ne desem ki şimdi

ne desem ki şimdi
(Moderatör)

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 5724.77
  • Kayıt: 2011-08-06 19:49:00
  • En son giriş: 2018-08-18 10:14:19
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 7
  • Aktif Tanım: 2324
  • Açılan Başlık: 85
  • Artı Oy: 9884
  • Eksi Oy: 1639
  • Alınan Artı Oy: 5741
  • Alınan Eksi Oy: 345
  • Alınan Favori: 209

ne desem ki şimdi - son oylananan tanımları

annenmaykantereit

bu grubun netliğini çok seviyorum. kullanılan cümleler yapı olarak resmen ilkokul seviyesi.. almanca konusunda özgüvenimi yeniden yerine getirdikleri için kendilerine teşekkürü bir borç bilirim. ama anlam olarak da öylesine derin, insana durup durup uzakları süzdürecek kadar hem de...*
devamını gör...

tezi ertelemek

yüksek lisans ya da doktora yaparken yazmakla yükümlü olduğunuz tezi ertelemek, süründürmek, bir gün yazarıaam yeaaa'lara kurban vermek.

efendim bu olay özellikle tez dönemi için herhangi bir süre kısıtlamasının olmadığı yıllarda çok görülüyordu. çalışılıyorsa yoğunluk, çalışılmıyorsa veri toplama sürecinin zorluğu bahane edilerek, süreç erteleniyor da erteleniyordu. fakat ertelemek, teze olan bilişsel ve duygusal yakınlığı azaltıyor, yazma süreci bir türlü başlamıyor, doğal olarak da motivasyon düşüyordu. bu bir kısır döngü şeklinde ilerlerken yıllar geçiyor ve hayat telaşesine dalınıp asla gerçekleşmeyecek bir gün muhakkak yazacağım idealleriyle kişi sadece kendini avutuyordu.

naçizane tavsiyem, tez süreci başlar başlamaz sıkı bir program oluşturmak. öbür türlüsü kartopu etkisi yaratıyor. sürekli büyüyerek gelen bir erteleme arzusuyla baş etmek durumunda kalıyorsunuz.

tez yazma sürecine tekrar süre kısıtlaması getirilmesi ise verilebilecek en doğru kararlardan biriydi bana göre. önceden mail kutuma hiç ileti düşmezken şimdi her gün ikişer üçer tane tez savunma mailleri geliyor enstitüden. millet olarak karakteristik özelliğimiz sanırım, son teslim tarihi yaklaşmadan çalışmaya başlayamıyoruz*.
devamını gör...

güzel söz söylenince sevinmeyen insan

bazen övülmek kişide hakarete uğramış hissi yaratabiliyor. hakikaten var böyle bir şey... altında yatan psikolojik sebepleri bilemeyeceğim ama mesela yaptığım güzel bir ödevden dolayı hocam tarafından övülünce çok da mutlu olmuyorum. zaten ödevlerimi çok özenerek yapan birisiyim. tek bir ödevle ilgili sanki ilk kez böyle bir ödev yapmışçasına övülmek, o zamana kadarki emeklerimi hiç ediyormuş gibi geliyor. sanki uzayı yeni keşfediyormuş gibi övmemek lazım belki de.
devamını gör...

eğitim vs öğretim

sıklıkla karıştırılan iki kavramın karşılaştırılması.

eğitim, doğumla birlikte başlayan ve yaşam boyu öğrenmeyi kapsayan uzun bir süreçtir. öğretim ise, planlı ve programlı bir şekilde -genellikle eğitim kurumlarında gerçekleşen- bilgi kazandırma süreçleridir.

genellikle yol yordam bilen, akıl ve izan sahibi kişilere, gördükleri öğretimden bağımsız olarak eğitimli sıfatı verilir. eğilmiş, bükülmüş, içgüdüsel yönleri törpülenmiş anlamında kullanılır daha çok bu kelime*.
devamını gör...

