president

president
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 15319.4
  • Kayıt: 2016-07-08 19:21:00
  • En son giriş: 2018-09-23 07:10:11
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 17
  • Aktif Tanım: 5033
  • Açılan Başlık: 622
  • Artı Oy: 9319
  • Eksi Oy: 444
  • Alınan Artı Oy: 18128
  • Alınan Eksi Oy: 588
  • Alınan Favori: 972

president - en beğenilen tanımları

president

sözlük’e ve sözlük’ün çok değerli yazarlarına veda edecek olan mod/yazar.

yazar dostlar aranızdan ayrılıyorum, bu gidiş asla bir unutulmak eylemi ile sonlanmasın dilerim. hep iyilik ve hayırla anacağınız işler yapmaya çalıştım sözlük’te. açtığım başlıklarda, girdiğim entry’lerde her daim adaleti gözetmeye çalıştım, fikir-düşünce-ırk-siyaset ayrımı yapmamaya özen göstermeyi kendime hep bir yol gösterici tayin ettim.

uzun süreli yazarlık süreci ile başlayan sözlük hayatım, sizlerin oyları-destekleri ile mod olmakla taçlandı; bu misyonu bana yakıştırıp iyi işler yapmama vesile olduğunuz için sizlere ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

mod olurken söylemiştim: sözlük hayatı da tıpkı dünya hayatı gibi gelip geçicidir; mod olmak-yazar olmak; veyahut dünyalı olmak anonim olmak...tüm bunlar hiçbir statü belirtmez. mühim olan insanlara güzel şeyler katmak ve hoş bir sadâ bırakabilmek...umarım bu niyetle başladığım modluk/yazarlık sürecimde bunu az da olsa başarabilmişimdir.

haklarınızı helal edin, bu süreçte yanlış kelime seçimleri ile incittiğim yazar üstadım olmuştur elbet...bu vedanın hatrına o da president’ı affetsin...

sözlük sizleri bir araya getirme imkanı sağlıyor, düşüncelerinizi ifade etme ortamı sunuyor, aynı düşüncedeki bambaşka bir şehirde ve meslekteki insanla tanışma fikir alışverişi yapma imkanı sağlıyor dostlar. bu yüzden sözlük’ün size olan katkısını mutlaka hissedeceksiniz.

diğer sosyal medya ortamlarından ayrıyız, farklıyız, internet ortamında güzel olan ne varsa; ahlak sınırlarını aşmayan-maneviyatı eksiltmeyen ne varsa bu sözlük’te hissediliyor, yaşanıyor. bunu diğer sözlük’lerde yazar olan/olmuş arkadaşlarımız bilirler...

sözlük’teki bu havayı her daim muhafaza edin, düşüncelerinizi-hislerinizi bu çerçeve dahilinde yansıtmaktan geri kalmayın.

küfür ile değil; sağlam argüman ve dik duruşlu kelimeler ile yazarlık kariyerinizi devam ettirin. bu hem sizi kişilik olarak ilerletecek hem yazarlar arasında sevilen biri olmanızı sağlayacak hem de oluşturduğunuz-çizdiğiniz profil izlenimini daha da kalıcı hale getirecektir...

sözlük’e ve sizlere dair sıralanacak bir hayli kelimem var; ama beni tanıyanlar bilir başta da dediğim gibi bu veda hiçbir zaman unutulmak vedası olmasın dilerim...
hüzün biriktirmek çok da istemiyorum bu entry’de o yüzden ben gideyim, adım kalsın; dostlar beni hatırlasın...

haklarınızı helal edin, sizleri Allah’a emanet ediyorum...
devamını gör...

mistaka

inna lillah ve inna ileyhi raciun!
elbette biz, Allahu teâlâ’nın kuluyuz, ölümden sonra dirilerek yine o’na döneceğiz*

kıymetli babasını kaybetmiş modumuz. babasına Allah’tan rahmet, kendisine ve ailesine de sabırlar dileriz.
devamını gör...

president

haftalardır yazar dostlarının bitip tükenmeyen “president nerdesin, gel artık!” çağrılarına dayanamadığından sözlüğe geri dönmüştür.

vatana, millete, canım ciğerim dünya sözlük halkına, değerli moderasyonumuza ve de kıymetli monark’a hayırlı uğurlu olsun...
devamını gör...

küfür etmenin basitlik göstergesi olması

altına imzamı atacağım önermedir. o kadar hak verdim çünkü.

