kurşunî heybeli seyyâh

kurşunî heybeli seyyâh
(Moderatör)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 5327.34
  • Kayıt: 2018-03-01 13:17:54
  • En son giriş: 2018-07-18 22:26:20
  • Doğum Tarihi: 1984-05-31 00:00:00
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 6
  • Aktif Tanım: 2127
  • Açılan Başlık: 445
  • Artı Oy: 10841
  • Eksi Oy: 160
  • Alınan Artı Oy: 6471
  • Alınan Eksi Oy: 163
  • Alınan Favori: 338

kurşunî heybeli seyyâh - son oylananan tanımları

moderatör haber ajansı

#6328828 ilgili tanımda iddia edilen habere binaen , gerçekleri yapacak olduğu açıklama ile ortaya çıkaracak haber ajansıdır.

president mahlaslı * yazarın bulunduğu iddia tamamen asılsızdır. Kanıt olarak sunduğu fotoğraf başka bir haberden alıntı olup derviche moderne'nin evinin önü diye bahsettiği yer bir eğitim binasıdır. Ayrıca resimde bulunan pankartta amatörce yapılan sil, yaz, yapıştır işlemi puju tarafından tesbit edilmiş olup, bu hususa dair hukuki süreçler dunya aracılığıyla ilgili makamlara bildirilmiştir.. bu sansasyonel olaydan derviche moderne çok müteessir olmuş ve "sarı çiçek ilahisini söyleyerek" anlamlı bir mesaj göndermesi yapmıştır.. detaylar ve daha fazlası için, mha'nı * takip etmeye devam edin..

(bkz: moderatör haber ajansı)
devamını gör...

niyetliyken öpüşmek o ruju bozar mı

nihat hatipoğlu seyircisi tadında bir soru. niyetli derken, neye niyet neye kısmet olacak bu? ha oruç diyorsun. peki. oruçluyken * o ruju bozar efendim. Hatta o ruju bozacak duruma gelmiş olan eylem, orucu da tehlikeye atar. Zira oruçluyken *, * uyandıracak nitelikte olursa bu orucun 'nefsini zincirleme' gayretine ters düşmektedir. şimdi kalkıp da 'ben masumane' şey ediyorum demeyin lütfen.. hangi kibritin kıvılcımı ateş yakmaz?!
devamını gör...

nickaltının sol frame'de ikinci sayfaya düşmesi

dram, dram, dram.. bakın, napolyona uydum üçledim. bu kadar üzücü işte. gözün kayıyor sürekli oraya bakıyorsun, hele bir de o gün güzel bir şeyler yazmışsan. tamam diyorsun gelsin nickaltı. bi bakıyorsun ki; anaa kimse birşey yazmamış. birine bunu çıtlatsan 'bebe misin olum sen?' goygoy riski var. çaresiz susuyorsun öyle işte. amma da yazdım yaw, ne dertliymişim ben de. * nickaltı güzeldir ama hep de sana yazacak değiliz evlat, sözlük nasıl bilgi kaynağına dönecek o vakit? Ağlıyor musun sen? Bebe misin olum? *
devamını gör...

bir delinin karalama defteri

ben deliymişim. öyle dediler bana doktor. kahveyi şekersiz içerim, uyanamamak korkusundan ötürü uyumayı sevmem, bir de sevda şehrine varınca kim olduğumu unutacak kadar çok severim. bu beni deli yapar mı?

ben deliymişim. sana gönderdiler doktor. uzaklara dalıp gitmem, kitabımı buzdolabında unutmam, kalemimle dertleşip ağlamam normal değilmiş. cidden bunlar beni deli yapar mı?

ben deliymişim. sana geldim doktor. şimdi sana soruyorum; benden bir tane 'peki', bir tane 'susuyorum', bir tane de 'kabul!' çıkar mı? bunlarda muvaffak olamıyorum. zira, 'hayır!' yanım baskın, 'böyle olmamalı' sav'ım cüretkar ve 'gidiyorum' ayağım fazla seyyâh. bunlar deliliğe sığar mı?

