ne desem ki şimdi

ne desem ki şimdi
(Moderatör)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 5768.26
  • Kayıt: 2011-08-06 19:49:00
  • En son giriş: 2018-08-20 21:19:00
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 7
  • Aktif Tanım: 2336
  • Açılan Başlık: 87
  • Artı Oy: 10093
  • Eksi Oy: 1642
  • Alınan Artı Oy: 5792
  • Alınan Eksi Oy: 345
  • Alınan Favori: 212

ne desem ki şimdi - en çok favorilenen tanımları

gay olma nedenleri

kendi cinsine ilgi duyan insanların beyinsel işleyişlerinin farklı olması, eşcinselliğin kabul edilebilir olduğunu göstermez. aynı şekilde ağır suç işlemiş pek çok suçlunun da beyinsel yapılarının farklı olduğu ispatlandı tarihte. fakat bunu suçluları aklama mekanizması olarak kullanmıyoruz.

yukarıda da bahsedildiği gibi, evrimsel açıdan bakıldığında bile hayatta kalmaya ve nesli devam ettirmeye faydası olmayan tür davranışları en hafif tabiriyle "anlamsız"* olarak nitelenebilir. bu durumda benimsenen, iki kişinin rızasının olması ve üçüncü kişilere zarar gelmemesi gibi argümanları da pek destekli bulmuyorum şahsen. acı çekmekten zevk alan bir mazoşist ve sadist arasindaki ilişkiyi de makul bulalım o zaman. ya da doğada türler arası ilişki var diye zoofiliyi de savunalım.

tüm tanımları okurken şunu anladım şahsım adına. ahlaki olarak eşcinselliğin uygun olup olmadığını bilim yoluyla ispatlayamazsınız. bilimin bulgularını kullanarak savınıza destek bulursunuz sadece. ama zaten bir müslüman olarak ben eşcinselliğin haram ve kabul edilemez olduğunu biliyorum. kaynak olarak da Allah'tan gelen vahyi gösteriyorum. bilim bunu bir delil olarak kabul etmeyebilir, ama eşcinselliğin ahlaki olduğunu hiçbir zaman ispatlayamayacağı için sorun yok sanırım.
devamını gör...

dünya sözlük kelimelik ekibi

bir dünya sözlük yazarıyla yaran bir mesajlaşma yaşamama sebep olan ekip. listede oyun isteği gönderdiğim yazarlardan birine durumu bildiren bir mesaj göndermeyi unutmuşum. yazar da haklı olarak merak edip hangi yazar olduğumu sordu. yaran diyaloğumuz aşağıdaki gibi seyretti. merhabalaşma faslından sonra...

-dünya sözlükten istek yolladım size.

+biliyorum onu tahmin ettim, ama hangi yazarsınız acaba?

-ne desem ki şimdi.

+direkt nick'inizi söyleseniz mesela.

-nickim ne desem ki şimdi. hahaha o kadar mı bilinmeyen bir yazarım.

+hayır biliniyorsundur da, bu nick'le çıkaramadım... *

-doğrudur çok aktif değilim sözlükte...

+yoksa şu glfahfdkanafdodl nick'li yazar mısın?

- :) :) :) :) hayır, nick'im ne desem ki şimdi...

+ :d :d :d tamam şimdi anladım...


hayır yani boşuna mahlassızım demiyorum, hiç nick gibi duruyor mu gerçekten...
devamını gör...

çocukluğun geçtiği sokaklarda yıllar sonra yürümek

kaldırım taşlarını, dükkan levhalarını, binaların duvarlarını izlerken, acaba küçücükken yürüdüğüm, baktığım ve dokunduğum yerler mi buralar? şeklinde düşünüp coşkulanmanıza sebep olan eylemdir* ekmek almaya giderken düşürüp kaybettiğiniz parayı, saklambaç oynarken köşedeki yaşlı ağacın arkasına saklanan arkadaşınızı arar gözleriniz. eskilerden birinin gelip omzunuza dokunacağı hissiyle uyanık ve ürkek atarsınız adımlarınızı... bazen dersiniz ki keşke geri dönebilsem o yaşarken kıymetini bilemediğim tatlı zamanlara... sonra yaşadığınız şu anı özletecek kadar kötü şeyler yaşamamak için dua edersiniz. sahi büyüdükçe daha kötü şeyler yaşadığımız için mi yoksa içimiz kötüleştiği için mi özleriz eski zamanlarımızı bilmem...
devamını gör...

