kurşunî heybeli seyyâh

kurşunî heybeli seyyâh
(Moderatör)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 5327.34
  • Kayıt: 2018-03-01 13:17:54
  • En son giriş: 2018-07-18 22:26:20
  • Doğum Tarihi: 1984-05-31 00:00:00
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 6
  • Aktif Tanım: 2127
  • Açılan Başlık: 445
  • Artı Oy: 10841
  • Eksi Oy: 160
  • Alınan Artı Oy: 6471
  • Alınan Eksi Oy: 163
  • Alınan Favori: 338

kurşunî heybeli seyyâh - en çok favorilenen tanımları

noktalama işaretleri

edebiyat, narindir. yersiz noktalardan, hadsiz virgüllerden incinir. şaşırdığında onu karşılamayan ünleme kırılır kalbi. sorusunda, selam vermeyen soru işaretine ne demeli peki? cevabını hazırlayıp sunmak isterken nasıl da gönül koyuyor ona, bilemezsiniz. tam iki noktayla üst üste tırmanıp açıklama yapacakken, muzip bir virgül geçiyor alttaki noktanın sırasını alıyor. benimle devam et açıkla diyor ona. hepsinin yeri ayrıdır onda, tırnak işareti ile "buna dikkat et" der sevdiğine. fazla kelam etmek istemediği zaman, parantez kucak açıverir ona; (benimle dök içini) der. ah bir de üç noktası vardır edebiyatın, onun yeri bambaşkadır. ben söyledim ama var sen düşün halimi, bu konu çok derin bildiğin gibi değil der ve başını üç noktanın dizine yaslar. işte o zaman aralarında ne konuşurlar bilemeyiz. bu yüzdendir, okuyucuların üç noktada uzun uzun düşünmeleri...
devamını gör...

öpüşmenin anlamı

bu başlığı sevgili ile yapılan eylemde değerlendirmek istiyorum, zira diğer türlü bir anlamı yoktur...
* nefesin nefese karışması, ruhun ruha dokunmasıdır.. bir de hangi niyet için * olur ki, hiç düşündünüz mü? aslında bu nefisten gelen bir duygudur ama mübalağa etmez, sadece sevdiğine bir not bırakır; 'ruhum da seni seviyor' diye..
devamını gör...

feminist kadın kaybedilmiş kadındır

bir sema maraşlı yazısı. kendisinin birkaç kitabını, birkaç defa tekrarla okumuşluğum vardır. kadın yazar olmasına rağmen erkeklerin avukatı eleştirisine maruz kaldığını da kendisi söylemiştir. aslında erkek taraflısı değil, ezilen deyince akla kadın geldiği için erkekler adına sözcülük yapması böyle düşündürüyor. bahsettiğim yazısında feminizm konusuna değiniyor, bu kısımda kendisine katılmıyorum şöyle ki feminizm günümüzdeki feminizm değildir. günümüzdeki feminizm bakış açısıyla değerlendirilince yazısını okumak keyifli olacaktır..

--- alıntı ---

kocasıyla sorunlarını anlatan bir hanıma “eşinizle çok inatlaşmışsınız, biraz alttan alsaydınız, tamam deyiverseydiniz duruma göre” demiştim de o da “aaa biz cumhuriyetten beri bu kadar kadın hakkını erkeklerin karşısında susalım diye almadık.” demişti. şimdi boşandı, tek yaşıyor, kedi sesinden bile korkuyor. pek kıymetli kadın hakları onu korumuyor!

sahi, cumhuriyetten beri bu kadar “kadın haklarını” bize niye verdiler ki? erkeklerle mücadele edelim diye mi? ortalık haklarını bilen yalnız ve mutsuz kadınlarla dolu. tabii bir de eşiyle hak mücadelesi yapmaktan yorulmuş bezgin kadınlarla.

haklar konusu konuşuldukça kışkırtıcı bir etki yapıyor. hakkım var o zaman almalıyım. kimden ne alıyoruz? sevgi ilişkisi olan yerde hak çetelesi tutulur mu? hak davasının sonu ya mezarda biter ya da mahkemede.

oğlum bir gün okuldan geldi “anne bugün okulda çocuk haklarını anlattılar, çok hakkım varmış ona göre” dedi.

tam da hak konusunun konuşulduğu bu günlerde kadınların uğradığı şiddette kışkırtıcı medyanın ne kadar etkisi var sosyologlar incelemeliler bence.

cezaevlerinde yapılan bir araştırmaya göre mahkumlara suç işleme sebepleri sorulmuş. pek çoğunun cevabı “haksızlığa uğramıştım” olmuş.

hak davası güdülünce kadınlarda bir ezilme korkusu yaşanıyor. bu yüzdendir ki “muhabbet olsun” kitabımda, ailede muhabbet için kadınların atması gereken ilk adım “kadın haklarını unut” tur.