başkasının makosenlerini giyememek

(bkz: empati kuramamak)

kızılderililer'in çok anlamlı bir sözü vardır: birini yargılamadan önce onun makosenlerini giymeyi dene. insanları yargılamadan önce onların içinde bulundukları durumu ve yaşam koşullarını göz önüne almalıyız. sırça köşkümüzde yaşarken, belirli bir şekilde davranan kişilerle ilgili, buna sebep olabilecek faktörler üzerinde kafa yormadan ahkam kesmemeliyiz. gibi gibi.

he yapamıyor muyuz bunu? tebrikler. dünya üzerinde yaşayan nüfusun büyük çoğunluğu gibi başkasının makosenlerini giyemiyoruz demek bu. biraz da kibirle ilgili olabilir mi bu durum acaba? başkasının makosenlerini giymeye tenezzül etmeyen, başkasının penceresinden bakmak için de çabalamaz dünyaya mesela.
devamını gör...

mike pence

rahip brunson masum bir adam derkenki kastığı rol ve samimiyetsizlik insanın midesini bulandırıyor. aptal amerikan filmi seyircilerini kandırabilir anca bu performansıyla. ilk tanımdaki videoyu seyredin ve insanlar gözlerinin içine baka baka nasıl kandırılır, manipüle edilir ve aptal yerine konulur görün. saçımı başımı yolmamak için zor tuttum kendimi. o kibrinizde boğulun inşallah.
devamını gör...

detaya takılıp asıl meseleyi kaçırmak

farklı bir bakış açısıyla bakıldığında, belki de doların yükselmesine odaklanmak detaylara takılmaktır. türkiye 2017 yılında avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisiyken, ne olmuş olabilir de, para birimi bu kadar değer kaybetmeye başlar? türk yönetiminin hataları mı yoksa spekülasyon ve manipülasyonun gücünü sonuna dek kullanan dış mihraklar'ın bir oyunu mu? almir colan'a göre asıl mesele bu ve cevap ikinci şık.
devamını gör...

panik satışı

genellikle stabil olmayan ekonomilere sahip, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan kişilerde gözlenen durumdur. piyasaların değer kaybetmesi sonucu, paniğe kapılarak elindeki malı zarar ederek satmak olarak tanımlanabilir.

almir colan'ın da dediği gibi, gelişmekte olan ülkelerde, uzun vadede ekonominin büyümesi için piyasalar ara ara döngüsel bir şekilde değer kaybeder. mühim olan sabretmek ve bu düşüşü telafi edecek uzun vadeli ekonomik büyümenin gerçekleşmesini beklemektir. hem ülkenin hem de vatandaşın kazanabilmesinin yolu öngörülü olmak, sabretmek ve manipülasyonlara aldanmamaktır. ne güzel demiş atalarımız, sabrın sonu selamettir diye.
devamını gör...

watsons vs gratis

iki ünlü kişisel bakım mağazasının karşılaştırması.

gratis biraz daha şaşalıdır. mor bir ambiyansı, parlak mağaza ışıkları vardır... watsons biraz daha minimaldir bu anlamda... watsons kişisel bakım ürünlerinde bir tık daha iddialıyken, gratis makyaj ürünlerinde daha geniş bir yelpazeye sahip gözlemlediğim kadarıyla. ama her ikisi de, bu karşılaştırmaya dahil edilemeyecek rossmann'ın yerini tutamaz.
devamını gör...

gay olma nedenleri

kendi cinsine ilgi duyan insanların beyinsel işleyişlerinin farklı olması, eşcinselliğin kabul edilebilir olduğunu göstermez. aynı şekilde ağır suç işlemiş pek çok suçlunun da beyinsel yapılarının farklı olduğu ispatlandı tarihte. fakat bunu suçluları aklama mekanizması olarak kullanmıyoruz.

