rebelin korubenisi

rebelin korubenisi
(Yönetici)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 15666.6
  • Kayıt: 2014-07-09 01:23:00
  • En son giriş: 2018-07-19 00:04:47
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 30
  • Aktif Tanım: 4285
  • Açılan Başlık: 1729
  • Artı Oy: 25405
  • Eksi Oy: 128
  • Alınan Artı Oy: 18479
  • Alınan Eksi Oy: 234
  • Alınan Favori: 888

rebelin korubenisi - en çok favorilenen tanımları

dünyaitiraf.com

aldığım ilk gerçek yenilgi hayattan vazgeçmeme neden oldu. öncesinde sahip olduğum yaşama enerjisi sıfırlandı. artık tutkularım yok. yaptığım her şeyi sırf birileri ne yapıyorsun diye sorduğunda verecek cevabım olsun diye yapıyorum.

bu dünyada gerçek anlamda hiçbir şey yapmak yahut olmak istemiyorum sanırım. doğdum, büyüdüm ve heba oldum. yazık.
devamını gör...

sözlük yazarlarının şiirleri

friedrich’ten özür dilediğimdir

seni bıraktım, hüznün uzun ağaçları altında
gölgesinden gölgemi koruduğun
kör etti kendini külün içinde şahin
etime değen kızıl pençeleri sayıca altı
bir hançer varsa saplanacak bana, kabulüm
onu yalnız senin sayıkladığım ellerin tutardı

ışıl ışıldı boynundaki kurşundan tılsım
göğsümde durmasını düşlerdim hep onun
sen istedin diye günün birinde olanca denizi
kesik dilimden sarkan boncuğa doldurdum
bir büyüydün belli ki benim için yapılmayan
yine de her âmâ kahin bende seni görürdü

seni bir masalda duymuştum belki şiir, rivayet
dört yana akıyordu köklerinden doğan ırmak
sönmedi hala dudaklarımdaki incir yangınları
kitaplardan toplardın benim için kurumuş gülleri
dağılır demet olmazlardı elbet sonra
kendimi bırakacağım dağ teninde filizlenirdi

dünyanın tüm suçlarını üstleniyorum, sonum
ancak bunu bilirim ebedi cezama neden
yedi tane kuş tüyü topladım göğden akşamına
umut olur belki idam olacak ruhuma kanat
durup durup aynı sayrılıkla yineliyorum affet
seni sevdim, ben özür dilerim senden
devamını gör...

internetten ucuza kitap satın almak

mümkün olandır. ucuza internet alışverişinin piri olan bendeniz sizlere internetten ucuza kitap nasıl satın alınır ondan bahsedeceğim. yaşadığım yerde aradığım kitapları bulamamam nedeniyle düştüğüm internetten kitap alışverişi batağında zamanla yüzmeyi öğrendim. başlarda ben de sizler gibi kitapları pahalı buluyordum. ancak sonra sabır, takip, araştırma ve cesaretle kitapları ucuza satın almayı başardım. pek özel değiller ama bunun için kullandığım yöntemler şöyle:

1-indirimleri takip etmek:

kitap siteleri geniş çaplı indirim yapmak için zaman kollar. bahar indirimi, yaz indirimi, sonbahar indirimi, bayram indirimi, anneler günü, kabotaj bayramı derken %35'lik bir indirimi neredeyse yılın her dönemi birçok kitapta bulursunuz. ancak neden %50'lik bir indirim olmasın değil mi? işte bunun için araştırma halinde olmanız gerek. kitapyurdu'nun kampanyalarını zaman zaman kontrol etmelisiniz örneğin. ntv yayınlarının, ayrıntı yayınlarının %50 hatta %70'lik indirimlerini dahi görmüşümdür. ayrıca kitapyurdundan birkaç ay üst üste sipariş verdiğinizde sizi ayrıcalıklı müşterisi haline getirir ve %5 ekstra indirim kazanırsınız. yaptığınız alışverişin belli bir miktarını da sonraki ay indirim olarak alabilirsiniz.

