president

president
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 15364.2
  • Kayıt: 2016-07-08 19:21:00
  • En son giriş: 2018-09-26 17:21:51
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 17
  • Aktif Tanım: 5050
  • Açılan Başlık: 628
  • Artı Oy: 9348
  • Eksi Oy: 444
  • Alınan Artı Oy: 18180
  • Alınan Eksi Oy: 594
  • Alınan Favori: 981

president - son oylananan tanımları

lost words

mahlası ile bize anlattığı o kayıp kelimelerini, dünya sözlükte bulmasını temenni ettiğim yeni yazarımız.

hoş gelmiş...
devamını gör...

şişirilmiş bir balon olarak küçük şeylerle mutlu olabilirim iddiası

“ben küçük şeylerle mutlu olabiliyorum” derken size hazırlanmış manevi anlamlarla bezeli hediyelerden, sürprizlerden bahsediyorsanız, uyurken üşüyeceğiniz ihtimaliyle üzerinizin örtülmesini bekliyorsanız, ağzınızdan çıkan şeyin somuta döküleceğini arzuluyorsanız...kısaca insanlara dair beklentileriniz söz konusuysa; açıkçası küçük şeylerle mutlu olabilen biri değilsinizdir. aksine beklentileriniz kocamandır.
devamını gör...

dahilimizden haricimize atılım

unutulan bir şeylerden bahsedilir daima. herkesin bilinç denizinin diplerine yolladığı bir şeyleri olur. uç uca eklenmeyen harflerin hükmettiği o felçli zamanlardan geriye hâlâ ben bir tek beni yollamadım.

herkes bir derinlik taşır içinde, dışımız kıyılarımızdır. bundandır ki başkalarıyla etkileşim içindeyken keskin bir sığlaşma hissedilir. çünkü dışımıza çıkmaktayızdır; kıyılarımıza, sınırlarımıza adım atmaktayızdır. dahilimizden haricimize doğru bir atılım ya bu...
devamını gör...

kendini bir şey sanmak

yıllar geçti, her şey değişti, bir tek içimdeki sesin “ben kendimi ne sanıyorum?” sorusu değişmedi.

keşke olmasaydı diyemem, keşke herkesin olsaydı. olsaydı da kendini bir şey sanmak tedavülden kalksaydı.
devamını gör...

otodidaktik

bu kelime latincede “kendi” anlamına gelen auto ve “öğretim” anlamına gelen “didaktitos” kelimelerinden türemiştir.

ancak özöğretim yerine özöğrenim, çatısı bakımından daha kapsayıcı bir çeviri gibi geliyor bana.

(bkz: otodidakt)
devamını gör...

fikrin doğuşu ve varoluşu

mesele yolda olmaksa, güzergah ne yöne olursa olsun yol bir tabelayla ikiden fazlaya ayrılıyorsa orada durulup kafanın karışmasına izin verilir. seçeneklere körleşilmez. dik başlı ve sabit fikirli olunmaz. fikirler yol, fikir sahipleri de tabela gibidir. bunlar, yanında oturulup serinlemek içindir. yürüyüp geçmek, fikrin doğuşuna da varoluşuna da aykırıdır.
devamını gör...

dünyalar savaşı sözlük

sözlüğe uyarlanan ilgili filmin başkarakteri, geçmişte en zor bölgelerde görev yapmış deneyimli bm görevlisi gerry lane (derviche moderne), nihayet ailesine zaman ayırdığını düşündüğü bir dönemde kendini olayların merkezinde buluyor filmde. film 116 dakika ve derviş’in söylediği "asla tanımsız duramayız, tanım yazmazsak ölürüz” yaklaşımı asla sekteye uğramıyor. kısa bir prologdan sonra derhal sözlüğün akışı içine giriyorsunuz...

mekan olarak dünya sözlük ağırlıklı, dört farklı sözlükte de girilen tanımların ve uyarlama kelimelerin, beyin zorlayan esprilerin etkilerini olabildiğince çok sayıda gerçek yazar kullanarak dengelemeye, her şekilde de gerçeklik duygusundan ayrılmamaya çalışan bu zombi kıyametini anlatan filmimize dikkat edilirse, sadece zombi yardımı ile dünyalı yazarın anonim yazarı yok etmesi üzerine kurulu. püf noktası da bu işte: azınlık kalmış bazılarımız, bu sözlüğün, sürekli çoğalan ve sınırlı doğal kaynaklarını(internet/elektrik gibi) tüketen, üstelik internete de hoyrat davranan yazar kadrosu, bir gün gelip yok etmeye çalışacağını savunuyor.

