bazen sevinç paso keder

bazen sevinç paso keder
(Moderatör)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 31344.9
  • Kayıt: 2014-09-03 18:27:00
  • En son giriş: 2018-09-25 11:42:08
  • Cinsiyet: Erkek
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 20
  • Aktif Tanım: 11276
  • Açılan Başlık: 2754
  • Artı Oy: 63881
  • Eksi Oy: 4759
  • Alınan Artı Oy: 33317
  • Alınan Eksi Oy: 1458
  • Alınan Favori: 362

bazen sevinç paso keder - en çok favorilenen tanımları

baklavanın abartıldığı kadar güzel bir tatlı olmaması

yav kardeşim tamam baklava çok abartılan bir tatlı. hadi sizin dediğiniz gibi olsun. var mı baklavaya alternatif bir tatlınız? bana künefe demeyin. onda liderlik vasfı yok bir kere! şekerpare mi geçecek baklavanın yerine? şekerparenin de iktidarda olduğu zamanları gördük. ne yaptı bu millete şekerpare? şimdi kadayıf da demeyin kadayıf adam olsaydı tel tel olmazdı. yalancı tavuk göğsü adı üstünde yalancı!

yani şu türk tatlıları içerisinde baklavayı tahtından indirecek bir tatlı malesef yok. olsa da keşke gitsek oyumuzu o tatlıya versek ama yok işte. baklavayı tahtından indirmeye çalışanlar, çok net söylüyorum zamanında atalarını denize döktüklerimizdir. lütfen oyuna gelmeyin. baklavamızı kıskanıyorlar.*
devamını gör...

kur'an'a öykünmeler

aleksandr sergeyeviç puşkin'e ait şiirlerdir. Bir hürriyet âşığı şairi olan puşkin, kur'an'ı okumuş, hayran kalmış ve kur'an'ın tesiri altında bu şiirleri yazmıştır. puşkin'in "kur'an'a öykünmeler" şiirlerini ataol behramoğlu türkçe'ye çevirmiştir.

"sabit yeryüzü, sabit
göklerse, kubbe kubbe. . .
sensin ey yüce halik!
hükmeden her sebebe..

deniz, karayı boğmaz
kara, yutmaz denizi
fırtınalar içinde
koruyan sensin bizi!

sensin, sensin ey rahim
kula sultanlık veren. . .
ve nur saçan kur'an'ı
muhammed'e gönderen

duvarlar parçalansn,
kalksın siyah perdeler!..
gel kur'an! yetiş bize
ruhumuza ışık ver!
"
devamını gör...

perhiz

bir abdurrahim karakoç şiiri. Diyette olanlar için gelsin.*

verdiğin perhize budur gayretim,
bundan başka uyamıyom doktor bey,
üç sepet yumurta sabah kahvaltım,
teker teker sayamıyom doktor bey!

iki leğen pilav bir yayık ayran,
ister yağlı olsun ister yavan,
yanına kesiyom beş kilo soğan,
yiyom yiyon doyamıyom doktor bey!

bazen az geliyo beş kasa hurma,
yedi lahanadan yapıyoz sarma,
onu da yedin mi diye hiç sorma,
utanıyom diyemiyom doktor bey!

günde iki çuval unum gidiyo,
avradım her sabah ekmek ediyo,
bir kazan fasulye gönül ye diyo,
artırmaya kıyamıyom doktor bey!

senede kırk dönüm bostan ekerim,
benden başka kimse yemesin derim,
kavunu,karpuzu kabuklu yerim,
acelemden soyamıyom doktor bey!

bilmem bu işin sonu nereye gider,
bi günde yediğim işte bu kadar,
buyumuş kısmetim,buyumuş kader,
daha fazla yiyemiyom doktor bey!
devamını gör...

bilinen en eski aşk şiiri

sümerce çivi yazılı tablette bulunan şiirdir. 1889 yılında bağdat'ın 150 kilometre uzağındaki sümer kenti nippur'da bulunmuştur. tableti ilk olarak samuel noah kramer bulup çevirmiştir. şiiri ise dilimize dünyanın en önemli sümerologlarından biri olan muazzez ilmiye çığ kazandırmıştır.