zaman zaman 75 lira üzeri 15 lira indirim gibi kampanyaları yakalayabilirsiniz. kitapyurdunda belli bir meblağ üzeri alışveriş yapıldığında daha ucuza gelen kitaplar vardır. 50 liralık alışveriş yaparak 30 liralık kitabı 10 liraya alabilirsiniz. yine d&r ve idefix gibi sitelerde "bu kitapların hepsi 10 lira"* gibi kampanyalara göz atmalısınız. genelde popüler, edebi değeri sıfır kitaplarda uyguluyorlar bu kampanyaları ancak araya güzel kitaplar karışıyor, sayfalar arasında dikkatle ve sabırla gezinmeniz gerek. bu şekilde 50 liralık kitabı 10 liraya almışlığım vardır...

2-ikinci el kitap satın almak:

ikinci el kitap satın almaya bayılan biri olarak yaşadığım şehirdeki sahaf azlığı nedeniyle bu zevkimden uzak kalıyordum ki günün birinde gittigidiyor'da satış yapan sahaflara rastladım. istediğiniz türe göre arama yaparak binlerce çeşit kitap arasından harikulade olanları bulup satın alabilirsiniz. yine aynı şekilde http://nadirkitap.com'dan da uygun fiyatlı kitaplara ulaşabilirsiniz ancak gittigidiyor'daki sahaflar nadirkitap'a göre çok daha uygundur bana göre. bu şekilde 30 liralık kitabı 3 liraya getirmişliğim vardır...

3-sahafların kendi sitelerinden alışveriş yapmak:

bilinmedik sitelerden alışveriş yapmak kimi arkadaşların korkulu rüyasıdır. ancak minik bir cesaretle bu ön yargınızı kırarsanız sıfır ve ikinci el diye geçen ancak sıfıra yakın kitapları çok çok uygun fiyatlara satın alabilirsiniz.
http://insancilkitap.com fazlaca güldürmüştür yüzümü bu noktada. oturun bir akşam sitede tarayabildiğiniz kadar kitap tarayın, kitaplarla zaman geçirmekten güzel şey mi var a dostlar?

4- http://ucuzkitapal.com'dan kitap almak

bu bebek siteye ayrı bir başlık açılmalı arkadaşlar. nasıl yapacağınızı bilirseniz buradan da pek güzel kitapları 2 liraya, 1 liraya satın alabilirsiniz. durun sakin olun yanlış okumadınız evet 1 lira. ucuz kitap arayışımda bir serap gibi karşıma çıkan bu siteden zaman zaman alışveriş yaparım. her zaman iyi kitaplar olmaz o nedenle takip etmelisiniz. siteye ilk girdiğinizde garip yayınevleri tarafından basılmış bilinen kitaplarla kendinizden geçmeyiniz. bilindik yayınevlerinin kitaplarına yöneliniz ve 10 liralık kitabı 1 liraya satın alınız. her zaman bilinen yazarların iyi kitaplarını bulamazsınız. ancak yayınevine güvenerek kitapları, yazarlarını araştırarak harika keşifler yapabilirsiniz. varlık yayınlarının ödüllü şairlerinin kitaplarını 1 liraya almışlığım vardır bu şekilde...

dediğim gibi fazla bir numarası yok bu işin, kullandığım yöntemler bunlar. her zaman kargoyu bedavaya getirmenin bir yolunu bulabilirsiniz. mesela kitapyurdunda 10 liralık alışverişlerinizde kargo 1 lira, 30 lira üzeri de ücretsiz. aynı kitabı gidip d&r'dan alarak 5 lira kargo parası ödemek yerine kitapyurdunu tercih edebilirsiniz.
devamını gör...

uzun bilgi tanımıyla oy alamayıp bir bkz ile oya boğulmak

insanı hüzne gark eden durum. uzun tanımların çoğunlukla okunmaması yaramızı deşmek istemezdim durduk yerde ama pek çok örneğini görüyoruz bunun. zekice, yerinde verilen bakınızlara da hak ettiği değeri vererek oylayalım ama uzun tanımlarımıza da sahip çıkalım. derviş başkanım size sesleniyorum sahip çıkalım tanıma... oysuz kalıyor...
devamını gör...

