endoplasmik bir kulum

endoplasmik bir kulum
[ dünyalı yazar ]

  • Genel Bilgiler
  • Karma Puanı: 64736.7
  • Kayıt: 2011-04-10 15:30:00
  • En son giriş: 2018-08-19 01:31:38
  • Genel İstatistikler
  • Takipçi Sayısı: 49
  • Aktif Tanım: 15616
  • Açılan Başlık: 3915
  • Artı Oy: 55958
  • Eksi Oy: 2830
  • Alınan Artı Oy: 54991
  • Alınan Eksi Oy: 2091
  • Alınan Favori: 1700

endoplasmik bir kulum - en çok favorilenen tanımları

dünya sözlük

yazılımcısı eğer

kız
erkek
ilişki
şal
evlilik
sevgili
kadın


kelimeleriyle tanım açmayı yasaklasa, ayda kaç tanım girilir merak etmeye başladığım sözlük.

cidden bu konulara pek girmeyi sevmeyen , kendi halinde tanımını yazıp yaşayan bir yazar olarak soruyorum bunu.
devamını gör...

toblerone'u yapan ruh hastası gıda mühendisi

tüm insanlıktan tiksiniyorum diyerek olaya el atmış insan evladıdır. toki konutu gibi çikolata dizayn eden firmayı da ayrıca tebrik ediyorum.

arkadaş çikolata yemek, keyif vermesi gereken bir durum. bu alamancı amcalar küçükken getirirlerdi, en çokta bundan. herhalde en ucuzu buydu ya da yenilmiyordu zaten yenilmemek için yapılmış. ağzına kerpeten sokma duygusu veren ben bundan daha başka psikopat bir dizayn görmedim..
devamını gör...

yaprak düştü kaldırıma

bu sabah değişimi hissettim. sizden biraz daha erken uyandım , aslında çoğu zaman uyumuyorum. belki kiramın hakkını vermek hoşuma gidiyor. zaten kıyamet kopasıya kadar bir yerde bekleyeceğiz hareket etmek daha manalı. beynin çalışmayan yerleri , çocuğun inatla yapma dediğin şeyleri yapması kadar sinir bozucu. senden ataletsiz şekilde hayat süren bir zaman , yaşlı bir bunak kadar inat süre ve her defasında çöpten fırlayan o kediler varken güne geç başlamanın bir manası yok.

önceden bayır yukarı yürümeyi severdim ve genelde de cebimde zihin açsın diye ceviz olurdu şimdi ise bayır aşağı yürümeyi ve cebimden camel soft çıkarmayı daha çok seviyorum. galiba yaşlanıyorum, bazen kemiklerim bile sızlıyor ama bazen - bu da yeni yalanım- ya da başıma bir şey gelmeyecekse söylemek istediklerimden. insan kaybedince mi daha rahat oluyor, yoksa çok şeyi kazanınca mı daha rahat anlatıyor tam olarak bilmiyorum. doğruyu da söyliyim umurumda da değil zaten.

sigara fiyatı ciğerimin yanmasından daha eftal ve gözlerimin şişliği soğuk suyla da geçmiyor. lensli gibi bakıp dünya'ya japon balığı kadar şaşkın kalmak benim için acıydı. en azından üzerinden böcek gibi geçtiğim nicesinin hali öyleydi , son günlerde o böceklerden ayna da görmeye başlayınca sakinle dedim ama dinleyecek durumda olmamam galiba karakterimin dışa vurumsal sohbetiydi. zaten çoğu zaman kendi kendime konuştuklarımı yazdığım oluyordu.

bir delinin güncesi değil elbet, iş ciddiye bindiğinde savcı kadar ağır olmak sorun değil. asıl sorun bir savcının gözlerinin şiş olması ve lens takılmış gibi dünya'ya bakması. mont eldiven giyesim yok , yaz daha henüz bitmedi. ama o insanı sinir eden o rüzgarın boynumdan karnımın kıvrımlarına doğru değdirdiği o 3 derecelik fısıltı sinir bozucu. ve o üfledikçe yapraklar daha huzursuz.. dökülmeye başladılar tarih 26.09.2013, yaprak düştü kaldırıma. artık gri sarıya dönüştü. kırmızı ışık için iftar vakti!
devamını gör...

13 temmuz 2018 derin sözlük konseyi buluşması

birbirlerini görmeye doyamayan masonik yapının bir diğer buluşması. hatta bu sefer zirveden bir gün sonra başlık açacak kadar derine inmişler. gps'in adres bulmada çalışmadığı , ya hani aslında şehrin hayhayından bir o kadar uzak ve sizlere bir o kadar yakın. nasıl diyeyim neresi diyim sana ben biliyor musun diye tarif edilen bir yer.. pis fakirler geçemesin diye tel örgüler ile çevrilmiş mermerli mekanda batonik kır pidesi ile eskiye yâd , yeniliklere sevda zirvesi..

bu zirve amsterdam günleri gibiydi hani yaşadın gittin biliyorsun ama kaç gün kaldın, nerede kaldın ne yedirdiler bize. uvey hocanın ya arkadaşım biz yemeğe gidiyoruz talebine ancak saatler sonra cevab verilebildi. bu arada derviche hocanın cidden garip bir çevresi var. her zirvede yanında bir tane yeni bir sima ama konuşmuyor. mecliste dilsiz, sağır görevliler var ya kapalı oturumlarda not mu alıyorsun evlâdım bir daha görürsem alıcam ifadesini . .

rusya'nın dünya kupasından elenmesi en çok tüccar dostlara yaramış yüzlerini göremedik neyse diyerek konu başlıklarına bakalım..

" aman yemişim sözlüğü,
ama iyi yedik ,
çay getir seri kardeşim,
monark kim abi? monark kim..
kartal diyemezsiniz.. anadolu kartal bey hz..
abi o iş kolay.. o iş kolay .. o da kolay..
barok mimari,
kapanış
"

her buluşmada daha bir eski istanbul sokaklarına dalan , yerebatan sarnıçlarında polat'ın kırmızı kitap sahiplerine yakınlaşan garip yapı nedir ve ne yapmak istemektedirler diyen devlet reis kadar kafam karışık.

dünya kupası elenen en iyi ilk 11

derviche moderne +1
uvey
endoplasmik bir kulum
eyjafjallajökull diyemeyen izlandalı
ilgili kullanıcı hesabının sahibi
fahrettin fahrenheit
mistaka +2
monsieur noir
iki kişinin bildiği sırrı
fedai zabıtan

portekiz kupayı alır bu arada..
devamını gör...

dünya sözlük yazarlarının objektifinden

2017 - hindistan

sabah 6 dolayları, bir kazan dolusu çorba ve yanında ekmek pişiyor. neredeyse bir düzineden fazla ev içinde, bir tutam sıcak aşa hasret bedenler. gözlerim şiş uyandım işte o sabah, gerçekten yedi saatlik yolculuk sonrası bi'tâp bir bedene döndü durumum. ama şu aşkla o insanlara şunları her gün hazırlayanlar ve huşu içinde bekleyenler oldukça bir yerlerde umut var diyor insan. umut var ...

devamını gör...

