muhalefetül lügateyn

muhalefetül lügateyn
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 33301.3
  • Kayıt: 2016-09-12 20:59:00
  • En son giriş: 2018-07-21 16:42:07
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 12
  • Aktif Tanım: 10100
  • Açılan Başlık: 5215
  • Artı Oy: 65926
  • Eksi Oy: 1624
  • Alınan Artı Oy: 36554
  • Alınan Eksi Oy: 1475
  • Alınan Favori: 682

yoksulluk sınırı

devlet tarafından böyle bir sınır asla konulmaz. genellikle sendikalar ve bazı özel kuruluşlar tarafından belirlenir. o yüzden de farklılık arz eder. yoksulluk sınırı genellikle açlık sınırı ile karıştırıldığı için belirtmekte fayda var: yoksulluk sınırı temel ihtiyaçların asgari düzeyde karşılanabilme sınırıdır. et, muz, internet, akıllı telefon vs artık zaruri ihtiyaçlar olduğu için yoksulluk sınırı içindedir. bu yüzden de yoksulluk sınırı ülke ortalamasının üzerinde seyreder. 4 bin küsür lira gibi. açlık sınırı ise hayatı idame ettirebilmek için zaruri olan en alt sınırdır. açlık sınırı içinde et, internet vs olmaz; ekmek olur, tuz olur. o yüzden de sınır düşüktür. sanırım günümüzde asgari ücret dolaylarında seyrediyor.
devamını gör...

kılıçdaroğlu'nun kurultay isteyen partilileri koltuk derdinde olmakla itham etmesi

kendisine kurultay isteği ile ilgili görüşleri sorulduğunda öyle alakasız şeyler söylüyor ki kılıçdaroğlu, adeta bu koltuk benim demeye getiriyor. ülkenin ekonomisi şöyleymiş, insanlar cezaevindeymiş, ülke bu ahvaldeyken birileri koltuk düşünüyormuş falan filan. iyi de bunlarla parti kurultayının ne alakası var? kısaca de ki vermiyorum ulan koltuğu, olsun bitsin. ülke yönetiyor olsan dersin ki dere geçerken at değiştirilmez, eyvallah ama parti yönetiyorsun sen ya.


--- alıntı ---

"allah aşkına türkiye'nin gündemi ne? türkiye'nin gündemine bir bakmamız lazım. insanlar hapishanelerde tutuluyor. yargı eliyle yargısız infazlar yapılıyor. ekonomi perişan vaziyette. insanlar geçim derdinde. birileri koltuk derdinde, olacak şey değil. gündem farklı bir gündem. tükiye'nin gündemine kilitlenmemiz lazım. milletvekili hapiste. hangi gerekçe ile hapiste olduğunu hepimiz görüyoruz.  enis berberoğlu nasıl tutuklanıyor? nasıl içeriye atılıyor? hepimiz biliyoruz. eren erdem aynı şekilde. davası öne alınıyor.  duruşması öne alınıyor. tutuklanıyor ve hapse atılıyor. yurtdışına kaçacak deniliyor. oysa dokunulmazlığı kalktıktan sonra 38 kez yurtdışına gitti geldi. niye kaçsın? bütün bunlar türkiye'nin gündemindeyken biz nelerle uğraşıyoruz. önümüzdeki günlerde bir toplantı yapacağım. genel yayın yönetmenleri ile bir araya geleceğim. bu konuları belki orada biraz daha ayrıntılı oturur düşünür ve düşünelerimi aktarırırım"

--- alıntı ---

kaynak
devamını gör...

kıyametin büyük alameti

toplumun çoğu tarafından doğru kabul edilen yanlışlara karşı sert ve sivri bir dille tavır koyuyor kendisi. bilhassa siyasi ve dini konularda. o yüzden de yer yer tepki çekiyor. malum insanlar doğru kabul ettikleri değerlerine karşı son derece muhafazakarlar ve eleştiri kabul etmiyorlar. tahminim o ki kendisi sürekli yazacak, yazdıkça da birilerini rahatsız etmeye devam edecek. şahsen kendisinin çoğu zaman hakkaniyetli olduğunu ve doğru hususlara parmak bastığını düşünüyorum. azıcık da ali şeriati'ye benzetiyorum.

