güvercin gerdanlığı

güvercin gerdanlığı
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 17592.1
  • Kayıt: 2015-01-12 01:56:00
  • En son giriş: 2018-08-14 16:43:29
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 12
  • Aktif Tanım: 6931
  • Açılan Başlık: 1521
  • Artı Oy: 18439
  • Eksi Oy: 2440
  • Alınan Artı Oy: 15952
  • Alınan Eksi Oy: 1711
  • Alınan Favori: 275

güvercin gerdanlığı - en beğenilen tanımları

mim kemal öke

herhangi bir söyleşi, seminerine denk gelirseniz kaçırmamanızı salık verdiğim, hem mizahi üslubu ile hem de insanın kalbine dokunan yaşadıkları ve yaşadıklarından edindiği duygu düşünceleri ve yorumlarıyla insanı saran bir yazar. türkiye'nin en genç yaşta profesör olan akademisyeni.

hem bugünü unutmamak hem de onu tanımlamak için bir buçuk iki saatlik söyleşisinden notları buraya düşeyim.

yaşı altmış imiş ama ellili yaşların başında duruyor. dinamik, harektli, neşeli, coşkulu ve ince hisli biri. spontan, komplekssiz ve yürekten biri olduğu izlenimi veriyor. sıcak üslubu ve ortamdakilerle çabucak kaynaşan havası akademik soğukluk bekleyen ve öncesinde pek tanımayan biri olarak beni şaşırttı.

alkolik babası ve kumarbaz annesinin arasında biraz zorlu geçmiş bir çocukluğu varmış. yetiştiriliş tarzı ile ilgili olarak sadece fakirlerin camiye gittiği algısı, nişantaşı'nın göbeğinde 9-10 odalı evde salonu doğru dürüst görmediği, odasında bakıcısının elinde büyüdüğü kısmına vurgusu vardı.

sanırım ortaokul döneminde demişti, ilk defa kendi başına merak etmiş ve camiye gitmiş, orada karşılaştığı kapıcıları burası biz fakirlerin yeri, sen dedenin mason yerlerine git tarzı şeyler söylemiş. bir çocuğun hevesi kırılmamalıydı böyle diyor.

ve ilk namaz deneyimi cambiridge üniversitesinde papaza ben müslümanım deme süreciyle başlamış. elhamdülillah kısmı hariçti diyor. o zaman ben müslümanım bilinci oluşmuş. yabancı memlekette kendi değerlerini hatırlamış. ondan önce bar, kız vs. klasik ingiliz ya da ondan ayırt edemeyeceğiniz bizim seküler gençler gibi bir yaşantı hakimmiş.

papaz yanına çağırmış ve madem müslümansın biz sana bir oda ayarlayalım orada ibadetini yap dediğinde, namazla falan pek işi olmayan hatta kılmayı bile bilmeyen öke sağol ben odamda yaparım ibadetimi dediyse de papaz, sen cambridge üniversitesini kazanacak kadar zekiysen buradan ve çevre okullardan başkalarına da toplu ibadet ederken yardımcı olursun diyerek ısrar edince pek bir sözü kalmamış.

ailesinden mızraklı ilmihal'i istemiş mektupla, göndermemişler. sonra diyor okuldan birine islamla ilgili kaynak sorduğumda dalga mı geçiyorsun diyerek üniversitenin bilmem kaçıncı katındaki kütüphaneye yönlendirmiş. öke diyor ki; belki de bizim bütün ilahiyat fakültelerimizin kütüphanelerindeki toplam kitapların iki misli islami ya da islamla ilgili eser arşivi varmış orada. ingiliz ajanlarının en ince ayrıntısına kadar içinde olacağı toplumu bu kitaplardan öğrenmesi hiç sürpriz değilmiştir diyor.

ilk namazımı imamlık yaparak kıldım diyor.

sonra down sendromlu ve engelli kızını okula kayıt ettirirken özel okulun kızının durumunu bilmedem önceki reklam ayağımıza geldi tutumu ve kızını görünce verdikleri tepki. o yüz ifadesini tekrar görmek için beş yüz kağıt verirdim diyor. kızıyla ilgili çok çelişkili hisleri ve bu hislerden devşirdiği iman ve azim,
kızının hayatına kattığı renk, içinde oluşturduğu hayat coşkusu ve merhameti dinlemeye değiyor.