iq testi

50 soruluk bir iq sınavında 14 doğru 37 yanlış yapmam sebebiyle izlemeye alındım. o gündür ne terfi alabiliyorum , ne bölüm değiştirebiliyorum. Allah kimsenin başına vermesin.. görüpte söyleyememek, insanlar bilirken öyle kalakalmak çok zor. doktorlar badem , beyin , protein almamı söyledi. oysa ki her gün 7 dilim beyaz ekmek ve kafam kadar teneke beyaz peynir yiyordum. potasyum yüzünden 8 gün boyunca hergün 3 cm uzadığım anlar bile olmuştu. lakin kafaya gitmemiş.. iq testisi sınav yolunda kırılır diye dalga geçen doktorlarla muhatap olmak , 5 çocuğumun ortaokul matematik ödevlerine dahi yardımcı olamamak nasıl bir his anlatamam. hayatımda en büyük başarım hadi yine iyisin, iyisin iyisin adlı melodiyi flütle çalmak galiba. duygusal zekam yüksek zaten her sabah kalktığımda ilk işim ağlamak.

elin oğlu , elin kızı nasa'ya astronot gönderirken ben ekrandan onları izleyip kesin ip var diyorum. siz siz olun iq testeleriyle falan zaman harcamayın. dün mesela fırsat ayağıma geldi. bir google reklamında 10 tl'nizi 1000 tl yapmak ister misiniz diye sordular. bir link çıktı "dolar mı euro mu?" dedi euro dedim. kazandınız maili geldi. parayı almam için 100 euro kapora yatırılması gerekiyormuş. yatırdım hemen ama bugün o site açılmıyor..
devamını gör...

mahlas altı yıldız savaşları episode 1 güç ünitesinin dönüşü

cogito galaksisinde çok çok uzun zaman önce..

mahlas altı jedayları son tahvilde savaşmaya devam ediyor. telekinezi, kehanet, öngörü, zihin kontrolü gibi özelliklere sahip yazarlar ego tuşuna basmıyor bile. star wars: cemaat savaşları serisinin devamı.

(bkz: tanım giren yazara güç seninle olsun diyen anne)

takip edecek seriler:

(bkz: yazarın intikamı) (bkz: yeni bir umut zamazingo) (bkz: imparator tanımın gücü)
devamını gör...

yurt hayatı

bir bisküvinin 6 kişi tarafından afiyetle yenildiği, gümüş renkli demir levhalı bardaklarda çay görünümlü içeceklerin laspas kıvamlı beyaz peynirle her gün tanıştırılıp rengini çözemediğin zeytinle afiyetle atıştırıldığı, yere yalın ayak basmayı özledim demeyi hayatından bir parça haline getirdiğin bir yaşamda - niceler içerisinde yalnız olduğun ama olgunluğun sabrın ne demek olduğunu da orada öğrenebildiğin yerdir aslında yurt. ankesörlü telefonda konuşurken arkandan bekleyen arkadaşlarının şakalarına sinirlenmemektir.

çünkü sadece arkadaş değildir. yeri geldiğinde biten şampuanından tut 2 tl paraya kadar herşeyini paylaştığın insandır. anadolunun muhtelif yerlerinden gelmiş nicelerinin tek bir çatı altında paylaştıkları yaşamdır. kimisi yurtdur kimisi öğrenci evidir ama paylaşılan şey hep aynıdır - özlemdir. kimi zaman kavgalar olur ama bir şekilde unutulur çünkü dolap gıcırtıları arasında duyduğun seslerden kaçamazsın - adam akıllı özür dilemeyi yeri geldi mi dinlemeyi de öğrenirsin o çatı altında. final dönemine kadar ulan demek ki bu adamda bu yurttaymış dersin yumurtanın son haddinin rafadana dönme vaktinde. notlar paylaşılır sallama çaylar kurur sararmış masalar üzerinde. maçtan gelmişlerin yorgunlukları zaferle ayrılan diğer grubun alaylı kahkalarına karışır sen bu adamlar hiç mi yorulmaz derken..

kallavi amcalarda vardır içine kapanık insanlarda ama her zaman gülümseyenlerin ve gülümsetenlerin odası aranılan ve durmadan kapısı aşındırılan mekanlar olmuştur o yurtlarda. bir odada 15 kişinin kahkası bazen derin sessizliklere bırakır kendini ve bir bakmışsındır gecenin 05:00 de kafalar birbirine yaslanmış, horlamalar birbirine karışmış ama bir huzur vardır tarifsiz.. uzak olsalar da kendi diyarlarına analarına babalarına en azından kafalarını yaslayacakları dostları vardır.
devamını gör...

hayvanlara eziyet eden insanla yaşamak mecburiyeti

değerli dostlar , sapanca'da zulmedilen masum köpeğe dair baya güzel şeyler yazmışlar ama bu konu biraz daha genel geliyor bana.

insanın yaşam hakkı olarak lafım yok kimseye , asalım demiyorum lakin bu kanı ve sütü bozuklarla yaşamaya mecbur kalmak beni korkutuyor ve bizim de bir seçim hakkımız olmalı diye düşünüyorum. evladımız, eşleriniz , annelerimiz , sevdiklerimiz bu canilerle aynı minibüste aynı sokakta. arkadaşlar bu insanlara normal insan gözüyle baktığımız için sıkıntı var, kaç aylık hayvana değil eziyet etmesi yaşama hakkını alıyor. bakın 4 ayaktan bahsediyorum. 3 saniye o hayvanın bağırma sesini aklınıza getirin.. bir , iki , üç durmadı bu kişi ve benzerleri inlemesine , göz yaşı dökmesine yalvarmasına rağmen durmadı. bulursa fırsat bizlere neler yapacaklar , saykopat ve psikopatın iyi hali olur mu ? hakim bırakınca bunları insanlar devletine ve adaletine nasıl güvenecek?

sonra insanlar kendi adaletlerini aradıklarında kızıyoruz size mi kaldı diye ! başımıza gelince mi empati kuracağız. hayvan hakkı gözümde insandan daha fazladır kimse kusura bakmasın. ha yetim , ha köpek, ha kedi hepsi aynı masumlukta. eğer seçilecek başkan bu konuya el atmaz ise hakkımı helal etmiyorum.
devamını gör...

muharrem ince

eğer olurda seçilemezse yeni başkan'ın bir şekilde düzenleme yaparak bu adamı meclise alması lâzımdır. her şey oy , milletvekilliği değildir. kendisinin halk nezdinde ciddi bir tabanı vardır ve bu chp'den de büyüktür. kılıçdaroğlu'nun şu tabloyu görünce şerefli şekilde istifa etmesi lazım gelir.

kendisinin 3 seçimde yapamadığı etkiyi ve toplayamadığı kalabalığı 1 ay olmadan gerçekleştirmiştir. demokrasi adına bir kazançtır. kendisine oy vermeyecek birisi olarak tebrik ediyorum. güzel mücadele ediyor..
devamını gör...