(bkz: sizi rahatsız etmeye geldim)
devamını gör...

bedelli askerlere yapacaklarını anlatan uzun dönem askerler

ulan güldüm ya. video küfürlü olduğu için koymuyorum, link veriyorum. bu videonun haberini yapan gazeteye göre video birçok bedelli adayı tarafından internette paylaşılmış ve 28 günün işte bu sebeple iptal edilmesi gerektiği söylenmiş. belli ki bedellileri korku saldı ama korkmaya gerek yok bir şey olmaz. zaten yüzbinlerce kişi olacaksınız orada.

video
devamını gör...

non

#5734931

iş bu fıkrasıyla güldürmüş yazardır. şimdi ben bu fıkraya kıs kıs güldüm, bir hevesle birilerine anlatmak istiyorum ama yeni bir "bak ne oldu şimdi" vakasının gerçekleşeceğine aşağı yukarı emin gibiyim. o yüzden kimseye anlatmayayım. yine de anlatabilirim belli olmaz.
devamını gör...

bir istifçi için lüzumlu ve lüzumsuz eşya ayrımı

evet ben bir istifçiyim. belki bir gün lazım olur deyu neler neler sakladığımı tahmin dahi edemezsiniz. mesela yıllar evvel gittiğim bir kafede toz şekerler kağıt paketlerin içindeydi. iki tane araklamıştım, hoşuma gitmişti çünkü. onları buldum mesela. neyse bir temizlik yapayım demiştim geçenlerde. lüzumsuz olanları ayırayım, lüzumlu olanlar kalsın dedim. lüzumsuz diye ayırdığım şeyler üç koca çöp poşetine zor sığdı. lüzumlu dediğim şeyler ise lüzumsuz olanların katbekat fazlası. aslında onların da tamamına yakınının lüzumsuz olduğunu çok iyi biliyorum ama ne yapayım, atamıyorum.

o kadar zor geldi ki atmak. 2007 xp kurulum cd'sini atarken elim titredi dostlar. panasonic gd90 telefonumun bataryası, 10 yıl öncesine ait banka dekontlarını on parça ettim de attım. kalın uçlu nokia şarj aletinin ucuna takılan ince uçlu aparatı ise atmadım, o lazım olabilir.
devamını gör...

ayakkabıyı çıkarırken ayakla beraber çıkan tabanlık

eğer tabanlık çok gevşek ise, sıcak yaz gününde ayaklarınız terlemiş ve çoraplar nemlenmiş ise yahut da ayakkabıyı çorapsız giymiş iseniz başa gelen pislik hadise. her seferinde o tabanlığı yerine oturtmak gerekebilir. bir de misafirliğe gidersiniz ya hani, kapı önünde ayakkabıyı çıkarırken zırt diye çıkar tabanlık. elinizi sıcaktan hamur haline gelmiş ayakkabının içine sokar tabanlığı yerine oturtursunuz. sonra da o eli ev sahibine uzatırsınız: "selamünaleyküm"
devamını gör...

sgk

sgk sayıştay denetimine kesinlikle tabidir. sosyal güvenlik hizmetleri kanunundan ilgili maddenin çıkarılmış olması bir anlam ifade etmez zira sayıştay kanununda bu konuda bir değişiklik yok. son khk ile birçok madde birçok kanun metninden çıkarıldı zaten. burada yapılan şey, sadeleştirme ve mükerrer hükümleri ayıklama işlemi. tüm mevzuatı birlikte ele almak gerekiyor.

