım silmeye çalışanlar gerçekten komik. hakkını da ara ama bunun daha dinlenir, ciddi alınabilir yolları var. bu adam yaptığı fedakarlık ile kahrı çekilecek kadar hatırı haketti ama bizim bazı yazarların umrunda değil. ulan çekip gitmek nedir. tamam işin gücün, özel hayatından dolayı olabilir ama şuna kızdım gidiyorum nedir. daha bizim yazarlar bu kadar vefasızken değerli adamlar niye dursun.

son olarak çok dikkatimi çeken bir nokta daha var. hoşlanılan kız ile tanım kasan yazarın birden bire ciddileşmesi olayı. günlük olarak geyik tanım girişini yaparken biri geliyor ve özellikle dini konularda konuşulmayan bir şey söylediğinde, tartışmaya açık bir mevzuyu gündeme getirdiğinde, kısaca farklı bir şey söylediğinde o hoşlanılan kız uzmanı yazar birden bire alim kesiliyor başımıza. ulan o kadar ciddi meseleler geçiyor sol frameden umrunda olmuyor ama mevzu din olunca damarına basılmış gibi yazmaya başlıyor. ha din önemli o konu başka diyen olabilir ama o savunulan din de bu kadar boş iş ile ilgilenmeye izin vermiyor.

bak bu kadar uzun tanımı ne zamandır yazmamıştım. benim gibi kıçı kırık yazara zor geliyor nasıl olsa okunmaz diye düşündüğüm için, okumaya değer yazar napsın lan burda.
devamını gör...

doların yükselmesini sadece eleştiren insan

olm napıcaz lan. ne yapabiliriz. benim dolarım yok. fırından ekmeğimi, marketten ihtiyaçlarımı alan sade bir vatandaşım. ha işimle ilgili malzemeler dolar ile belirleniyor ve o şekilde alım yapıyorum. ama napim ben mi üretim veya reis bundan sonra tl ile deyip imkan sundu da almadık mı? e dolar arttıkça ben mal alamıyorum, alsam da satamıyorum bu durumda eleştirmeyeceğim de ne yapacağım.

vergimizi veriyoruz, 15 temmuz'da hadi sokağa dediler ona da çıktık. daha napalım lan yıldız tilbe'nin tavsiyesine uyup evde dolar mı basalım nedir yani yapabileceklerimiz.
devamını gör...

evlilikte diploma denkliği aramak

bunu yapan kesinlikle evliliğin ne veya nasıl bir şey olduğunu çözememiş insandır. evlilik iş yeri değildir aynı yastığa bir ömür boyunca baş koymak için yola çıkmaktır.
devamını gör...

instagram'da herkesin mutlu olması

kör topal bir instagram hesabım var. ayda yılda bir açarım bakarım o da yapacak bir şey bulamayınca. ama moralim bozulur kapatırım. ulan bir tane normal insan olmaz mı. herkes eğleniyor, kimisi tatilde, kimisi yeni bir şey almış, kimisi de bir sebepten mutluluktan havalara uçuyor.

sonra kendi hayatıma bakıyorum çok berbat bir hayatım var lan benim. ben daha üç arkadaş bir araya gelince hadi bir selfie yapalım da paylaşalım millet görsün diyemeyen ezik adamın tekiyim lan. hep aynı sıkıcı şeyleri yapıp duruyorum ve o kadar mutlu olmadım hiç. galiba instagram'ı sık kullanmadığımdan oluyor bu. insanları mutlu eden bu uygulama herhalde. yoksa kapı komşum reel hayatta normal hayatını yaşarken uygulamada çok mutlu. neyse artık ben de daha sık kullanacağım ve mutlu olacağım.
devamını gör...

börek açabilen erkek

mesleği aşçılık filan değilse sıkıntılı erkektir.

erkek dediğin önüne gelen böreği yer kalkar. biz babamızdan böyle gördük.
devamını gör...

meb müfettişinin yeni nesil ile ilgili gözlemleri

geçen yıl ödemiş'teki okul müdürünün vuurlması olayını araştıran müfettişin yazdığı rapor.

noktası, virgülü ve hatta her harfine tek tek katıldığım mükemmel tespitler. yeni nesil bu kadar güzel özetlenebilirdi.

(bkz: lise öğrencilerinin okul müdürünü av tüfeğiyle vurup öldürmesi)

duygusuz nesil tehlikesi

hayatın gerçeklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor.

şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.

yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor.

tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.

hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.

kendileri için yapılan fedakârlıkların hiç farkında değiller. kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar.

herkesi kendilerine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar.

insanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.

hayatlarında eğlenmekten başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

..... çocuklar hayattan bihaber.

açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz.

öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.

susuzluk nedir, hiç bilmiyorlar. hiç susuz kalmamışlar.

üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. çocuk daha ‘susadım’ demeden ağzına suyu dayıyoruz.

çocuklar hiç üşümüyor.

soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz, hiç titremiyorlar.

çocuklar hiç ıslanmıyorlar.

evden arabaya kadar üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz.

saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz.

yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. iki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz, yorulmasınlar diye.

yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.

..... çocuklar hissetmiyor yaşamı.

açlığı bilmedikleri için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.

müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek ülkemize.

bu sorunu devlet derinden hissetmeli.

bu sorunun çözümü için çalıştaylar düzenlenmeli. öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli.

okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı.

geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.

bu sorun çözülmezse ülke çözülecek.

doğan ceylan - milli eğitim müfettişi’”
devamını gör...

askıda ekmek projesi

ekmek zammı vicdani ve insanı değildir diyen devlet bahçeli'nin başlattığı proje.

hali vakti yerinde her vatan evladı kendisine en yakın ekmek fırınına gitmeli. eğer iki ekmek alacaksa üç ekmek parası ödemeli. bir ekmeğin askıya alınmasını fırıncı ile paylaşmalı. fakir fukara kardeşlerim, durumu yerinde olmayan insanlarımız fırına veya ekmek satılan yerlere gittiğinde ‘bana askıdan bir ekmek verebilir misin?” diyebilmeli.

böylelikle kültürümüzün dayanışma ve yardımlaşma dinamikleri harekete geçirilebilmeli. unutmayalım ki, inancımız ‘komşusu açken tok yatan bizden değildir’ esasına dayanmaktadır.


süper bir proje. yani insanlar ekmeğe muhtaç hale gelmiş falan filan ama birbirimizi düşünmeyi, kendimizden başkasını düşünmeyi hatırlatacak bir proje.
devamını gör...

cennetteki huriler cinsellik için değil arkadaşlık için var

dünyada bu kadar güzelliği yaratan Allah ödül dediği cennete kim bilir bilmediğimiz neler yaratmıştır.

ne yani cinsellikten daha öte bir olay yok mudur. bütün yaşam amacımız bu mudur. sonsuz bir yaşamda huri ile yat kalk bu mu cennetin olayı. belki rabbimiz daha büyük bir lezzet sunacak. dünya ölçeğinde düşünmenin sonucu bunlar.
devamını gör...

evliyalığa yükselmek için şeyhe karısını sunmak

seytaç yayınevinden çıktan menzil gavsının sohbetlerinden derlenmiş kitabın 118. sayfasında geçen husus.

mevzu ibrahim ethem ile şeyh arasında geçiyor. amaç ibrahim ethem'i denemek onu pişirmek.

şeyh ibrahim ethem'i çağırır ve ondan ilk önce şarap ister. hatta adres bile verir git al der. ibrahim ethem hiç kalbini bozmadan, itikadını zedelemeden yani bu helal mi haram mı diye düşünmeden gider şarabı alır gelir. şeyh artık canım istemiyor diye reddeder.

şeyh ibrahim ethem'i tekrar çağırır ve canım güzel bir kadın istiyor der. ibrahim ethem ulan padişahlığımda bir sürü kadın vardı ama şimdi nerden bulurum diye kara kara düşünürken en son hanımına karar verir. hanımına kalk süslen en güzel kıyafetlerini al diyerek hanımını şeyhinin karşısına götürür. ve bu hareketinden sonra ibrahim ethem evliyalık makamına terfi eder.