bir delinin hatıra defteri

bugün ortadan kalktım, solumdan kalktığım her günde sorun oluyordu. sizler bodur tipi yolları bilirsiniz, nereye çıkacağını bilen ruhun harita etkisinden arındırılmış. okumakla adam olunmuyordu, ben de sahafçılığı seçtim, gençtim o zamanlar walkman pillere aidiyet yüklediğimiz zamanlar , longman`ın fil adam kitabının en eski yırtık halini almak bile zenginlik göstergesiydi. elimiz nikotin kokmuyordu ama 34.numaralı osmanlı lahikaları satan dükkan , dedemin halı odası gibi kokuyordu. is kokusuna alışmış 16 yaşında bir gencin gelecekte nelerden haz alacağını bilmek zordur , yan odadan sayıklanan bir bardak su kelamına bile samimiyet beslemeyen bir döneme evrilince aslında, en hakiki teslimiyetin ter ile toz arasında kaldığını kabul ediyorsun. ülkücü hareket engellemez , yaşasın dev sol yazıları daha yeni yeni duvarlardan kalka dursun , istanbul üniversitesi calculus kitaplarını satarken şiirlere rast gelirdik. belki limit bilmezdik , belki sinus`den anlamazdık lakin sevdim seni sayısalcı kız temiz duygularla sevdim yazardı. arkada tüten kahire sarnıcakları , demircilerin bezirganlarıyla dans ederken öğlen olurdu. kuru fasulye yanına , ayran gelen sofra zengin , kapıyı kilitlemeden namaza giden esnaf huşu demli olurdu. ve elbette her sohbette dem kokan çay olurdu. daha imalat sahasına kaçak çay devinimi girmemiş , her üç basma da bir kez çarpan çaycı megafonu yere doğru sarkardı. zaten onun temizini bulmakta ayrı bir meziyetti. ulaşmak zordu , her şey gibi o da zordu ama bu yüzden kadir kıymet , yazı , mektup , telgraf güzeldi. samimiyet deyince içten diyenler çıkar ama onlar sabah solundan kalkanlar, ortadan kalktım bu sabah mahmut paşa sokaklarında hacı malzemeleri satan dede sesleri !

turgut uyarlar yetişti bu ayık kahvehane de , necipler sustu , nesinler gitti amma gel gör ki masa başındayım akşama kadar diyen dayılar türedi camlı araçların içerisinde. orhan veli`ye yazı yazdıran nasırlı eller kumpanyasından , kalbin incik kemiğine edebiyat furyasına. fular sentezi ile baharatçılar çarşısında ezgisellik arayan misvak bakışlılara bile eyvallah çekti bu memleket insanı. almayacağını bildiği halde her şeyi yerinden eden esnafın sadeliği ve lirik sabrını test edenler , söz verdiği halde gelmeyecek ve buna şaşırmayacaksın. çünkü şaşırıyorsan aslında daha safsındır! bizim kelamdaki saf, vurgun yiyen dalgacı mantarı değil, ruhunun beyaz saifesine siyah nokta duymamış dimağ ! sözlerine başlarken acaba ne derler diye korkan ceylan , ne hayatlar var bir bilsek aslında. yokuşlarda pantolon kadifesi yırtık mardinli abilerin, öz güveninin arkasında ne vardır biliyor musun , nice başarısızlık, yıkılmış hayat, aşık olup ulaşamama, yaklaşıp dokunamama. kokuyu ciğerlerinin mapus duvarlarına çarptırıp , kalkan tozdan zehirlenmeye kanser diyoruz. sadece gıdadan ölür insan denir ya hüzünden ölenler dolu toprağın altı , karacaahmed bugün bir başka yaşlı..

sağından kalkan insanları da küstürdük en sonunda , nerede kuytu var orada bir parlak çift göz. rengin grisi satın alınmış ne kadar beş paraysa , sıfatın mecmuası yok ya yazdır anasını satayım şu hayata , nasıl olsa boğaz gemilerine saydırmak bedava.. martılara şiir yazan efsunlu hallerin yerini , inşaat kokan çimenlere devredenlerin bugünkü yaşam öyküsünde sahafçılık ölmüş , kuru pilav ayranın yerini et kola almış , cam bardak kestanesinin yerini plastik bardak bencilliği ele geçirmiş , esnaf kapısını kitlerken etrafı gözler olmuş , tekir kedi bile küsmüş artık mahallenin kasabına, ona da kalan geriye ciğerimsi yaşam defteri !

selametle..
devamını gör...

dünya sözlük

dünya`da 4 milyar 280 milyon kişinin internet`e erişimi yok. yani bunu okuma lüksüne sahip yüzde 41`lik kitlenin içerisindeyiz. dünya`da en büyük sorun reklam , pornografi ve kumar siteleri ile mecbur bırakılma , keza argo ve küfüründe olmadığını katarsak, bu oran yüzde 10 civarına düşen bir seviye. dünya genelinde türkçe bilme oranını da buna oranlarsak binde 2 civarında bir rakam çıkıyor.

olayları rakamlara dökünce aslında ne kadar küçük bir kitle olduğumuzu görüyorsunuz ama olayın aydınlık kısmını kaçırıyoruz. aslında ne kadar şanslıyız. insanlar mutsuz , insanlar umutsuz , insanlar içlerini dökecek insan arıyor - bazen ağlıyor tek başına , sığınamıyorlar : tek yaptıkları perdeler arkasına saklanabilmek. ağaç diken , çocuklara yardım eden bir kitlenin ortak hesaplı şifresine sahip olduğumuzu unutuyoruz. otobüs camlarından dışarı bakıp , o akıl dimağından geçen fikirleri kendine saklamak haricinde , paylaşımla başka beyinlere raks ettirmenin kıymetini unutuyoruz. kendi dünyasında deklanşöre basıp , o anı ölümsüzleştiren ruhun başka ruhlara da verdiği huzuru bazen küçümsüyoruz. eldekinin kıymetini unutarak yaşıyoruz ve farkında mısınız her gün yaşlanıyoruz. bir kitap hayatımı değiştirdi diyene denk geldim , bir anı bir bakış açısı hayatıma yön verdim diyene denk geldim dünya`da , bir tanımın , bir tebessümün bazen zehir gibi bir bakış açısının da nelere sebep olabileceğini bazen küçümsüyoruz.

dünya büyük keşfet demek basit gelebilir ama bir cümlenin nelere kadir olabileceğini binde 2`lik bir grubun üyesi olarak fark etmememizde bizim ayıbımız olur. yaş , ten rengi , partisel duruş vs zerre umurumda değil , dünya kişisel üstü bir dünya. çünkü bizim burun kıvırıp es geçtiğimiz tanımlar ve bazen içimizden gelip yazmadıklarımız , bazılarının şu yorucu hayattan iki dakika da olsa kurtuluşudur ! yazmak güzeldir..

selametle
devamını gör...

dünya sözlük yeni arayüzü

efendim şakamızı yaptık , güldük, eğlendik biraz doğrulardan bahsedelim. cogito sözlük ile telefona girip, buraya yüz binlerce tanım bırakan cefakar ekibin bazı müdavimleri halen buradalar. serverlar çöktü, nice tanım birleşmesinde bazen kesintiler oldu , bold yapacağım diye neler yaşandı. `` efendiler tanımı giren varsa sözlükten çıksın`` ortam kasıyorlardan gelinen şu nokta muhteşemdir, tebrik edilesidir, canparene bir çabadır. nereden nerelere gelindiğine , ücret alınmadan yapılan çabalara ölümüne acımasız yorum yapan arkadaşları esefle kınıyorum. ve sözlüğün eski müdavimlerden birisi olarak yönetime şunu diyorum. helal olsun size , müthiş bir ürün..
devamını gör...