şöyle ki, öfkelenilen birine "o.. çocuğu" diye hakaret etmek çok yaygın. oysa bu ifade, Allah'ın gazabını gerektirebilecek
kadar ağır. eğer atıf yaptığınız anne gerçekten o... değilse, o zaman aşağıdaki ayet devreye giriyor. ağız alışkanlığı bile
olsa, Allah'ın şakası yok:
" namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. onlar için çok büyük bir azap vardır." *

dil âfettir. sakınabilenlere ne mutlu...
devamını gör...

muhafazakarların saldırgan olmaları

yaşım kaç oldu, daha muhafazakar kelimesinden kasıt nedir bi türlü çözemedim.

gel gelelim Allah teala’nın bizleri nitelendirdiği sıfat olan müslümanlığa:
ayette şöyle buyruluyor: “...kafirlere karşı şiddetli, mü’minlere karşı ise merhametlidirler."*

saldırganlık asla bir masuma veya hak etmeyene yapılmıyor, sana-dinine-değerlerine saldırana karşı sert olman emrediliyor.
ki zaten islam devletinin lideri peygamber efendimizin savaşlarında savunmada kaldığımız her daim biliniyor.

velhasıl: muhafazakar her kimse saldırgandır/değildir; ben orasını bilemem. ama müslüman bir birey ona saldırana saldırır,sert davranır; kendi aralarında ise müslümanların ruhu naiftir, yüreklerde her daim hüküm süren sessiz bir hüzün vardır.
devamını gör...

dünyevi mecmua 7. sayı

umut zaafiyetini okuyunca ruhsal bunalımlarınıza açılan bir pencere hissi oluşuyor. evet evet tam da böyle hissetmiştim. diyorsunuz. yazının dilinde öyle muazzam bir betimleme kullanılmış ki sahne bir anda karşınızda beliriveriyor.

bir şeyi anlatmak yaşamasından zor diyor hikayede. mottomuz bi dünya derdimiz var olunca, bir avuç yazarın derdine de kelam oluveriyor bu hikaye.
dinleyen salim miydi, yoksa biz mi salimleştik, belki de biz baştan hikayenin sonunda gidendik...

evrensel batı medeniyeti ile titreyip kendinize geliyorsunuz. inceden inceye çuvaldız önce kendimize sonra başkasına batırılmış. makale havasında okurken hah tam 12’den vurmuş dediğim birçok ezberbozan cümle oldu. altını çize çize okumalık bir dertleniş olmuş.

yeremya hezeyan’ın aniden gidişinin tahmin edilebilir sonuçları bir nefeste okunamayan başlığın, bir solukta okunan duygu durum hikayesi. onca derdimizin içinden sımsıcacık bir sesleniş var bu hikayede; sana bana ve yaremya’ya dair beyne çakmalık bir cümle: babaların yapamadıklarını oğullar yapar.

leylasını/mecununu arayanlara bir alternatif : hangimiz sevmedik. mecnun kimdir? mecnun’laşmak nedir? leyla niye leyla’dır? ve sevmek nedir? ... bu yazıyı okuduktan sonra aradığımız sevgiyi en başından itibaren sorgulama eylemi oluşuyor. mecnun ile leyla hikayesine açılan farklı bir pencere olmuş bu yazı.

sonsuza kadar- aşk eli değmiş albüm mecmuadaki bunca deneme ve hikaye arasında farklı bir renk ve farklı bir soluk olmuş.

farkındalık oluşturma açısından şöyle açık denizde fırtına gibi bir yazı: türkiye’de kurumsal hizmet mantığı. doğru bildiklerimizin üstünü çizip geçmemizde bir pusula olacağa benziyor, ele alınması ve gümdem edilmesi elzem olan bu konunun yeterince idrak edilmesini can-ı gönülden dilerim.