bir insanın bir insanla iletişim kurmak istememesi

oldukça insanidir. kimse kimseye tahammül etmek zorunda değildir nihayetinde ve bu hakkının farkında olan dilediği an dilediği kişiyi hayatından çıkarabilen insanları şaşkınlıkla izlerim ben. zira hiç kimseye karşı bu kadar net olamadım galiba. hep işin nezaketen konuşma, görüşme kısmında kaldım. ne kötü. nezaketi elden bırakmayayım derken sahteleşiyor muyum ne?
devamını gör...

kalbin normalden büyük olması

bir çeşit rahatsızlık. kimse için dilemeyiz ama böyle bir söylenti çok eğlenceli oluyor. bebekken beni doktora götürmüşler de doktor böyle bir şey söylemiş sözlük. birkaç yıldır kullanıyorum bu kalbi sorun çıkarmadı, araştırmadım da ama muhtemelen öyle bir şey yok. ancak olma söylentisi çok iyi. "bana nasıl kalpsiz dersiniz bana doktor böyle böyle söylemiş benim göğüs kafesi tümüyle kalp" diyorum mesela.* o her yerde bahsi geçen koca yürekli kız benim... büyük olduğundan mıdır nedir gereğinden fazla mutsuz oluyorum, duyguları zirvede yaşıyorum ama olsun onun dışında bir olumsuzluğunu görmedim.*
devamını gör...

bir delinin karalama defteri

kafanın karışık olması boş olmasından daha iyi.

071015
"gerçekten mutlu olmak istiyor muyum yoksa mutluluk bir dayatma mı? neden!? insanlarla bir arada bulunmam gerekiyor mu, onlara ihtiyacım var mı, neden!? neden asıl sorgulanması gerekenleri gözardı ediyorum? evet fiziksel ihtiyaçları kabullenmiş durumdayım ama zihinsel olanlar bazen tümüyle birer saçmalık gibi görünüyor. bazen... şimdi! devamlı! onlardan kurtulacağım. bana dayatılan her şeye karşı savaş açıyorum. normal bulunabilecek her şeye. ahmak bir genelleme olmuş olabilir bu, önemi yok. evrenin en ahmağı insan. aralarından bir ruhtan, görünmez bir varlıktan farksız geçip gidebiliyorsam bana ihtiyaçları yok demektir. aralarından hiçbir şey duymadan geçip gidebiliyorsam onlara ihtiyacım yok demektir. ağaçları severim daha iyi. çakıl taşlarını özlerim, denize sarılır dahası karışırım! onlardan ne kadar uzak o kadar iyi. garip bir nokta bu, ifadeleri dahi saçma bulduğum bir an. umurumda değil artık. benden isteneni vereceğim ve istemeyeceğim fazlasını. fazlasını vermek isteyen de olmayacaktır zaten. ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum."
devamını gör...

hayat nasıl gidiyor sorusu

büyük büyük bir soru. bu bana ne zaman sorulsa her seferinde duraksıyorum. sonrasında "gitmiyor!" demek istiyorum. kişisine göre de diyorum. ancak çoğunlukla "aynı, iyi" gibi cevapları oluyor bu sorunun. peki esasında hayat nasıl gidiyor? ölü. tek kelimeyle ölü. planladığım gibi olmadı hiçbir şey. planladığım gibi olmazsa nasıl olur diye düşünmekten kaçtığım şekilde oldu her şey. boşluk. hissizlik. amaçsızlık. isteksizlik. güçsüzlük. nasıl gidecek böyle bu hayat bilmiyorum, nereye kadar gidecek? vallahi hüzünlü değilim yalnızca düşünüyorum, nasıl? yaşama tahammül etmemizi sağlayan nedenler peşinde koşuyoruz ya sürünmeye de razıyım. bir ihtimal tutsun elimden. boşluğu kucaklamayayım artık.
devamını gör...