camide kız erkek karışık sohbet etmek

bence tartışılması gereken konu kadın-erkek karşılıklı sohbet etmenin caiz olup olmadığı. dışarıda istedikleri gibi konuşsunlar camiye gelince yüzlerini görmesinler. bence mantıklı değil. hz. ömer'e mehir kararıyla ilgili karşı çıkan kadın da camideydi, demek ki sohbete rahatlıkla katılabileceği bir yerde duruyordu. ama bu yan yana namaz kılmalarına bir gerekçe teşkil eder mi emin değilim.

cami sosyal hayatın bir yansıması olmalı bana göre. aslolan günlük hayatta edep ve hayanı ne kadar muhafaza edebildiğin. sen kendini muhafaza etme derdindeysen her yerde muhafaza edersin. "camide yapmayın bari" anlayışı bana göre olayın özünü kaçırıyor maalesef.
devamını gör...

başkasının makosenlerini giyememek

(bkz: empati kuramamak)

kızılderililer'in çok anlamlı bir sözü vardır: birini yargılamadan önce onun makosenlerini giymeyi dene. insanları yargılamadan önce onların içinde bulundukları durumu ve yaşam koşullarını göz önüne almalıyız. sırça köşkümüzde yaşarken, belirli bir şekilde davranan kişilerle ilgili, buna sebep olabilecek faktörler üzerinde kafa yormadan ahkam kesmemeliyiz. gibi gibi.

he yapamıyor muyuz bunu? tebrikler. dünya üzerinde yaşayan nüfusun büyük çoğunluğu gibi başkasının makosenlerini giyemiyoruz demek bu. biraz da kibirle ilgili olabilir mi bu durum acaba? başkasının makosenlerini giymeye tenezzül etmeyen, başkasının penceresinden bakmak için de çabalamaz dünyaya mesela.
devamını gör...

masayı toparlarken garsona yardımcı olmak

bu çabanız yüzünden size atarlanan bir garsonla karşılaşırsanız, hayatınızın şokunu yaşayabilirsiniz. neymiş, görgü kuralıymış... elin yabancı garsonu bize kural öğretiyor. o tabakları üst üste dizip, kaşık-çatal ve kullanılmış peçeteleri en üstteki tabağın içinde toplamazsa ölecek hastalığına yakalanan anneannelerin torunlarıyız biz. hehey.
devamını gör...

anne aforizmaları

odamı, son dönemlerde hunharca saldırıya geçen ödev ve projeler yüzünden birazcık dağınık bırakmam üzerine, sevgili annem şöyle der:

-etrafın düzenli olursa sen de mutlu olursun. tüm bu karışıklık kötü etkiliyor ruh halini. bir temizle odanı bak nasıl moralin yerine geliyor.

ben de, neden sonuç ilişkisini bu şekilde kontrollü deney yapmadan kurmanın mümkün olmadığını anlatmaya çalışırım kendisine. belki de zaten kötü olan ruh halim yüzünden bir şey yapmak istemiyor, temizleyemiyorumdur odamı... bu mantıklı akıl yürütüşümü, acıyan gözlerle dinleyip şöyle der:

-civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş

bu sefer de ad hominem yapıyordur halbuki... niye benim argümanım üzerinden cevap vermez ki, hayret bir şey...
devamını gör...

self regulation

öğretmenler olarak öğrencilere kazandırmayı amaçladığımız yeteneklerden birisi. öz düzenleme de diyebiliriz bir anlamda... kişinin davranışlarını, düşüncelerini ve duygularını içinde bulunduğu durumun gerektirdiği şekilde kontrol etmesi... örneğin ertesi gün sınavı olacak bir öğrencinin kaygılarını ve can sıkıntısını yenerek ders çalışmaya başlaması bu yeteneğe sahip olduğunu gösterebilir*
devamını gör...

berrak tüzünataç'ı kıskanan ergen kız

olayın neden bu kadar mantıksız göründüğünü aydınlığa kavuşturan kız. epey saçmaydı çünkü bir bursiyerin herşey normal seyrindeyken kendisine burs veren kişiyi engellemesi. bir kez daha öngörülerime güvenip, çocuğa yapılan linç furyasına katılmadığım için gurur duydum kendimle. ama kimsenin aklına gelmez hakikaten, olayın açıklaması olaydan daha saçma çünkü. ama maalesef bizim ülkemizde gerçek olma ihtimali epey yüksek. o zaman şunu anladık mı gençler, bize gelen bir haberi akıl, mantık ve vicdan süzgecinden geçirmeden değerlendirmiyoruz ve gaza gelmiyoruz*.
devamını gör...