“muhabbet olsun” kitabımdan küçük bir bölüm “bunca zaman sonra gelinin sonucuna bakalım. kadınlar haklarını kullanınca mutlu oldular mı? hayır. kadın hakkını değil, aklını kullandığı zaman ancak mutlu olabilir. kadınlar “aman kocamız bizi ezmesin” diye korkularından eşleriyle sürekli mücadele ediyorlar. bunun sonucunda da kadınları, kocalarının ezmesine gerek kalmıyor, kadınlar kendi kendilerini gayet güzel eziyorlar.”

Allah kadına iletişimle donanımlı müthiş bir zeka vermiş. kadının hakkını değil, aklını kullanarak gayet güzel mutlu olabilir.

konuşulması gereken haklar değil, sorumluluklar ve vazifeler olmalı. kadınların eşlerine karşı vazifeleri nedir? erkeklerin eşlerine karşı vazifeleri nedir? herkes kendi üzerine düşeni yapmak için gayret göstermeli.

ve bir de sorunlar teşhis edilmeli. hastalık belli olmadan tedavi yapılmaz. kadın erkek ilişkilerinde en büyük sorun bence kadınlar üzerinde oynanan oyunlar. kadınlar hem saftır hem kurnazdır. hem kolay kanarlar hem de kolay kandırırlar. medyanın büyük bir bölümü kadınları kandırmaya uğraşmakta. diziler, filmler, programlar…

dizi ve filmlerin çoğu, gerçek hayatta aradıkları erkekleri bulamamış, yalnız kadınların bilgisayarında şekillenmiş, kamerayla canlanmış hayâli erkekler ve süper aşklarla gidiyor. son dönemde ihanetler de ağırlıkta. fakat her dizide genellikle bir mükemmel erkek var.

bir mükemmel erkeğe karşı bolca da kötü erkek var. başrollerdeki mükemmel erkek modeli, zihinde gerçekle karıştırılabiliyor bu da ailelerde ciddi sorunlara sebep oluyor. artık psikologlara gidip “kocam bana filanca dizideki adam gibi davranmıyor” diyen kadınlar var.

türk dizileri arap ülkelerinde yayınlanmaya başlayınca, boşanma oranlarının fazlasıyla arttığı görülmüş. bir hanım anlatmıştı. “umre yapıyordum, bir arap hanım kolumdan tuttu, durdum bana; ‘ türk erkekleri, dizilerdeki gibi siz kadınları kucaklarında taşıyorlar mı?’ diye sordu” demişti.

o çok izlenen diziden dolayı mı türedi bilmiyorum ama hayatımıza taşıma kelimesi farklı bir kullanımla girdi. artık moda sözcük bu. evlendirme programında ya da herhangi bir yerde her an duyabilirsiniz. “beni taşıyacak bir erkek istiyorum.”

geçenlerde bir genç kız anlattı, eş adayıyla görüşmeye gitmiş. delikanlıya evlilikle alakalı epeyce bir soru sormuş. kabirdeki melekler bile topu topu beş soru soruyorlar, bu nedir yahu? en son delikanlı “kusura bakmayın ben sizi taşıyamam” demiş.

velhasıl bir taşıma mevzu var. bu kadar eşitlikten bahsediliyor fakat yine taşıma görevi erkeklerin üzerinde kalıyor. kadınlar erkekleri taşısın, desen suç oluyor, erkekler kadınları taşımalı, deyince modernlik oluyor. bir hamal arayışıdır gidiyor.

oysa yâr olup, bâr olmamak gerekmez mi? yâr olmak ama sevdiğine yük olmamak en doğrusu değil mi?

kadınların ellerine “kadın hakları” verip “kadın olma hakkı” nı aldılar. kadın olmayı unutturdular. hak hukuk davasına düşen kadın, erkekle mücadeleye girdi. feminizmin eşitlik davası da alttan alta gaz verince işler iyice çığırından çıktı. eşit olmak için benzemek gerekir. eşit yapıda olmayanları eşitlemeye çalışmak en büyük eşitsizliktir.

feminizm duyguda kadın, davranışta erkek yeni bir tip ortaya çıkardı. bu yüzden feminist kadın farkında olmadan hem kendiyle hem erkekle mücadele halindedir. bir türlü sükuna kavuşamaz.

sevgili peygamberimiz rahmet peygamberidir. çok az lanet etmiştir. lanet ettiği şeylerden birisi de bu konu ile alakalıdır.“kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lanet olsun.” buyurmuştur.