hali hazırda sayıştay kanununun sayıştay'ın denetim alanı başlıklı 3. maddesine göre sgk'nın sayıştay denetimine tabi olduğu açıkça yazıyor. şöyle:

"merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahalli idareleri ... denetler."
devamını gör...

romantikliğe elverişli olmayan ismin karı koca ilişkilerine etkisi

her hatun kişisi kocasının biraz da olsa romantik olmasını, kendisine güzel sözler söyleyip ruhunu okşamasını ister. bu bir kadın hakkıdır ve bunu istemesi son derece doğaldır. ancak öyle isimler vardır ki insanın kişiliğine etki eder. hanım da bunun farkında olduğu için kocasından romantik olmasını beklemez. zira istese de olmayacaktır.

-senin o möhteşem gözlerin için ömür verilir. o gözler ki sanki adeta bir kömür... içinde gaybolirem.
+isfendiyar.
-efendim.
+olmuyor sanki.
-olmaz tabi öküz garı, benim adım isfendiyar, ne bekliyorsun? kalk çay koy dilim damağım kurudu.
+hemen koyuyorum erim, yiğidim.
devamını gör...

kıbrıs barış harekatı

amcam yıllar evvel yolu şırnak'a düştüğünde kürt kökenli bir imam ile hasbihal etmiş. imam, "kıbrıs barış harekatında türk askeri kıbrıs'a çıkarma yaptığı zaman burada yüzlerce kürt, harekata gönüllü olarak katılmak için başvuru kuyruğuna girmişti" demiş amcama. sonra da "bugün ne oldu da o insanların bazıları buraya kurşun sıkar hale geldi" diye ekleyerek dert yanmış. sanırım bizim kıbrıs harekatı yıllarındaki vatanperverliğe, milli şuura ve kardeşliğe ihtiyacımız var.
devamını gör...

puss gets the boot

1940 yılında, william hanna ve joseph barbera'nın kendi kurdukları mgm isimli stüdyoda çektikleri kısa animasyon filmi. tom ve jerry'nin ilk adımı bu animasyondur. kedinin adı tom değil jasper'dir. bu film en iyi kısa animasyon filmi akademi ödülüne aday gösterilince animasyonun devamını getirmeye karar verdiler ve yapımcı fred quimby ile anlaştılar. bundan sonra tom and jerry olarak bildiğimiz çizgifilm serisi yavaş yavaş çekilmeye başlandı. televizyonların evlere girmeye başlaması ile cartoon network ve başka tv şirketlerince yayın hakkı satın alınıp tüm filmler 1960'lardan itibaren her pazar birer bölüm halinde yayınlanmaya başladı. biz ise aslında çok çok eski olan bu çizgifilm ile bundan 25 yıl kadar önce tanıştık.

puss gets the boot'un bir bölümü şöyle:

devamını gör...

sivrisineği gözle takip etmek

maksimum 4-5 saniye takip edilebilen, takip edildiğini anlayınca da görünmezlik zırhına bürünen üstün yaratılışlı bir canlı bu. o yüzden vücudunuzun bir yerine konmasına müsaade edip ondan sonra mıhlamalısınız. boşuna takip etmeye çalışmayın, bordo bereli gibiler. siz onları bulamazsınız onlar sizi bulur.
devamını gör...

karabaş otu

anksiyete, depresyon, uykusuzluk, mide rahatsızlıkları, kalp ve damar hastalıkları için son derece faydalı bir ot. yüksek oranda antioksidan içerdiği için zaman zaman kullanımı insan sağlığı açısından elzemdir. sigara bağımlılığını da azaltıyor. ancak düşük tansiyon problemi olanlar bu ottan uzak dursunlar çünkü tansiyon düşürücü özelliği var. yüksek tansiyon hastaları için ise birebir. ayrıca kronik hastalıkları olanlar ve hamileler için de önerilmiyor. yani en azından doktora sormakta fayda var.