şimdi yok şeyh şarabı içmemiş yok kadınla yatmamış diyen olabilir. iyi de lan nerde haram helal çizgisi. 15 temmuzda fetö çık halkı öldür dediğinde de aynı motivasyon vardı müritlerinde. bir müslüman nasıl haram helal süzgecinden geçirmeden itirazsız önüne koyulanı kabul eder. ki milletin hanımına tarikat muhabbetiyle atlayanları da biliyoruz. yani bu bağlılık çok tehlikeli. müslüman Allah'tan başkas kimseye bu kadar bağlı olamaz.

hepsini geç bana kadın bul nedir lan.

video
devamını gör...

tsk'nın girdiği şehir vs abd ordusunun girdiği şehir

iki ordunun kalitesini ve cesaretini gösteren şehirlerdir.

abd bir yere girmeden önce havadan dümdüz eder ki göğüs göğüse çarpışma ihtimalini en aza indirir. çünkü cesaret ile değil teknoloji ile kazanmanın peşindedir.

tsk ise insan canını esas alır ve gerekirse cesaretli bir şekilde göğüs göğüse çarpışır.

mesela abd'nin girdiği, havadan taş üstünde taş bırakılmamış, binaların bombardımandan hayalate döndürüldüğü rakka şehri;



bu da tsk'nın girdiği afrin;
devamını gör...

ırk belirtmeme modası

ak ile veya moda ile filan ilgilisi olmayan mevzu. 1400 yıldır olan kuraldır.

yahu sizin islam ile ilgili bu kadar temel bilginiz dahi yok mu. islamda müslüman olan çingene/kürt/yahudi dahi kardeşindir.

siz nuh peygamberin hikayesini, adem peygamberin cennetten kovulmasını hiç okumadınız mı. Allah o nuh peygamberin hikayesinde oğlunun dahi kendisinin ailesinden olmadığını ve gerçekten akraba/kardeşin kim olduğunu söyler.

biraz kur'an okuyun Allah aşkına. ırk ile bu dünyada övünürsünüz ama ahirette hiçbir halta yaramayacak.
devamını gör...

çamlıca camii'nin adını rte koyalım istemezse de zorlayalım

tbmm başkanı ismail kahraman'ın önerisi.

evet bence de zorlayalım. reis senin hakkını nasıl öderiz.

daha önce gazi muhabbeti şimdi de bu. rte şöyle böyle derler ama asıl tehlike bu tipler.

"cumhurbaşkanımızın damgasını vurduğu yerlerden birisi türkiye’de olduğu gibi üsküdar’dır. ve inşallah çamlıca’daki caminin adı ‘recep tayyip erdoğan camii’ olur. kendisinin kabul edeceğini zannetmiyorum ama zorlayalım. bu isim uygun değil mi? oyunuza sığınıyorum. kabul edenler ve kabul edenler? saf demokrasi bu, oylama böyle yapılır"
devamını gör...

sözlük tenha iken emek harcayan yazarlar

sözlük'te bir kaç kişi iken emek harcayan yazarlar. hepsinin her başlık altında tanımı var en azından artılarla teşekkür edilmeli. emektarlar değerlidir.

(bkz: ayran shot)
(bkz: boyaci cocuk)
(bkz: derin millet)
(bkz: gölgesine tüküren adam)
(bkz: ilşah)
(bkz: jay-jay)
(bkz: kameray)
(bkz: kibirli)
(bkz: mistaka)
(bkz: muhalefetül lügateyn)
(bkz: paul atreides)
(bkz: tekilsahis)
(bkz: zeyn)

ve akla gelmeyen bir sürü yazar ile bırakıp gitmiş olan üstadlar.

edit : pardon kibirli'yi atlamışım. yazarları girerken aklımdaydı. özürlerimi sunuyorum.
devamını gör...

köy yaşamı geyiği

bitmeyen geyik. yok emekli olunca gidecekmiş, yok biraz toplu para bulsa köye yerleşecekmiş filan falan.

olm köyde pazar kahvaltısı diye bir şey yok haberin var mı senin. benim peder ve valide hala sabah namazından sonra yatmazlar çoğu zaman. anam kapı önünü süpürür ufak tefek bahçe çalı çırpı işlerine bakar, babam köyde esnaf olduğu halde hala sabahın köründe ya bahçe ile ya da tarla ile 1-2 saat uğraştıktan sonra dükkanına gider.

tamam artık köylerde öyle eskisi gibi köy yaşamı filan kalmadı ama senin organik merakın binbir türlü zahmet istiyor. gübresi, suyu, kazması öyle kolay değil o işler. ne kadar bakarsan o kadar verir. şehirde alıştığın nasır tutmamış elinde çok zor o iş.

yani köy yaşamı temiz hava ve organi yaşam tamam ama öyle kolay bir yaşam da değildir. hayatında köy görmemiş olupta sosyal medyanın özendirici geyiğinin gazına kapılıp giden de zaten 3 gün sonra kaçar.
devamını gör...