4 ağustos 2018 istanbul hanımlar zirvesi

tamı tamına 13 kişiyle gerçekleştirdiğimiz sohbet ve muhabbet dolu bir zirveydi.

hiç aklımda yokken, samimi görüşme teklifiyle zirvenin temellerini atan ve girdiğimiz mekanlarda upuzun masalar kurulmasına vesile olan aydınlıkızı'na ve biricik arkadaşlarına,

yemek için cömertçe sponsor olup bizi mahçup eden füru'ya,

eğlenceli bir yöntemle, sezai karakoç, ismet özel ve turgut uyar'dan her bir yazara şiirler okuyan ve özlü sözler iliştirilmiş tatlı hediyeleriyle bizi mutlu eden, iki güzel yavrunun annesi buzdolabının üstündeki kapsül'e,

radyo ve televizyonculuk okurken yaşadığı staj hatıralarıyla bizi şaşırtan ve gülümseten la claquette'ye ve arkadaşlarına *

taa nerelerden kalkıp gelen, tatlı yazarımız ekmek kuruntusu'na,

bizi kırmayıp randevusu biter bitmez aramıza katılan, kore maceralarını çok merak ettiğim ve bir daha ki sefere ayrıntılarıyla dinlemek istediğim kim zeycak joong'a,

çokkk teşekkürler.

edebiyat, akademi, eğitim, sanat ve yemek konuşulan, ama her şeyden önce samimiyet dolu harika bir dost meclisiydi. ekonomi de konuşup ülkeyi tam kurtaracaktık ki, buzdolabının üstündeki kapsül'ün okuduğu şiirlerle mest olmaya karar verdik.

not: zirve mekanımız için rezervasyon yaptıran, ama son anda çıkan bir aksilik yüzünden aramızda olamayan nesir macunu ve nicki mouse ile de tanışacağımızı umduğum, tarihini hemen hemen netleştirdiğimiz bir sonraki zirveyi iple çekiyorum. bugünkü gibi, sanal dostluklardan gerçek dostluklar kurulmasına vesile olacak daha nice zirvelere...
devamını gör...

nurullah denizer

alanındaki başarılarıyla göz dolduran yazar. rabbim yolunu açık etsin, çalışma azmini ve hevesini hiç söndürmesin. ülkemizin çalışkan ve fikir üreten insanlara o kadar ihtiyacı var ki.

biraz da bencilce bir dilek iliştireyim mi şuraya? Allah'ım nolur bir gün benim de akademik başarılarımı anlatan böyle bir başlık açılsın sözlükte*.
devamını gör...

4 ağustos 2018 istanbul hanımlar zirvesi

4 ağustos cumartesi günü düzenlenecek olan mini zirve. teşrif etmek isteyen hanım yazarlarımız, detaylar için mesaj yoluyla iletişime geçebilirler. dileyen yazarlarımız sözlük yazarı olmayan arkadaşlarıyla da katılabilirler.

an itibariyle katılımcı listesi:

ne desem ki şimdi
aydınlıkızı
füru
ekmek kuruntusu
nesir macunu
la claquette
nicki mouse
buzdolabının üstündeki kapsül
kim zeycak joong
a.o
devamını gör...

müslüman olarak doğdum laik ve bağımsız bir kadınım

soruyu soran kişi türk değil öncelikle, bir yabancı. ve diyalog tamamen ingilizce gerçekleşiyor. bir yabancıya bu soruyu sordurabilecek ne olabilir diye düşünüyorum... aklıma 'laf çarpmak' gibi bir amacı olduğu gelmiyor açıkçası.

muhtemelen türk olduğu için müslüman olduğunu düşündü fakat kıyafeti dolayısıyla şüpheye kapıldı. yabancılar böyle biraz, net ve dolaşıksız ifade ediyorlar düşüncelerini. öyle ya, müslümansan dininin gerektirdiklerini yerine getirirsin. getiremiyorsan bundan duyduğun pişmanlığı ya da hicabı dillendirirsin. olay dümdüz bakınca böyle değil mi hakikaten?