ben deliymişim doktor, anladım. bana açıkça söyle, gönlümü bağlar mı vereceğiniz gömlek?
yaa, bağlamaz demek..
öyleyse itiraf ediyorum doktor,
ben ziyadesiyle deliyim, giydirin gömleğimi buyrun gidelim.
yalnız tek bir isteğim olacak;
gittiğim yere o'nu da alırlar mı?

krşnî
devamını gör...

sigara kısır yapıyor

çok sevdiğim bir merettir kendisi, çok da marifetli. geçen gün ziyarete gittim bir baktım önlük takmış bizim sigara kısır yapıyor. hayırdır ne iş? dedim. kısır yapıyorum dedi. yok yahu şaka, vurmayın tamam. * şimdi ciddiyim. evet sigara kısır yapıyor, tıbbi başlık altında..
yapılan araştırmalar sonucunda sigaranın sperm sayısını azaltarak ve sperm kalitesini bozarak kısırlığa yol açabileceği görülmüş. günde 1 tek sigara içenlerde bile sperm oluşumu etkileyebiliyormuş..
devamını gör...

feminist kadın kaybedilmiş kadındır

bir sema maraşlı yazısı. kendisinin birkaç kitabını, birkaç defa tekrarla okumuşluğum vardır. kadın yazar olmasına rağmen erkeklerin avukatı eleştirisine maruz kaldığını da kendisi söylemiştir. aslında erkek taraflısı değil, ezilen deyince akla kadın geldiği için erkekler adına sözcülük yapması böyle düşündürüyor. bahsettiğim yazısında feminizm konusuna değiniyor, bu kısımda kendisine katılmıyorum şöyle ki feminizm günümüzdeki feminizm değildir. günümüzdeki feminizm bakış açısıyla değerlendirilince yazısını okumak keyifli olacaktır..

--- alıntı ---

kocasıyla sorunlarını anlatan bir hanıma “eşinizle çok inatlaşmışsınız, biraz alttan alsaydınız, tamam deyiverseydiniz duruma göre” demiştim de o da “aaa biz cumhuriyetten beri bu kadar kadın hakkını erkeklerin karşısında susalım diye almadık.” demişti. şimdi boşandı, tek yaşıyor, kedi sesinden bile korkuyor. pek kıymetli kadın hakları onu korumuyor!

sahi, cumhuriyetten beri bu kadar “kadın haklarını” bize niye verdiler ki? erkeklerle mücadele edelim diye mi? ortalık haklarını bilen yalnız ve mutsuz kadınlarla dolu. tabii bir de eşiyle hak mücadelesi yapmaktan yorulmuş bezgin kadınlarla.

haklar konusu konuşuldukça kışkırtıcı bir etki yapıyor. hakkım var o zaman almalıyım. kimden ne alıyoruz? sevgi ilişkisi olan yerde hak çetelesi tutulur mu? hak davasının sonu ya mezarda biter ya da mahkemede.

oğlum bir gün okuldan geldi “anne bugün okulda çocuk haklarını anlattılar, çok hakkım varmış ona göre” dedi.

tam da hak konusunun konuşulduğu bu günlerde kadınların uğradığı şiddette kışkırtıcı medyanın ne kadar etkisi var sosyologlar incelemeliler bence.

cezaevlerinde yapılan bir araştırmaya göre mahkumlara suç işleme sebepleri sorulmuş. pek çoğunun cevabı “haksızlığa uğramıştım” olmuş.

hak davası güdülünce kadınlarda bir ezilme korkusu yaşanıyor. bu yüzdendir ki “muhabbet olsun” kitabımda, ailede muhabbet için kadınların atması gereken ilk adım “kadın haklarını unut” tur.