şiiri ne denli sevdiğim bilinir sözlükte. haymatlos’u şöyle gür bir nida ile hafif sert ve yürekten bir fon müzik ile okumak istedim. hele bazı dizeler var ki ahh bir dili olsa da konuşsa... tam da böyle bi’ şiir olmuş. herkese güzel yazı olmuş; sana yüreğine sağlık şair dost...h a y m a t l o s l a n d ı k *)

manzarayı sırtlayanlar bakıp göremeyenlerin, en çok da bakmasını bilmeyenlerin dünyasında bi dünya derdi olanların derdine bir iç ses olmuş. yüreğimize naif bir dokunuş var yazıda: “yüreğe işlemek manzaranın gönle sirayet ediş şeklidir.” bir kadraj ile gönle sirayet etmenin derdinde olanlar için bir soluklanma niteliğini barındırmış, çok da iyi olmuş.

sıdk diye yazılır ebubekir (r.a) diye okunur. hz. ebubekir’i anlatmaya ne kelimeler yeter ne de gücümüz. doğrulukların bu denli çöküşte olduğu çağımızda hz. ebubekirce bir dert olsun yüreğimizde diyenlere sıddıkların sultanı bir hatırlatıcı oluyor. yazıyı okuyunca fark ettim ki bizler ebubekirlere hasret kaldık... doğru olmak, dürüst olmak ve bu çağ... elimizden kayıp gidenler...özlüyoruz seni ya ebubekir!

gark köşesini okur okumaz esaslı bir soru çıkıyor karşımıza. sahi sahip çıkamadıklarımız başkasının olur muydu? peki kaybettiğimiz değerler? dilimiz? kaybolan kültürümüz? batı ve doğu arasındaki git-gel’lerimizi anlatan bir yazı. yani bizden, en içimizden durumlara temas edilmiş. yazıyı okurken ya cidden tam da böyle diye diye bir hal oldum. verilen emeğin had safhada olduğu bir yazı. tarih/dil/kültür sevenlere hitap eden toplumsal kimlik arayışı niteliğinde...

vee mecmuanın tam da sonunda muazzam bir serbest şiir ile uğurlanıyorsunuz: dönüş. şiirin resmen kendi içinde bir konusu var. bi dünya derdimiz var dedik ya hani taa derginin kapağında, derdimizin derya olduğu mecmua bir şiirle de sonlandırılmış. dönüş şiiri bunca gürültüye bir şiir sessizliği olmuş, insanlar bunca derdin arasında boğulurken hızla akıp giden hayatta işaretleniyordu çoktan, seçmeli sorular...
devamını gör...

allah’a dayanmak

yalnızca bir eylem değildir, şu hayatta ayakta durmamı sağlayan yegane şeydir. zorlukların üstesinden gelişim, karanlıklardan aydınlıklara çıkışımdır. sabrım, umudum, direncimdir.

ben tüm bu düşüncelere kapılmışken bir ayet sarıverir beni ve tüm dertlerime ilaç olur:
..allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.*
devamını gör...

timetürk - dünya sözlük yazarları röportajı

röportaj soruları da cevapları da birbirinden kaliteli. yazarların verdiği cevaplarla, sözlüğe, yazarlarımızın genel düşüncelerine ve sözlük ortamına ne kadar hakim olduğunu görebiliyoruz.

elbetteki bu güzel cevapların altında dünya sözlükte yazmayı seviyor oluşun büyük katkısı var, bu herkesçe de anlaşılıyor. bunu bu röportaj vesilesi ile yansıtabilmiş olmak muazzam hareket.

ilgili röportajın dünya sözlüğü daha büyük kitlelere ulaştırması ve yazarlarımız arasındaki birliğin, huzur ortamının devam etmesi duası ile...
devamını gör...

ahed et-temimi

rabbimiz ayette şöyle buyuruyor:
“onlar korkak bir topluluktur.”*

bunu gördük, bu kez de... diğerlerinde de olduğu gibi.
devamını gör...

intihar eden doktorun veda mektubu

29 ekim’de adana’da bir doktor 6.kattan aşağı atlayıp canına kıydı. ardından o kadar çok konuşuldu ki bu olay ne desek boş...

ama veda mektubu gerçekten insanı derinden etkiliyor:

annemden özür diliyorum. hayat benim için çok zor. bunaldım bu hayattan. umarım ölümüm bazı güzel değişikliklere yol açar. kimse kimsenin dedikodusunu yapmasın. lanet hastaneler doktorlara yüklenip durmasın. kredi kartı borcum var ama 10 binden fazla para var. dert etmesin erbil ağabeyim, borç yıkmıyorum. annemi üzmesin kimse tek isteğim budur. ha birde ola ki anında ölmezsem seçimim ölmekten yana kimse beni yaşatmaya çalışmasın.

bir doktorun seçiminin ölüm olması...
devamını gör...