müslüman olduğunu iddia edip dinin emirlerini yerine getirmemek değil mesele. müslüman olduğunu söyleyip, laikliği, bağımsızlığı ya da özgürlüğü hatalara kılıf olarak kullanmak en büyük sorun. insanın tüylerini diken diken eden bir örnek bence bu. dini vecibeleri yerine getirmemeye bahane olarak hangi ulvi gerekçeyi gösterebilirsin? Allah'ın emirlerinden tek bir tanesini bile reddetmek kişiyi şirke götürmez mi?

bence aka ak, siyaha siyah demek lazım. cahillik, dinini bilmemek inkarın mazareti olamaz. göz göre göre değerleri reddeden, ama müslüman olmadığını söylemeye de yüreği yetmeyen kişiler için duyar kasılmasını inanılmaz gereksiz buluyorum. herşeyin en doğrusunu Allah bilir.
devamını gör...

aşık olunmaması gereken erkek modeli

zeki olmayan erkek modeli. aşk dediğimiz şeyi de sadece zeki insanların doğru düzgün yaşayabileceğine inanıyorum. öbürlerininki aynı şuna benziyor: karşılaşılan ışıltılı bir kelebeğin peşinde pervane olunan, ama radarların daha gösterişlileri için sürekli açık tutulduğu bir zaman geçirme hali. aşkı nasıl tanımladığınıza göre değişiyor bu model sanırım.
devamını gör...

üniversite hocasının derste sessiz olan öğrenciyi aktifleştirmeye çalışması

bunca yıllık üniversite, master ve doktora hayatımda ilk defa bugün şahit olduğum olay. dersi aldığımız hoca amerika'da bir akademisyen ve yaz okulu için türkiye'de bizim okulda ders veriyor. daha ilk günden hepimizin ismini öğrendi. ders soru-cevap ve grup çalışması formatında ilerliyor ama o 3 saatin nasıl geçtiğini anlamıyoruz. okuduğumuz her makaleyi derinlemesine inceliyoruz ve bir sürü şey öğreniyoruz.

dikkatimi çeken önemli bir husus ise, hocanın derste sessiz duran öğrencilere ara ara bugün hiç sesini duymadım demesi ve muhakkak herkesin konuşmasını istemesi. hoca o kadar sıcak ve oluşturduğu öğrenme ortamı o kadar tehlikesiz ve samimi ki, bunca yılın kronik suskunu şahsım bülbül gibi şakıyor derste resmen.

lakin bu sıcak sınıf ortamına rağmen sessiz olan ve hiç konuşmayan kişiler de var. hoca onlara ara ara isimleriyle küçük sorular yöneltiyor ya da baskı oluşturmamaya çalışarak fikirlerini duymak istediğini söylüyor. tüm bunlar benim için yeterince sıradışı ve üst düzeyken bugün şahit olduğum olay, adeta başka bir ülkedeymişim gibi hissettirdi. hoca bugün oldukça sessiz duran bir öğrenciye ders dağılırken, vaktin varsa birazcık görüşebilir miyiz diye seslendi. o an gözlerim yaşardı, düşmemek için hemen yanımdaki sandalyeye tutundum ve olayın şokunu atlatmaya çalıştım.

bir üniversite hocası derste suskun duran öğrencisiyle bu durum üzerine konuşmak istedi resmen. öğretme anlayışına, dikkate, samimiyete ve profesyonelliğe bakar mısınız? Allah'ım nolur ileride ben de böyle bir akademisyen olayım nolur.
devamını gör...

üniversite sınavında hocam diyen çocuğun sınavını iptal eden gözetmen

geçtiğimiz pazar kardeşimle aynı sınıfta üniversite sınavına giren çocuğun sınavını iptal eden gözetmen. çocuk belli ki bir şey sormak için hocam der demez, gözetmen hiçbir uyarı yapmadan gözetmenle konuşmak yasak deyip çocuğun sınavını iptal etmiş.