çok yakında tüm web browser’larda ve o günü de görürsek yıllar yıllar sonra da explorer’larda...

bu film world war z filminin Beyazperde.com sitesinden president mahlaslı yazar tarafından hayali unsurlar içererek uyarlanmıştır, çeken olursa iyi seyirlerler dileyeceğiz...*
devamını gör...

şu çektiğimiz dert değil

okuduğum bir kitapta görme engelli bir kadın göz ameliyatı olduktan sonra şunları söylüyordu. “bulaşık tasının içinde ki beyaz ve yumuşak köpüklerle oynamaya başladım. ellerimi içine daldırıyor. her birini ışığa tutuyor, içinde ki ufacık gökkuşağının renklerini görüyordum. lapa lapa yağan karların ve uçan serçelerin kanat çırpışlarını gördükçe Allahım sana şükrediyorum, sana şükrediyorum.. ” diyor.

tabakları yıkayabildiğiniz, köpükleri, güneşi ve uçuşan serçeleri gördüğünüz için Allah'a şükretmeyi tasavvur edin. siz ve ben, kendimizden utanmalıyız. bütün hayatımızı masal ülkesi gibi bir güzellik içinde yaşıyoruz ama bunu göremeyecek kadar kör, zevk alamayacak kadar duygusuz kaldık.

üzüntüyü bırakıp, yaşamaya başlamak istiyorsanız, bunun kaidesi şudur: sahip olduğunuz nimetleri sayın, dertlerinizi değil.
devamını gör...

non

önüne her eklediğimiz kelimeyi tam zıddı anlama taşıyor bu edat.

sözlüğümüzde de bu ilginç mahlas seçimi ile dikkatimi çeken yazarımız.
öyle sanıyorum ki eskilerden. *
devamını gör...

bir yatırım olarak çocuk yetiştirmek

anneler ve babalar, çocuklarına yatırım yapmayı sanki bir tapulu araziye yatırım yapmak gibi mi görüyor acaba? son zamanlarda duyduğum ‘tek çocuğum var, ona yatırım yapacağım, koleje göndereceğim’ cümleleri nedense aklıma bu benzetmeyi getirdi.

keşke çocukların bu geçici dünyasına yatırım yapıldığı kadar ahiretine de yatırım yapılsa. hatta ilk ve öncelikli ahiret olsa.

çocuğumun sonu ne olacak? cennete girebilecek hayırlı mümin evlat nasıl yetiştirebilirim?’ sorularıyla hemhalleşen ebeveynler olmamız duasıyla..
devamını gör...

islamı anlatmanın en iyi yolu

yaşamaktır, örnek olmaktır.
beşiktaş semalarından ortaköy’e yürüyen, sünnet’e uygun giyinmiş, başında beyaz takkesi, elindeki deri çantada okunmaktan bir hayli eskimiş kitabıyla, yoldaki insanlara selam vererek ve sadece yürüyüşüyle, yürüyüşündeki o takva ile bana müslümanlığı, islamı anlatan amcadır.
devamını gör...

isar

benim değil onun olsun, bende var onda da olsun, bende yok onda olsun, onda yok bende de olmasın’ demekmiş osmanlıcada.

bir kelime ancak bu kadar derin bir mânâ taşıyabilirdi...
devamını gör...

fizikist

bilim dünyasındaki gelişmeşleri yakından takip edebileceğiniz popüler bilim sitesi.