ömer halisdemir

dünya sözlük ve nice yerde kıymetini bilen takdir eden vatan evlatlarının göz bebeğidir. evet bu yeri sevme sebeplerimden bir tanesi de bu - farklı fikirleri taşısalar da söz konusu vatanları olunca hepsi " seyit onbaşı, mücahide hatice hanım , dragaşlı zeynep mido çavuş`` olacak insanlarıdır. yiğitlerine laf ettirmeyenlerin mekanı daim olsun ! *
devamını gör...

kökeni londra çıkınca evde röbdöşambrla dolaşmaya başlayan çorumlu

bizim çorumlu komşu süleyman abidir. yeğenim diyen adam 3 gün içinde azizim demeye başladı , haftaya da doblo`yu satıp elektrikli araç alacakmış. utanmadan mahallenin çocuklarına da dumbledore'un şişirilmiş balon bir büyücü olduğunu anlatıyordu kulaklarımla duydum. köyden bir arsa alam da domates ekeriz yeğenim diyen adam ortadoğu'da kartlar dağıtılırken bende bir machhiato alabilir miyim diyen beyaz türk e dönüştü.

devlet en kısa zamanda bu saçmalığa bir son vermeli. anası soğan, babası sarımsak tipler başımıza lordlar kamarası inşa etmek üzere !
devamını gör...

beylikdüzü`nde ev kiralarının 1500 tl ye dayanması

beylikdüzü`nde oturuyorum denilince, istanbul`a da geliyor musun bazen diye laf çakılan muhitin geldiği son nokta. istanbul dışında oturanlara şöyle anlatayım.

beylikdüzü - budapeşte taksi fiyatı : 190 try
beylikdüzü - beşiktaş taksi fiyatı : 210 try


heh öyle ninesinin marsından bir yerden bahsediyoruz. beş saat bakışmalı sanat filmlerinden tutun, metalcilerin klip çektiği o boş fabrikaların olduğu yer ne hale gelmiş görmeyeli. beylikdüzü geyikleri arta dursun, bu emlak balonuyla nereye kadar gidilecek merak ediyorum. hayır daha bu 3.5 milyon suriye`li kardeşe ev yapılmadı , kanal istanbul var.

zaten şu hayatta iki şey yalan : bir aşklar, bir de bitcoin fiyatı..



dipnot: https://www.hurriyetemlak.c...
devamını gör...
23. (Tematik)

endoplasmik bir kulum

bundan tam 4 yıl 10 gün önce istanbul’da odamdayken güzeldi yaşam..

hayat bana bu sefer amsterdam’da ekmek yemek nasipmiş demiş doktorayı yarım bırakıp gittik oralara , finans dünyasına geri döndük 3 yıllık aranın ardından. geldik istanbul’a bir zirveye bu sırada da eski arkadaşlarla buluşmuş, odamda kafa dinlerken beni bu sözlüğe tanıştıran kişi geldi elinde çayıyla. sosyal hayat nasıl gidiyor derken söz sözlüklerden , yazmaktan açıldı. neden bizim sözlükte değilsin yazsana deyince , nasıl isminin kodlandığını bilmediğim “kojito” adı altında legal bir yapı gördüm.

beni küçüklüğümden beri tanıdığı için o an bir mahlas seçimi ve üyelik için başvuru yapıldı. ben ise odadan çıkmasını bekleyip, kim bunlar diye ortalığa göz attım.

toplam tanım , en çok oylama yapmış yazarlar , en beğenilen tanımlar , sol frame’in akış hızı , sosyal değerler.. gülmeyin hayatım böyle, küçüklüğümden beri sayılarla , terminolojiyle , dil bilimiyle , yapıyla ilgiliydim. orta okulda bile serbest kompozisyon yazılarında gramatik farklılıklar üzerine yazıyordum biraz “kırıklık” vardı sonra şükürler olsun daha da arttı. o yüzden insanları , dili , kelamı , eski türkçeyi araştırmak zaten hayatımın en zevkli alanlarıydı , yeni bir sahaydı burası – yazılmamaşı yazmak , biraz germek , biraz huylandırmak , bilgi tanımları koymak hepsi yazılmamış ve yeni olmalıydı , hangi münasebetmiş böyle bir başlık açmış dedirtip tanımı okuyunca vay çakal her neyse işte - buraya baktığımda gördüğüm az ama yoğun bir yazı grafiğinin olmasıydı. mekke fincanı , efsûs , portuga gibi daha önce az rast geldiğim bilim dilini istediğinde çok güzel yazıya yansıtan ve birbirini seven insanlar gördüm. elbette farklılıklar vardı hatta geçen bir yerde de yazdım, baya dışladınız diyeyim en başta, kim bu liberal demokrat kafalı ekonomi ve yüzüklerin efendisi hastası yazar diye. söz efsûs'dan açılmışken cogito orta dünyaysa kendisi galadrieldi , bu sözlüğün ona dağlar kadar vefa borcu var aklıma gelmişken yazayım.

zaman geçti en soğuk zamanların , en uzun oruçların olduğu zamanda yazdık çizdik moderatör olduğumuz zamanlarda toplantılarla tanım düzenledik , sözlük anayasasının yazılmasında görev aldık . yönetimle iştiare edip, sözlüğün taşıyıcı yazarlarının daha fazla efektif olmaları için , buraya aidiyetlerinin artması için yeri geldi kendimizden ödün verdik, yeri geldi başkaları adına özür diledik bunu sadece bir yazar olunca da devam ettirdik , vefadan jazz kursuna katılmadık , hepiniz böylesiniz diyerek genellemedik , bazen normları hiçe sayıp vefayı öne kralcılığı iki dirhem geri iteledik şükürler olsun. geçen baktım gidip gelen halen yazan yüzden fazla yazarın ilk mahlas altına yazıp “ welcome on board” diyen kişi olmuşuz , mesajlarda dertleşmişiz şimdi ikinci el arabadan , dolar fiyatına , tatil programından , canon f40'a , capslere kadar konuşuyor olduk, şükürler olsun güzel dostlar edindim.

sözlüğün bana çok katkısı oldu, umarım benim de olmuştur insanlara. umarım bu sözlük için güzel şeyler yapmış , güzel tanımlarla tebessüm ettirip bazen düşündürmüşüzdür. fikir olmadan olmaz, aynı kafa yapısında olmak yahut gözükmek için herkese çakacak kadar alçalmayı kendime yakıştırmadım. kimi sevdiğim , neyi desteklediğim , iyiye iyi kötüye kötü dediğim bir ortamda duruş nettir zaten. o herkese uzaktır imajı verip sadece hükümete çakmadık elhamdüllillah. fırsat kollayan farelerden uzak durun derim sadece dünya gemicilik literatürü ilk kanunudur bu. Allah var kimseden çekinmedim yazarken, yeri geldi yönetime de seslendim , yeri geldi arsızlaşan , ortaklık karıştırana da yazdım yeri geldi canım sıkıldı şiir yazdım , yeri geldi sayfalar dolusu sözlük swot analizi , beşiktaş’ın iyi ve kötü gününde yanında olamadım iyi gün mü gördük Allahını seversen? ayrıca merkez bankası başkanı helallik verse yeridir bir de ekonomiyi sevmeyenlerin baş ağrısı olduk kusura bakmasınlar.

tek yere mi odaklandım diye excelime baktım , 3100 tanımdan fazla euroleague, cl , nba , formula 1 - 3700 başlık siyaset ve dünya ekonomisi , 2500 başlık edebiyat ve sanat , 2900 tanım ironi ve 1800 civarı geyik üzerine bir dağılım olmuş , 4000 başlık açıp sol şerite ekstra katkımız olmuş toplamda da 14.000’den fazla tanım şükürler olsun. okuduğum ne varsa oylamaya çalıştım, 48000 oy vermişim umarım sözlüklerle yeni tanışmış insanların hevesine yardımcı olmuştur. eskiler zaten yazar onlar artık hapçı gibi bir şekilde yazarlar beğendiğimizi belli etmekten güzel ne var ki?