saç ektirdiği için küçük görülmek istenmiş buralarda bile ama (bundan bahsetmedi hiç) eşine olan sevgi ve sadakati tüm söyleşisinde yeri geldikçe örneklendi. eşi istediyse ekmiştir yani. üstelik yakışmış. bu ilk dönemlerde saç ektirmeye alerjikti toplum zaten de şu an olsa o kadar mevzu olur muydu bilmem. ha, şunu da diyor; bir cumhurbaşkanımıza bir de eşime laf ettirmem.

dinler arası diyalog mevzusuyla ilgili fetö'nün çok güçlü olduğu dönemlerde ermeni metropolitle buluşup soykırım vs ile ilgili reddiye değil diyalog şeklinde toplantılara katılması için hocaefendi rica ediyor babında aldığı telefondaki sese red cevabı verince hocaefendinin ricasını kırmanın sonucu olur gibisinden aldığı yanıtı da naklediyor. sonucu olmuş mu tam bilmiyorum. o sırada fetö ermenistan'da okul açmayı da planlıyormuş. açıldı mı onu da bilmiyorum.

sonra ingiltere de(başka bir ülke de olabilir net değilim) bir dönem kızlı erkekli şen şakrak bir grup gencin yanından geçerken uğruna hayatını koyduğu ideallerini ( ermeni soykırım lobisine karşı görevlendirildiği dönemler olmuş yurt dışında o dönem ve can korkusu da yaşıyormuş) kısacık bir sorgulamış ve biraz yürüdüğünde bağrışmalara dönüp bakmış ki az önceki o neşeli genç kanlar içinde. bir saksı düşmüş kafasına. o an arkamdan bir ses "cevabını aldın mı" diye seslendi, irkildim, ama dönüp bakacak cesareti bulamadım, bir mont hışırtısını hatırlıyorum sadece diyor.

söyleşiye giderken daha çok zihnime hitap edecek bir şeyler umuyordum, fakat daha çok yüreğe dokunan, insana dokunan, insana güzel şeyleri hatırlatan güzel bir adam buldum.

son olarak, Allah bizi bağışlasın, iktisadı az kaynak ve çok ihtiyacı olan insana yönelik bir bilim olarak tanıttık, ben de tanıttım giriş derslerinde diyor. bireyciliği yeriyor ve yaşamanın derin anlamının insanın mutlu olacak şeyler aramasında değil diğer insanları mutlu edecek şeylerle ve içinde yaşadığı imani coşkuyla kaim olduğunu vurguluyor.

var olsun.
devamını gör...

füsun demirel

geçimini sağlayabilmek için pazarda tezgah açmaya başlamış. kanal d'ye verdiği röportajdan satırlar:
sokağa çıkamayacak hale geldim. konya'dan arayıp, 'buraya gelirsen arabanın arkasına bağlayıp süründüreceğiz' diyolar. ben o sahnelerde mutluluk vermekten başka ne yaptım?"
"gerillanın hayatını oynamak isterdim' dedim. ne terör, ne pkk... italyan, ispanyol iç savaşındaki partizan kadınları ya da kurtuluş savaşı'nda mustafa kemal'e destek vermiş kadın çeteleri... bunlardır gerillalar"

eski itibarını ve gelirlerini geri istiyormuş. bu uğurda kıvıracak kıvama gelmiş kadar omurgalı. pazarcılıkla geçimini sağlayabilir, bunda utanacak bir durum yok. gerilla sözlerinin zamanı manidardı yalnız, bu şekilde mustafa kemal'e sığınarak kurtulamaz. kurtuluş savaşına destek vermiş kadın çetelere de gerilla demeyiz biz zaten. hatta çete de demeyiz.
devamını gör...