bir erkeğin en çaresiz olduğu an

işsiz kaldığım günlerde eşim aniden rahatsızlandı. düştü ve kaldıramadım. cebimde 1 kuruş yok. napıcam, ne edicem derken komşudan rica ettim. yakınlardaki bir tıp merkezine yetiştirdik. aşırı stresten dolayı bu duruma gelmiş. serum verelim iyileşir dediler. serum verilmeye başladıktan 10 dakika sonra kendine gelmeye başladı. ben yanında elini tutmuş şekilde bekliyorum. hastalığın devam etmesi durumunda ne yapacağımı düşünüyorum. bu sefer komşu herşeyi halletti ama tekrarlarsa ne halt yiyeceğim, komşuya borcumu nasıl ödeyeceğim diye kendi kendimi yiyorum. diğer yandan da sevdiğim kadının yüzündeki acıyı izliyorum.

kendine geldikten sonra söylediği ilk laf çok feci koydu bana. ellerimi sıktı ve "aşkım tedavi ücretini nasıl ödeyeceğiz". boğazıma oturan yumruk, gözlerimi zorlayan yaşlar. kafamda saniyeler içinde kendim de dahil lanet ettiğim birçok şey.

günlerce kendime gelememiştim. bir yandan hiçbir şey yokmuş gibi davranıp "geçecek bunlar" diye gaz vermeye çalışmalar, bir yandanda kendi kendime yaptığım konuşmalardaki umutsuz durumun verdiği acı.

arkadaşların dediği gibi ailesinin acısına şahitlik ettiği ve çaresiz eli kolu bağlı kaldığı andır.
devamını gör...

nafaka artırma davasına nişanlı ile gitmek

bak benim başıma böyle bir olay gese çizgiden çıkarım.

kadın benden nafaka alacak. sonra nafaka artırımı için mahkemeye başvuracak. mahkemeye nişanlısı ile gelecek ve 4 yıldır nişanlıyız evlenemiyoruz artırılmasını talep ediyorum diyecek. yani benden aldığı nafakayı başkasıyla evlenmek için kullanacak.

bu nasıl tahriktir böyle. ulan bu resmen erkek ile dalga geçmektir. insan utanır ya. sonra kadına niye şiddet oluyor. bilmem niye biraz düşünsen bulursun halbuki.

bugün izmir 6 aile mahkemesinde görülen nafaka arttırım davama gittim karşı taraf nişanlısıyla geldi maddi durumlarının iyi olmadığı için 4 senedir nişanlı olduklarını evlenemediklerini nafakayı arttırmak zorunda olduklarını söylediler

tweet
devamını gör...

çocuk yetiştirirken dayak atılır mı sorunsalı

üç çocuğu olan biri olarak söylüyorum; evet atılır. atılmaz diyenlerde genelde çocuk sahibi olmayanlardır veya bu işten çok iyi anlayanlardır. mesela benim amcalardan biri bu konuda çok iyidir. tek fiske vurmamıştır 4 çocuğuna. ama adam çocuğuma hiç kimse zarar vermeyecek hiperaktif ve aşırı zeki benim çocuğum mantığı ile de hareket etmemiştir.

atılır derken sabah akşam çocuklarımı döven biri değlim başlık sahibi de sabırlı ve sakin bir insan olduğumu bilir.

burdaki sıkıntılardan birincisi çocuğu sadece sizin yetiştirmemeniz. çevre, internet ve televizyon sizden daha etkili. bu mecralardan öğrenilenler çok ciddi sıkıntılar oluşturabilmektedir. siz çocuğu belli bir kalıba sokarsınız ama ailesinin sokağa ipsiz saldığı bir zibidi gelir ve bütün her şeyi içine eder. mesela bir anda çocuğun ağzından bir küfür çıkıverir. bu bazan ağır bir küfür olur, bazan öylesine bir argo. ama çocuk bunun ne olduğunu bilmeden bir halt zannederek söyler yerli yersiz kullanır da kullanır. e sen küfür öğretmedin çocuğa nerden çıktı bu. artık sabırla o küfürden vazgeçireceksin.