dünya sözlük

bu aralar yazar sayısının kanser hücresi gibi kontrolsüzce çoğaldığını gözlemlediğim sözlük.
online yazar listesinde tanıdık yazar bulmak zorlaşsa da girilen tanım sayısının artması sevindirici bir durum.

metrekareye düşen yazar sayısı artıyor, klimalar yetersiz; yönetim el atsın.
devamını gör...

imanı kaybetmekten korkmak

neyimize güveniyoruz bu kadar? nasıl da kendimizden bu kadar eminiz? bize ve imanımıza bir şey olmaz düşüncesi nasıl yerleşti? ashab imanlarına bir şey olacak diye adeta tir tir titrediler. bir de bize bakın... zerre de olsa kaybetme korkusu, müslümanı amel noktasında uyarıcı hale getiribilir.
devamını gör...

her derdin devasının olması

Allah devasız dert yaratmamış derler, doğrudur. peşinden ilave ederler: ölümden gayrı her şeyin devası vardır; yanlıştır. çünkü ölüm dert değil devadır; doğmak derdinin devasıdır ölüm.

ille de içinde ölüm geçen bir dert bulacaksak kendimize, ölmeden önce ölmek dertlerin hasıdır.
devamını gör...

sosyal medya ahlaksızlığı

ahlak yoksunluğunun, zaman-mekan fark ettirmeyişini açıklayan başlık.

çevremizde tek sermayesi küfür ve yalan olan insanlar var ve bunun yanı sıra insanları güldürmek adına sosyal medya’da meşhur olmuş (fenomen) birçok insan, islam’ın nehyettiği birçok şeyi normalmiş gibi yapıyorlar.

özellikle sosyal medya’da takip ettiğimiz hesapların “eğlence” “komedi” “makara” gibi kavramların altına sığınarak yapmış olduğu maskaralıkları şöyle bir düşünüp aklettiğimizde, genç kitlede (hangi ideolojiyi benimsediğinin önemi yok) ahlak erezyonunun ne derece ciddi boyutlara ulaştığını görebilirsiniz.
devamını gör...

president

ders arası verince ilgili seçimde oylandığımı görmüş oldum.
bu kadar ara yeter bence. ben artık notlarıma geri döneyim.

diğer 6 yazar dostumu da destekliyorum. hepsinin sözlükte ayrı ayrı emeği var, hepsini de tanımlardan tanıdığım kadarıyla iyi insanlar. ben hariç hepsine can-ı gönülden oy verebilirsiniz.

dünya hayatı gelip geçicidir, dünya sözlük moderatörlüğü de... mühim olan birliğimizi muhafaza edebilmemiz, sözlükteki bu güzel, aile çay bahçesine benzettiğimiz atmosferin devamlılığını sağlayabilmemiz.

şu ayeti anmasam olmazdı:
rabbimiz al-i imran 103’te bizlere der ki:
hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin.
devamını gör...

dünyevi mecmua 9. sayı

rütbeli editör monsieur noir’in ve bu sayıdaki editörlük kadrosunda aldığı yerin fazlasıyla hakkını veren kuyu’nun, yazı ve fotoğraflarıyla çorbada bir tuzu bulunmuş olan yazar dostlarımın ve de şiiri ile bu sayıya muazzam bir renk katmış olan kıymetli şair ali didar’ın ellerine yüreklerine sağlık dediğim, 9.aya 9.sayısı ile gelip geçici dünyaya, unutulmayacak dünyevi bir sadâ bırakmış alın teri ile harmanlanan yürek ürünüdür.

mesaj kapakta verilmiş ta en baştan, bu dünyayı dize getiremeyeceğimiz kabul edilmiş; dünyevi bir soluk da peşinden: oreletin açamadığı kapı yok...* kapak fotoğrafı ve sayfalar arasındaki, metne uygun ve itina ile seçilmiş fotoğraflar dikkatimizden kaçmıyor tabi ki.

editör yazısı ile başlıyoruz, çok da takmayın, dünyevidir sonuçta! cümlesi ile edebiyatın özüne sağlam bir dem atmış kuyu.

deli: expecto patronum’un kaleminden.
deli-akıllı döngüsü ile kavram karmaşası yaşayan topluma, sosyolojik ve eleştirel bakış atan bir yazı olmuş. kim delidir, kim akıllıdır; neye göre kime karar veriyoruz sahi buna? yazarımız da tam bu ekseriyette çabalamış, açıklamış.
yüreğine sağlık!