üsküdar

osmanlı döneminde altın şehir, kabe toprağı, hanım sultanlar şehri gibi benzetmelerle de anılmış ilçe. istanbul'un fetihten önce ilk müslümanlaşan beldelerinden.

altın şehir tabiri ikindi ile akşam arası güneşin belli bir açıya geldiği bir iki dakikalık dilimde üsküdar'ın altın gibi parlak görüntüsüdür.

kabe toprağı tabiri vakti zamanında istanbul'dan kara yoluyla hacca gidecek kafilelerin bu ilçeden uğurlanması, hareket etmesindendir.

sultanlar şehri tabiri ise osmanlı hanım sultanlarının bu ilçeye ilgisi, ikameti ile ilgilidir.
devamını gör...

haçlının ülkenizi işgali tehlikeli değildir

feto'nun kendini tarif ederken haçlıları da alenen sevimli göstermeye çalıştığı konuşması. tarihi de çarpıtıyor bu süzme. artık darbeden sonra da benle kalan ne versem yer hesabı daha açık örnekler veriyor. münafıklığını da güzel tarif etmiş tersinden konuşayım derken.

"en tehlikeli şey, şeytanın kafiri kafir tapması değildir, münafıkı müslüman göstermesidir. en tehlikeli şey odur. haçlı'nın ülkenizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir. çünkü sizinle onlar arasında kırmızı çizgiler vardır. bir kere onlar sizin kadınınıza kızınıza ilişmezler. mabedinize ilişmezler. ilişmemiş haçlılar. fakat münafık meseleyi öyle bir karıştırır ki, müslümanlıkla kafirlik bir harcın parçaları gibi, farklı kimyevi şeylerin bir araya gelmesi gibi, o güzellik, o beriki çirkinlik ile bir araya gelince kömür, elmas birbirine karışır. siz anlayın artık meselenin ne olduğunu."

http://odatv.com/mob_n2.php
devamını gör...

kabe imamına isviçre'de haddini bildiren cezayirli

cenevre'de bir camide kabe imamı abdurrahman sudeysi, suudi arabistan ve amerika'nın dünyanın güvenliği ve istikrarı için öncülük ettğini belirterek suudi arabistan kralı ile abd başkanı donald trump'a dua edince ayarı yemesi.

cezayirli bir müslüman şu sözleri sarf etmiş kendisine:

"yemen'deki ve katar'daki kardeşlerimizi abluka altına alırken nasıl olur da bize güvenden bahsedersiniz? cezayir, mısır ve türkiye'deki darbeleri nasıl desteklediniz? ey sarayın alimleri, siz ahiret gününde bu duruşunuzdan sorumlu tutuklacaksınız. bugün bize laf söyleme. size itaat yok. ey amerika'nın kölesi. bizler özgürlük ve güvenliği biliyoruz. çünkü topraklarımız özgürlük ve güvenliğin topraklarıdır."
devamını gör...

girilen her tanımı özenle okunan başlıklar

kişinin çok fazla ilgisini çeken bir kişi ya da olay,
gündeme dair önemsenen bir konu,
kendisinin açtığı başlık,
kendisinin ve yahut merak edilen bir yazarın mahlas altı,
tartışmaya katıldığı bir konunun seyri,

vs

çeşitli sebeplerle her tanımı özenerek, dikkatle okunan başlıklardır.

ukde idi doldu.*
devamını gör...

bm güvenlik konseyi'nin afrin için toplanması

fransa'nın acil toplanma çağrısı üzerine yarın yapılacak toplantıdır.

"tarafların çatışmayı durdurması ve bölgeye insani yardım sağlanması için" gibisinden tivit atmış fransa dış işleri bakanı.

çavuşoğlu fransa'dan bizim yanımızda olmasını terör örgütünün yanında olmamasını bekleriz diyerek diplomatik mesajını vermiş.

tivitindeki ypg ile türkiye'yi aynı kategoride değerlendiren "tarafların" ifadesi de sıkıntı, insani yardım vurgusu ile sivillere zarar veriliyormuş algısı da ayrı bir sıkıntı.
devamını gör...

davut heykeli

sözlüklerde pek bir kimseyle iletişim kurmam. kursam da kısa ve kopuk olur. istisnası çok azdır. dolayısıyla bu yazarla da kurmamıştım.