kadın erkekleştiğinde ya da erkek kadınlaştığında Allah’ın yarattığı sistemdeki düzen bozulur.

kadın erkek arasındaki çekiciliği sağlayan şey zıtlıktır. yaratılan her şey zıddı ile kaimdir. güçler karşıtı olan güçlerle eşlenip bütünleşirler. ateş ve su, gök ve yer, güneş ve ay, nefes almak ve nefes vermek, itmek ve çekmek, kadın ve erkek, karşıt güçler bütünlüğü oluşturan parçalardır.

kadın yumuşak yaratılmış, erkek sert. güce karşı teslimiyet, iddiaya karşı şefkat birbirini tamamlar ve bütünler. yaratılışın aksine giderek mutlu olmak diye bir şey yoktur.

bu yüzden kadın haklarını değil, kadın olmalıyı, konuşmalıyız. feminist kadın kaybedilmiş kadındır. bu yüzden biz kadınlar birbirimize destek olmalı ve kurulan tuzaklara düşmemek için çalışmalıyız. bize öğretilen bütün yanlışları unutup, fıtratımızda var olan fakat üzerine toprak atılan kadını ayağa kaldırmalıyız. modernlik çukurunda boğulmayalım diye. ...

--- alıntı ---
devamını gör...

sözlük yazarlarının karalama defteri

dilimin ucunda birşey var ama unuttuğumdan dolayı değil, söyleme kararsızlığından dolayı bu lâl oluşum. kocaman bir eyvallah gelip oturdu söz kapısının kıyısına. sen; lanet göz! kes şu yağış sendromunu! ayaklarım? size ne oluyor peki? niye tepiniyorsunuz? kalp; sen de mi? bari sen yapma.. herşey karıştı, aklımı çağırın bana, çabuk olun! nee? gitti mi?! tamam, kapıya yazı asın; kapalıyız..
devamını gör...

geceye şiir

tut ki gecenin
alacakaranlığında düşlemişim seni.
tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar?
ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına,
geceleri kefen biçsen.
bir anlık hırsla,
her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar...

tut ki bundan böyle unutmuşum seni.
tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin.
tut ki yazılan şiirler, seni anmasın,
varsın eller de unuttu desin.
ben seviyorum ya seni,
sen sevmesen, ne çıkar...


bedirhan gökçe.
devamını gör...

salt dünya sözlük eleştirisi

amacı; yazarları aracılığıyla bilgiler sunma, her gün yeni şeyler öğrenme ve bunu en nitelikli şekilde aksetme, yeri geldiğinde adam gibi, yeri geldiğinde de efendi efendi fikir alışverişinde bulunma gayreti olan dünya sözlük, küfürden uzak bilgi kaynağıdır. her fikre, her renge saygı düsturu ile donanımlı olan sözlükte ne yazık ki başka fikirlere üslupsuz istihzada bulunma, şahsiyete destursuz sataşma, belden alta vurup zihinsel omurgasızlık kaosu yaratma gibi niteliksiz eylemlere sıcak bakılmamaktadır. ne yazık ki dedim, zira dünya sözlük bu ne yazık ki kısmından hiç müteessir değil, karın ağrısı şeklinde tesir olunanlar ne yazık ki'ler ile baştan aşağı boyanıyor.
neyse efendim ben belgeselimi izlemeye devam edeyim. ah, siz merak edersiniz şimdi, efendim deve kuşu belgeseli izliyorum. meğer deve kuşları kafasını tam anlamıyla kuma gömmez yalnızca yuvasını takip eder emniyette olup olmadıklarına bakarmış. kafasını kuma gömmek deriz ya, aslında böyle düşünerek kelime dağarcığımızı kumlar altına gömüyormuşuz bilmeden. cahillik mi desem saflık mı desem? saflık derken duru olma hali anlamında söyledim yahu. alınmayın hemen, gelin yamacıma sıkı sıkı saf tutun, sıkı tutun ki safsata bir saflık edip de bozmasın bu saflığımızı, duruluğumuzu.. itham mı? yo yo yo.. benimkisi yalnızca edebî bir ziyaretti..
devamını gör...

kadının kalbi

(bkz: #6281912)

anatomik olarak hemen hemen aynı özelliklere sahip olup birkaç farklılık göstermektedir...
kadınların kalbine giden yol mideye uğramaz.
çünkü girişler kulaktan başlar; iltifat, güzel söz, sevgili kelimeler sihirli kodlardır...
bir de kadınların kalbinde yedek odaya ihtiyaç yoktur, çünkü gelen gönül misafirine bütün odalar amadedir...