bir dip not olarak, her ne için olursa olsun uzun süreli kullanımlarda farklı yan etkilere sebep olur. kararında kullanın sonra bir müddet terk edin.
devamını gör...

kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi

anayasa ve kanun hükmü gereği, ücretlendirilebilir kamu hizmeti olarak sayılan mal ve hizmet sunumu işlerinin kar ve zararı tamamen kendisine ait olmak üzere bir tüzel kişiye devrini içeren idari sözleşmedir. sadece kanunda sayılan devlet ve kamu tüzel kişilerince, belli usuller dairesinde en fazla 49 yıllığına verilebilir ve muhakkak danıştay'ın olumlu görüşü alınır. hizmeti devralan tüzel kişilik, hizmet karşılığında hizmetten faydalanan vatandaşlardan ücret alarak kar elde eder.

örnek vermek gerekirse yolcu taşımacılığı yapmak 5393 sayılı belediye kanununca kamu hizmeti sayılmış olup belediyeler bu hizmeti sunmakla mükelleftir. ancak yine belediye kanunu gereği bu hizmetin sunumunu özel kişilere devredebilirler. çünkü bu hizmet ücretlendirilebilir niteliktedir. nitekim belediye, belli bir meblağ karşılığında 49 yılı geçmemek üzere bir tüzel kişiye devredebilir. tüzel kişi ise bu hizmeti, ücretini hizmetten yararlanan vatandaşlardan alarak yürütür. süre tamamlanınca ise hizmeti belediyeye devreder. şu anda hali hazırda istanbul büyükşehir belediyesi, denizde yolcu taşımacılığı hizmetini ido'ya bu usulle devretmiştir.

altını çizmekte fayda var, ücretlendirilemeyen kamu hizmetleri asla bu usulle devredilemez. mesela güvenlik hizmetleri kamu hizmeti olsa da devri söz konusu olmaz. devlet bizzat kendi polisi, jandarması ve askeri ile bu hizmet sunmak zorundadır.
devamını gör...

vurdum tekmeyi girdim şube müdürünün odasına

bir bedelli askerin anısı.

-"parayı eksik yatırmışsınız beyefendi" dedi, bak bak bak... kafam attı tabi, ağzıma geleni söyledim, çağır müdürünü gelsin dedim.
+eee abi.
-korktu tabi lavuk. hemen şube müdürünün yanına gitti, beş dakika sonra geldi, "ifindim şibi midirimiz sizi bikliyir" dedi.
+allah Allah!!
-çıktım yukarı, vurdum tekmeyi, girdim şube müdürünün odasına.
+hadi canım!
-vallahi bak. dedim siz ne ayaksınız lan dedim, yapıştım yakasına, yer misin yemez misin yer misin yemez misin...
devamını gör...

tüm suçlamaları reddetmek

her biri birbirinden aşikar otuz sekiz adet suçtan yargılanan zanlı klasiği.

-neden öldürdün adamı?
+ben öldürmedim hakim bey.
-kamera kayıtları var, her şey açıkça gözüküyor.
+yalan, iftira.
-ulan kamera kaydı kamera...
+montaj hepsi, bana iftira atıyorlar hakim bey. hepsi karımın tezgahı.
-ulan karını da öldürmüşsün herkesin içinde.
+kim? ben mi?
devamını gör...

bilinmeyenin cazibesi

insanoğlu yaratılışından beri doğası gereği bilinmeyene ilgi duymuş, peşine düşmüş, araştırmış ve sorgulamış bir varlıktır. biz daha çok filozofların bilinmeyene ulaşmaya çalıştığını zannetsek de aslında tüm insanlar fıtrat gereği sürekli arayış içindedir. meraktır bu arayışı tetikleyen. mesela buluşların hemen hepsi aslında bir bilinmeyenin peşinden gitmenin ve bilinmeyeni ortaya çıkarmak için sorulan soruların sonucudur. örneğin arşimet suyun kaldırma kuvvetini bulmak amacıyla yola çıkmadı. bilinmeyen bir şeyin peşine düşmüştü. bir şeyleri merak etmişti ve sonuçta bir doğa yasasına ulaştı.