şiirin hikayesi şöyledir:

şiir bir kral ve seçilmiş geliniyle ilgilidir. kadim ayinlerin en kutsalı olan “kutsal evlilik (hieros gamos)” ayini sırasında söylenmek üzere yazılmıştır. sumer inancına göre toprakları verimli, dölyatağını doğurgan kılmak için hükümdarın yılda bir kez, aşk ve doğurganlık tanrıçası inanna’nın rahibelerinden biriyle evlenmesi kutsal göreviydi. çok eskilere dayanan bu tören yılın ilk günü yapılıyordu. müzikli, danslı şölen ve şenliklerin öncesinde yer alırdı. bu şiirde o şölenler için yazıldığı düşünülüyor.

kocama...

güvey, canımın içi,
gönül açar güzelliğin, bal gibi tatlı,
aslan, canımın içi,
hoştur güzelliğin, bal gibi tatlı.

beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,
güvey, yatak odasına götür beni,
beni esir ettin, titreyerek önünde durayım,
aslan, yatak odasına götür beni.

güvey, seni okşayayım,
sevdalı okşayışların baldan daha tatlıdır,
balla dolu odada,
gönül açan güzelliğinin tadını çıkaralım,
aslan, okşayayım seni,
sevdalı okşayışların baldan daha tatlıdır.

güvey, benden zevkini aldın,
söyle anama, sana tatlılar verecek,
babam sana armağanlar verecek,
ruhun, bilirim ruhunun nerede neşelendiğini,

güvey, şafağa değin uyu evimizde,
yüreğin, bilirim yüreğinin nerede sevindiğini,
aslan, şafağa değin uyu evimizde.

sen, beni sevdiğin için,
yalvarırım okşayışlarını ver bana,
yüce tanrım, yüce koruyucum,
enlil’in yüreğini sevindiren şu-sin’im,
yalvarırım okşayışlarını ver bana.

senin bal gibi tatlı yerin, yalvarırım elini onun üstüne koy,
elimi gişban-giysisi gibi onun üstüne koy,
elimi gişban giysisi gibi onun üstüne kapa.






devamını gör...

derbi öncesi önemli futbolculara gösterilen ucuz kartlar

derbi öncesinde doğranmak istenen büyük takımların önemli futbolcularına gösterilen ucuz kartlardır. normalde kolay kolay gösterilemeyen kartların, sırf o takım derbi mücadelesine en önemli futbolcularından birinden yoksun çıksın diye gösterilmesidir.

aşağıdaki linkte galatasaray derbisinden bir hafta önceki maçta atiba'ya, konyaspor penaltı kullanırken sırf çizgiye bastı diye hakemin ikinci sarıdan kırmızıyı gösterip galatasaray maçına çıkmamasını sağladığı maçın videosu vardır. bu karar sadece atiba'ya özeldir. ondan önce ve sonra bu durum yüzlerce kez yaşanmıştır ama tek bir futbolcu bile bu yüzden kart görmemiştir.

https://www.izlesene.com/vi...
devamını gör...

cep telefonsuz kalmak

deyim yerindeyse huzuru yakalamaktır. bildirimlere bağlı bir yaşamdan kurtulmak demektir. telefonumu servise verdiğimde zamanımı bir hafta kör topal, sadece arama yapabilen ve mesaj atabilen bir telefonla geçirdim. bu süre zarfında daha sosyal bir yaşam ve bunun yanında kitaplarımla daha çok vakit geçirme imkanına erişmiştin. bu akıllı telefonlar gerçekten tam bir zaman öldürücü.
devamını gör...

araplardan nefret etmek

aşırı türkçülerde gözlemlediğim bir hadise. onlar türkçülüğü bir din gibi sahiplenmiş bu uğurda ne kadar manevi değerlerimiz varsa hepsini aşağılamış ve kenara atmış bir zihniyete sahipler. bu ırkçı güruh ne yazık ki sosyal medyada oldukça güçlü. özellikle de 12-18 yaş arasındaki çocuklar üzerinde. bunlar türklük adına açtıkları sayfalarda araplara ve araplar özelinde islam'a galiz hakaretler ediyorlar, etmeyen sayfalarda da içi boşaltılmış bir islam görüşü ortaya koyuyorlar. genç nesil de türkçülük adına bu ırkçı fikirlere sahip çıkıyor malesef.

kendisini müslüman kabul eden bir insan ne olursa olsun asla bir kavme toptan bir düşmanlık besleyemez. özellikle de islam'la şereflenmiş bir millete. sebep olarak da arapların zamanında osmanlı'ya ihanet etmesini gösteremezsin. zira türkler arasında da osmanlı'ya ihanet eden, ingilizlerle işbirliği yapan birçok isim var. özellikle de cumhuriyet kurucu kadrosu içerisinde. o zaman onlardan da nefret etmen gerekir. ayrıca bugünkü arap ülkerinin yöneticileriyle halkını ayrı değerlendirmek lazım.