ikinci sıkıntı o çok şirin ve sevimli görünen çocuklar zannettiğinizden daha akıllıdır. ve inanın o zekaları sizin açıklarınız üzerine çok fazla yoğunlaşır. mesela bir başkasıın yanında evde olduğu gibi tepki göstermediğinizi farkettiği anda işiniz bitmiştir. evde mum gibi olan o çocuk bir başkasını gördüğü anda yaramaz, laftan anlamaz ve sadece annesini kudurtmaya yönelik davranışlar sergilemeye başlar. burda bir şuna özellikle bir parantez açmak lazım. özellikle dede ve babaanne/anaanne çok feci içine eder ortalığın. bir şey deme benim torunuma derken sizin titizlikle uğraştığınız çocuğa cesaret verirler ve anneden/babadan daha fazla dayanak olurlar.

başlık sahibi bilir ki ben 10 senelik evliliğimde ilk eşya yenilemeyi daha 6 ay önce yaptım. nedenlerden biri de çocuklarımdı. çünkü ben çocuklarıma pek karışmam. krıdın, döktün, o koltuk yeni zıplama filan olmaz hareket alanları çok geniştir. özellikle yaramazlık yapan çocuğa hiç karışmam. benim evimde yetişen çocuk hoplar, zıplar ve düşer. düştüğü zaman da kaldırma huyum yoktur. çünkü benim yaramazlık dediğimin onun zihnini çalıştırdığını, ona meşguliyet olduğunu dahası televizyon karşısında oturup uyuşmasından çok daha iyi olduğunu bilirim. bu nedenle büfe üstünden bile atladıkları, kafa üstü çakıldıkları bile olmuştur.

bu sebeplerle çocuk dövmem. fakat bazı durumlar var ki gerçekten dövmek gerekir. en son dövdüğümü anlatayım. 9 yaşındaki kızımı ve 6 yaşındaki oğlumu 3 ay boyunca uyardım. annenize saygısızlık yapmayacaksınız, cevap verme hakkına sahipsiniz ama üslubunuz adam gibi olacak, sadece annenize değil büyüklere de bağırmak çağırmak ses yükseltmek olmayacak. 3 ay boyunca uğraştım (bu kadar uğraşmayacağıma inanmayan başlık sahibi dayıya sorsun). neyse bir gün hanım sinir kriziyle aradı hayırdır noldu filan çocuklar yine kudurtmuşlar kadını. hiç muhatap olma onlarla bekleyin geliyorum dedim. aldım karşıma ikisini ne dedim lan ben size 3 aydır. çıt çıkmıyor. artık konuşacak hiçbir şey kalmamıştı ve girdim bunlara tekme tokat. şu an aradan 8 ay kadar geçti. ha bazan yine abartıyorlar (çocuk işte naparsın) ama hiçbir zaman eskisi kadar saygısızlık boyutuna getirmiyorlar.

yani çocuk dediğiniz aslında o kadar sevimli bir şey değil. bazan gerçekten dayağa ihtiyaç olabiliyor ve dayak bir terbiye yöntemi olabiliyor. ama burdaki ayrıntı bu olayı abartmamak. hiçbir çıkış noktası kalmadığında çocukta etkili olacak kadar. dayak her zaman son noktadır. bu konuda ortaokulda arkadaşımın söylediği şey kulağıma küpedir. olm yapma babandan dayak yersin dediğimde ne olacak ya altı üstü bir dayak işte demişti. adam aşınmış artık dayağın etkisi filan kalmamış.

not: ikide bir başlık sahibi dayıya sor dememin nedeni inanmayan sorsun da sabah akşam çocuk döven bir hayvan zannedilmeyeyim diye.
devamını gör...

türkiye

* dünyaya sunduğu marka olabilmiş tek bir ürünü yok.

* dünyayı bırak kendi vatandaşına sunduğu her şeyi ile benim diyebileceği bir ürün yok her şey dışardan geliyor, üretim sıfır yani.

* kanunlar bazıları için vardır ama iktidarı elinde bulunduran küçük bir kesim ve onun avanesi için hükümsüzdür.

* adalet diye bir şey yoktur.

* eğitim zaten ölüdür.

* ekonomik kriz kaderi olmuştur yakasını bırakmaz. ekonomik problemleri çözen bir iktidar görmemiştir henüz. ha çözdü denilende günübirlik geçiştirmelerle rahatlama yaşatmıştır ama şu sıralar o günübirlik önemler çok feci patlamaktadır.

* islamcısı da, solcusu da, kemalisti de aynı. tek farkları iktidardayken ülkeyi cukkalama şekilleri. islamcı Allah diyerek götürüyor, kemalist atatürk diyerek.