bu kadar derine inmeyelim hadi. gündelik hayatta bile bu cazibe kendini gösteriyor. o ne? ne yiyorsun? nereden geliyorsun? içeride ne yapıyordun? ve daha sorulabilecek sonsuz adet soru... hepsinin amacı aynı. insan hep bilmediği şeylerin peşinde. çoğu zaman üzerlerine vazife olmayan şeylere o pis burunlarını sokuyorlar mesela. neyi merak ediyorum yahut neden merak ediyorum diye sormuyorlar. sadece merak ediyorlar. özellikle hanımlar... yeter ki ortada bir sır olduğunu bilsinler. "kesin bir şey saklıyor" dan yola çıkıp saklı olan her neyse öğreniyorlar.
devamını gör...

fetö cü yazarken cü ekini ayırmamak

sıklıkla yapılandır ve sanırım 1236. kez başlık düzeltiyorum. fetö bir kısaltmadır dostlar ve kısaltmalara gelen ekler kesme işareti ile ayrılır. başlıkta kesme işareti kullanamadığımız için ekleri ayrı yazmak gerekir. reca ediyorum "cü" ekini ayrı yazalım. şaka şaka. istediğiniz gibi yazın. düzenleriz işimiz ne?

not: haftaya çekimli fiilleri işleyeceğiz arkadaşlar.
devamını gör...

çalışan memnuniyeti

elton mayo, meşhur hawthorne araştırmaları ile 40 bin işçinin çalıştığı western electric'in fabrikasında bu konu üzerine yoğunlaşmıştı. işçilerin ne ile ne kadar güdülendiklerini ve verimliliklerinin arttığını saptamak istiyordu. ışıkların ideal seviyeye getirilmesi ve rahat koltuklar konulması gibi fiziksel güdüleyicilerin işçi verimliliğini az da olsa artırdığı; ücretlerin artırılması gibi ekonomik güdüleyicilerin verimliliği daha fazla artırdığı saptandı. işçilerin küçük gruplar halinde muhabbet etmelerine imkan verecek şekilde beraber iş tutmalarının sağlanmasının ise işçileri her türlü güdüleyiciden daha fazla güdülediği saptandı. bu çalışma o döneme kadar işçinin bir robot olarak görüldüğü klasik örgüt kuramlarını yıkmıştı. kısacası, işçi verimliliğini ve memnuniyetini artırmanın yolu sosyal ilişkilerden, işyerindeki arkadaşlık ortamı ve huzurdan geçer. patronun çalışanları ile arkadaş gibi olması, maaşlara yapılan zamdan daha etkili olabilir.
devamını gör...

demonte mobilyanın kurulum kılavuzuna bakmayan yurdum insanı

yıllar evvel amcam evlenirken ikea'dan kitaplık almıştı. getirdi bıraktı adamlar, biz de amcamla beraber başladık kitaplığı kurmaya. kutuyu açtık; parçaları, vidaları vs çıkardık. içinde bir de kurulum kılavuzu vardı ama ikimiz de elimize bile almadık. hatta yüzüne bile bakmadık. şuna bir bakalım, nasıl kuruluyormuş diye bir muhabbet dahi geçmedi. alt tarafı bir kitaplıktı halbuki, sağa çevir, sola çevir, o olmadı şunu ver, yok bu değil şunu uzat derken yaklaşık iki saate kitaplığı tamamlayabildik. ama olsun sonuçta kılavuza bakmamıştık.
devamını gör...

gezi blogger'ı

gezip gördüğü yerlerin tarihi, turistik ve kültürel bölgelerini, ulaşım ve yeme içme imkanlarını çektiği fotoğraflar ve kendi anlatımı ile gezi bloglarında ya da kendi şahsi blogunda takipçilerine aktaran bir çeşit modern seyyah.
devamını gör...