“muhabbet olsun” kitabımdan küçük bir bölüm “bunca zaman sonra gelinin sonucuna bakalım. kadınlar haklarını kullanınca mutlu oldular mı? hayır. kadın hakkını değil, aklını kullandığı zaman ancak mutlu olabilir. kadınlar “aman kocamız bizi ezmesin” diye korkularından eşleriyle sürekli mücadele ediyorlar. bunun sonucunda da kadınları, kocalarının ezmesine gerek kalmıyor, kadınlar kendi kendilerini gayet güzel eziyorlar.”

Allah kadına iletişimle donanımlı müthiş bir zeka vermiş. kadının hakkını değil, aklını kullanarak gayet güzel mutlu olabilir.

konuşulması gereken haklar değil, sorumluluklar ve vazifeler olmalı. kadınların eşlerine karşı vazifeleri nedir? erkeklerin eşlerine karşı vazifeleri nedir? herkes kendi üzerine düşeni yapmak için gayret göstermeli.

ve bir de sorunlar teşhis edilmeli. hastalık belli olmadan tedavi yapılmaz. kadın erkek ilişkilerinde en büyük sorun bence kadınlar üzerinde oynanan oyunlar. kadınlar hem saftır hem kurnazdır. hem kolay kanarlar hem de kolay kandırırlar. medyanın büyük bir bölümü kadınları kandırmaya uğraşmakta. diziler, filmler, programlar…

dizi ve filmlerin çoğu, gerçek hayatta aradıkları erkekleri bulamamış, yalnız kadınların bilgisayarında şekillenmiş, kamerayla canlanmış hayâli erkekler ve süper aşklarla gidiyor. son dönemde ihanetler de ağırlıkta. fakat her dizide genellikle bir mükemmel erkek var.

bir mükemmel erkeğe karşı bolca da kötü erkek var. başrollerdeki mükemmel erkek modeli, zihinde gerçekle karıştırılabiliyor bu da ailelerde ciddi sorunlara sebep oluyor. artık psikologlara gidip “kocam bana filanca dizideki adam gibi davranmıyor” diyen kadınlar var.

türk dizileri arap ülkelerinde yayınlanmaya başlayınca, boşanma oranlarının fazlasıyla arttığı görülmüş. bir hanım anlatmıştı. “umre yapıyordum, bir arap hanım kolumdan tuttu, durdum bana; ‘ türk erkekleri, dizilerdeki gibi siz kadınları kucaklarında taşıyorlar mı?’ diye sordu” demişti.

o çok izlenen diziden dolayı mı türedi bilmiyorum ama hayatımıza taşıma kelimesi farklı bir kullanımla girdi. artık moda sözcük bu. evlendirme programında ya da herhangi bir yerde her an duyabilirsiniz. “beni taşıyacak bir erkek istiyorum.”

geçenlerde bir genç kız anlattı, eş adayıyla görüşmeye gitmiş. delikanlıya evlilikle alakalı epeyce bir soru sormuş. kabirdeki melekler bile topu topu beş soru soruyorlar, bu nedir yahu? en son delikanlı “kusura bakmayın ben sizi taşıyamam” demiş.

velhasıl bir taşıma mevzu var. bu kadar eşitlikten bahsediliyor fakat yine taşıma görevi erkeklerin üzerinde kalıyor. kadınlar erkekleri taşısın, desen suç oluyor, erkekler kadınları taşımalı, deyince modernlik oluyor. bir hamal arayışıdır gidiyor.

oysa yâr olup, bâr olmamak gerekmez mi? yâr olmak ama sevdiğine yük olmamak en doğrusu değil mi?

kadınların ellerine “kadın hakları” verip “kadın olma hakkı” nı aldılar. kadın olmayı unutturdular. hak hukuk davasına düşen kadın, erkekle mücadeleye girdi. feminizmin eşitlik davası da alttan alta gaz verince işler iyice çığırından çıktı. eşit olmak için benzemek gerekir. eşit yapıda olmayanları eşitlemeye çalışmak en büyük eşitsizliktir.

feminizm duyguda kadın, davranışta erkek yeni bir tip ortaya çıkardı. bu yüzden feminist kadın farkında olmadan hem kendiyle hem erkekle mücadele halindedir. bir türlü sükuna kavuşamaz.