çocuk hüngür hüngür ağlamaya başlamış ve işin en kan donduran tarafı da çıkmasına izin vermemişler. kardeşim moral bozukluğuyla uzun bir süre kendisine gelemediğini ve o çocuğun hıçkırıkları eşliğinde soruları yapmaya çalıştığını söyledi. bir de üstüne optik kağıdına su dökmüş ama korkudan söyleyememiş bile gözetmene.

bu nasıl bir vicdansızlıktır? zaten o çocuklar stres içinde, hayatlarının en önemli sınavına girmenin gerginliğini yaşıyorlar. birazcık hoşgörü, anlayış çok mu zor? umarım atladığı ufacık bir detay hayatıyla ilgili büyük bedeller ödemesine neden olur da, bugünü dönüp bir hatırlar o gözetmen.

edit: merak ettiğim husus gözetmenin yasal olarak böyle bir hakkı olup olmadığı. gözetmenle konuşmak yasaktır ibaresinin geçmesi sınavı iptal etme hakkı verir mi gözetmene? bunun için en azından bir uyarı yapması gerekmez mi?
devamını gör...

motive etmek

işe yarayacağı tek durum, motive edilen kişinin gerekli yeteneklere sahip olduğu, ama çeşitli sebeplerle bu yetenekleri sergilemeye çekindiği durumlardır. örneğin başarılı bir öğrencinin sınav öncesinde heyecanlanıp yapamayacağını düşünmesi, ama çeşitli motive edici sözlerle bu psikolojiden kurtulması gibi.
devamını gör...

ülkeyi arabistan'a çevirmek

(bkz: beğenmeyen yallah amerika'ya)**

maalesef eline fırsat geçtiği ilk anda dinini yaşamaya çalışan insanların boğazına çöreklenecek epey insan var ülkede. nasıl bir nefret, nasıl bir tahammülsüzlük... hep şöyle dua ediyorum: Allah fırsat vermesin...

geçen gün bir komşumuzun başına gelen hadiseyle bu durumun bir kez daha farkına varmış oldum şahsım adına. market kasasında sıra bekleyen çarşaflı bir kadın, kendisine dik dik bakan bir adama, yanlış yerde mi duruyorum acaba düşüncesiyle neden baktığını sorar. herif pişkince "nerene bakayım ki, bakılacak bir yerin mi var?" der. komşumuz bunu anlattığında sinirden saçımı başımı yolacaktım. cevap vermedin mi, haddini bildirmedin mi diye sorduğumda ne söyledi biliyor musunuz? korktuğunu. ulan nasıl bir kabustu ki, 15 yıldır kurtulamadı insanlar bu aşağılık psikolojisinden... öyle bir ezilmişlik, sindirilmişlik... tüm güçleriyle, medyayla, okulla yaptılar bunu... çocukları çarşaflı annelerinden utandırdılar. ince bir dalgalanmayla bu kadarını yapmaya başlayan, olur da bu zihniyet başa gelirse neler yapmaz? bunlar kendileri gibi olmayanların başını ezerek nefes alıyorlar. ironik olansa tam da bununla karşı tarafı suçlamaları. ne diyoruz, Allah fırsat vermesin. bu milletin başını, laik kemalist teyzelerin ahkamları karşısında eğdirmesin.
devamını gör...

misafirliğe çıplak ayakla gitmek

küçücük bir ilkokul öğrencisiyken çorap giymekten nefret ederdim. bir gün okula spor ayakkabılarımın içine çorap giymeden gittim. dışarıdan bakıldığında anlaşılması imkansızdı. öğretmenim sıraların arasında dolaşırken eğildi, eliyle ayakkabımın kenarını kontrol etti ve hayretten kocaman olmuş gözlerle "çorap yok mu ayağında? niye çorap giymiyorsun?" diye sordu. yaşadığım şok ve öğretmenimin bu ürkütücü dikkati yüzünden ayağıma lehimlenmiş çoraplarla yaşadım sonraki hayatımı. bu sebeple şahsım için söz konusu olamayacak eylemdir.
devamını gör...

laik atak geçiren kemalist kadın

teyze son 10 seneyi resetlemiş sanıyorum. nasıl bir dinazor kafasıdır bu ya. sana mı soracak nasıl giyeceğini. o kanunu yazanlar kime sormuşlar da koymuşlar, halkın uymasını bekliyorlar. bir avuç, gücü elinde bulunduran azınlık istediğini yazmış koymuş, sonra da "soç oşloyorsonoz." en büyük insanlık suçu işlendi asıl 90 sene önce kimse hesap soramıyor.