edit: yapılan tanım, fıkhi boyutlar dışında edebi olarak yazılmıştır..
devamını gör...

islamiyette affedilebilir günahlar

a, b, c, diye şık yok bu soruda. yalnızca bir cevap vardır, o da kul hakkı hariç hepsidir. kul hakkı, hakkına girilen kulun kendisine ait bir durum olduğu için Allah, bunu kulun kendisine bırakmıştır. fakat buna sebep olan kişinin samimi tövbesi olursa, yüce Allah bu konuda kulları arasında uzlaştırıcı ve yatıştırıcı etkiyle yureklerine tecelli edebilir. bunu en iyi Allah bilir.
peki kullar arasındaki mevzu dışındaki günahların affı ile ilgili islamiyet ne diyor?

"necm / 32: ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki rabbin, affı bol olandır o, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile, sizi en iyi bilendir bunun için kendinizi temize çıkarmayın çünkü o, kötülükten sakınanı daha iyi bilir)."

"(al-i imran / 135: yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.)"

ve bununla ilgili özet geçmeye çalıştığım bir kıssa.

"hz. muhammed çok ağlayan bir gencin varlığından haberdar olup kendisiyle görüşmek istiyor. genç o'nun yanına gidip, biraz kararsız kalınca 'allaha şirk koşmadıysan, haksız yere bir adam öldürmediysen Allah'ın gazabından korkma. yedi kat göğü yaratan Allah, arş ve sema katından büyük olsa bile günahını affeder.' deyince genç neden ağladığını anlatıyor.
' ya rasulallah, ben yedi yıldır kefen hırsızlığı yapıyorum. gecenlerde bir cariye ölmüştü, onun da hırsızlığını yaptıktan sonra nefsime yenilip kadının bedenini iğfal ettim. sonrasında tam arkamı dönüp gidecekken o kişi ruhaniyetiyle karşıma çıkıp ' ey delikanlı yazık sana mazlumun hakkını zalimden alan Allah'tan utanmıyor musun. beni ölüler arasında çıplak ve Allah katında cunûb bıraktın ' dedi. ben bu vicdan azabıyla nasıl yaşayacağım?' hz. muhammed bunları duyunca genci huzurundan kovdu. bunun üzerine genç 40 gün boyunca ağlayarak tövbe etti ve Allah'a kendisi hakkında hüküm vermesi için dua etti. akabinde cebrail, hz. muhammed'in yanına geldi ve ona sorular sormaya başladı.
-rabbinin sana selamı var. sana insanları ve kâinatı kim yarattı diye soruyor?
+allah.
-insanlara rızkını veren kimdir?
+allah.
-insanları affedebilme kudretine kim sahiptir?
+allah.
cebrail böyle sordukca hz. muhammed kendisine söylenilmek istenilen hakikati anlıyor ve cebrail'in bilgisi üzerine genci çağırıp rabbi'nin kendisini affettiğini söylüyor.


-eğer buraya kadar okuyup geldiysen, sorum şu; sen hangi islam'dan yanasın?
devamını gör...

putsavarların putları

putlara karşı çıkıp, elindeki tesbihe 'aman yere atma' diyerek bir kutsallık bindiren, seccadeye basma uyarısıyla onu göklere çıkardığını düşünen, kur'an'ı kerim'i üç kere öpüp alnına koyduktan sonra duvara asınca görevini ifa ettiği hazzını yaşayan vb gibi sayısız örneklerdir. tesbihe saygı, yürekten Allah demektir. seccadeye saygı, namaza saygı olup vaktinde eksiksiz kılmaktır. kur'an'ı kerim'e saygı, onu anlayarak okumaktır.
ve büstler, heykeller. bunlar put değil temsili sanatsal çalışmalardır. bir insanın heykeline saldırınca benim kızdığım heykele dokunması değil, bunu yaparak birşeyler yaptığına inanmış olması, oradaki temsil edilen zihniyete fiilen zarar verebileceği kanısına varmasıdır.
şimdi, puta dönüştürülen tüm 'izm'ler; ne yere atmakla biter, ne de alna sürmekle daim olur. onu ebedi kılacak olan; saygıdır!
devamını gör...

sözlük yazarlarının şiirleri

mesela

kıskanıyorum seni,
çok gülme mesela...
gözlerindeki renk var ya hani,
biraz çimen biraz ela;
işte orda kayboluyorum ben.
çok seviyorum seni...
senin şu yüreğin mesela,
orda mevsimlerin var hani;
biraz pembe biraz beyaz.
hepsi ayrı güzel, sanki
bazen sıcak, bazen ayaz.
daha ne desem bilmem ki?
sen gül, ben kaybolayım..
sen ısıt, ben buz tutayım..
seni sana nasıl anlatayım?
göz göze gelelim mesela,
ben sana mavi ile bakayım,
sen; biraz çimen, biraz ela...


kurşunî
devamını gör...

sigarayı bırakamamak

sigarayı bırakmak konusunda türlü türlü telkinler, nasihatler verilir ya, 'bol bol su iç, içilen ortamda bulunma, küllükleri kaldır, şu ilacı iç, falan yap filan yap, yok senin irade gücün zayıf'.. onların hepsini bir kenara bırakın şimdi, tek bir soru , tek bir cevap.