şu ayet asla akıllardan çıkmamalı:

mü'minler ancak kardeştirler. o halde iki kardeşinizin arasını düzeltin. Allah'tan korkun ki merhamete lâyık görülesiniz.) (49/hucurât-10)
devamını gör...

erkeklik

1900'lü yııların ortalarına kadar türkçede "erkeklik" deyimi şunları karşılarmış:

"baş eğmezlik, sağlamlık, sadıklık, ahdevefa, sözünde durmak, güvenirlik, inanmışlık, adillik, hakbilirlik, arkadaşlık, sırtını dönmemek, ağırbaşlılık, hal ile hareketlerde kıvırmama, yürüyüşte kırıtmama, sözleri peltek ve yayarak telaffuz etmeme, ilişkilerde etkinlik ile muktedirlik, zayıfa, yaşlıya, çocuk ile kadına silah çekmeme, kadın karşısında hakbilir olmakla birlikte, çıt kırıldım kibarlıklara tevessül etmeme."
devamını gör...

yaşayan sahabe ağacı

ürdün'ün başkenti amman'ın bukay'âviyye bölgesinde bulunan halk tarafından "kutsal ağaç" olarak nitelendirilen ağaçtır. paygamber efendimiz (sav), gençliğinde amcasıyla yaptığı suriye seyahati sırasında burada dinlendiğine inanıldığından, ağaç "yaşayan sahabi" adıyla anılmaktadır.

devamını gör...

cem sultan ile ikinci bayezid’in beyitli mektuplaşması

taht mücadelesine giren iki kardeşin birbirleriyle aruz ölçüsünde atışmasıdır. cem sultan, ikinci beyazıd'ın baskıları sonucu avrupaya sığınınca iki kardeş arasında uzunca mektuplaşmalar olmuş ve bu mektuplaşmaların bir kısmı da karşılıklı olarak beyitlerle birbirlerine cevap verme şeklinde gerçekleşmiştir.

cem sultan, avrupa'da geçen sıkıntılı günlerinde duygulu şiirler yazmıştır. ağabeyi ıı. bayezıt'a yazdığı şiirde şöyle seslenir:

"sen bister-i gülde yatasun şevk ile handan
ben kül döşenem külhen-i mihnetde sebep ne?"


(sen gül döşeğinde keyifle yatarken, benim eziyet hamamının ateşliğinde kül döşenmeme sebep ne?)

ıı. bayezıt da kardeşi cem'e şu şekilde cevap vermiştir:

"çun ruz-ı ezel kısmet olunmuş bize devlet,
takdire rıza vermeyesün böyle sebep ne?
"

"hacc-ül harameynim diyüben da'vi kılursun,
ya saltanat-ı dünyeviye bunca talep ne?
"

(madem devlet bize ezelden kısmet olunmuş. Allah'ın bu takdirine razı olmak istemeyişine sebep ne? mekke ve medine'yi ziyaret etmekle ( hacı olmakla) da övünüyorsun. öyleyse dünya saltanatına bunca talep ne?)
devamını gör...

zamanın kıymeti

abdulfettah ebu gunde tarafından yazılmış bir eser. islam alimlerinin zamanını nasıl değerlendirdiklerini ve islam alimlerine göre bir ilim talebesinin nasıl olması gerektiğini anlatır bu eserinde.

mesela usul ilimlerine dair çalışmalarıyla tanınan ibn akîl, zamanın kıymeti konusunda şöyle buyurur: ömrümden bir saati bile zayi etmem helal olmaz. dilim müzakere ve münazara, gözüm mütalaa yapmadığı durumlarda yani uzanıp, yatıp rahat ederken bile tefekkür ederim. akıllı insanların elde etmek için uğraşması gereken en değerli şey vaktidir. vakit bir ganimettir ve içindeki fırsatlar servet bilinmeli, kapılmaya çalışılmalıdır. hayatta sıkıntılar çoktur ama vakitler de hızlı geçip gitmektedir.