aranızda buluşmalara en az katılan kişiydim ve sözlüğe en uzak olan kişilerden bir tanesi. etki alanım kalemim kadardı , akrabam , kankam sol çerçevede olamazdı , alakasız başlıklar canlandırıp laf sokmadım karakterime ters - ben direk başlık - açarak derdim neyse kiminleyse direk söyledim. hamd olsun ne adamlığımıza laf getitirdim, ne de kalemle ve ortam yapıcılarla korundum ama Allah var kalemle sevdiklerimiz için her şeyi yaptım. savunduğumuz kişilerin arkamızdan kraldan çok kralcı olmalarına bile laf etmedik. ben sözlüğe endoplasmik bir kulum olarak gelip , e1k’ya evrilen bir kişiydim. kollanmama gerek yoktur , ne izin verdim buna ne de dedikodulara mahal verdim.

akımın parçası olamadım belki de sorun o, kimisine göre sert gelir lakin bu denli insanla muhabbetimiz varsa sorunu artık o saatte kendimde aramam. hatam varsa zaten direk söyledim , ilk günde son günde. yüzüme gülüp , iyi niyet elçiliğine savunan herkesin yediği haltlar hakkında fikir sahibi olup, kişiliklerine değil ortama saygımdan dolayı susmam sebebiyle bu hususta konuşmayacağım.

ihl sözlük camiasına da buradan sonsuz başarılar diliyorum. cogito’da yazmadığım bir süreçte başka yerde yazamam bunu derviche modern’e ilk günde beyan ettim. oradaki moderatörlük görevimi de saygıyla iade ettiğimi yönetimlerine bildirdim güvendikleri için sağolsunlar.

çok olay tartıştık , çok konu konuşuldu , balyoz’da asker tutukladık burada saldık , olimpiyatları kaybettik , atletico madrid şampiyon oldu , 17 aralık yaşandı , uçaklar düştü , dostlarım çocuk sahibi oldu , kimileri evlatlarını kaybetti, bedelli askerlik parası için gündüz takım elbiseli - akşamları ofset matbaalarında yüzü boyalı dolaştı, hayat aktı gitti ömürden 4 yılı buraya adadık. yanlış zamanda üzdüğüm kişilerden zaten özür dilemişimdir diğer türlüsüne çay yok uno grande shitopaccuno için diyorum! örnek aldığımız yazarlar oldu umarım bende olabilmişimdir bazı hususlarda. tanımlarım sözlüğün , önemli ricamdır mahlas altı açık kalabilir , tematiğe taşınmasına yahut başlığın kitlemesini de istemiyorum özlediğimizde gelir dostların yazdıklarını , yazacaklarını hatırlarız işte! derviche modern'e böyle güzel bir ortam sağladığı için teşekkür ederim.. daha nice tanımlara ve güzel insanlara..

huzurlu , röbdöşambrlı , mendilli ve gururlu bir şekilde cogito sözlük yazarlığımı burada noktalıyorum. üzgünsem gece karanlığında uykumuzda yazılıp , arka sayfalara düşmüş tanımlara veremediğim artılara ve buraya getirtemediğim yazarlaradır!

ünlü düşünür mahmut tuncer’in bukowski ile yaptığı düette söylediği gibi : selametle..*

ben gidip bir çay koyayım! - - - http://twitter.com/endplsmk...

devamını gör...

13 ocak 2014 fethullah gülen in ses kayıtları

iş yerlerinde dinleyemeyen yazarlarımız olursa üzülmesinler.

• görüşme tarihi: 14 ekim 2013

fettullah gülen’in mustafa koç, cumhurbaşkanı abdullah gül, mehmet nazif zorlu ve tuskon ve iş takibi ile ilgili talimatlar:

- aloo

- fettullah gülen: efendim
- efendim hürmet ederim. bir iki husus vardı efendim müsaade ederseniz arzetmek istiyordum. arzetmek istiyordum

- fettullah gülen: buyrun
- zatıalinizle görüştükten sonra geçen gün mustafa bey aradı koç. sizin orada başkentteydi (washington) bir süredir. aile içinde de teyit ettiler dedi. memnuniyetle biz sponsor olmak istiyoruz buna dedi. kendisi de bizzat bulunmak istiyor efendim. adnan polat bey de kendisini aramış efendim o görüşmeden sonra. süleyman abi de teyit etti onu. bu şekilde bilgi vermek istedim o konuyu.

- fettullah gülen: evet iyi olmuş. yani onların bulunması da iyi. vaka onlara karşı da yukarıdan bir tavır var da. fakat mali şeyleri karışık yoksa problem olabilecek yanları yoksa bi şey yapamazlar yani. üzerlerine müfettişler salınsa bile bi şey yapamazlar.
- rahat duruyorlar efendim.

- fettullah gülen: evet. zannediyorum tedbir aldılar. haberdardılar.
- evet efendim. teşekkür ettiler efendim o hususta. davetiye taslağı gibi kendisini istişare makamında şeyler yapalım mı efendim. temas yapalım mı bu konularda.

- fettullah gülen: iyi olur. ama şey, büyük patron pek bilmesin. onunla temasımızı çok bilmesin.
- başüstüne efendim. o konuda zannedersem bir takip altındayız. ben bazı hususlar var. o gelen arkadaşlar zatıalinizin o tarafa geldiler. geçen başıma bir vakıa geldi. onları aktarıcam efendim. size de gelip aktarıcam. zannedersem o konuda takip ediyorlar orayala alakalı.

- fettullah gülen: doğrudur
- o gittiğimiz gün akşam bazı şeyler oldu da efendim. telefonlar geldi. bir de efendim bu uganda devlet başkanı’ndan haber geldi. orda bir rafineri meselesi vardı. uzun süredir gündemdeydi. çıkarmamışlardı. türkiye’den büyük bir firma getirirseniz memnun oluruz dediler. onlara (koç holding) teklif edelim mi edelim. onların da ilgisi var bu konuya.

- fettullah gülen: onların dışında başkası öyle ağır bir yükün altına girebilir mi?
- o yükün altına girebilecek bizim çevremizde pek bildiğimiz bir insan yok efendim. türkiye’dekiler de büyükler efendim genelde içerde şeylere giriyorlar. onlar sizin göstereceğiniz insanlarla ortaklık yapmak isteriz gibi bir üslupları da var. isterseniz biraz daha çalışalım öyle şey yapalım.

- fettullah gülen: öyle yapalım. biraz da böyle dediğimizi yapacak, diyeceğimiz şeyleri derken rahat olabileceğimiz birisi olsa daha iyi olur. olmazsa onları tercih ederiz.
- başüstün efendim. bir efendim bu mehmet nazif bey’in büyük bir işi vardı. çinliler alacak gibiydi. sonra başka iki işi onlara vermiş. o iş için dışişleri bakanı tekrar davet etti bayram sonrası gelseniz dedi bu işi alabilicez dedi. o konuda nasıl yapalım. gidelim mi nazif bey’le tekrar?

- fettullah gülen: olaiblir. nazif bey’i de sıkı tutmak lazım.
- başüstüne efendim. görüştük hacca gitmeden. bir de efendim twitter’da tuskon’la alakalı bir kampanya yapıyorlar. müspet gibi görünüyor ama farklı bir siyasi içerikten atıyorlar mesajları. kapatılmayla iligili malum gündem şeyleri söylüyorlar. o konuda müspet bir mail atıp, onun gündemmizde olmadığını, ülkemize hizmete devam ettiğimizi falan söyleyip. çünkü yanlış insanları heyecanlandırır tarzları var. böyle bir şey yapsak müsaade ederseniz.