-sen sigarayı bırakmak istiyor musun?!

bu soruyu kendine sorduğunda bir saniyelik tereddüt sonunda cevabın evet bile olsa aslında hayırdır. dolu dolu nefesle evet bırakmak istiyorum demedikce, anlamsız.

sigarayı bırakamamak diye birşey yoktur, bunu istememek vardır.
devamını gör...

incir çekirdeğini doldurmayan şeylerin inciri lebaleb doldurması

ufacık tefecik sorunlara boşver yelpazesini savurur, incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler için üzülmeye, büyütmeye gerek yoktur deriz. şuncacık şey için inciri kırmaya değer mi, ya! değmez ya, değmez biliriz de, incir çekirdeğine bu kadar dikkat kesilmişken gözümüzden kaçan incire ne demeli? lebaleb dolmuş, dışında yarık çizgiler oluşmuş ve patlamak üzere olan incire bi sorun hele, nedir bu halin ? sahi nedir bu halin senin incir efendi? ben senin çekirdeğine bile kıyamazken sen nasıl bu hâle geldin? bana laf yetiştiren incire bakın hele, konuşuyor benimle!?
-o ufacık tefecik dediklerin, çekirdeğimin boyutunu aştı, içime doldu, dolum bile içimde taştı.
+nasıl oldu bu peki, ben mi yaptım bunu sana?
-sen yaptın ya! icinde tutamayacağın sıkıntı ve kederlerini kaldıramayacağını bile bile içine atmak yiğitlik midir sandın? asıl yiğitlik bunları beni şişirmeden önce usülünce oturup konuşman değil miydi? sen kırmaktan korkar iken, ben korkmaktan kırıldım. bana yüklediklerini tartamamaktan kırıldım. farkında olmadan sen beni, benimle kırdın!
+inan ki bunu hiç düşünemedim. ben, şey..
-sürekli başkalarını düşünmek iyiliktir belki fakat bundan kendini muaf tutmak, berîliktir. sen kendini, kendinden berî eyledin. var git şimdi düşün öte beri..!

afedersin incir.. ve afedersin kendim...
devamını gör...

türk kadınının pısırık olması

-kadınlar yaratılış itibariyle kırılgandır, naiftir. bu yüzden analığa layık görülmüşlerdir. zira erkekler gibi yüzeysel düşünselerdi, gece ağlayan çocuğuna kalkamaz, hastalığında baş ucunda bekleyemez banane der geçerdi.
-islamda kadının şahitliğinin erkeğe karşı 1'e 2 olmasının sebebi duygusal oldukları için gönül seslerini dinleme zaafinda bulunmalarından ötürüdür. oysa erkek buna nazaran daha katı ve kararlıdır.
-kadınların mesleki alandaki eleştirisi; at gözlüklerini çıkarınca çok başarılı kadınları görmek mümkündür. bilimden tutun da siyasi, tıbbi, kamu vs her alanda. ve özellikle her insanın hayatında bir ayşe, bir fatma, bir nazan öğretmeni vardır, hayatı öğreten. en önemlisi de bu düşüncelerde olan insanların da bir kadından doğmuş olması garip bir durum.
-intihar vakalarından ziyade, hastanelerde darp raporu, emniyetlerde şikayetçi olmaktan korkan ve gazetelerde sürmanşet olan da kadın cinayetleridir.
-aklıma gelmişken, insanlar kadından doğar, analarına hürmeten kadınları baş tacı bilirler ya işte deniz atında doğurma özelliği erkektedir. bilmiyorum işte bu bilgi de kenarda dursun dedim..
devamını gör...