yukarıda da bahsedildiği gibi, evrimsel açıdan bakıldığında bile hayatta kalmaya ve nesli devam ettirmeye faydası olmayan tür davranışları en hafif tabiriyle "anlamsız"* olarak nitelenebilir. bu durumda benimsenen, iki kişinin rızasının olması ve üçüncü kişilere zarar gelmemesi gibi argümanları da pek destekli bulmuyorum şahsen. acı çekmekten zevk alan bir mazoşist ve sadist arasindaki ilişkiyi de makul bulalım o zaman. ya da doğada türler arası ilişki var diye zoofiliyi de savunalım.

tüm tanımları okurken şunu anladım şahsım adına. ahlaki olarak eşcinselliğin uygun olup olmadığını bilim yoluyla ispatlayamazsınız. bilimin bulgularını kullanarak savınıza destek bulursunuz sadece. ama zaten bir müslüman olarak ben eşcinselliğin haram ve kabul edilemez olduğunu biliyorum. kaynak olarak da Allah'tan gelen vahyi gösteriyorum. bilim bunu bir delil olarak kabul etmeyebilir, ama eşcinselliğin ahlaki olduğunu hiçbir zaman ispatlayamayacağı için sorun yok sanırım.
devamını gör...

kibritçi kız

çok küçük yaştaki çocukların okumaması gereken hikayedir. travmatik bir sona sahip olan bu hikayeyi okuduğumda günlerce etkisinden çıkamamıştım küçükken. "gerçekten ölmemiştir dimi, ölmemiştir" diye umutsuzca düşündüğümü hatırlıyorum. dizi ya da filmlerde öyle olur ya, gerçekten öldüğünü sanarsın karakterlerin küçük yaşlarda üzülürsün falan .*
devamını gör...

malatyalı abdo

#6181293

"zaten nerede tutukluluk yapacağı belli olmayan bir ketumluğunuz vardır."

edebi yönü güçlü, samimi yazar. yakarıdaki cümleyi okurken gözlerim ışıldadı resmen. kalemine sağlık. aynı üniversitenin sıralarından geçmişiz üstelik*.
devamını gör...

yaşıyla küs olmak

içinde bulunduğu yaştan memnun olmama hali. sanırım yapmak isteyip de yapılamayanlar, pişmanlıklar ve yaşanılan senelerin boşa geçtiği hissi sebep oluyor bu duruma. yirmi beşten sonrası hiç güzel değil, sakın gelmeyin sendromu da denilebilir.
devamını gör...

donald trump

şaka gibi birisi. her an beyaz saray'dan güldük, eğlendik bitti. şimdi yeni başkanı seçiyoruz şeklinde bir açıklama gelecekmiş gibi hissediyorum.
devamını gör...

dünyaitiraf.com

bu tanımı yazarken utancımdan tek elimle yüzümü kapatıyorum sözlük*. gündem ve güncel başlıklar arasındaki farkı az önce öğrendim resmen. bir de bilmiş bilmiş niye böyle gereksiz bir kategori eklemişler ki acaba? diye düşünüp duruyordum. çok utanıyorum şu anda.
devamını gör...

ak parti seçmeninin kriz hakkındaki düşünceleri

yaşanılan kriz gerçekten kötü ülke için. bunun sebepleri üzerine ortaya atılan bir sürü sav var. nitelikli insan yetiştirmemek ve işi ehline vermemek bunun altında yatan en temel sebep bana göre.

normal bir ülkede işler bu noktaya geldiğinde, vatandaş iktidarda olan partiye gereken cevabı verir ve muhtemelen bir sonraki seçimlerde gün yüzü göstermez. ama işte sorun şu ki biz normal bir ülkede yaşamıyoruz. ülkenin kuruluşundan beri böyle bu. yaşam standartları, ekonomik refah, eğitim kalitesi bu ülke insanının öncelikli seçim kriteri değilse, dönüp de bir geçmişe bakmakta fayda var sanırım.