şurada en çok antipati duyduğumuz birinin dahi ölüm haberini alsak üzülürdük, yüreğimiz yumuşardı, ama bu yazarı sırf yazılarından bakarak satırlarından samimiyet ve doğruluk akan biri olduğunu anlamak güç değildi ve şahsım adına daha fazla müteessir olduğumu söyleyebilirim.

bütün bu yazının sonunda gördüğüm, görebildiğim kadarıyla bu dünyanın düzenine göre gurbette yaşıyor hissi içinde (sırf işi gereği olan kısmı haricende) yaşayan bir kardeşimizdi sanki. davut heykeli, seni yeterince sınadık artık yorulma nidası ile mevla yanına almış sanki diye içimden geçti duyunca. ölüm haberinin bendeki yansıması bu oldu.

Allah rahmet eylesin.
devamını gör...

4 kasım 2016 hdp milletvekillerinin göz altına alınması

idam da geliyor. korkma titre selo. asker polis vatandaşın kanı akarken eğlenceli tweet'ler atmaya benzemez bu işler. yasin börü'lerin üstüne itlerini kışkırtıp göndermeye de benzemez. öldürülen ak parti teşkilatı üyelerinin yerine geçenlere siyaset alanı açılıyor, ağlama sakın siyasi alan daraltılıyor diye. siyaseti değil ısrarla terörizmi seçmek kimin fikriydi?
devamını gör...

trollüğü bırakmaya karar vermek

aynı mecrada ve yahut yepyeni mecralarda kendisine tertemiz yeni bir sayfa açmak isteyenlerin alabileceği bir anlık karar.

kimse doğuştan troll değildir, ortamlar bazen kişileri troll olmaya itebilir ve ortamlar değiştiğinde kişi de görece daha az ilgi toplayan ama gururlu bir insan olmaya karar verebilir.

üstelik bir şeyin yoğunluğu, kıvamı belirleyici ölçüt olabilir. biraz bir trollük herkesin içinde var olabilir.

trollüğü postyapısökümcü bir zeminde yeniden irdeleyip topluluğun dinamikleri açısından tekrar mihenge vurmak bile gerekebilir falan yani.
devamını gör...

kral faysal suikasti

suudi arabistan'ın 1964 yılında tahta oturan islam birliği düşüncesine sahip ve islam konferansı örgütünün kurulmasını sağlayan, abd ve batılıların filistin meselesinde israil'in yanında yer alması karşısında batı karşıtı politikalar izleyen kralı faysal bin abdülaziz'e yeğeni tarafından tertiplenen bir suikastle 25 mart 1975 yılında halk görüşmeleri sırasında öldürülmesi hadisesi.

kral faysal o sırada, batıya petrol ambargosu uygulanmasında başı çekiyordu.

petrol krizi dönemlerinde abd başkanı henry kissinger, ziyareti sırasında aralarında geçen şu diyalogları hatıratında şöyle yazar:

"kral faysal oldukça sinirli görünüyordu, aramızda bir diyalog başlayabilmesi ümidiyle esprili bir dille ona, uçağımın yakıtı bitti, uçağın deposunu doldurmak için emir verirseniz uluslararası fiyatından ücretini vermeye hazır olduğumuzu söyledim. kral gülümsemedi ve kafasını yukarıya kaldırarak sert bir şekilde bana şunları söyledi: ‘ben yaşlı bir adamım, ölmeden önceki tek dileğim mescid-i aksâ’da iki rekat namaz kılmaktır! sen bu konuda bana yardımcı olabilir misin?

kissinger'in anlatmadığı ama daha meşhur diyalogları ise şudur:

faysal; “israil’e destek olmaktan vazgeçerseniz, ambargo biter” dediğinde başkan petrol kuyularını bombalamakla tehdit ediyordu.

kral faysal ise, bunun üzerine kissinger’e tarihe geçecek şu cevabı verdi: “tabii ki petrol kuyularımızı bombalayabilirsiniz. fakat unutmayınız ki, biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşıyorduk, yine öyle yaşayabiliriz; ancak artık siz petrolsüz yaşayamazsınız.”

suikasti tertip eden yeğeni faysal bin musad daha sonra idam edildi.

o tarihten sonra abd-suud ilişkileri daha sıcak hale gelmiştir.
devamını gör...