sözlük yazarlarının karalama defteri

aile ziyaretimde annemle sohbet ederken 'kurşuni sen aslında meyve yemeyi çok severdin' dedi. unuttum anne dedim. meğer en çok kavunu severmişim. sonra beni bana anlatmaya devam etti. sağ tarafıma dönüp elimi başımın altına koyup yatarmışım, şimdi nasıl uyuyorum uyuyor muyum unuttum. çok gülermişim bir de, ama gülmeyenin bile gülesi gelirmiş öyle bir iştah yani. onu biraz hatırlıyor gibiyim fakat işin aslı neye güldüğümü, nelere gülebiliyor olduğumu unuttum. sonra kendi kendime düşündüm, yahu ben nasıl bir çocuktum? onu bile unutmuşum. kim bilebilirdi ki, büyüyünce tüm çocukluğu unutacağını? bilseydik çocukluktan çıkar mıydık hiç? çıkmazdık belki fakat saklandığımız köşemizde hayat sobeledi bizi işte. sonra da bizi yetişkinler oyununa katıp, adına da körebe dediler. şimdi bul bulabilirsen çocukluğunu...
devamını gör...

meral akşener'in protestocu vatandaşa cevabı

seçim çalışmaları nedeniyle kahramanmaraş'ın elbistan ilçesinde miting düzenleyen akşener , seçim otobüsüyle girdiği alanda 'cumhurbaşkanı meral akşener' sloganları ile karşılandı. okunan istiklal marşı'nın ardından kadınların kendisine ilettiği başörtüleri toplayıp güzel güzel başladı konuşmasına. özgüven dolu bir ses tonunda devam eden miting, akp'li bir provakatörün araya girmesiyle gerginlik yaratsa da meral akşener sakinliğini bozmadan provakatöre cevaben konuşmasına devam etti;
'ben terör sorununu çözdüm oğlum. bak sizin takım beni nelerle suçluyor bir bilsen. terör sorununu çözdüğüm icin nelerle suçlanıyorum. habur rezaletini ben yapmadım, çadır mahkemelerini ben kurmadım, megri megri diye ağlamadım. barzani'yi ben öpmedim. oslo'da cıvık cıvık konuşmadım. 29 ekim'de peşmerge geçerken davulla zurnayla bu ülkeden, onları ben geçirmedim.' dedi. soru soran vatandaşa kalabalık tepki gösterince devreye giren akşener, birşey yapmayın, bir soru sordu cevabını verdim. diye konuştu.

(şahsi not; iyi parti, akp ile ittifak olsaydı bunların hepsine susmuş olacaktı. siyaset bu kadar karmaşık birşey işte.. )

edit: yahu eksi de neye eksi? habere mi şahsi notuma mı? neyse, canınız sağolsun.
devamını gör...

ülkeyi arabistan'a çevirmek

evrensel fikir sefilliğinin, zihinde döner sermayeye dönüştürülme çabasıyla daha da zillete düşmesine sebep olan kısırlaşmış hoşgörü düşüncesi..
başörtülü olanın arabistan'ı temsil ediyor olmasından yola çıkarak kendisinin de her hangi bir kültüre ait olabilme yoluna girdiğinin farkına varmayıp, türkiye'sini yetim bıraktığının farkında bile değildir.. oysa türkiye'm; babacandır, anadolu'm; anaçtır.. her bir rengi, her bir fikriyatı bağrına basmaya muhtaçtır..
devamını gör...

kadın olmak

adam gibi dik durmak,
adam gibi konuşmak,
adam gibi yürümek diye devam eden adam olmak deyiminin gölgesindeki;
sırtında cefa kamburu,
vefası ahdeden ah'a uzanan,
cılız bir sesle müşfikçe feryat eden,
ayakların altınaki cennete hürmeten adımlarına tökez vuran taşlara sabreyleyen varlığın tek suçudur; kadın olmak...
devamını gör...

incinmekten korkarken incitmek

kalbimiz naiftir, kırılgandır. birinin onu tuz buz etmesinden korkarız, avucumuzda sımsıkı tutarız onu.. biliriz ki o incindiğinde, ayağa kalkması tekrar yürümeye başlaması uzun sürer.
fakat bazen o kadar kendi kalbimize yöneliriz ki, yanımızdan geçen başka bir kalbin omuzuna toslarız, dengesini kaybettiririz. işte o zaman elinizdeki kalp naifligini yitirmiş kabuk bağlamış, kırılmaması için etrafına sardığınız zırh, tüm duygulara da engel olmuş demektir..
incinmekten korkan kalp, başka bir kalbi kendi gibi gördüğü müddetçe naif olabilir..