bir ak parti seçmeni olarak, işleri eline yüzüne bulaştırdığı noktalarda çok kızıyorum hükümete. kapıldıkları rehavetten de bir an önce kurtulsunlar istiyorum. ama mesela yine seçim olsa yine ak parti'ye oy veririm. çünkü geçmişin tecrübelerine dayanarak, sadece savunduğum değerler yüzünden ikinci sınıf vatandaş muamelesi görecek olma ihtimali korkutuyor beni. hükümetin mağdur edebiyatı yapıp hassasiyetlerden nemalanması ile açıklanabilir bu durum. ben, karşı zihniyetin insanların değerlerini hala daha hakir gördüğünü ve geçmişin günahlarından hiçbir pişmanlık duymadığını düşünüyorum alternatif olarak.

dolayısıyla, ekonomik nedenler yüzünden verdiğim oyu sorgulayacak lüksüm yok. gördüğüm kadarıyla, bu sorgulamayı yapacak olsam bile ortada adam akıllı bir alternatif de yok. sandıklarda daha iyi bir yaşam kalitesi yerine, kimlik mücadelelerinin verildiği toplumların kaderi bu sanırım.
devamını gör...

masayı toparlarken garsona yardımcı olmak

bu çabanız yüzünden size atarlanan bir garsonla karşılaşırsanız, hayatınızın şokunu yaşayabilirsiniz. neymiş, görgü kuralıymış... elin yabancı garsonu bize kural öğretiyor. o tabakları üst üste dizip, kaşık-çatal ve kullanılmış peçeteleri en üstteki tabağın içinde toplamazsa ölecek hastalığına yakalanan anneannelerin torunlarıyız biz. hehey.
devamını gör...

ayakkabı kutusu biriktiren kız

bazı ayakkabı kutularının onlarca liraya satılan karton kutulardan daha güzel olduğunu göz önünde bulundurursak oldukça haklı olan kızdır. ıvır zıvırlarını saklamak için epey tasarruflu bir yol bulmuştur, daha ne olsun.
devamını gör...

resim dersinden aklımızda kalanlar

beden dersiyle birlikte ortalamamı düşüren iki sinir bozucu dersten biri olduğu. hadi çocuklar şimdi 23 nisan'ın önemini anlatan bir resim çiziyoruz'lar havada uçuşurdu... ben de karşılık olarak etrafı seyrederdim... bu kadar ucu açık, ihtiyacım olmasına rağmen yol göstermenin sıfır olduğu başka bir ders almamışımdır heralde.
devamını gör...

mail gönderdiğini zannedip 2 yıl sonra 2884 taslağı olduğunu fark etmek

hocalarıma gönderdiğim önemli mail'lere her cevap gelmediğinde, safça kendimi kandırıp taslaklar kısmını kontrol etmeme sebep olan durum. hep düşüyorum bu tuzağa, kesin ben gönderememişimdir, yoksa kesin cevap yazardı diye düşünerek... Allah için bir kere başıma gelmedi, hep gitti gönderdiğim mail'ler... ya şu şapşikliği yapan insanın mail'leri cevaplanmaz mı, nasıl hocalarsınız siz?
devamını gör...

yüksek maaşlı işi kabul etmemek

hali hazırdaki işverenle arada gönül bağı olduğu için olabilir. çok sevdiğim bir hocamın projesinde çalışacağım için, muhtemelen üç katı para kazanacağım bir iş şansını değerlendirmeye bile almadım. tabi ki hocamın bundan haberi yok, saftirik olmak bunu gerektirir çünkü.
devamını gör...

erkeklerin berberlerini değiştirememeleri

muhtemelen üstün yetenekli berberin, saçınızın uzama miktarından kendisini aldattığınızı anlayacağından korktuğunuz içindir*. yine kestirmişsin saçını başkalarına tripli bakışlarına maruz kalmamak için, her bir er kişi ilk girdiği berberden kefeniyle çıkacağına dair toplumsal bir anlaşma imzalar*.
devamını gör...