- fettullah gülen: kapatma ne?
- daha önce bir önder bey malatya mahreçli bazı haberleri geçmişti. işte dersanelere karşılık tuskon’un kapatılması gibi haberler geçtiler. üzerinde durmadık o zaman.

- fettullah gülen: onların elinde mi öyle bir şey yapmak?
- yani mümkün değil efendim bu. sivil toplum kuruluşu. denetlerler. en fazla kamu yararımızı almaya çalışırlar elimizden ama kendi kayıtlı teşekkür ve takdirleri var. herşeyi de bakanlıklarla müştereken yapıyoruz. yani gayrı-cebri bi şey olmazsa herhangi bir şey olmaz efendim.

- fettullah gülen: o zaman o yapmak istediğiniz şeyi yapın inşallah.
- başüstüne efendim

- fettullah gülen: Allah afiyet versin
- hürmet ederim.

- fettullah gülen: bayramınız mübarek olsun.
- Allah razı olsun. ellerinizden öperim. bayramınızı tebrik ederim hocam.

- fettullah gülen: arkadaşlara selam söyle. ismail bey burdaydı dün.
- bahsetti efendim. o şükrü beye de çok teşekkür ediyrouz. o kendisi bilet almış. ısrarla görmek istedi. ben de mehmet yaşar bey’e yazdırdım. o da çok memnun olmuş. teşekkür etti efendim.

- fettullah gülen: estağfirullah. öyleydi yani. geçen de memnundu. bi daha gelince çok kalırım dedi bana.
- Allah razı olsun hocam. çok iyi oldu. hürmet ederim.

• görüşme tarihi: 1 kasım 2013

fettullah gülen’in mustafa koç, ali sabancı ve turgay ciner’le ilgili talimatları:

- alo
- aloo
- tamam bir görüşeyim dedi ama uzun olmasın tamam mı
- tamam

- fettullah gülen: efendim.
- hürmet ederim efendim inşallah daha iyi afiyettesinizdir

- fettullah gülen: inşallah
- bu aziz bey vardı efendim. o gelecek olan beyefendi.pasaportunu elden almak için rica etti.pazartesi günü verecekler

- fettullah gülen: kimin dediniz?
- o bursa’dan gelecek olan aziz bey. osman hoca söylemişti hocam.

-fettullah gülen: ha tamam evet hatırladım evet tamam peki
- ali sabancı’yla beraberdin dün hocam. çok selamları var. sağlığınızı sıhhatinizi sordu. en çok da o arayıp sordu bu süreçte.ceyda hanım bir mektup verdi. o da o şekilde telefonla olmayabilir dedi.turgay ciner bey’e uğradık bugün. hasan beyle bir koşe yazarının menfi yazı yazma durumu vardı. onu öğrenmiştik. kendisini aradık. bizzat devreye girdi. bu gazetede aleyhinize hiçbirşey çıkamaz dedi. hepsi bunların ‘hizmet müessesesi’ dedi. büyüğümüzün (fettullah gülen) aleyhine de ben burda bir şey çıkartmam dedi.öyle güzel bir görüşme geçti efendim kendisiyle.

- fettullah gülen: çok iyi. Allah razı olsun
- bu dostlarımıza uganda’dan ananas falan gelmiş. işte efendim onlara göndermiştim. bugün teşekkür mektubu yazmış o koç. adamı da aradım. yardımcısıyla görüştük. bu iftar meselesini de orada tekrar görüşürken mustafa (koç) bey’in adnan beypolat’ın aramasından rahatsızlık duyduğunu ifade etti efendim. ben süleyman abiyle de paylaştım bunu, söyledim kendisine. herhangi bir şey olursa ben görüştüreyim, federasyon başkanı’nı da tanıştırdık zaten dedim. siz arada kalacak olursanız bizim üstümüze atın en azından. siz kötü olmayın adnan bey’le dedim. böyle bir şey çıktı ortaya hocam.

- fettullah gülen: meseleyi çözün bence. yumuşakça inşallah.
- birde efendim rafineri meselesini ben şeye götürmedim. koç’a. fatih baltacı bey o ortağı olan iki ayrı ülkedekilerle görüştü. ilgilenmiyorlar. akın ipek bey’e söyledim. o da ilgilenmiyor. bu ayın 8’inde de müraacat etmek için son tarihi. onlara bildirelim mi bunu koç’a . başka bir alternatif gelmedi aklımıza.

- fettullah gülen: evet olabilir bence de. gönüllerinize girmiş olursunuz.
- başüstüne hocam.
- hürmet ederim. Allah’a afiyetler versin inşallah

• görüşme tarihi: 21 aralık 2013

fettullah gülen'in bank asya’ya para yatırılması ile ilgili talimatları: bddk'da adamlarımız var.

- aloooo
- buyur
- ya abdullah bey.
- buyur abdullah
- bi saniye burda bi şivan sana bi şey söyliycek.
- söylesin
- aloo. abi.
- efendim
- ben osman.
- buyur.
- nasılsınız abi, iyisiniz inşallah.
- teşekkür ediyroum sağolun.

- abi bu bank asya’yla alakalı bir boşbakan’ın talimatıyla bank asya’ya girilme durumu vardı da. onunla alakalı arkadaşlar bir değerlendirme yaptılar. toptan teknik olarak bir şeye imkan var mı diye. normalde mümkün değil dediler. olsa bile kademelerde arkadaşlar var. bunların hepsinden geçiyor olması lazım. ben de onları anlattık. fakat bir çözüm önerisi olarak bir şey söylemişler notlarımın arasında. bunu da sizinle paylaşmamı istedi. diyor ki abi arkadaşlar yani herhangi bir şekilde bize bakan yönüyle bddk yönüyle bir sıkıntı olmaz ama arkadaşların tavsiyesi şöyle. bank asya hakkında bir söylenti, şayia çıkması banka açısından çok tehlikeli. şu anda twitterdan bunu yaymaya çalışıyorlar. paranın çekilmesi vs ile alakalı endişeler vatandaşta oluşursa mudilerde, daha önceden böyle bir uygulama yapmışlar mesela

- biliyorum. mesela 2001’de oldu.

- bize değil de bir başkasına da yapmışlar. o bankayı batırmışlar mesela. dolayısıyla böyle bir şey tehlikeli olabilir. şöyle bir şey teklif ediyor arkadaşlar. bunu çok yaymadan 10 tane büyük işadamı abiyle paylaşılsa da bunlardan 5 tanesi veya 10’u bir şekilde 300 milyon tl kadar mevduat getirseler bankaya ve 5 tanesi de kağıt üzerinde asya emeklilik şirketi var ya abi,

-evet

- bir kısmını da bunlar satın alsalar. buradan da 300 milyon tl gibi bir giriş olsa bu durumda şey iyicene sağlamlaşır. bunların girmesinin önü kapanır. dolayısıyla hocaefendi bu yapılabilirsa yapılsın dedi. size söylememi istedi.
- bana söyledi de ben detayını bilmiyordum. bu işin tekniğini yani o bankada teknik olarak kim bilir?

- şöyle abi, bizim bi ekibimiz, sizin adınıza biz bir ekip kuracaktık ya arkadaşlar destek verecekti.
- ha anladım

- 3 kişi bir araya geldiler orada yakup diye bir arkadaşımız vardı. o sivil bir arkadaşımız. onlar biraraya geldiler. bunların bu ihtimaline binaen biz bddk olarak durumumuz nedir, nasıl koruruz diye.