ulan bir de biz bu adamlara niye oy veriyoruz, ne işi var o maddenin hala orda ya. okuduğu madde de din adamlarıyla ilgili sanırım, halkı bağlamıyor aslında. boşa parçaladı kendini iyi mi.

not: nasıl sinirlendiysem, hiç tarzım olmayan bir şekilde yazmışım. ulan falan. ama hak etmemiş mi.*
devamını gör...

sözlük yazarlarının koleksiyonları

kinder sürprizden çıkan oyuncakların koleksiyonunu yapıyorum. 100'e yakın parça var. benim de servetimi akıttığım ve kurtulamadığım bir bağımlılığım var artık *.

edit: dayanamadım, akşam akşam çıkartıp resmini çektim... resmen terapi şunlarla uğraşmak...

devamını gör...

haftada 2 gün dersi olan öğrenci

yüksek lisans ya da doktora yapıyordur. ama lisansa göre çok daha fazla ders çalışmak durumunda olduğu için, okula az gidiyor olmanın zevkini yaşayamaz. hayat kendisi için okuma yapmak, orijinal araştırma konuları bulmak, ödev hazırlamak üçgeninde geçer.

sınav olmuyorsunuz, haftada iki gün okula gidiyorsunuz, ne güzel geliyor kulağa dimi. öyle değil işte. üniversiteye hazırlanırken bile bu kadar çalıştığımı hatırlamıyorum. bir de üstüne işi olanlar var, onlar dönem sonunu serumla falan getirebiliyorlar anca.
devamını gör...

makyaj yapmamak

bundan çok değil 5 yıl kadar önce sosyal medyada resimlerini paylaşan tesettürlülere "dudağınızda ruj mu var?", "gözünüze kalem çekip dışarı çıkmışsınız, bu tesettüre uygun mu?" tarzında yorumlar yapılırdı. şimdiyse makyaj yapmak o kadar kanıksanmış ki, yapmayana anormal gözüyle bakıyorlar. biri makyajsız fotoğrafını paylaşsa "yüzünüz çok donuk, bir iki şey sürseydiniz!!!" diyecekler neredeyse. her neyse ne yapıyoruz herkes yapıyor diye caiz olmayan bir eylemi normalleştirmiyoruz gözümüzde. inanan bir kadın dışarı çıkarken makyaj yapmaması gerektiğini bilir, yapmaz ve dahi yapanları uyarır *
devamını gör...

saç dökülmesi

sac dökülmesini engelleyen bir tarif: 4 su bardağı kaynamış suya 1 yemek kaşığı lavanta tohumu * eklenir ve ılımaya bırakılır. banyodan sonra temiz saçlar bu lavantalı suyla durulanır. en az yarım saat bekletip tekrar su ile durulayabilirsiniz *
devamını gör...

bayramlarda kadının kocasının elini öpmesi

bizim evde, ardından kocanın eşinin elini öpmesiyle devam eder. çok seviyorum annemle babamı ben, sonra bir gülüşüyoruz, hoş saadet dolu dakikalar yaşıyoruz hep beraber. tabi esprili bir biçimde gelişiyor her şey ama annemi de bizim gibi sıraya girip babamın elini öperken hayal edemem kimse kusura bakmasın. en güzeli işte böyle, birbirlerinin elini öpsünler.
devamını gör...

watsons vs gratis

iki ünlü kişisel bakım mağazasının karşılaştırması.

gratis biraz daha şaşalıdır. mor bir ambiyansı, parlak mağaza ışıkları vardır... watsons biraz daha minimaldir bu anlamda... watsons kişisel bakım ürünlerinde bir tık daha iddialıyken, gratis makyaj ürünlerinde daha geniş bir yelpazeye sahip gözlemlediğim kadarıyla. ama her ikisi de, bu karşılaştırmaya dahil edilemeyecek rossmann'ın yerini tutamaz.
devamını gör...

malatyalı abdo

#6181293

"zaten nerede tutukluluk yapacağı belli olmayan bir ketumluğunuz vardır."

edebi yönü güçlü, samimi yazar. yakarıdaki cümleyi okurken gözlerim ışıldadı resmen. kalemine sağlık. aynı üniversitenin sıralarından geçmişiz üstelik*.
devamını gör...