sözlükte esen edebiyat rüzgarı

insanı mutluluktan mutluluğa sevk eden rüzgardır. genelde geceleri esmekte, an itibariyle de hissedilmektedir. pencereden bakınca sokakta oyun oynayan arkadaşlarını görmüş çocuk gibi oldum şu an. durun, annemden izin aldım ben de birazdan yanınızdayım. kanatlarımı alıp geliyorum, beni de bekleyin!*
devamını gör...

ev kızı

bu sene oynadığım rol. şımaracak kimsen olmayınca hayat seni koca bir ev kızına dönüştürüyormuş sözlük... (yüksek lisansa kabul edilmedi.) ben yeni olduğumdan pek bilemiyorum sabah namazına kalkıp poğaça hamuru yoğurmak ev kızlığı level kaç oluyor? bilen aydınlatsın lütfen.
devamını gör...

bilge karasu

metinleri bir hayli büyülü yazar.

"ne güzeldin giderken kanım can parçam benim
içimdeki kuş tünek değiştirdi
yüreği durmadan dönecek misin?"

(üçlü sabah, 1958)
devamını gör...

cem adrian'ı birine dinletip kadının sesi harika değil mi diye sormak

hobilerim arasında yer alan eylem. şimdiye kadar açtığım en berbat başlık olabilir sözlük, bunun sizin siz değerli ahaliden özür diliyorum. ifade edemedim kısaca, açıklayayım. cem adrian'ın dilediği zaman sesini bir kadın sesi gibi kullanabildiğini biliyoruz birçoğumuz. muhteşem bir özellik. kendisini çok severek dinlerim. ama bu özelliğini bilmeyen bazı arkadaşlara kendisini dinletip "nasıl, harika değil mi kadının sesi?" diye sormadan edemiyorum. onlar da onaylayıp sanatçının ismini soruyorlar. "kadın değil erkek söylüyor bunu ehe ehe" diyerek kendi çapımda eğleniyorum öyle.*

neyse onu bunu bırakın da şu kadının sesi harika değil mi?

devamını gör...

sözlük yazarlarının karalama defteri

kendini uygun bulduğun şeye uygun değilsin esasında. bunu itiraf etmek çok güç ama öyle işte. hakkında yazılmış öykü vasat senin. bunu yaşayacaksın. altı çizilecek satırları yok, dönüp dönüp okunacak yerleri yok. neden neden kabullenemiyorsun? kendimle tartışmaktan sıkılıyorum bazen sözlük.
devamını gör...

sözlük yazarlarının şiirleri

26092015

"'şimdi yüzlerce kez anlattığım hikayeyi
unutmadayım.'

önemi yok

bilirim;
anlayan daha az anlatır
ağırdır çünkü mana,
madde geçilmek içindir.

çoktan geçtim
altından yaşamın aktığı köprüden
insanları aradım
bağırdım
haykırdım
yalvardım!
duyan olur diye,
duyan olsa diye,
duyan olmadı.

yürümeye devam ettim
okyanuslar boyu, ağaçların üzerinden
okumaya devam ettim
sayfalar boyu, ağaçların üzerinden
durdum ve düşündüm
bir insan yaratılmamış şu ağaçtan
bir de acılar.

acıları hapsedebilseydik maddeye
belki daha kolay olurdu her şey.
yalnızca bedenimizden aksaydı mesela kan
yalnızca kemiklerimiz sevişseydi sızıyla da,
ruhumuzda açılmasaydı bunca yara
üstelik imkansızken tedavisi

çok anlattığımı fark ettim günün birinde
bağırdığımı, haykırdığımı
dahası duymadığını kimsenin
öyleyse dedim;
anlamıyorum!
hiçbir şeyi ve hiç kimseyi!

geriye anlama isteğimden vazgeçmek kaldı
sanki bundan vazgeçsem,
daha kolay olacaktı...
anlamak.

geçtim,
vazgeçtim çoktan.
anladım ardından;
yalnızca madde değil,
mana da geçilmek içindir.
ve her hikaye
unutulmak için öğrenilir.

geçemedim.
anlayamadım.
unutamadım.