din, tarih ve tıp bilgini olan ebü l ferec ibnü l cevzi zamanın kıymeti ile ilgili şöyle buyurur: insanın, zamanın önemini ve vaktin kıymetini bilmesi gerekir. vaktin bir lahzasını faydalı bir iş yapmaksızın geçirmemelidir. gerek söz ve gerekse amel olarak en faziletli olanları yapmaya çalışmalıdır bedenin yapmaya muktedir olduğu hayırları yapmaya yönelik azim ve niyetini her zaman taşıması gerekir.

feridüddin attar (hz.) şöyle buyrur: elden gittikten sonra dört şey geri döndürülemez: ansızın ağzından çıkan bir söz, yaydan fırlayan bir ok, olmuş bir kaza ve boşa harcanan bir ömür."

osman nuri topbaş hoca da zamanın önemini şöyle ortaya koymaktadır: dünya hayatında her şeyi satın almak veya geri almak az çok mümkündür, lakin geçen zamanı asla... küçük bir altın parçasının çöpe atılmasına kimse kayıtsız kalamazken -ne tuhaftır ki- milyonlarca altın verilerek satın alınamayacak zamanın boş işlerle heder olmasına ekseriyetle lakayd kalınmaktadır.

profesör doktor gürbüz deniz de insan ömrünün nasıl verimli geçirileceğine dair şöyle bir beyanda bulunur: "iki günü eşit olan aldanmıştır*" "hayat kanunu bize öğreten bu söz , ne yazık ki müslümanlar tarafından değeri takdir edilmiş değildir. her gün aynı işi yapan, yeni bir şey öğrenmeyen, yeni bir şey keşfetmeyen, kimseye de bir şey öğretmeyen bir kimse, yüz yıl yaşasa da bir gün bir ay, iyi niyetle söylersek bir yıl yaşamış gibidir. ömrün uzaması ve bereket; o ömrü nasıl kullandığımızla doğrudan ilgilidir. aksi halde fazla yaşamakla, fazladan zaman harcamış oluyoruz. bu sebeple, bize, yaptığımız iş dolayısıyla fazlasıyla ömür verilmiştir. hayatın kısalığından şikayete mahal yoktur."
devamını gör...

ölüsün sen

bir ali yüce şiiri.

bu dünyada
yaşamadın sayılır
güzeli sevmediysen
ölmene gerek yok
zaten ölüsün sen

ayağına gelmez güzel
gökte yürür yerde uçar
hadi ne duruyorsun
sen de uç arkasından
önünde yerlere eğil
kilitleme gönlünü
kapılara vurulur kilit
gönüllere değil

ben de bilirim sen de
sevgi insana ekmek vermez
gönül dedikleri
kırk kanatlı deli kuş
aş yemez ekmek yemez
milyonlarca yıl sevse
sevmeye doyum olmaz

su susamış mı
sor bakalım
acıkmış mı toprak
yok yok sorma
yaratmayana üretmeyene
bir şey söylemez toprak

annen seni
doğurmadı sayılır
yaratmadıysan eğer
bir şey üretmediysen
ölmene gerek yok
zaten ölüsün sen
devamını gör...

muaviye'ye hazret demenin kur'an-ı kerim'e muhalefet olması

peygamber efendimiz zaten ilgili ayetleri bilmiyor. bilmediği için de hz. ebu süfyan'ın kelime-i şehadet getirmesini kabul ediyor. yine ilgili ayetleri bilmediği için hz. ebu süfyan'ı taif savaşına gönderiyor. hz ebu süfyan bu savaşta bir gözünü kaybediyor. hatta savaştan sonra peygamberimiz ebu süfyan'a (r.a.) "ya eba süfyan! hangisini istersin? eğer dilersen, dua edeyim, gözün yerine gelsin. eğer dilersen Allahü teâlâ, cennette sana bir göz versin." diye buyuruyor ebu süfyan da cennette göz verilmesini istiyor. tabi siz mealciler bunu kabul etmezsiniz. bu kadar saçma bir bakış açısı daha önce görmedim. işte aradan peygamber efendimizi çıkartıp sadece aklını ön plana alanların hali pür melali.
devamını gör...