ak parti seçmeninin kriz hakkındaki düşünceleri

yaşanılan kriz gerçekten kötü ülke için. bunun sebepleri üzerine ortaya atılan bir sürü sav var. nitelikli insan yetiştirmemek ve işi ehline vermemek bunun altında yatan en temel sebep bana göre.

normal bir ülkede işler bu noktaya geldiğinde, vatandaş iktidarda olan partiye gereken cevabı verir ve muhtemelen bir sonraki seçimlerde gün yüzü göstermez. ama işte sorun şu ki biz normal bir ülkede yaşamıyoruz. ülkenin kuruluşundan beri böyle bu. yaşam standartları, ekonomik refah, eğitim kalitesi bu ülke insanının öncelikli seçim kriteri değilse, dönüp de bir geçmişe bakmakta fayda var sanırım.

bir ak parti seçmeni olarak, işleri eline yüzüne bulaştırdığı noktalarda çok kızıyorum hükümete. kapıldıkları rehavetten de bir an önce kurtulsunlar istiyorum. ama mesela yine seçim olsa yine ak parti'ye oy veririm. çünkü geçmişin tecrübelerine dayanarak, sadece savunduğum değerler yüzünden ikinci sınıf vatandaş muamelesi görecek olma ihtimali korkutuyor beni. hükümetin mağdur edebiyatı yapıp hassasiyetlerden nemalanması ile açıklanabilir bu durum. ben, karşı zihniyetin insanların değerlerini hala daha hakir gördüğünü ve geçmişin günahlarından hiçbir pişmanlık duymadığını düşünüyorum alternatif olarak.

dolayısıyla, ekonomik nedenler yüzünden verdiğim oyu sorgulayacak lüksüm yok. gördüğüm kadarıyla, bu sorgulamayı yapacak olsam bile ortada adam akıllı bir alternatif de yok. sandıklarda daha iyi bir yaşam kalitesi yerine, kimlik mücadelelerinin verildiği toplumların kaderi bu sanırım.
devamını gör...

kavga eden anne babanın çocuklarını hakem tayin etmesi

başa gelebilecek en zor durumlardan birisidir. annenizi haklı bulsanız, babanız ihanete uğramış cüneyt arkın bakışları atar. babanıza hak verir gibi olsanız, anneniz emzirdiği sütten başlayıp temizlediği bezlere kadar yaptığı bilumum fedakarlığın şeceresini döker. yapmayın bunu çocuklara işte yapmayın. çocukluğumun en travmatik anıları, beni hakem tayin eden anne ve babamın, duruşma sonrası barışıp şahsıma sevgi ambargosu uyguladığı zamanlar olabilir.
devamını gör...

yüksek maaşlı işi kabul etmemek

hali hazırdaki işverenle arada gönül bağı olduğu için olabilir. çok sevdiğim bir hocamın projesinde çalışacağım için, muhtemelen üç katı para kazanacağım bir iş şansını değerlendirmeye bile almadım. tabi ki hocamın bundan haberi yok, saftirik olmak bunu gerektirir çünkü.
devamını gör...

ibadetlere titizlik göstermek

nefse ağır gelen güzel hasletlerden sadece bir tanesi. nefse ağır gelmeyen güzel haslet mi var, sahi? kalpteki iman duygusunu hep taze tutmanın bir yolu olabilir bu. ibadetlere özen gösterdikçe iman güçlenir, iman güçlendikçe ibadetlerden alınan zevk artar. ne güzel bir döngü bu. kalbimiz bu döngü içerisinde evrilip çevrilsin rabbim ne olur.
devamını gör...

sözlük yazarlarının eften püften başarıları

bir ödev için hazırladığımız makale taslağı özetini amerika'daki bir öğrenci konferansına gönderdik ve karşılığında bizden iki makale özetini değerlendirmemiz istendi. eften püften diyorum çünkü hepi topu mezun* öğrencilerin çalışmalarının özetlerini değerlendireceğim. benim için başarı çünkü baya baya makale özeti değerlendiriyorum. kimim ki ben yahu*. sanki ben olmaz desem kabul etmeyecekler, olur-olmaz denilecek bir iş de değil ya neyse. hoş bizim özetimizi kabul etseler de çok sevinemeyeceğim çünkü paramız yok gidemeyeceğiz*.
devamını gör...