kavga eden anne babanın çocuklarını hakem tayin etmesi

başa gelebilecek en zor durumlardan birisidir. annenizi haklı bulsanız, babanız ihanete uğramış cüneyt arkın bakışları atar. babanıza hak verir gibi olsanız, anneniz emzirdiği sütten başlayıp temizlediği bezlere kadar yaptığı bilumum fedakarlığın şeceresini döker. yapmayın bunu çocuklara işte yapmayın. çocukluğumun en travmatik anıları, beni hakem tayin eden anne ve babamın, duruşma sonrası barışıp şahsıma sevgi ambargosu uyguladığı zamanlar olabilir.
devamını gör...

anne aforizmaları

odamı, son dönemlerde hunharca saldırıya geçen ödev ve projeler yüzünden birazcık dağınık bırakmam üzerine, sevgili annem şöyle der:

-etrafın düzenli olursa sen de mutlu olursun. tüm bu karışıklık kötü etkiliyor ruh halini. bir temizle odanı bak nasıl moralin yerine geliyor.

ben de, neden sonuç ilişkisini bu şekilde kontrollü deney yapmadan kurmanın mümkün olmadığını anlatmaya çalışırım kendisine. belki de zaten kötü olan ruh halim yüzünden bir şey yapmak istemiyor, temizleyemiyorumdur odamı... bu mantıklı akıl yürütüşümü, acıyan gözlerle dinleyip şöyle der:

-civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş

bu sefer de ad hominem yapıyordur halbuki... niye benim argümanım üzerinden cevap vermez ki, hayret bir şey...
devamını gör...

ilginç hüzünler

zor açılan bazanın altına koyacağınız eşyaları, her seferinde uğraşmamak için bir yerde biriktirmeniz... eşyaları koyup bazayı kapattıktan sonra koymayı unuttuğunuz başka bir eşya olduğunu fark etmeniz. türlü homurdanmalar eşliğinde bazayı tekrar açıp eşyayı yerleştirmeniz. bir dakika sonra yine koymayı unuttuğunuz başka bir şey olduğunu fark etmeniz... ve bu döngünün sonsuza dek devam etmesi... tüm bunların sebebi hep;

(bkz: kafanın başka yerlerde olması)

bazayı açıp eşyaları rastgele yerleştirmekten bahsetmiyorum sevgili yazarlar... kıyafetlerinizi, çantalarınızı, ıvır zıvırlarınızı hurçlama ve kutulama hastalığına yakalanmış biriyseniz, o kutuları teker teker açıp düzenleri bozulmayacak şekilde yerleştirmenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz. dolayısıyla baya harbici bir hüzün bu şahsımca. bazanın başında ne yapacağıma karar veremeyip dakikalarca uzakları seyrettiğimi bilirim*.
devamını gör...

çocukluğun geçtiği sokaklarda yıllar sonra yürümek

kaldırım taşlarını, dükkan levhalarını, binaların duvarlarını izlerken, acaba küçücükken yürüdüğüm, baktığım ve dokunduğum yerler mi buralar? şeklinde düşünüp coşkulanmanıza sebep olan eylemdir* ekmek almaya giderken düşürüp kaybettiğiniz parayı, saklambaç oynarken köşedeki yaşlı ağacın arkasına saklanan arkadaşınızı arar gözleriniz. eskilerden birinin gelip omzunuza dokunacağı hissiyle uyanık ve ürkek atarsınız adımlarınızı... bazen dersiniz ki keşke geri dönebilsem o yaşarken kıymetini bilemediğim tatlı zamanlara... sonra yaşadığınız şu anı özletecek kadar kötü şeyler yaşamamak için dua edersiniz. sahi büyüdükçe daha kötü şeyler yaşadığımız için mi yoksa içimiz kötüleştiği için mi özleriz eski zamanlarımızı bilmem...
devamını gör...