yolda: kuyu’nun kaleminden.
en bi merak ettiğim yazıydı açıkçası. merakım giderilmiş, durum hikayeciliğinin üstesinden yine yeni yeniden hakkını vere vere gelinmiş. ‘salim sana diyorum, dünyalı yazar sen anla’ mantığı ile bir insan iç dünyasını öğütler, çıkarımlar ve serzenişler ile kelimelere nasıl dökebilirse, o kadar muntazam dökmüş. kelimeler düz yazı için bir araya gelmiş sanıyoruz bu hikayede, lakin bir şiirsel ifadeye dönüşmüşlük almış başını gitmiş. beni bu noktada yakaladı bak işte. bu arada kuyu bey, şu cümlenizi alıp duvarlara sprey boyalar ile yazmak isterim müsadenizle: “..onların gözlerine değmeyecek cümlelerimizle yürüyoruz geceye.”
yüreğine sağlık!

mö 400’ün çatışması: antigone: hikmet benol’un kaleminden.
edebiyat küpü dergimize, antik yunan edebiyatından bir tragedya örneğinin tanıtımı ve tahlili ile gayet güzel bir renk katmış. ilgilenenler için özet bir çalışma arayanlar için tam da istenilen özelliklere uygun.
yüreğine sağlık!

keşke hiç anlatılmasaydı bu masal: konuk şairimiz ali didar’ın kaleminden.
emin olun tam da geceye şiir başlığına girilecek entry’de yer alacak, president’ça bir şiir. içinde bir mesaj taşıyor. bir mânâ var bu şiirde. ali didar duruşu mecmuamıza yakışmış. kendisine herkes adına teşekkür ediyorum.
“..
gideceğin o yerde bekleyen yoksa fena
o zaman her yer yazık ki diğerlerinden beter
..”

yüreğine sağlık!

telefon kulübesi: güvercin gerdanlığı’nın kaleminden.
90’lardan tutmuş bizi. hikayesi ile eksik bırakıyor kavuşmalara olan inancımızı. güzel sonlar bekleyen yüreklere şöyle diyor belki, ‘olmuyor öyle...’ kavuşmaları başka baharlara erteliyoruz bu hikaye ile. her zamanki gibi. damaklarımızda vuslata hasretlik tadı bırakan hüzünle karışık, betimlemelerle bizi eski zamanlara götürmüş; yeşilçamdan bir film izletmiş kadar olmuş güvercin gerdanlığı.
yüreğine sağlık!

yeremya hezeyan’ın aniden gidişinin tahmin edilebilir sonuçları-2-: anonim kalmayı tercih eden k.hezeyan’ın kaleminden.
diğer sayıdaki yazısına nasıl hayran olduysam, ekseriyetle bu sayısıda da azalmayan hayranlığım katlanıyor. tanımlamalar, benzetmeler, konunun dışı gibi görünüp konuyu tam 12’den vurmuş kelimeleri toparlamaları var ya, tek kelime ile muazzam olmuş.
yüreğine sağlık!

uzağa, daha uzağa, en uzağa: nesir macunu’nun kaleminden.
bir kelimeyi tutmuş ensesinden, bize bir film, bir de albüm tanıtmış. vallahi de yapmış. güzel fikir olmuş şahsen. film izlenilesi, albüm dinlenilesi...
yüreğine sağlık!

mayıs 26, demek ki 1 ay, 12 gün: tomber amoureux’un kaleminden.
en sonda bahsettiği şarkıyı dinlerken yazdığını düşünüyorum bu metni. şarkının ritminden, sözlerinden be hissediyorsak, bu yazıyı okuyunca tam da o hissi yaşıyoruz. kendini tanımak, kendinin farkına varmak ve kendinle konuşmak...hepsi var.
yüreğine sağlık!

belirtisiz insan tamlaması: naçizane, kalemimden...

giotto di bondone’nin sanattaki öncülüğü: kültür-sanat dergisinde yeri tartışılmaz bir yazı daha. resim sanatına ilgi duyanlar için faydalı içerik olan bir çalışma.

bir babanın eve erken gelişi: anonim kalmayı tercih eden vechi arazbar’ın kaleminden.
geçen sayıdaki şiirinden sonra kim olduğuna dair merakımı arttıran bir şiire daha anonim adını, altın harflerle yazdırmış. buram buram kapital düzene isyan kokan şiir. ‘helal olsun’ dedirtti.
yüreğine sağlık!