önemi yok!"
devamını gör...

bir dikili ağacım olsun

süresinin uzatılmasını talep ettiğim muhteşem etkinlik. benim gibi boşlukta süzülen biri için bile bunca zaman kısmet olmadıysa işi gücü okulu olan arkadaşların daha çok zamana ihtiyacı olacaktır.

nihayetinde bugün liliput ailesi toprakla buluştu. ablamın çekirdekten çimlendirip yetiştirdiği limon fidanlarımız annesine, toprağa kavuştu. 5 tane minik fidandan oluşan aile uzun zamandır saksıda ikamet etmekteydi. çekirdekten yetiştiği için yabani olmuşlar ancak belli zaman sonra kendilerini aşılayacağız, bize limon verecekler. gerçi benim elimden iki aya meyve verme olasılığı da var ama neyse. bu harika etkinliği düşünen duyuran herkese teşekkürler.

fidanları dikerken bana yardımcı olan başta anneannem olmak üzere pamuk prenses ve yedi cüceler'e de teşekkürü borç bilirim. liliput ailesi sizlerin sayesinde büyüyecek ve büyütecek pek çok güzel hissi. limon satıp zengin olacağım sözlük, yazıyorum buraya!*



odaklayamıyordu... resmen fotoğraf çekmeyi unutmuşum sözlük.*

devamını gör...

unutulmak

en az unutmak kadar güzel eylem. ama bizi bir miktar kırıyor. unutulmamız bir insanı iyi hissettirecekse bununla da barışmalıyız belki de.

"her gece gönlümün masalını okuyorsun
ertesi gün beni bir masal gibi unutuyorsun"
füruğ ferruhzad
devamını gör...

rebelin korubenisi ile sözlük röportajı

merrydef sordu:

merhaba...
1-anladığım kadarıyla edebiyat mezunusunuz. ilk ne zaman karar verdiniz bu alanda eğitim almaya? bilinçli bir tercih miydi yoksa eğitim sisteminin getirisi mi? karar verirken sizi etkileyen kişiler, eserler veya olaylar oldu mu?
2- sevdiğiniz ve sizi etkileyen şairler, yazarlar?
3-kendinizle özdeşleştirdiğiniz bir roman kahramanı var mı, varsa hangisi?
4-gelecekte sözlük yazarı değil de gerçek bir yazar olarak bir eser yazmak isteseniz, türü ne olurdu?
5-şiir sevdiğinizi görüyorum. peki siz de yazıyor musunuz? mümkünse bir örneğini bizimle paylaşır mısınız?
şimdilik bu kadar, eğer devam ediyor olursa pazartesi yenilerini sorabilirim. teşekkürler..


teşekkür ederim.

merhabalar...
1)evet edebiyat bölümü mezunuyum. edebiyatla okuma yazmayı öğrendiğimden beri ilgileniyorum. ilk şiir yazma denemelerim 7-8 yaşlarıma rastlar. bölümünü okumak aklımın bir yerlerinde belli belirsiz bulunuyordu hep. üniversite sınavına gazeteci olacağım diye hazırlandım ancak nihayetinde tek tercihle edebiyata koştum. beni çağırdı galiba.* bu noktada beni etkileyen pek kimse olmadı, tamamen kendi aldığım bir karardı. beni mutlu eden alanın bölümünün de mutlu edeceğine inandım galiba. bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişmedi. şöyle bir hocam vardı da ona hayranlığımdan yönelmedim bu bölüme. okumam gerekiyordu okudum, iyi ki okudum!

2)edebiyatın daha çok şiir kısmıyla ilgiliyim. şiirin de karanlık yüzüyle. müntehir şair ve yazarları başa koyabilirim. kaan ince, özge dirik, nilgün marmara, onursal yakupoğlu gibi. bunun yanında ikinci yeni akımı canımdır; cemal süreya okuduğum ilk gerçek şairdir. turgut uyar, edip cansever, ülkü tamer, ilhan berk onları izler. attila ilhan, orhan alkaya, haydar ergülen, ahmet erhan gibi isimleri de ekleyebilirim. aklıma gelen ilk isimler bunlar oldu, edebiyat olsun şiir olsun bizim olsun! hocam da en başlarda yer alır ama kendisinin ismini burada belirtmiyorum.* romanda latife tekin'i önemli bulurum, öyküde sadık hidayet, j.d. sallinger, ayşegül çelik gibi isimlerden fazlasıyla etkilendiğimi söyleyebilirim.