ibadetlere titizlik göstermek

nefse ağır gelen güzel hasletlerden sadece bir tanesi. nefse ağır gelmeyen güzel haslet mi var, sahi? kalpteki iman duygusunu hep taze tutmanın bir yolu olabilir bu. ibadetlere özen gösterdikçe iman güçlenir, iman güçlendikçe ibadetlerden alınan zevk artar. ne güzel bir döngü bu. kalbimiz bu döngü içerisinde evrilip çevrilsin rabbim ne olur.
devamını gör...

yazarlara göre türkiye'nin en büyük sorunu

şimdi sorun olarak karşımızda duran pek çok problemin sebebinin nitelikli insan yetiştirmemek ve zaten azıcık yetişmiş nitelikli insanı hak ettikleri yere getirmemek olduğunu düşünüyorum. dolayısıyla sorun eğitim ve liyakat. ama işte bu döngü nasıl gerçekleşir, ülkeler iyi bir eğitim sistemine sahip oldukları için mi güçlenirler yoksa zaten güçlü oldukları için mi eğitim sistemlerini güzelleştirirler çok emin değilim.
devamını gör...

diyanet'in 550 milyon tl ek bütçe istemesi

diyanet'e ayrılan bütçe için yapılan eleştirilere, bir din görevlisinin ağzından verilen yanıt:

--- alıntı ---
diyanetin yükü zannedildiğinden çok daha ağır.
çok yakın zamana kadar diyanetin eli kolu bağlıydı.sınırları daraltılmış, konuşmasına müsade edilmiyor bir haldeydi. şimdi elhamdülillah sınırlar genişledi, imkanlar çoğaldı. ama devraldığı enkazı kaldırmak da o kadar kolay değil. nereyi tutsan elinde kalıyor. aileler, çocuklar gençler...
itikat mı, ibadet mi, ahlak mı?
hangisinden başlasam, hangisini düzeltsem diye düşünüyorsun. 7 -24 görev başında dileyene hizmet için diyanet görevlisi.çalışan vatandaşa, okuyan öğrenciye istediği saatte akşam kursları, hafta sonu kursları. hastası olup evden çıkamayan vatandaşa istediği halde hoca tahsis ederek evinde kuran öğrenme hizmeti...
hastanelerde, moral ve motivasyon için din görevlisi hizmeti. huzur evlerinde, cezaevlerinde, çocuk yuvalarında, kadın sığınma evlerinde diyanetin hizmetleri oluşturuldu. şimdiye kadar görevliler bu hizmetleri görevinin dışında Allah rızası için yapıyordu. şimdi devlet bütçe ayırdı. yapılan hizmet değil, verilen ücret konuşuluyor. diğer bütün kurumlarda mesai ücreti var. bir doktor tuttuğu nöbetin ücretini alır . bu konuşulmaz. ama bir imamın gecenin bir vaktinde kapısı çalınır. ölüm döşeğinde bir hastaya yasin okuması için alınıp götürülür. iki üç saati geçer. olsun bu onun görevidir. tabi ki gidecek. bir öğretmen teneffüslerde nöbet tutar. bunun parasını alır. bu konuşulmaz. bir kuran kursu hocası evlere kuran okumaya çağırılır. gider üç dört saati... olsun maaşını alıyor zaten bu da onun görevi denilir. ha diyanette çürük elmalar yok mu? var tabi ki ama genelleme yapılması ve faturanın diyanetin tamamına kesilmesi çok büyük haksızlık diye düşünüyorum


--- alıntı ---
devamını gör...

self regulation

öğretmenler olarak öğrencilere kazandırmayı amaçladığımız yeteneklerden birisi. öz düzenleme de diyebiliriz bir anlamda... kişinin davranışlarını, düşüncelerini ve duygularını içinde bulunduğu durumun gerektirdiği şekilde kontrol etmesi... örneğin ertesi gün sınavı olacak bir öğrencinin kaygılarını ve can sıkıntısını yenerek ders çalışmaya başlaması bu yeteneğe sahip olduğunu gösterebilir*
devamını gör...