ben bu yazıyı nefsime yazdım: yüksek mertebeli türev’in kaleminden.
bu yazıyı kendine yazmakla kalmamış, bizim nefsimize de sağlam mesaj verilmiş. kişinin nefsine dair bir şeyler yazması ne kadar zordur ah bir bilseniz. zor başarılmış, nefs ile iç sorgu karşı karşıya getirilmiş.
yüreğine sağlık!

los galacticos devrimi: jay-jay’in kaleminden.
futbol sevgisini bu sayı vesilesi ile bir kez daha dile getirmiş, sporun asıl olarak taşıması gereken ruhtan bahsetmiş. futbola dair olması gereken düşüncelere sahip olmak isteyenler açsın bu yazıyı okusun lütfen.
yüreğine sağlık!

geri çekiliyorum ama siz yine de ateş edin: rebelin korubenisi’nin kaleminden.
kabullenişin ve âh’lı bir iç çekişin ilk kelimeden son kelimeye kadar hüküm sürdüğü kahverengi bir yazı olmuş. sonbaharda yere düşen yaprağın renginden, solup giden; ama ardından yenisinin, yeşilinin geleceğinin habercisi olan yaprağın renginden...umut da umutsuzluk da bu yazıda. olmak da bu yazıda, kaybolmak da...
yüreğine sağlık!

zekat: aydınlıkızı’nın kaleminden.
müslüman halkların mevcut durumundan dem vurup dururuz çoğu kez. bir çöküştür başlamış ümmette. sebebi kur’an ve sünnetten uzak hayatlar, islam’ın emirlerinden bihaber müslümanlar. bu yazı ile bir farzın gerekliliğinin, neler yapılması gerektiğinin anlatatıldığı mutlak surette okunması gereken yazı.
yüreğine sağlık!

les voyages de monsieur noir: monsieur noir’in kaleminden.
dergide ne eksikti, elbette bir gezi yazısı. editör eksiği bir güzel tamamlamış. gezip bir güzel anılar eklemiş heybesine. dolu dolu heybeyi dergi yazısı için saklamış; fooğraflar ile de harmanlayıp bizlere bir güzel anlatmış. gidip gezmiş, görüp gönlümüzde biriktirmiş kadar olduk.
yüreğine sağlık!

mecmuanın son sayfası bu sözlüğü özetlemiş, buraya da iliştireyim ben; okundukça sözlükçe özümüz işlensin yüreklere: “yaşamak bir ağaç gibi hür ve tek, ve bir orman gibi kardeşçesine...”
devamını gör...

birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler

Allahu teala’nın müstesna kıldığı kullardır. hani nerdeler onlar diyorum çoğu zaman. asr-ı saadette kalmış olamazlar, müslümanlık devam ettiği sürece o müstesna kılınmışlık da devam etmeli...bir şeyleri çoktan kaybettiğimiz vakitlerde miyiz yoksa?

hakkı ve sabrı tavsiye edenleri özlüyoruz.
devamını gör...

evi yuva yapan detaylar

bulunması aslında çok da zor olmayan detaylardır.

“ev ne zaman yuva olur?” sorusuna zizekvâri bir cevap: “ev onu satın alamayacağımız şeylerle doldurduğumuzda artık yuvadır.”
devamını gör...

allah’ın her duaya icabet etmemesi

ayette şöyle geçer: “insan çok acelecidir, hayra dua eder gibi şerre de dua eder.” durum böyleyken Allah teala’nın her duamıza cevap vermiyor oluşu aslında bizim hayrımıza. ya bilmediğimiz halde bizim zararımıza neticelenecek duamız kabul olsaydı?
sırf bu inanış için iman edilir, sırf Allah teala’nın bu merhameti için o’nun yolunda ömür tüketilir...
devamını gör...

neden dünya sözlük

dörtte üçü bilgiyle kaplı küfürsüz sözlük mottosu ile dikkatimi çekti, henüz daha yazar olmadan.
sahi bu devirde böyle bir sosyal platform olabilir miydi? sözlüğe girdikten sonra yazarların kalitesi, tanımlardaki özen ve dikkat, esprilerdeki ince anlayış ile bunun mümkün olabileceğini anladım.

sözlüğü sözlük yapan yazarlardır. yazarların bilgi birikimi ve sıcakkanlılığıdır. dünya sözlük sanki birbirini yıllardır tanıyan insanların buluşma noktası gibi.

burda her düşünceye saygı var. yeri geliyor gündeme dair bilgi ediniyorsun, yeri geliyor içini dökebileceğin bir mecra oluyor.
burası tüm bunlar için en ideal yer. kutuplaşma ve ayrımcılığın yaşandığını da henüz görmedi bu gözler.