iyi parti

başkanvekili seçimlerinde hangi partiye kaç üye düşeceği konusunda takdir yetkisi yoktur. öyle olsaydı tüm başkanvekilleri akp ve mhp'den olurdu. dağılım tamamen genel seçimlerde alınan oy nispetince yukarıdan aşağıya doğru yapılır. halihazırda dört başkanvekili kontenjanı varken beşinci sıradaki partiye koltuk veremezsiniz, iç tüzüğe aykırıdır bu.

kısacası kimsenin iyi partiye başkanvekilliği vermemesi söz konusu değil, iyi partinin aldığı oy oranı, başkanvekili çıkarmaya yetmiyor. olay bu.
devamını gör...

aktar kokusu

kokuların tedavi edici özelliği olduğu söylenir ki ben de öyle düşünüyorum çünkü aktara girince kendini mutlu hissediyorum. binbir çeşit ot ve baharat kokusu insanın ruhuna öyle bir tesir ediyor, öylesine teskin ediyor ki 5 liralık otu 30 liraya kakalamaya çalışsa gıkım çıkmaz o derece.
devamını gör...

devlet arşivleri başkanlığı

milli istihbarat teşkilatı başkanlığı ve köyler hariç olmak üzere kamu mali yönetimi ve kontrol kanununun ilgili cetvellerinde sayılı tüm kamu kurum ve kuruluşlarının devlet ve millet hayatını ilgilendiren nitelikteki bilgi ve belgeleri tespit edip saklama görevine haiz cumhurbaşkanlığı kurumu.
devamını gör...

yemek yerken dudak kenarında kalan kırıntıyı ve yağı dil yordamıyla temizlemek

kadınlar ve bıyıksız erkekler için sorun olmasa da bıyıklı erkekler için büyük sıkıntı. mesela daha bugün mantı yerken ağzımın iki kenarından bıyıklarımın arasına sızan yağı dil yordamıyla temizlemekte hayli zorlandım. kimileri peçete kullanabilir ama siz bu monşerlerin peşine takılmayın dostlar. nasıl ki köpüklü ayranın dibinde kalan köpük, parmakla sıyrılıp höpürdetiliyorsa dudak kenarındaki yağ ve kırıntı da dil yordamıyla temizlenir. tabi üst düzey bir davetteyseniz göstermelik olarak peçete kullanabilirsiniz.
devamını gör...

devlet denetleme kurulu

cumhurbaşkanlığına bağlı olup sadece cumhurbaşkanının talimatı ile harekete geçen; idarenin düzenli işleyişi amacıyla askeri ve yargı makamları dışında kalan her türlü kamu kurum ve kuruluşu hakkında araştırma yapıp cunhurbaşkanına rapor sunan bir kurum idi. yeni dönem itibariyle iki değişiklik var. birincisi artık askeri makamlar da görev alanına dahil edildi. ikincisi ise artık sadece araştırma ve inceleme sonuçlarını cumhurbaşkanına sunmakla kalmayıp idari soruşturma yapma yetkisine de haiz olacak. haliyle artık kamu bürokrasisi içinde sembolik bir konumu yok. aksine son derece önemli bir konumda olacak.
devamını gör...

şiilik vs alevilik

alevilik; ırak, iran ve horasan gibi bölgelere yerleşen türkmenlerin, şia mezhebi inanış ve öğretilerinin çok az bir kısmı ile türk kültürünü harmanlayıp anadolu'ya geçerken de anadolu erenleri aracılığı ile şekillenmiş tasavvuf kültüründen etkilenerek oluşturdukları ve ekseriyetle ahlak, iyi niyet, doğruluk gibi değerler üzerine kurulu olan bir yoldur.