2008’de internet kullanıcılarına bilimi ulaştırmak, daha anlaşılır ve eğlenceli hale getirmek için kurulmuş. ayrıca fizikist’te bilimsel makalelere ulaşabilir, bilimsel videoları izleyebilir, ve beyin fırtınalarına katılabilirsiniz.

fizikist kurucuları şöyle diyor:
“amacımız, bilimi keyifli hale getirmek, herkesin anlayabileceği bir dilde anlatım yapmak, daha fazla kişiye bilimi aşılamak, insanların yerlerinde oturarak sadece gelişmeleri izlemesini değil bilime katkısını sağlamak, sahte bilimcilik yapan kuruluşlara karşı bir duruş sergileyerek en doğru kaynaklardan bilimsel gelişmeleri insanlara ulaştırmaktır.”

teknoloji ve bilim severlere tavsiyemdir.
devamını gör...

yâdkerd

#6328970
ne güzel tanım. özlem bu kadar mı güzel anlatılır...hasretliğin çilesi bir tanıma bu kadar mı yakışır...varolasın.

t: havz-ı kevser’den kana kana içesice yazar.
devamını gör...

tamam beyler güldük eğlendik

monark’ın dünya ilan başlığında ilgili tanımı yazdıktan sonra gelişen olaylar ve yapılan yorumların ardından artık söylenmesi gerektiğini düşündüğüm cümle.

yahu millet, sözlüğün sahibi eleştiri alacağını bile bile, milletin dalga geçip belki ciddiye bile almayacağını bile bile ilgili tanımı yazdıysa; demek ki ortada cidden önemli ve halledilmesi gereken bir mevzu var. takıp takmamak senin elinde bir mevzu yazar dostum, tamam anlarız. ama özne olan monark ve yüklem olan ilan mevzusunu yan yana getirince ciddi anlamda saygı duymamız gerekiyor bu yüzden.

hal böyle iken; olaya bu bakış açısı ile bakarsak, çok da büyütmemeli, işimize gücümüze bakmalıyız. büyütmeyin bu kadar...
devamını gör...

giden gelir mi

gidene ’geri dön’demek yeterli değil. gitmişse, istediği için gitmiştir. yüreğinizdeki acının geçmesini beklemekten başka yapılacak pek bir şey yoktur...
devamını gör...

zamanı oy sesini sakla

unutmanın ve unutulmanın bile kıymetini yitirdiğimiz şu zamanda şiiri bize bir çift lafı olan ahmet erhan eseri.

“zamanı oy ,sesini sakla… unutulmasın
tarih düşür her yazdığının altına
aynaya bak,yüzünü göm… unutulmasın
bir gün küllerin savrulur nasılsa”



devamını gör...

monsieur noir

#6329903

bi tek monsieur’um olsun bana bi’şey olmaz” dedirten kıymetli dost, taze mod, ceyrancı.

not: ilgili tanımda kulağımı çınlatan yazar dostlar, ardımdan konuşmayınız efendim; buyrun şöyle yüzüme yüzüme...*
devamını gör...

geceye şiir

“gün gelir o sevda ile kalkır.
o sevda ile yola çıkılırdı.
tek sevdaya doğŸru
kalplerin sevdasıydı bu...

gönülleri bir,
hüzünleri bir,
sevinçleri bir...

anlayamazdı bunu kalbi mühürlenmişŸler.
analayamazdı kendi elleriyle kendi kalplerini mühürleyenler...
anlayamadılar,
bilemediler,
bilemiyecekler...
mahşŸere kadar..
siz!
fe eyne tezhebun...


**
devamını gör...

iyilik bulmak için iyilik yapmak

burdaki bulmak fiili kişinin niyetine göre alınacak ecri değiştirebilme gücüne sahip. eğer iyilik bulmaktan kastınız iyilik yaptığınız kişiden bir karşılık beklemek ise; geçmiş olsun, onca ameli çöpe attınız.
yok eğer iyilik bulmaktan kastınız; Allah katından gelecek hayır ve cennet ile mükafatlanmak ise; müjdeler olsun, en güzel adımı attınız âkıbetiniz için.
devamını gör...

hayır hayır hayır hayır

ahmet erhan’nın hüznün tüm kelimelerini topladığı şiiri.

“hayır hayır hayır hayır
gökyüzünde bir çapak gibi duruyorken güneş
evlerde oturmak bana göre değil
elimde pergeller, gönyeler, iletkiler
bir gülün hacmini ölçmeye kalktım
yanıldığım kesin
yenildiğim belli değil