2)kendimle nikos kazancakis'in zorba'sını özdeşleştirmeyi deli gibi isterdim ama elimizdeki imkanlar ancak sırça fanus'taki esther'e izin veriyor.*

3)öykü türünde yazdığım metinler mevcut. sanıyorum bu yoldan ilerlerdim, ilerleyebilirim...

4)şiirleri fazlasıyla seviyorum ancak ne yazık ki yazmayı beceremiyorum. şiir yazmam gerektiğinde kelimeler beynimde birbirini eziyor, anlamlı cümleler çıkmıyor ortaya. ama şöyle denemelerim mevcut, daha evvel paylaşmıştım göz atabilirsiniz:

(#5878874)
(#6013688)
devamını gör...

william shakespeare

üzerine konuşmak için kelimelerle daha çok vakit geçirmemiz gereken yazar.

"ah olivia'yı ilk gördüğümde,
sanki salgın hastalıklardan havayı arıtıyormuş gibi geldi!
o anda bir geyik oluverdim avcı acteon örneği,
işte o günden beri, ardımı bırakmıyor isteklerim.
azgın, zorba av köpekleri gibi."

(efsaneye göre, avcı acteon'un bekaret ve av tanrıçası diana'yı yıkanırken görmesi üzerine, tanrıça onu bir geyiğe dönüştürmüş ve onu cithaeron dağı'nda köpeklere parçalatmıştır.)
devamını gör...

nefret

insanı insan olmaktan uzaklaştıran duyguların en kötüsü. kısacık yaşamı bu çirkin hissin gölgesinde tüketmek çok anlamsız. bitsin artık bu kavga, anlaşılsın; bizi sevgi kurtaracak.
devamını gör...

olumsuzluk manifestosu

bir harry polkinhorn metni. sizler için arşivimden çıkardım. ince ince ördük biz bu umutsuzluğu, öyle birden mi peyda oldu sanıyorsunuz?*

"1. ilk kural: söyleyecek bir şey yok.
2. artık hiçbir şeyin önemi yok; zaten yoktu da.
3. kültür öldü. başarılı olduğu anda intihar etti.
4. dil kurtuluşu, kelimenin özgürlüğündeki şiirsellik, fütüristlerin hürriyet koduna bağlı kelimeleri, şizofrenik söylemin benzersiz hazzı, rusların akıl-ötesi zaum’ları, hepsi müebbed suskunluğa çarptırılmış olarak, hazırlanmış kutuları içine mükemmelen hapsedilirler.
5. saf farklılığın şiddeti sokaklarda durmaksızın yayılır.
6. şiirin insanlar üzerinde hiçbir etkisi yoktur. etkili olduğunu sananlar bile şiirin dönüştürücü kudretinden mahrum halde, o etkiyi ancak yad etmekle kalırlar.
7. kişisellik kurgusaldır.
8. bizi kurtarmak için hemen köşede bekleyen hiçbir güçlü duyum yoktur.
9. sadece budalalar teknolojinin özerk bir statüye sahip olduğuna inanır. kurtuluş umuduyla teknolojiye sarılanların kaderi, onun kucağında boğulmaktır.
10. sıfır-durum bir dünyada, herhangi bir tatile çıkılamaz.
11. bizim kuşağımızın büyük başarı diye yutturduğu bir hiçtir; o başarı ki yeni versiyonlarından ayırt etmeyi bile becerecek durumda değiliz.
12. sanatçının artık hiçbir kitlesi yoktur. olanlar ise ücreti mukabilinde varlığını sürdürür.
13. auschwitz'e sonra şiir yazıldı, ama pekala yazılamayabilirdi de.
14. temsilin uç noktasında hiçbir şey kalmamıştır, yahut geriye artıklar bırakılmıştır.
15. kötü bir şakadan daha az değerli olarak nihayet başladığı noktaya dönen, tanrılaştırılmış bir ekrandır.
16. tek şansımız topyekun red.
17. dil, yalnızca ileri geri seğirtmedir.
18. hiçlik, her şeye manidir.
19. kral öldü.
20. tamamlama: bu bildirge, daha evvelki bütün manifestoların hükümsüz ve beyhude olduğuna dair bir beyandır."
devamını gör...