sevgili peygamberimiz rahmet peygamberidir. çok az lanet etmiştir. lanet ettiği şeylerden birisi de bu konu ile alakalıdır.“kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lanet olsun.” buyurmuştur.

kadın erkekleştiğinde ya da erkek kadınlaştığında Allah’ın yarattığı sistemdeki düzen bozulur.

kadın erkek arasındaki çekiciliği sağlayan şey zıtlıktır. yaratılan her şey zıddı ile kaimdir. güçler karşıtı olan güçlerle eşlenip bütünleşirler. ateş ve su, gök ve yer, güneş ve ay, nefes almak ve nefes vermek, itmek ve çekmek, kadın ve erkek, karşıt güçler bütünlüğü oluşturan parçalardır.

kadın yumuşak yaratılmış, erkek sert. güce karşı teslimiyet, iddiaya karşı şefkat birbirini tamamlar ve bütünler. yaratılışın aksine giderek mutlu olmak diye bir şey yoktur.

bu yüzden kadın haklarını değil, kadın olmalıyı, konuşmalıyız. feminist kadın kaybedilmiş kadındır. bu yüzden biz kadınlar birbirimize destek olmalı ve kurulan tuzaklara düşmemek için çalışmalıyız. bize öğretilen bütün yanlışları unutup, fıtratımızda var olan fakat üzerine toprak atılan kadını ayağa kaldırmalıyız. modernlik çukurunda boğulmayalım diye. ...

--- alıntı ---
devamını gör...

sevdiğini söyleyememek

nefes aldığını zannederken, boğulma hissi veren bir solunum kısır döngüsü yaşamak gibidir.
söylesen de söylemesen de sonuçta bu acıyı yaşayacaksan, bunu dile getirip bahtiyarlık kapısını aralamak riske girmeye değmez mi? şahsi fikrim; buna değer..
devamını gör...

françois rene de chateaubriand

fransız devrimi başladığında kralcılara katılmayı reddederek abd'ye gitmiş, ardından fransa, ingiltere ve tekrar 1800'de paris'e dönerek serbest gazetecilik mesleğine başlamıştır. bir yandan yazılarına devam etmiş, yarım kalan yerli destan olan atala'yı yayınlamıştır. atala; bakire kalmaya yemin etmesine karşın bir naçez yerlisine âşık olan hıristiyan bir kızın öyküsüdür. dinle aşk arasında bocalayan kız yeminine sadık kalabilmek için sonunda kendini zehirler. bu eserinde kullandığı üslup ve romantizm dokulu betimlemeler oldukça beğenilmiş ve kendisinin fransa'nın romantik yazarı olarak anılmasına sebep olmuştur.
devamını gör...

santa justa asansörü

portekizli mühendis raoul mesnıer du pnsard tarafından, dik yamaçları daha rahat çıkabilmek için yapılmıştır. sanayi sisteminde yaş bir buhar gücüyle çalışıp füniküler sırasında oluşturulan ve bir elektrikli sistemle işleyen bu asansör, 1901 yılında tamamlanmıştır.
devamını gör...

online itibar

çevrimdışı itibarın, çevrimiçinde sorgulanması. akıllıca bir taktik. şimdi olumsuz tüm eleştiriler silinince sütten çıkmış ak kaşık olacak!!! oysa süt kesildi çoktan, bu maya tutmaz!!
devamını gör...

hep iyi niyetinden kaybeden insan

hüsn-ü zan ile suistimal edilip kaybettiğini düşünen insan..

yanılır..

zira iyi düşünmede istikrarlı insanın elinden, avucundan, yanından giden olur belki fakat elindeki şefkat, avucundaki sadakat, yanındaki sağ duyu gitmez asla. önemli olan da bu değil midir? kendini kaybetmemek, iyi niyetini minnet için değil, iyi niyet olduğu için idame ettirmek.
öyleyse, iyi niyetli insanlara şunu söyleyerek kendilerine vefayı ahdedelim; var olasın iyi niyetinden ötürü kendini asla kaybetmeyen insan..
devamını gör...