...bu hatayı yapan ben, o kalpten özür dilerim..
devamını gör...

sözlük yazarlarının mektupları

kıymetine kıymet biçemediğim,
kıymetlim...
sabah sağ yanımdan kalkışımın 
sol yanımdan devam edişi. 
ey benim her soluk alıp verişim,
halin keyfin nicedir?
gözlerin maviye ritim tutmakta,
ellerin ellerime uzanmakta mıdır hala?
ayakların yollarda ırmak olup akarken,
yamacımda durup dinlenmek istemiyor musun sevgili?
bulutların ardında yağmursuz yağışlar yaptığımdan haberdar mısın? 
kardelenin koynunda alev alev yanmakta olduğumu işitmedin mi?
özledim derken, özlem’in kifayetsiz kalıp 
çaresizce boynunu büktüğünü söylesem koşup gelir misin?
öyleyse gel sevgili...
bak, burada herşey hiçbirşeye benzedi.
beyaz zambaklarım yas tuttu,
yeşil kapım bile gıcırdamaz oldu.
sensizlik eşliğinde nasıl sessizlik yaşıyorum bilemezsin..
bu sükut öyle gürültülü ki, başımı ağrıtıyor.
sen olsan böyle mi olur ya...!
kapım saz çalar, 
zambaklarım gökkuşağı açar. 
duvarlar düşlere boyanır, 
geceler toplanır şömine etrafında ...
gel sevgili.
gel de küçük dünyam aşk cümbüşüne tutulsun.
sen benim, renksizliğimde erguvan oluşumsun...!

aciz mektubuma son verirken,
aziz bakışlarından öperim seni...

sevgimle kal....


kurşuni
devamını gör...

bir erkeğin en masum olduğu an

duygularını açıkça belli etmeyip rövanşlı ifadeler kullandıkları andır..

-niye acele ediyorsun ki, birazdan gidersin.
(özlüyorum işte kızım)

-üşüdün mü, ceketimi vereyim.
(kokun sinsin üstüne)

-yoo sen anlat, ben dinlemeyi severim.
(sesine kurban olduğum)
devamını gör...

sözlük yazarlarının şiirleri

odamda saatin sesi tiktaklı,
maziye muhbir haberler zikzaklı,
bulsam hatıra, köşede saklı
çöker üstüme usul bir sessizlik...

ne olur sanki delice sevsem,
şu sıla sokağını bir bulabilsem,
alıp da başımı gideyim desem,
çöker üstüme usul bir sessizlik...

kurşuni
devamını gör...

down sendromu

sendrom denildiğine bakmayın, eksikten ziyade fazlası (+1) olan, kromozomun bayram harçlığı bıraktığı dünya tatlısı meleklerdir.
kısa parmaklar, size uzunca dokunabilir, dışarıya firar etmeye hazır olan dil size sevgi dolu sözcükler fısıldar. kendine münhasır yürüyüşleri size cennet yolu olup, baygın bakışlar ufka daldırırcasına sizi göz hasbihaline muhatab edebilir. sıkça görülen kalp, mide, bağırsak hastalıklarına rağmen hayata gülümseyerek kafa tutan dirençleri tıbba dilini yutturur.
bizzat, sarı ipek gibi saçları ve sonsuz baloncuklu mavi gözlü oğlumdan biliyorum...
(bkz: meleğim)
devamını gör...

sözlük yazarlarının şiirleri

ağzımı bozmayacağım kaptan,
küfürler savurmayacağım.
ulan diye başlayıp
kırmayacağım edebi yanımı.
korkma kibarlığım sen,
elimi sürmem sana.
yıllardır beni nasıl bildiysen,
yine öyleyim,
bu halime aldırma.
benimkisi depresif esinti,
gelir geçer şimdi.
bu araf sempozyum sonunda;
ya dümdüz olurum,
ya da düz yola koyulurum.
fakat bu haller de kolay değil hani,
kafamın içini bir görsen;
teraziler bozuk, kefeler mahşer yeri.
yine bir küfür dizesi geldi dilime,
yok yok kibarlığım bozulmadım.
sen gir içeri hele,
birazdan seni ararım..
sonunda...!
kaptan ben fenayım,
akordum mızrabımla kanlı bıçaklı,
ruhum müflis, bedenim alacaklı.
denizim göğe çıkmış,
renklerimi rehin tutmuş siyah'ım.
izin ver kaptan,
ağzımı bozayım..!
ulan diye başlayıp,
alayına halay tutayım.
boyuna posuna,
o şişmiş dalkavuk egosuna,
beyin sıvısı içinde yüzen,
beni 46'ya çeviren
herkese bir giriş yapayım..
......
peki, anladım kaptan.
az kalsın bozulacaktım,
ulan bozulmadım Allahtan...!

kurşuni
devamını gör...

yokluğu hissedilen insan

var ve yok oluş durumuna göre ayrılır;
-varlığı varken hissedilemeyen,
-varlığı var iken yokluğu hissedilen,
-yokluğunda dahi varlığı hissedilen,
-yok olduğunda bile yürekte hissedilen...
sonuncusu insana öyle takla attırır ki;
'alt üst' kederle harmanlanıp cem olur...
devamını gör...