dünya sözlük'te mod veya yönetici olmanın avantajları

sondan bir önceki samuray'ın açtığı başlığı istediğim gibi değiştirebilimek
sondan bir önceki samuray'ın açtığı başlığı silebilmek
sondan bir önceki samuray'ın açtığı başlığı gizleyebilmek
sondan bir önceki samuray'ın girdiği bir tanımı silebilmek
sondan bir önceki samuray'ın girdiği bir tanımı istediğim gibi düzenleyebilmek
sondan bir önceki samuray'ın girdiği tanımı tematige atabilmek
sondan bir önceki samuray'a susturma cezası verebilmek... gibi gibidir.

(bkz: sondan bir önceki samuray akıllı olsun akıllı)*
devamını gör...

24 eylül 2018 fenerbahçe beşiktaş maçı

bir tarafta formsuz ve dinamo zagreb'den 4 yemişliğin moral bozukluğu olan fenerbahçe; diğer tarafta avrupa'dan galibiyetle dönen morali yüksek bir beşiktaş arasında geçen sıkı bir mücadele bekliyorum.

fenerbahçe her ne kadar formsuz da olsa kadıköy'de derbi kaybetmiyor. bir şekilde ya iyi oynarak, ya çirkeflik yaparak maçı kazanıyorlar. kazanamasalar bile en azından yenilmiyorlar. ama yeni başkanla birlikte bu durum değişebilir. belki bu galiyet serisi aziz yıldırım'ın bir maharetidir, bilemeyiz.

olm ne olur kaybedin lan bir kere! elin ecnebi takımı zagreb'den 4 gol yiyorsun. bari şurada bir asırdan fazla hukukun olan bir takıma yenil. ne olur ki yenilsen...*
devamını gör...

salep çiçeği

orkide de denir. salep çiçeği salkım şeklinde ve genel olarak mor renkte olan çiçekleriyle kolayca ayırt edilebilen bir bitkidir. içeçek olarak tükettiğimiz kısmı ise toprak altında kalan yumrusudur.

devamını gör...

kar kristallerinin sesi yutması

bilindiği gibi kar, buz kristallerinin bir araya gelmesiyle oluşur. yeni yağmış kar tanelerinin yüzeyinin gözenekli yapısı karın ses dalgalarını soğurmasını sağlar. ses, havada basınç dalgaları oluşturarak ilerler. bu frekans enerjinin çarpışmalar yoluyla molekülden moleküle geçmesi sayesinde çok uzak mesafelere kadar gidebilir. delikli yapıya sahip malzemelerde ise enerjinin bir kısmı yansımak yerine malzemenin katı bölümleriyle etkileşerek soğur. böylece kar yağadığında normale göre kainat daha sessiz bir hal alır.*
devamını gör...

şehirlileri neden öldürmeliyiz

şükrü erbaş'ın şiirini şehirlilere uyarlıyayım dedim de...*

çünkü onlar menfaatçi adamlardır
değişen bir dünyaya karşı
tüm değerlerinden vazgeçmeye hazırdırlar.
kibirli, fesat ve kurnazdırlar.
inanarak ve kolayca yalan söylerler.
zenginlikleriyle
birbirlerine hava atmak gibi hünerleri vardır.
her şeyi hafife alır ve her şeyle dalga geçerler.
yağmuru, rüzgarı ve güneşi
bir gün olsun yoğun iş temposu yüzünden akıllarına getirmezler
düşünemezler…
ve birbirlerinin kuyularını kazarak
işlerinde yükselmeye çalışırlar.

şehirlileri, söyleyin nasıl
nasıl kurtaralım?
devamını gör...

bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz biz neşatın da gamın da rüzgarın görmüşüz

çorlulu ali paşa tarafından halep'te evine el konulan ve aldığı maaşı da kesilen nabi'nin bu zulme cevap olarak çorlulu ali paşa'ya yazdığı görmüşüz redifli gazelinin ilk beytidir. bu şiir için derler ki; “keşke yüz evi olup yüzü de yıkılsaydı da nâbî’den, böyle yüz eser kalsaydı.” öyle bir şiir işte.

"zaman bağının baharını da gördük güzünü de;
üzerimizden neş’e rüzgârları da geçmiştir gam fırtınaları da."
devamını gör...