prşuta

sırbistan ve bosna'da yapılan, pastırma tarzı tütsülenmiş kuru et. prşuta, sırbistan'ı ziyaret eden turistlerin tadına bakması gereken bir lezzet. zlatibor dağı'ndaki mackat köyü, özellikle ocak ayında her yıl düzenlenen ve yalnızca et lezzetleri için özel olarak hazırlanan prsutijada etkinliği sırasında, sırbistan'da tütsülenmiş et endüstrisinin merkezi olarak kabul ediliyor.
devamını gör...

yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe

hasan huseyin korkmazgil'in, iki alemi bir yaşadığını anlatan enfes şiiri.

öyle bir yerdeyim ki
ne karanfil ne kurbağa
bir yanım mavi yosun
dalgalanır sularda
dostum dostum
güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe
öyle bir yerdeyim ki
bir yanım çığlık çığlığa
öyle bir yerdeyim ki
anam gider Allah Allah
kızım düşmüş sokağa
dostum dostum
güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker bir yanımız
bir yanımız bahar bahçe.
devamını gör...

kafirlerle koyun koyuna mümin

ak koyun kara koyun ifadesini din kategorisinde uygulamaya çalışan güruh. buradaki mümin, bu tanıma uyar mı; muamma.. müslüman dese hani belki olur diyeceğim. müslüman teslimiyet için Allah'a söz veren, mümin ise sözünde durandır. sözünde duran biri nasıl kâfirle koyun koyuna olsun?
devamını gör...

sözlük yazarlarının çocuklarına verecekleri mahlaslar

(bkz: tıfıl seyyâh)

biliyorum evlat, diyeceksin ki 'tıfıl ne lan?'. tıfl arapça'da bebe demek, sen benim gözümde hâlâ ufacıksın lan. günler ne çabuk geçiyor. daha dün.. bi dakka ya! yaw sen daha doğmadın ki! neyse seninle tıfıl diye dalga geçen olursa nickaltıma yazarsın. manayla kulaklarım çınlar. unutmadan, kendine bir araba al. midilli ile zor oluyor sözlüğe gidip gelmek.. *
devamını gör...

dünyaitiraf.com

birşeyler yaptığına inanıp da casper * olarak addedilmek hiç güzel değil sözlük. evet, evet haklısın denize at hâlik bilsin olayı. peki denize mi atmalıyım illa bunu? Hâlik, avucumda tuttuğumu bilemez mi? bilir değil mi? peki, sağ olasın sözlük.. *
devamını gör...

yatagarasu

#6326141 ilgili tanımına binaen kendisine katılmak istemediğimi söylemek istediğim yazar.
zira, cehennemin varlığını anlatarak, insanları düşecekleri hatalar öncesi uyaran hocaların, kendisinden zarar geleceğini bildiği grup ya da durumlardan da iş işten geçmeden söylemesi vasfına daha yakışır bir durum değil midir? şahsi fikrim, öyledir.
sevgiler, sevgili yazar.
devamını gör...

sözlük hesabını çocuğuna bırakmak

mahlas vasfı boyunca üsluba riayet eden yazarların bulunabileceği bir eylem..

dinle evlat! bu mahlasla ben renksiz oldum, kendimi vurdum kurşunî doğdum. icimde birikinlerle kendim kendimle doldu taştı, yanına heybe koydum. iç alemimde diyar diyar gezdim, garip bir seyyâh oldum.

oku evlat! bu seyyâhın ayak direnişlerini, kendini zincirleyişini, göğe uçamayışını oku..

yaz evlat! içinden geleni, çıkarmadan giydirmeden sana geldiği gibi yaz. zihin dünyana gelen fikir konuklarını en guzel şekilde ağırla, hoşnut et, fikirperver sunumlar yap..

bak evlat! bu seyyâhın günlüğüne, dünsüzlüğüne, yarına varmayışlarına ve bir de kendine iyi bak..
devamını gör...