* ahlak sıfır. her türlü sapıklığa dair örnek bulabilirsiniz. evlisi, bekarı farketmez annesine sulanından, eşini başkasına sunup başkasının eşine gözkoyanına ordan da köpekle tatmin olanına kadar.

* insan ilişkileri sıfırdır. para sözkonusu oluğunda akrabalık, dost, arkadaş gibi ilişkilerin hiçbir önemi kalmaz. kim kime kaptırabilirse öyle gider. babadan kalan mirası kavga etmeden, silahları konuşturmadan ve dahi dağılmadan dağıtabilen sülale yok denecek kadar azdır.

* ülkede yaşayan insanlarda çevre bilinci sıfırdır. zaten ekonomik sıkıntılardan dolayı böyle bir bilincin oluşması da mümkün değildir.

sonuç olarak müslümanların yaşadığı ülkedir ama gavur dedikleri onlardan daha ahlaklı ve medenidir.
devamını gör...

tarım hayvancılık ve eğitim

bu 3 şeye ait bakanlıklar var ve artık eminim ki bilerek, kasıtlı olarak bu ülkenin geleceği ve temeli olan bu 3 şeyin içine ediliyor.

bunun başka bir izahı olamaz. reis filan hikaye. dolar krizi bugün olan şey dün bu kadar değildi bu kriz. bu derece krizin yaşanmadığı 15 senedir bu üçünde gram iyileşme olmaz mı, ama yok aksine gün geçtikçe daha kötüye gidiliyor. dış güçler filan diye dalga geçiyoruz ama yapılanlara bakınca kasıtlı olarak memleketin bitirildiğinden başka bir şey gelmiyor insanın aklına.
devamını gör...

hayat bir nefes

(#6388434)

şu iddiasını detaylandırması gereken yazar. kuran'da hiçbir şeye cevap yok derken neye göre diyor bunu? halbuki ben baktığımda birçok şeye cevap görebiliyorum. ha o cevaplara katılırsın katılmazsın o ayrı konu ama o kitap tamamen boş demek çok ciddi bir cahillik örneğidir, tek bir defa kuran okumadığı halde yorum yapmak demektir.

bir de demiş hani müslümanlıktan vazgeçenlerin videosu. kardeş bildiğimiz kadarıyla müslümanlar şu an dünyaya hakim filan değil. youtube da müslümanlara ait bir oluşum değil. yani öyle bir durum olsa adamlar oraya koyarken bu islama zarar verir diye hesap edecek insanlar değil. olsa onları da görürdük emin ol. ki vardır da araştırsak onu da buluruz. baksana müslüman ülkede doğup islamdan bu kadar habersiz tipler varken islamdan başka bir dine geçiş yapan niye olmasın.

bizim inkarcımız bile sıkıntılı.
devamını gör...

erdoğan portresi genelgesi

süleyman soylu'nun yayınladığı genelde. kaymakamlıklar, valilikler, emniyet müdürlükleri ve karakollarda, başkan erdoğan'ın portresini asma hazırlıkları var.

''bakanlığımız merkez birimleri, bağlı kuruluşları, valilikler, kaymakamlıklar, jandarma genel komutanlığı, emniyet genel müdürlüğü, sahil güvenlik komutanlığı binaları ve bunlara bağlı karakolların girişlerinde sayın cumhurbaşkanımızın ‘http://www.illeridaresi.gov.tr’ adresinden ulaşılacak fotoğrafının kullanılması hususunda gereğini rica ederim''

oh ne güzel. o kadar çektik dediğimiz kemalistlerin yaptığı her şeyin aynısının yeşilini de siz yapın bakalım.

haber
devamını gör...

eşinin altınlarını hibe ederek türkiye ekonomisine destek olmak isteyen mısırlı

niye yapıyorsun bunu sorusu sorulduğunda "kardeş türk halkına olan sevgimden dolayı sizler müslümanların umudusunuz" cevabını veren mısırlı.

kuveytte imamlık yapan seyyid muhammed mustafa eşinin ziynet eşyalarını alarak türk büyükelçiliğine gitti ve bunları hibe etmek istedi. fakat türk büyükelçiliği ticaret müşaviri atilla uğur başbuğ bu ince düşünceden dolayı teşekkür ederek yardımı kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi. mustafa da bunun üzerine türk lirası alarak kuveyt'te türk ürünlerini tüketeceğini söyledi.