arkadaş olan yazarların kitaplarını kütüphaneye yan yana dizmek

belki çok saçma ama içten içe hoş bulduğum eylem. kitapların yalnız bizim elimizde seda bulmadığını düşünüyorum. çocukken oyuncakların biz bakmadığınız sırada kendi aralarında ayrı bir dünyaları olduğuna inanırdım. şimdi aynısını kitaplar için düşünüyorum. canları sıkılmasın, talat sait halman ve hilmi yavuz yan yana dursun. cemal süreya'mın yanına zuhal tekkanat'ı ekleyeyim. turgut uyar da onları ziyarete gitsin. evcilik oynayalım mı?*
devamını gör...

yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak

attila ilhan'ın kaptan isimli muhteşem şiir serisinde varmayı istediği durum. insanlar tarafından oluşturulmuş kalıpların, yargılan dışında kalmak isteyen biri tarafından söylenmiş olabilir. herkesin aklında aşağı yukarı benzer bir yalnızlık tasviri vardır. herkes yalnızlığı zamanın birinde tatmıştır, duyulan hislere aşinadır. ancak şiirde ele alınan istek bu kalıplardan olağanlıktan kaçıp başka bir yalnızlık bulmak isteyen insana aittir. en azından bana bunu çağrıştırmıştır.

"yalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak isterim"
devamını gör...

insanın kendini bulunduğu yaşta hissetmemesi

ruhun yaşlanmamasıyla alakalı durum. içinizdeki çocuk sizi ele geçirmiş haldeyse siz de bu dertten muzdaripsiniz demektir. ne yapalım minik oyuncakları, renkli kalemleri, sevimli nesneleri çok seviyor dahası kendileri için deli oluyorsak. ne olmuş, 7 yaşındaki çocuk bizi kendi yaşıtı olarak görüyorsa... ne olmuş kendimizi 13 yaşında hissediyorsak? 2-3 yaşın hesabını mı yapalım burada, Allah Allah...
devamını gör...

sözlük yazarlarının karalama defteri

bu dünya bu kadar nefreti nasıl taşıyor sırtında anlam veremiyorum sözlük.

dinin şu mu? berbat bir insansın. dilin şu mu? iğrenç bir insansın. şu millete mi mensupsun? yaşama sen, öl! şu ülkede/şehirde mi doğdun? öyleyse aptalsın. şu tarz müzik mi seviyorsun? zevksizsin. benim fikir sahibi olduğum konularda bilgin yok mu? cahilsin. sevdiğimi sevmiyor musun? hiçbir şeyden anlamazsın. doğrularım senin doğruların değil mi? ahlaksızsın. beni sevmiyor musun? dünyanın en nefret edilesi varlığısın. kim olduğun umurumda değil, ben ne istersem o olacaksın.

diyor birileri. halbuki hepimiz insanız. bu, bu kadarız. doğduk yaşıyoruz öleceğiz. bunca kini akıtmaya ne gerek var dünyaya? size büyük bir sır vereceğim. korkuyorum sizden. biz olmak mümkünken siz olmayı seçenlerden. korkarım dünya nefretten yıkılacak günün birinde. kin alacak kalbi titreten onca güzel hissin yerini. şaşırmayız vakti gelince çünkü ancak hiçlik paklar bu kadar nefretin kirini.
devamını gör...

sevgisi bol olsun usta

(#6325636)

şöyle pek güzel bir yazıya imza atmış yazar. girip "olmaz" bildiğiniz kişi tarafından size yazıldığını düşünerek okursanız daha bir büyüyor anlamı. kimi insanların yarım öykülere mahkum olması ne kötü.
devamını gör...