alevilikte şia'ya dair hz ali, hz hasan ve hüseyin ila on iki imam dışında pek bir şey bulamazsınız ancak eski türk ve hatta şaman kültürünü dahi bulabilirsiniz. ikisi arasında ciddi bir bağlantı bulamıyorum ben.
devamını gör...

göbeği direksiyona değen şoför

o tatlı, şabalak göbeğinin iki avuç arasına alınıp kıstırılması icap eden şofördür. o nasıl bir göbektir azizim? direksiyonu nasıl çeviriyorsun sen? o küçük ön koltuk senin için yeterli değil be dayı. sen ağır vasıtalara layıksın. uzun yolda otobüs şoförlüğü yapıp geniş şoför mahallinde göbeğini sere serpe yaymalısın. kolların yorulduğunda direksiyonu göbeğinle kontrol edip yeri geldiğinde vitesi bile göbeğine attırmalısın. o göbek buna layıktır. sıkıştırma o göbeği binek otomile. yazıktır, günahtır...
devamını gör...

bbbus

bursa şehirler arası otobüs terminali ile sabiha gökçen havalimanı arasında yolcu taşıyan belediye otobüsü. yolculuk sanırım bir saat kadar sürüyor. bursalılar, bursa yenişehir havalimanı'nda yeterli sefer olmadığı için genellikle sabiha gökçen' i tercih eder. bbbus da ulaşım için güzel bir imkan.
devamını gör...

gayri safi milli hasıla

bir ülke vatandaşları tarafından yaratılan toplam ekonomik büyüklüğü verir. ancak artık kullanılmıyor. bunun yerine gayri safi yurt içi hasıla kullanılıyor. ikisinin farkı şu: gsmh için sadece ülke vatandaşlarının yurt içi ve yurt dışında ürettiği tüm değerler hesaba dahil edilir. yani milli bir ekonomik büyüklüğe denk düşer. gsyh'da ise yerli ve yabancı kişilerin sadece türkiye sınırlarında ürettiği değerler hesaba katılır. bizim gibi yabancı sermaye çeken ülkelerde gsyh her zaman daha büyüktür. zaten bir ekonominin gerçek büyüklüğünü de gsyh verir. ancak ne var ki milli bir rakam değil.
devamını gör...

longoz ormanları

genellikle küçük akarsuların bünyesindeki alüvyonların, akarsuyun önünü kapaması sonucu oluşan özel bir orman ekosistemidir. orman içinde küçük bir bataklık oluşur. bu bataklıkta ise sadece belli türdeki ağaçlar, çalılar ve otlar yaşayabilir. çok sayıda canlıya ev sahipliği yapan zengin bir habitat. öyle bolca longoz ormanına da sahip değiliz. çok az ormanda vardır.

hani şu çizgi filmlerde ağaçların arasında yeşil bir göl vardır. üstünde devasa nilüfer yaprakları... yaprakların üstünde de sırt üstü yatan bir kurbağa... işte longoz ormanı tam olarak budur.
devamını gör...

düzensizliğin düzeni

anarşistlerin aradığı düzen de budur. onlar, devleti, hukuku ve insanların hür iradesine sınır koyan her türlü otorite ve kuralı düzensizliğin aracı olarak görürler. insan, doğal olarak iyidir ve sınırlarından kurtulduğu anda iyi bir birey olarak yaşamına devam edebilir. devlet, anayasa, kanunlar, emniyet, mahkemeler... bunların hepsi anarşistlere göre yapay düzen sağlayıcı araçlardır. doğal düzen ise tüm bu yapay düzenler ortadan kalktığında sağlanacaktır. işte bu doğal düzen de anarşistlerin ütopyası oluyor. onların ütopyasında hırsızlık yok, adam öldürme yok, hak yemek yok, taciz yok, kavga yok, gürültü yok... ancak amaçlarına ulaşana kadar her yolu mübah gördükleri için de şiddete başvuruyorlar; şiddeti, şiddetin olmadığı bir ütopyaya ulaşmak için araç olarak görüyorlar.
devamını gör...