sigara kısır yapıyor

çok sevdiğim bir merettir kendisi, çok da marifetli. geçen gün ziyarete gittim bir baktım önlük takmış bizim sigara kısır yapıyor. hayırdır ne iş? dedim. kısır yapıyorum dedi. yok yahu şaka, vurmayın tamam. * şimdi ciddiyim. evet sigara kısır yapıyor, tıbbi başlık altında..
yapılan araştırmalar sonucunda sigaranın sperm sayısını azaltarak ve sperm kalitesini bozarak kısırlığa yol açabileceği görülmüş. günde 1 tek sigara içenlerde bile sperm oluşumu etkileyebiliyormuş..
devamını gör...

sevdiğini söyleyememek

nefes aldığını zannederken, boğulma hissi veren bir solunum kısır döngüsü yaşamak gibidir.
söylesen de söylemesen de sonuçta bu acıyı yaşayacaksan, bunu dile getirip bahtiyarlık kapısını aralamak riske girmeye değmez mi? şahsi fikrim; buna değer..
devamını gör...

sözlük yazarlarının çocuklarına verecekleri mahlaslar

(bkz: tıfıl seyyâh)

biliyorum evlat, diyeceksin ki 'tıfıl ne lan?'. tıfl arapça'da bebe demek, sen benim gözümde hâlâ ufacıksın lan. günler ne çabuk geçiyor. daha dün.. bi dakka ya! yaw sen daha doğmadın ki! neyse seninle tıfıl diye dalga geçen olursa nickaltıma yazarsın. manayla kulaklarım çınlar. unutmadan, kendine bir araba al. midilli ile zor oluyor sözlüğe gidip gelmek.. *
devamını gör...

sözlük yazarlarının şiirleri

gölgesizin kalemi

usandın benden degil mi kalem?
usandın kurşun rengimden.
ben istemesem de devr-i alem;
döndükçe, gidiyorum kendimden...
hiçliğe gidiyorum ya da boşluğa,
tutunacak yerim olmadan...
ayıkken özeniyorum sarhoşluğa,
vazgeçiyorum sonradan...
benim ayyaşlığa ihtiyacım yok,
zihnim fazlasıyla bulanık.
gözüme görünenler ikiden çok;
bir arada ve hiçe dayanık...!
gölgemi kaybettim önceki gece
tartışmıştık, kırdım biraz...
onun kaybıyla yalnız kaldım iyice,
kendim bile beni bulamaz...
şimdi duvarda sessiz karartılar,
bana oyunlar oynamakta.
galiba gölgesizliğimin farkındalar
cesaret arkama saklanmakta...
oysa beni hiçbir şey korkutmuyor;
hepsine beyaz bayrak çektim.
yalnızlığım fazla kalabalık olmuyor,
zira bir başıma,tek gerçektim...
işte yine seninle masa başındayız,
ben anlattıkça sen çiziyorsun...
sanki birbirimizle ruh savaşındayız;
bir ağlasam,hep siliyorsun...
bırak atlama hiçbirini, kalsın öylece,
zihin bulutum gölgemi bulsun.
ayık kaldıkça,vurdular ince ince.
bırak, kurşunum sarhoş olsun...!


kurşunî
devamını gör...

bir delinin karalama defteri

ben deliymişim. öyle dediler bana doktor. kahveyi şekersiz içerim, uyanamamak korkusundan ötürü uyumayı sevmem, bir de sevda şehrine varınca kim olduğumu unutacak kadar çok severim. bu beni deli yapar mı?

ben deliymişim. sana gönderdiler doktor. uzaklara dalıp gitmem, kitabımı buzdolabında unutmam, kalemimle dertleşip ağlamam normal değilmiş. cidden bunlar beni deli yapar mı?

ben deliymişim. sana geldim doktor. şimdi sana soruyorum; benden bir tane 'peki', bir tane 'susuyorum', bir tane de 'kabul!' çıkar mı? bunlarda muvaffak olamıyorum. zira, 'hayır!' yanım baskın, 'böyle olmamalı' sav'ım cüretkar ve 'gidiyorum' ayağım fazla seyyâh. bunlar deliliğe sığar mı?

ben deliymişim doktor, anladım. bana açıkça söyle, gönlümü bağlar mı vereceğiniz gömlek?
yaa, bağlamaz demek..
öyleyse itiraf ediyorum doktor,
ben ziyadesiyle deliyim, giydirin gömleğimi buyrun gidelim.
yalnız tek bir isteğim olacak;
gittiğim yere o'nu da alırlar mı?

krşnî
devamını gör...