haber
devamını gör...

türkiye vatandaşı olmak

normal, olaysız bir güne uyanamamaktır.

hayır başlığı açan arkadaşa niye o kadar eksi verilmiş onu anlamadım. evet darbeler gördük, kriz desen zaten çıktığımız yok ömrümüz kriz ile geçiyor. buna hayır diyen varsa yayınımıza isveç'ten katılıyor herhalde.
devamını gör...

ahiretten sonra tanrı'nın ne iş yapacağı sorunsalı

bu ülkedeki temel problemlerden biri de bu işte. adam sadece kendisinin inancının olduğunu düşünüyor. yani başka biri inanç olduğunu umursamıyor ve empati yapmak aklına gelmiyor.

müslümanların çoğunluk olduu bir yerde bu tip bir cümlenin ne kadar feci olabileceği umrunda değil. olm manyak mısınız siz biz böyle şeyleri aklımızdan bile geçirmeyiz. inancımızı neden bu kadar hafife alıyorsunuz. ha bunlar ancak sosyal medyada internet arkasına saklanarak konuşulur zaten.

neyse sizin dininiz size bizim ki bize. herkes hesabını verecek.
devamını gör...

özürlü çocuğa dışardan acıyarak bakanlar

çocuğun annesine bir, çocuğa ise baya koyan bakışlardır.

olm yapmayın böyle şeyler. herkesin başına gelebilir ve o çocuğu ve ailesini ayakta tutan moral yüksekliğidir. en ufak bir acımada ise psikolojiyi alt üst ediyor olabiliriz.
devamını gör...

gölgesine tüküren adam

whatsapp gruplarında varoş konşmaları ile ne olduğunu ortaya koyan ama sözlük ortamında böyle piyano filan paylaşarak kültürlüyüm, entelim lan ben izlenimi vermeye çalışan yazardır. *
devamını gör...

sevişgen anne

bir anne için söylenmesi bile tuhaf, yabancı gelen bir tanımlama. bize uymaz aga. biz anneleri kutsal biliriz.
devamını gör...

alo 147 öğretmen şikayet hattının kapatılması

yeni milli eğitim bakanı ziya selçuk'un ilk icraatı. selçuk öğretmenlerin kalbine, gönlüne dokunmayan bir sistemin başarılı olmayacağını açıkladı.

bence de yerinde bir karar. öğretmen otoritesi diye bir şey bırakmadılar. canı isteyen öğretmen dövüyor veli de değil canı isteyen öğrenci hem de, canı isteyen de şikayet ediyor. öğretmen artık işimden olmayayım korkusu veya dayak yemeyeyim korkusu ile öğrenirsen öğren öğrenmezsen banane modunda takılıyor haklı olarak. bi de şu ismet yılmaz'ın eğitimin biraz daha içine etme amaçlı olarak getirdiği öğrencilerin öğretmeni puanlaması olayını da kaldırırsa tam olur.

haber
devamını gör...

kocasını aldatırken kaynanasına yakalanan gelin

3 çocuk annesi gelin sevgilisini eve alıyor ve kaynanasına yatakta yakalanıyor. gelini odaya kilitleyen kaynana gelinin sevgilisinin arkasından koştu. kaynananın bağırışları üzerine mahalleli de olaya katıldı ve sevgili mahalleli tarafından tekme tokat dövüldü. polis linç edilmek istenen erkeği kurtardı.

3 çocuk annesi ile sevgili olmak, üstüne evine gitmek ve onun üzerine de kayınvalide tarafından basılmak.

hadi hepsini geçtim de o ayaktaki çorap ne lan.

haber

devamını gör...

yeryüzünde gezin dolaşın

Allah'ın kuran'da tek bir defa değil bir kaç defa tekrarlardığı ama niyeyse pek aklımıza gelmeyen emri.

ama Allah sırt çantası ile bodrum/çeşme yap, açık büfe kahvaltı göm, şezlong/deniz/kum demiyor. başka türlü diyor ona dikkat etmek lazım.
devamını gör...

türkiye'de yargı bitmiş diyorlar inanmayın izan bitmiş izan

6 yaşındaki torununa cinsel istismarda bulunan sapık dede mahkeme kararı ile serbest bırakıldı. olay 9 yaşında tacize uğrayıp kalp krizi geçiren çocuk başlığında.