buğday başakları arasında yürümek

akıllara gladiator filminin son sahnelerinden birini getiren eylem.

ikindi güneşinde bir eli hafifçe başaklara değdirerekten gözleri ufukta sabitlemek ve hafif bir rüzgar olayı güzelleştirir.

buğday başaklarının altında ne olduğunu tam kestirememenin verdiği belli belirsiz gizem, kardeşçe bir arada yaşayabilen birçok kellenin ahenginin ruha sirayet etmesi, sapları incitmekten imtina ederek atılan dikkatli adımların verdiği doğanın bir parçası olabilme hissiyatı, güzel bir melodi gibi kulaklara dolan hafif bir hışırtı, sarı bir hüzün, mavi bir umut ile o anı yaşamak pahalı bir tablo içinde canlanan hayalin kahramanı olmak gibidir.

bereketin, özgürlüğün, şükrün bir demet halinde yürüyücüye sunumudur sanki.

bu anın sihrini ancak bir selfie fikri bozabilir.

devamını gör...

kedi mamasına harcanan paranın insani yardımdan fazla olması

böyle de bir durum var.

2013 yılı için insani yardım: 20 milyar dolar
kedi mamasına harcanan para: 42 milyar dolar.

"worlwatch enstitüsü raporunda, insanların hayatlarındaki boşlukları doldurmak için kedi-köpeğe sığındığını dile getirdi. hayvanların insanlara yoldaş yapılmaya çalışıldığı belirtilen rapor'da, evcil hayvanları “insanlaştırma” stratejisini besleyen bir sektörün varlığına dikkat çekiliyor. aile bağları koparıldığı için yalnızlaşan batılıların kedi-köpekle avunduğu ve toplumdan koptuğu kaydediliyor. batıda insanlardan koparak hayvanlarla kurulan “arkadaşlık” ilişkisinin genç neslin psikolojisini bozduğu gibi batı için en büyük tehlike evlilik hayatının sona ermesi. karşı cinsle ilişki yaşayamayan bazı batılıların ise hayvanlara tecavüz ettiği kaydediliyor."

yenisöz
devamını gör...

dünyevi mecmua 8. sayı

bir tadımlık babında. okuduğum metnin en güzel kısmı. yemliyha yazmış.

"ben buraya hiçbir insanın kalbinde yaşayamadığım için düşmedim mi? patikalarında sürüye sürüye saçlarımı, ben sana sığınmadım mı ey orman? emekleye emekleye varmadım mı sana? sana varmayı varmaların en güzeli bilmedim mi? sen bana dallardan gövdenle sarılmadın mı? cevap vermiyor. yalnızca gitmemi istiyor. peki nereye? şehir olmaz. gerçek yüzü rögar kapaklarının altında onun."
devamını gör...

00:00

başlangıç ve bitiş arası bu geçiş saati şiirlerde şarkılarda kendine sıkça yer bulur. on iki olarak tabii.

iki örnek.

"zaman ne de çabuk geçiyor mona.
saat on ikidir söndü lambalar
uyu da turnalar girsin rüyana,
bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
zaman ne de çabuk geçiyor mona."

"saat on ikiyi vurduğu zaman beni unutma"
devamını gör...

sözlük yazarlarının şiirleri

çocuk şiiri.

benim sevgilim belki bir sudur
bir bilseniz nasıl da durudur
sudan sevgili mi olur derseniz
anlamadan bilmeden o da doğrudur

yağmur olup dökülür ince ince
çağlayınca görün onu bir şelalede
ama sanmayın ki böyledir hep
uslanır sakin bir denize dökülünce

garip olur yetim olur anne olur gözlerde
yanak üşendirir mendil ıslatır ellerde
sığmaz işte şiire sığmaz yazıya
belki bir şarkı olur şırıl şırıl derelerde

gelişine çeşme dikerlerdi adeta bir anıt
boşa akıttığın sudan veremezsin yanıt
belki sevgilim su dedim inanamadın
yakalım şimdiden geleceğe ağıt
devamını gör...

çarpım tablosunu ezberlemek

okuma yazma öğrenme sürecinden sonra ilkokula dair dönüm noktalarından biri daha.