- mesela şimdi orada zafer bey var. zafer beyle kim görüşecekse görüşse zafer bey bize ne yapılması gerekiyorsa anlatsa. yönetimde ya.
- zafer kim abi?

- orada (bddk) yönetim kurulu’nda ya. teknik arkadaş.
- bunla alakalı olabilir. o da olur ama teknik dili konuşan ahmet de olabilir.

- o zaman ya ahmet olsun ya zafer
- tamam. aynı dili konuştuklarından teknik bi şey olacaksa ahmet olursa size daha rahat izah edebilirler bunlar.

- olsun. o izah etsin o zaman
- dolayısıyla. tamam. yani işadamlarının bulunması ve bu iki husus diyorlar bankayı daha kemikli hale getirir. dolayısıyla bu süreci baltalar. bu süreçte böyle bir duruş sergilememizde fayda var diyorlar çünkü fon açısından biraz daha bankanın mevduata ihtiyacı var diyorlar. hocaefendi bunu yapalım o zaman dedi. şu süreçte bir zarar görmemek için bunu yapalım dedi. ama normal şartlar altında endişeye mahal bir durum yok. çünkü orada başkan yardımcısı’nı geçmeleri lazım. daire başkanı’nı geçmeleri lazım. onun altında daire başkan yardımcısı’nı geçmeleri lazım. bunların hepsi bizim arkadaşımız. ama olur da yani bir talimat gelirse endişesinden dolayı bunu yapıyoruz.

- mühim değil. ben anladım. sizin ilgili arkadaş görüşsün. bize mesela yarın nasıl ulaşacaksa ulaşsın. yarın ilgili arkadaş teknokrat arkadaş bizi bilgilendirsin.

- tamam. bizi bilgilendirsin derken ahmet’i çağırıp ona mı söylesinler abi, yoksa
- tabi ahmet’e söylesinler. ahmet bizi bilgilendirsin.

- tamam. öyle yapalım. tamam abi
- teşekkür ederim.

- görüşmek üzere kolay gelsin

• görüşme tarihi: 25 aralık 2013

bank asya’ya para yatırılması ile ilgili talimatları. hüseyin gülerce’nin sulh yazısı ile ilgisi olmadığını anlatıyor.

- aloo

- fettullah gülen: efendim
- efendim hürmet ederim. bu ali bey’in işyeriyle alakalı bu büyük müşterilerden bir kaç tanesi almış yani almış şeylerini. tabi o bayağı büyük. bunlar içerisinde henüz belli olmayan thy var bir de banka var. o da alırsa biraz zorlanacak gibi görünüyor. acaba biz bu arkadaşlarla beraber olacağız birazdan onlarla böyle usturubuyla görüşsek böyle önde gelen olanları 2001’de olduğu gibi şeylerini yatırmalarını istesek uygun olur mu?

- fettullah gülen: ben size demiştirm o elinizdeki şeyler olmuyor mu?
- onlar küçük kalıyor efendim.

- fettullah gülen: öyle mi?
- evet. yani bu büyük. bayağı büyük. böyle yani bayağı bi arkadaşların da paniğe maniğe sevketmeden külli şeyin olması ancak o şeyleri kapatabilir.

- fettullah gülen: var mı? yolu var mı onun?
- işte efendim şu anda bazıları mesela şimdi ihtiyaçtır deyip kendileri aramış. ama biz bunu aşarız diye bir hafta içerisinde şey olmuş ama fakat şu andaki görüntü thy ne yapacak belli değil? büyük. 300 küsur. bir de o banka’nın 300 küsur. öyle büyük toplu şey yaparlarsa o şeymiş. yapma ihtimalleri çok yüksek şu anda. çekme ihtimalleri.

- fettullah gülen: ne yapılabilir?
- efendim arkadaşlarla görüşerek, arkadaşlar bu yakın çevrelerin yani şeylerini oraya 2001’de olduğu gibi yatıracaklar.

- fettullah gülen: mümkün mü o?
- işte o daha önceden malumalleri yapmıştık zatıalinizin tensibiyle 2001’de.

- fettullah gülen: yapın. yapın. hiç ahesteler hissetmeden çarçabuk hemen yapın. çarçabuk.
- başüstüne efendim. bir de efendim bugünkü şeyle alakalı, bugünkü hüseyin gülerce’nin yazısı o sulh mü o zatıalinizin bilgisi dahilinde mi yoksa kendiğilinden mi yazdığı bir şey?

- fettullah gülen: hatırlayamadım. nedir o?
- efendim 3 şart koşuyor. 1. yolsuzlukların üzerine gidilsin diyor. yani paralel yapı varsa onları tasfiye edebilir. 2. dedikodu gıybet etmeyelim. bu bütün ülkeyi rahatsız ediyor. sulh yolunu teklif ediyor.

- fettullah gülen: önemli değil.
- başüstüne

- haberim yok. siz şimdi o meseleyi halledin. o meseleyi halledin.
- başüstüne efendim. hürmet ediyorum. Allah sağlık sıhhat versin.
devamını gör...

ülkemizi ingilizler işgal etseydi ne olurdu


ne ararsın londra ile aramda
sen kimsin ki toefl'dan kaç aldım sorarsın?
hakikatten gözün yoksa hindistan'da
ceylan çayı kaçak diye mi niye sorarsın?

beş çayı içiyorsam sanane
yoksa kraliçeye bir zararım içerim
ikimizde gelsek thames nehrine
ben de akbil de varsa da geçerim

niğde gazozu varken münkün müdür diyet,
yatıp kalkıp 4.george'a dua et,
senin gibi diyetisyenler yüzünden,
göbeğinden olacak bu millet,

berlin'in işgal halini sakın unutma,
demir lady margereth teacher'a dil uzatma sebepsiz,
sen şampiyonlar ligine yine çıkardın amma,
they have drogba we dont.


endoplasmik bir kulum düşman altından notlar 2013..
devamını gör...

google dünya sözlük görselleri

hayattan soğutan görsellerdir. ya hepiniz mi sivilceli , şişman 48 yaşında emekli albay hayat-ı yaşayan insanlarsınız arkadaş. sonra vay efendim bu sözlük neden büyümüyor?

bak bak şimdi bu ne bu ?


el soldaki kibirli ortadaki cipiu en sağ kim ? kim gelir buraya . .



aha kör ettiniz beni ayıp ayıp . .

devamını gör...

biz tefeci değiliz güzel abicim faktöring şirketiyiz

türkiye cep telefonu ve işi raconuna uydurma kılıfında ciddi olarak bir dünya markası. 90'ların sonunda memlekette nakit sıkıntısı vardı, haliyle denize düşen yılana sarılır misali çanakçılar şirketlere yanaşır , piyasanın 3 katına senetle borç verirlerdi. haliyle son çare diyen esnaf bunu alır , işler sarpa sarıncada ödeyemezlerdi. arkasından dükkana iki pala bıyıklı abi gelir , sol dizden vurur - bu uyarıydı der - giderlerdi. adamlarda ne var ne yok satar borcu kapardı. tefecilik bir hayatta kalma meselesiydi..

yıllar geçti bddk geldi yasalar derken bu elin sokak mafyaları hasanköy limited oldu sonra hasanpaşa döviz bürosu oldu en sonunda hasanbey faktoring a.ş'ye evrildiler. şimdi piyasa yüzde 22'den borçlanırken bu abiler yüzde 35'ten borç veriyorlar. lakin onlar tefeci değil güzel abicim facktoringci..

lütfen!
devamını gör...