hayır hayır hayır hayır
bütün şiirlerimi odanın duvarına astım
ağzım kurudu tükürmekten
ömrümü cm2'lere böldüm de bir türlü anılarımı yazamadım
sarı peruka takmış bir acı
sokaklarda sürtüyor boyuna, barlarda benim adıma beş tek bir duble konuşuyor
ancak ölümle diyor, ancak ölümle sağalır yara
cebimde jeton var, uluslararası
sylvia plath'ı arıyorum, mezarında buluyorum konyağını yudumlarken
bana daha bir incelmiş, ne bileyim daha bir güzelleşmiş gibi geliyor
thank you very much! diyorum ve jetonumun soluğu tükeniyor
cüzdanımda mor bir biletten başka bir şey yok
gecenin son otobüsü çoktan gitti
durdum ardından baktım
güneşi sabah sabah burnunu karıştırırken yakaladım
ay ağlıyordu ve bilmem kaç milyonuncu kez öldüğünü sanıyordu
parkta çükünden su fışkıran o tuhaf melek heykelinin önünde yüzümü yıkadım
kar yağıyordu usul usul

hayır hayır hayır hayır
paltomun yakasını bir daha kaldırdım, atgözlüğü gibi
yalnızca önümü görmek istiyorum artık
kızılay'dan ulus'a doğru yürürken yolda pink floyd için üç şarkı sözü yazdım
küllerini suyla yoğurup bir hamur yapmak istedimse de boşuna
doymadı karnım
radikal takılıyorum son günlerde
ultra-yalnızlık sokağından geçtiğimden beri
dün annemin aynasına bir boyunbağı astım
ve üstüne yapıştırdım on yıl önceki resmimi
bu kadar bendeki nostalji

hayır hayır hayır hayır
ipsizin biriyim, doğru
kendime oniki formalık kara bir defter aldım
oturdum sarı şiirler yazdım
artık bana kim inanır
güneş ve ay yerli yerinde duruyorken
ve ben sonsuza dek kova burcunun çocuğu
sanki bir yağmur yağsa oluklardan gök boşanır
yüzüme öyle dönüp dönüp bakma
bana artık herşey yakışır
terzim dünya çünkü, o ki kimlere neleri yakıştırdı
günlerini ölüme teğelledi
ölümlerini unutuşa kopçaladı

hayır hayır hayır hayır
duymak istemiyorum artık tek sözcük bile
niye ben, neden, böyle mi olmalıydı
aklımı her hafta temizleyiciye vermek
aç karnına yuvarlamak binlerce birayı
niye ellerim ceplerimde hala
niye bir yumruk durumunda değil
dünyada bir tek insanın bile
kuracağı bir şeyler vardır
hayır yaşam hayır ölüm hayır su hayır toprak

hayır hayır hayır hayır
çok mürekkep yaladım
ama tükürüyorum burada hepsini
bütün sözcüklerini
okuduğum kitapların
yazdıklarımınsa arasından bilmem ne kalır
aynalarda her sabah her sabah
o cam kırıklarından oluşmuş yüzü görmekten bıktım
hiç değilse elişi kağıtlarım olsaydı
ipsiz uçurtmalarım
göğe fırlatılan bir naylon tabak gibiyim
ve kendi kollarıma atılıyorum her keresinde
hayır yalnızlık hayır kimsesizlik hayır sıla hayır gurbet

hayır hayır hayır hayır
gezinip dururum yıllardır
koltuğumun altında”


devamını gör...

sâye

saye kelimesi farsça’da "gölge" demek. bir kişiye "senin sayende buralara geldim." diyor iken aslında şunu da demiş oluyoruz: " senin gölgende buralara geldim."
çok güzel değil mi?

t: mahlasında derin bir mânâ taşıyan dünya sözlük yazarı.
devamını gör...

salı günleri de açığız

sanki haftanın başka günü yokmuş gibi haftanın ilk günü mesai saatinin başlaması ile birlikte hastaneyi hasta bombardımanı altında tutan halka karşı doktorun sitem bildiren gayet realistik cümlesi.
devamını gör...

gazi yaşargil

dünyaca ünlü, nöroşirüji uzmanı. mikro cerrahinin nöroşirüji alanında kullanılabilirliğini keşfetmiş. epilepsi ve beyin tümörlerinin tedavisi için yeni yöntemler buldu. nöroşirüji alanında yüzyılın en büyük gelişmelerine imzasını attı.

beyin ameliyatlarına mikroskobu sokan yaşargil, anevrizma’ya karşı ilk müdahale tekniğini geliştiren isim olarak tıp tarihine geçti.

(bkz: büyüyünce gazi yaşargil olcam)
devamını gör...