ımmmm ımmmm modu ile yapılırdı eskiden. her defterin ardında bulunurdu bu tablo.

yedi kere bir yediii...
yed kere iki ondörttt...
yedi kere üç yirmi bir...
...
yedi kere yedi kırk dokuz... (nerden geldin bitli domuz)

6-7-8-9'lar zor olandır. özellikle de bu sayıların birbirleri ile çarpımları biraz zaman alır.

ezberci eğitime karşı olmadan evvel ezberinde faideler olmuştur.
devamını gör...

40 yılda 80 doktor yetiştiren 300 nüfuslu köy

sivas'ın kolluca köyü. ileride tabipbeyli, hekimbaşı, doktorözü vb gibi bir isimle anılabilir.

köyün muhtarı mustafa polat'a kulak verelim:
“ eskiden beri köyümüzün eğitim seviyesi yüksek. 80 tane doktor var. şu anda okuyanlarımız hariç. onlarla gurur duyuyoruz. birbirine özenerek okudular. ben buradan onlara çağrı yapıyorum. gelsinler köylerine, gezsinler. el ele verelim yeniden, köyümüzü eski haline getirelim. tabi ki bir inatta var. öteki doktor olmuşta ben niye olmuyorum diyor. bu herkeste var. benim oğlum da doktorluğa hazırlanıyor. ben de doktor olacağım diyor. üç tane dört tane doktor çıkan evler var. “

sözcü
devamını gör...

hasan celal güzel

Allah rahmet eylesin. siyasi hayatının dışında 28 şubat döneminde gazeteci olarak darbeci zihniyete karşı oynadığı etkin rolü de unutmuyorum. doksanlarda zannederim uğur böcekli yeniden doğuş partisi ile de şansını denemişti. güzel insan olduğuna kaniyim. mekanı cennet olsun.
devamını gör...

dünyevi mecmua 7. sayı

hımmm. hayırlı olsun.

okuyoruz gecenin saatinde.

şu ana kadar editörden, umut zaafiyeti ve hikaye'yi okudum. ağırlıklı olarak biçimsel değerlendiricem. nazarım o yönde oluyor ister istemez şu an için. normalde de elime bilhassa edebi kitap alsam önce biçim olarak bakıyorum. metne sonra dalabilirsem dalıyorum.

başlayalım;

editörün güzel ve samimi üslubu sıcak bir karşılama ile selamlıyor bizi derken umut zaafiyeti başlıyor. yazı sıradan gibi başlıyor sonra derinliğine çekiyor insanı. evet, gerçekten coşmuş bir yazıya dönüşüyor. sonlara doğru tekrar didaktik emarelerle bürünürken coşku yavaşça azalıyor. coşku dediysek bir kıvranışı hissettirebilmek babında. öyle ki bir iki yerinde içim titrer oldu. bu kadar uzun cümleler kurup dikkati diri tutabilecek bütünlüğü sağlamak her yiğidin harcı değil. yüreğine sağlık diyorum yazarına da bir yazar mahlası bulamadım.

gelelim hikaye'ye. valla ne yalan diyeyim şimdi pek olmasa da eskiden hikayeler yazan biri olarak kalitesine imrendiğim bir hikaye bu. bilinen basılı birçok dergideki zaman zaman rastladığım kimi hikayelerden daha üst düzey geldi bu metin bana. yani derginin kalitesini baya üste çeken bir yazı olmuş. mir mektum yazar kişisine yazarlık hayatında başarılar efendim.

bakalım.
devamını gör...

tayfun talipoğlu

anadolu köylüsünü, yoksulluklarını, düş kırıklıklarını ve sair anlatırdı umarsızca. gerçek hikayeleri şiirsel metin ve hüzünlü müziklerle duygu halinde takdim ederdi. güzeldi programı. chp'li olduğuna şaşırdım. chp'li idiyse bile elitist değildi. solcuysa da solculuğu halk düşmanlığı değildi. çok tanımadan hakkında oluşan kanaatim buydu. her fani gibi rabbine hesap vermeye gitmiş o da. ölüm sırasını savmış.
devamını gör...