dünya sözlük yazarlarının satın aldığı ilk teyp kaseti

yıllar önce odasında cd çaları ve çeşit çeşit cd'leri olan bir arkadaşıma çok özenirdim. bizim evde bırakın şarkı kasedini, televizyonda şarkı klipleri bile açılmazdı. doğal olarak ben de çok fazla şarkı bilmezdim ve bu durum arkadaşlarımın arasında kendimi bir parça ezik hissetmeme sebep olurdu. artık bir gün nasıl hüzünlendiysem, kaset almak için çok ısrar ettim anneme. başta karşı çıktı ama sonra direnemedi yalvarmalarıma. ben kardeşimle kasetçinin yolunu tuttum ama kasedi seçerken bir pişmanlık oturdu içime, sanki günah işliyormuşum gibi... satıcının hangi kasedi istiyorsun? sorusuna epey bir süre cevap veremedim. niyetim tarkan'ın kasetini almaktı, ama değersiz bir iş yapıyormuş hissinden kurtulamıyordum bir türlü. düşündüm düşündüm, sonra ceylan'ın kasedini seçtim... türkü söylediğini biliyordum ya, günah point'u daha az olur gibi gelmişti. koşa koşa eve gidip annemden takdir bekledim bir de tarkan'ın kasedini almadığım için. olayı anlattığımda gözlerini devirip ne farkı var ki? diye sordu. şarkı dinleme hevesim annemin o bakışlarıyla sonsuza dek öldürülmüş olabilirdi. bir kere bile dinlenilmedi o kaset. ben de yaşadığım anlamsız utancın etkisiyle bir daha hiç kaset almak istemedim.
devamını gör...

benlik bir durum yoksa çıkıyorum

ortamdan ayrılmak isteyen, ama zamanlamasının uygun olup olmadığı konusunda şüpheleri olan paranoyak, ama aynı zamanda özgüveni yüksek bireylerin kullandığı soru kalıbıdır. özgüveni düşük olanlar bu soruyu soramadıkları gibi ortamı da terk edemezler. bırakıldıkları yerde, türlü kararsızlıklar eşliğinde ölümlerinin gelmesini beklerler.
devamını gör...

lethe

#6362874

tanımıyla düşüncelerimize tercüman olmuş yazar. mü'min lafzını bir sıfat olarak taşımakla, içini doldurarak yaşamak arasındaki ince çizgiyi harika bir şekilde resmetmiş milliyet özelinde. tebrikler.
devamını gör...

uçlu kalemlerin gereğinden fazla pahalı olması

bugün, 30 lira verdiğim faber castell üçgen uçlu kalemimin kapağını kaybetmem sonucu az daha kalp krizi geçirmeme sebep olan gerçeklik. derste bir saat boyunca artık bir çöp sayılabilecek kalemimin yasını tuttum. göz pınarlarımdan yuvarlanmaya çalışan yaşlara zor engel oldum. yeni bir kalem alsam, param yetmezdi ki... çakmalarından alıp uç kısmını kaybettiğim yere taksam eskisi gibi olur mu ki? çok canım acıyor, bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum*
devamını gör...

oksijen israfı

hoşlanılmayan kişilerin aldığı nefesi, mundar olarak niteleme sonucunda ortaya çıkan hakaretamiz ifade. sen boşa yaşıyorsun bu dünyada, yapacağın en hayırlı iş ölmek gibi bir alt metni de vardır. vuhuu tüylerim diken diken oldu, birinin yaşadığı hayatı boş görmek kimin haddine olabilir ki? çok komiğiz insanoğlu olarak böyle komple.
devamını gör...

çin seddi nerededir sorusuna iki joker harcayan kadın

yarışmacının, isminde çin geçen her yer çin'de olmak zorunda değil akıl yürütüşü epey mantıklı aslında. örneğin trabzon'da maraş caddesi var ve kahramanmaraş'ta da trabzon caddesi var. dolayısıyla aaa isminde bile çin geçiyor, insan nasıl anlamaz bakış açısını çok sığ buluyorum. fakat bu soruda joker kullanmak, türk'lerin yapılmasına vesile olduğu çin seddi'yle ilgili hiçbir fikre sahip olmamak demek. benim dikkatimi çeken en önemli nokta bu.
devamını gör...