konserve kutusundan protez bacak

uzun uzun izlenecek şöyle bir fotoğraf karesi vardır bu protezlere dair. görüntü bir hayli bulanıklaşıyor kendisine bakarken ama olsun. dilerim çok mutlu bir hayatı olur bu minik kızın. ben inanmıyorum diye mucizeler yok değil. umarım o hep inanır. ah ahh!

devamını gör...

sen x okuyorsun şundan anlarsın

üniversite eğitimin içeriğine dair pek bir bilgisi olmayan insanın x bölümü okuyan kişiye edeceği cümle. "evet o bölümde okuyorum ama bizim alanımıza girmiyor o" demeniz bir işe yaramaz. fizik okuyorsanız o atomu parçalayacaksınız arkadaş! yoksa niye gidiyorsunuz o okula?
devamını gör...

aporlo13

(#6317276)

sözlüğümüze yeni gelmiş hoş gelmiş lakin bende bir hayli zamandır yazıyor izlenimi uyandıran yazar. kimsenin üslubuna benzetmiyorum ama sanki uzun zamandır buralarda da tanımlarına aşinayız. bilemedim, ilginç. bunun yanında mentalist dizisini bize hatırlatmış. her bölümün sonunda jane'in işleri çözümlemesini sıkıcı bulmuştum ben birkaç bölüm sonra. merak uyandırmıyordu çünkü çözüleceğinden emin gibiydik. değil mi?
devamını gör...

uzupis anayasası

resmi olmayan özerk bir cumhuriyet olan uzupis'e ait anayasadır. ben kendisini çok sevdim bence bütün dünya benimsemeli.

--- alıntı ---

1- herkesin vilne deresi kıyısında yaşama hakkına sahiptir. vilnele deresi de herkesin yanından akıp gitme hakkına sahiptir.
2- herkes sıcak su kullanma, kışın ısınma ve bir çatı altında barınma hakkına sahiptir.
3- herkes ölme hakkına sahiptir; ancak bu bir zorunluluk değildir.
4- herkes hata yapma hakkına sahiptir.
5- herkes özgün olma hakkına sahiptir.
6- herkes sevme hakkına sahiptir.
7- herkes sevilmeme hakkına sahiptir, ancak bu şart değildir.
8- herkes sıradan ve tanınmamış olma hakkına sahiptir.
9- herkes aylaklık yapma hakkına sahiptir.

--- alıntı ---

devamı için buradan
devamını gör...

istemli yalnızlık

insana zarar vermeyen onu üzmeyen bilakis onaran iyileştiren bir haldir. yıllarca insanın yalnızlığa ancak maruz kaldığını, onu kendi isteği üzerine talep etmeyeceğini onu sevemeyeceğini savundum sözlük. ama sonra geçti. fark ettim ki, "herkes gider" nihayetinde insan kendiyle kalır. bunu fark etmek güzel. bir de kendimle anlaşmaya başlayabilirsem muhteşem olacak.*
devamını gör...

bir delinin karalama defteri

hıçkıra hıçkıra değil böğüre böğüre ağlıyordu. "bırak beni, yalvarırım bırak. bir insana alışmak alışkanlıkların en kötüsü..." söyledikleri zor anlaşılıyordu. ömrünce düzgün tutmaya çalıştığı diksiyonundan, etkileyici konuşmasından, ses tonundan eser yoktu şimdi. bir insana alışmış, alışkanlıkların en kötüsüne tutulmuştu. onsuz olabilmişti bunca yıl, onsuz olamazdı bundan sonra yaşanacak onca yıl. belki ölürdü, kim bilirdi? umudu vardı. "bırak beni, çok yoruldum düşmekten yere çakılayım bırak!" paramparça olma isteğini hiç bu denli net duymamıştı. somut bir şeylere ihtiyacı vardı. hayaller boğazına sarılmıştı. somut bir şeyler, kan. gerçeğin en şuh elbisesi; ölüm. giyinmek istiyordu artık, üşümüştü. ama tek bir şey söyleyebildi yine. titriyordu. kendinden iğreniyordu. kendini soyunup defolup gitmek istiyordu. gücü yoktu. tek bir şey söyleyebildi; "korkuyorum, çok korkuyorum, yalvarırım beni bırakma..."
devamını gör...