şunu da belirteyim sözlükteki huzur ise gerçekten yazmaya ve okumaya değer.
devamını gör...

dünyadan dini çıkarsan çok güzel bir yer haline gelir

‘dünya’ olarak kasıt kişinin kendi dünyası ise, o kişinin tercihine kalmış bi şey. kalpler Allah’ın elinde, yalnızca hidayet dileyebiliriz artık napalım... ama biz “bir elime ay’ı bir elime de güneş’i verseniz yine de davamdan vazgeçmem.” diyen rasul aleyhisselam’ın mücadele ettiği, uğrunda cehd ettiği dünyanın, din’e kavuşup hak din olan islam ile şekillenmesi, bir sistem haline gelmesi için canların bu yola adandığı dünyadan bahsediyorsak: kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacak * arkadaşlar. biz bunu bilir, bunu söyleriz.
devamını gör...

itina ile gönül tamir edilir umut yüklenir

kendimi görevli kıldığım yeni çabam. insan tamiri yalnızca ilaçla olmuyor. bir kelâma hasret yürekler var. tebessüm neydi unutan yüzler var. gökyüzünde mavi bulutların halen daha var olduğunu unutmuş gri ruhlu insanlar var.

hal böyle olunca ben umutları yeşertmeyeyim de kalpler taşa mı dönsün? hayat beni bu görevde 36 saat nöbete iptilâ kılıyor, el-mahkum. napayım, seviyoruz bu hayatı; bu canına yandığım dert küpü insanları...
devamını gör...

kıymet verilen kişi ile yaşanan dargınlık

hiç incinmişliğine içerlediğiniz birini barındırdınız mı kalbinizde, bilmiyorum. matemine, merhem olaydım, diye yandığınız… yahut en naif cümlelerle andığınız.. öyle ya, o kişi ki, kiminde anadır, kiminde yardır, kiminde gardaştır. amma gün ola da, gül diye içinize dizdiğiniz, gönlünüze diken olursa?

derin bir iç çektim. öylece kırgınım. saatte baktığımı anımsıyorum. bazı altını çizdiğim cümleleri yazdığım defterimi aldım yamacıma, bir iki karıştırdım. ahmet hamdi tanpınar’ın kitabından birkaç bir şey karalamışım. ordaki bir cümle ki başımı kaldırıp kaldırıp baktım:
birisini bu kadar severse nasıl darılır? diyordu. hiç darılabilir mi? muhakkak yorulmuştur.
devamını gör...

siz bilmezsiniz allah bilir

Allah’a tam anlamıyla güvenip hakkıyla tevekkül etmemiz gerektiğini hatırlatan ayet.

“allah’a güven” meselesi açılmışken şundan bahsedeyim istiyorum: haram sevdalara bakıyorum da adam diyor ki “o benim için en hayırlısı en güzeli ” gülüyorum sadece Allaha bırak kardeşim Allah’a...sen insan aklınla en güzeli bulabiliyorsun da Allah sana en güzeli vermeye kadir değil mi!? belki o kaderindeki kişi değildir, niye helalini incitiyorsun? niye teslim olmuyorsun, niye acele edip harama dalıyorsun…

sen bilmezsin kardeşim, Allah bilir!
devamını gör...

inançlı bir gencin depresyona girmesi

zamanla inancında görülebilen azalma sonucu başa gelebilecek hadise.

imanı sağlam bir genç güne yapabileceği sorumlulukları hatırlayarak başlar. mesela sabah namazından bihaber kimsenin güne erken başlamak için bir nedeni olabilir mi?
veyahut kalpteki boşluğa gelelim; “ben kuluma şahdamarından daha yakınım.” diye buyuran rabbini kendinden uzak tutan genç nasıl mutlu olabilir?

açıkçası şunu belirtmekte fayda görüyorum; ben imân, inanç ve Allah’a kalben yakınlık kadar etkili bir antidepresan görmedim, bilmiyorum da...
devamını gör...