fatih altaylı ise bu duruma isyan etti ve türkiye'de durumun daha vahim olduğunu söyledi.

türkiye’de “yargı sorunu var, yargı bitmiş” falan diyorlar ya... inanmayın.

keşke bu kadar basit olsa, keşke bu kadarla kalsa.

türkiye’de sadece yargı bitmemiş, daha vahimi olmuş, izan bitmiş izan.

yargı bitmiş olsa, iki kanun, üç doğru müdahale işi toparlarsın birkaç yılda. ama izan bitince toparlaması çok güçtür, el alır, vakit alır.

niye mi söylüyorum bunu.

okuyun ve hak verin.

6 yaşındaki bir kız çocuğu, dedesinin cinsel istismarına maruz kalıyor. çocukcağız oyuncak bebek üzerinden yaşadıklarını anlatıyor. devlet duruma el koyuyor, uzmanlar devreye giriyor ve “sapkın dede” mahkemeye sevk ediliyor.

ve izanın bittiği yer o mahkeme salonunda başlıyor.

adına mahkeme denilen ama mahkemelikle, akılla, izanla alakası olmayan yerde dede serbest bırakılıyor. ve dahası dede, küçük kızla beraber yaşadığı apartmana geri dönüyor.

ne bir uzaklaştırma kararı, ne bir koruma, hiçbir şey!

küçük kız eve dönüp de dedeyi görünce sinir krizi geçiriyor.

ve aile yaşadığı yeri terk edip evi dedeye bırakıyor. yani küçük kıza travma üzerine travma.

böyle bir konuda en azından dedeye bir uzaklaştırma kararı vermeyen yargı için “yargı bitti” denilemez.

buna “izan bitti” denir.

buna yargı şiddeti, yargı tacizi denir.
devamını gör...

sokak ortasında karısını döven adama uçan kafa atan adam

evet uçan kafa. abi balyoz gibi indirmiş şerefsize. eline koluna ve kafasına sağlık.

kağıthane'de olan olay.

"bir kişi burada kadını dövüyordu. yoldan geçen bir kişi de koşarak eşini döven kişiye kafa attı. vatandaşlar daha sonra eşini döven kişinin üzerine çullandı. daha sonra polis ekipleri geldi, götürdü. şiddete kesinlikle karşıyız . bir kadına sokak ortasında şiddet uygulanması çok ayıp. kadın, 'polis imdat' diye bağırıyordu. vatandaşlar da müdahale etti."

devamını gör...

gökhan kotan

28 yaşındaki down sendromlu yüzücümüz. şu an akadar 45 şampiyonluk ve 92 madalya kazandı.

gökhan down sendromlu olduğu için yüzmeye ilk önce sağlık için başladı ama zaman için büyük başarılar kazandı.

gökhan'ın hikayesi

devamını gör...

filistin'in türk siyasetçileri için bir oy malzemesinden ibaret olması

acı ama gerçek. kına kınayabildiğin kadar, meydanlarda bağır çağır salla, israil aleyhinde bol bol açıklama yap. ama adam gibi yaptırıma gelince orda mevzu bitiyor. israil ile özellikle ticari ilişkiler niyeyse hiç zedelenmez mesela.

başlıkla ilgili notlar;

1. türk siyasetçileri dedim hükümet veya muhalefet demedim genel olarak hepsi yani.

2. mavi marmara sürecinde olanlarla gelmeyin çünkü sonradan mavi marmara bana mı sordu da yola çıktı oldu biliyorsunuz.


ha bi de şöyle bir açıklama vardı onu da eklim de tam olsun;
(bkz: siyonizm kötü ama israil ile ticaret okey)
devamını gör...

yazarların tecrübelerini ve bilgilerini sözlüğe yeterince yansıtmamaları

böyle bir durum var. niye yapılmaz anlamam bir türlü.

abi yaşadığın olayın başlığını aç geyiğini yapalım, mesleğin ile ilgili ayrıntıları/ipuçlarını/kavramları yaz okuyup öğrenelim, babanın saçmalamasını ananın şefkatini yaz artılayalım, memleketini yaz gideceğimiz zaman bakalım nasıl bir yermiş dediğimizde orda yaşayandan bilgi almış olalım, annelilğini/babalığını/evlatlığını yaz eleştirelim veya alkışlayalım gibi gibi işte. ama yaz yani.
devamını gör...