aşk acısından lezzet duymak

bu konuda en etkin kinayeler genelde piraye ve tomris hanımın bıraktığı tatlardır. " varınca gül solar , varmak sondur ; uzaktan bakmak ise o güle dökülen yağmur" diyecek kadar kendini bitâp eden bir şems hali mevzu bahis olan. tüm beyit tercümelerinde ulaşılamaz olan, karunun hazinesi kadar tembihlenir bedenlere. hatta eline dokunacak yakınlıkta yakılınan şey dokunmak değil , ona varamamanın yürekte verdiği ateşle insanın bir süre sonra ısınmaya başlamasıdır.

en çok sevmeyi mi, yoksa sevilmeyi mi seversin diye soranlara ; o yolda en çok neyde zaman harcadıysam o'dur derim. yoğunluk mm2'ye düşen mermi kadar delici , bakışlar hovarda olmadığı sürece intişar eden sebep. hani derler ya güzel kadının ve yakışıklı erkeğin hali zor, fiziğini mi sevdi yoksa ruhunu mu , ortalama olan daha mutludur neden sevildiğini bilir diye. bizler varmayı değil yolu seviyoruz; çilehane belki de farķında olmadığımız yazmaktır.

lezzet durakları sona erdi..
devamını gör...

piyaz şirketi dünya sözlük anketi

dünya sözlük yazarlarının yazma alışkanlıkları üzerine limon sıkılarak yapılan anket. 88 sözlük yazarı, 19 cemetery guard , 3 troll ve 9 fake mahlas sahibine sorulan sorular neticesinde elde edilen veriler oldukça ilginç.

yazarların %48'i küsurat verilerek açılan başlıklara oldukça ilgili.

erkek yazarların yüzde 63'ü kadın başlıklarına bayanlar yerine cevap vermeye bayılıyor.

bayan yazarların yüzde 41'i sözlüğe balkan göçmeni mavi gözlü kız gelmesine oldukça karşı.

cemetry guard dünya sözlük havayolları ile mil kazanan yazarlar , kendilerine verilen hakların yetersiz olması sebebiyle bu seçimde hangi çatı adayda karar vereceklerini belirlememiş durumda.

yazarların yüzde 93'ü gün içinde maksimum 3 oy verip oylamama hususundan oldukça şikayetçi.

dünya sözlük yazarlarının objektifinden bölümü tematiğe taşınırsa çoluğumu çocuğumu yakarım diyenler yüzde 71 seviyesinde.

ramazanda eğer iftar etkinligi olursa gelirim diyenler yüzde 88 seviyesinde katılım günü bu oranın yüzde 30 düzeyine inmesi halinde sorumluluk kabul etmeyenler ise yüzde 97.
devamını gör...

29 nisan 2018 galatasaray beşiktaş maçı

teknik analiz

galatasaray

ligin tartışmasız en iyi iç saha performansına sahip takımı galatasaray, bilindik 4-5-1 taktiğiyle sahaya çıkacak. orta sahada özellikle ilk 20 dakikada yoğun ön pres ve ikinci toplar için saldır emri vermesi muhtemel terim`in talebelerinin en önemli kozu şüphesiz sağ kanat bindirmeleri. bu sezon alışık olduğumuz ``ilk yarıda maçı galatasaray alır`` düşüncesinin bu maçta gerçekleşme ihtimali ise bir hayli düşük. 30 maçta 2.3 gol ortalamasıyla maç başına 11 şut çeken sarı kırmızılı ekip , ligin en az gol yiyen kalecilerinden bir tanesi olan fabri karşısında bulduğu fırsatları harcamaması gerekiyor. yüzde 82 başarılı pas yüzdesiyle oynayan takımın özellikle atiba - medel tandemi karşısında yapacağı top kayıplarına karşı dikkatli olması gerekliliği zaten terim tarafından oyunculara aktarılmıştır. pepe ve tosic karşısında takımın en büyük gol ayağı olan bafetimbi gomis`in büyük maçlarda göstermiş olduğu düşük performans, sarı kırmızılılar adına en büyük soru işareti. özellikle orta saha oyuncularının skora katkı konusunda ciddi sorunları olduğu da düşünülürse querasma kanadından galatasaray`ın gomis`e birebir pozisyon hazırlaması kuvvet ve muhtemel. duran toplarda beşiktaş`ın halen istenilen seviyeye gelememiş olması da maç başına 6 korner kullanan galatasaray için önemli bir silah. ligde dakika 30 ila 45 arasında makine hüviyetine giren sarı kırmızılılar buldukları 24 golle bu alanda lider konumda. galatasaray eğer ilk yarıyı önde kapatırsa mutlak suretle puan ve puanlar alacaktır. galatasaray`ın özellikle ibb ve fenerbahçe maçlarını da hatırlatığımızda 15 er dakikalık performans dönemleri olduğunu görüyoruz. ilk 15 dakikada ve 60 - 75 arasında galatasaray rakiplerine top oynama hakkı tanıyor. lakin beşiktaş`ın bu iki rakibine göre çok daha tehlikeli ayakları olduğunu düşünürsek , bu alışkanlığın pahalıya mal olacağını da eklemek lazım.

avantajlar

* 50 bin kişilik sağır edici taraftar baskısı
* iç sahada oyuncuların daha öz güvenli oynamaları
* gomis ve kanatların beşiktaş savunmacılarından daha hızlı ve atletik olmaları
* terim`in ciddi maçlara takımı ayrı bir hüviyette motive etmesi
* mükemmel bir iç saha serisi

galatasaray 4 - 1 kayserispor
galatasaray 3 - 0 sivasspor
galatasaray 2 - 0 kasımpaşa
galatasaray 3 - 2 karabükspor
galatasaray 0 - 0 fenerbahçe
galatasaray 5 - 1 gençlerbirliği
galatasaray 2 - 0 alanyaspor
galatasaray 4 - 2 akhisarspor
galatasaray 3 - 1 göztepe
galatasaray 2 - 0 osmanlıspor
galatasaray 3 - 0 antalyaspor
galatasaray 5 - 0 bursaspor
galatasaray 2 - 1 konyaspor
galatasaray 2 - 1 trabzonspor
galatasaray 2 - 0 başakşehir

dezavantajlar

* şampiyonluk baskısı
* defansif manada bireysel hatalara yatkınlık
* orta sahanın pres karşısında gardının hızlı düşmesi
* gomis haricinde skora katkıda kanat oyuncularının eline bakılması
* geriye düşülen maçlarda oyun disiplininden uzaklaşma

beşiktaş

haftayı fenerbahçe ile yaşanan gerginliklerin gölgesinde geçiren beşiktaş`ta sinirler bir hayli gergin. her ne kadar fikret orman yönetimi süreci doğru yönetmiş olsa da oyuncuların bu süreçten etkilenmediğini düşünmek hata olur. şampiyonluk yarışında son 12 haftadır arap atı gibi rakiplerini son düzlüğe kadar kovalayan siyah beyazlarının, tamam mı devam mı maçı olması sebebiyle rakibine nazaran daha stresli olması ise kaçınılmaz. kadro derinliği noktasında galatasaray`dan 1 adım önde olan beşiktaş`ta caner haricinde sakat ve cezalı oyuncu bulunmuyor. pepe`nin de takıma katılmasıyla ideal on birine kavuşan güneş`in talebeleri maça yine 4 - 5 - 1 taktiği ile yayılacaklar. kanatlarda babel ve q7 ile galatasaray`ın defans çizgisini bozmaya çalışacak siyah beyazlıların en büyük gol ümidi ise son haftaların formda ismi talisca. özellikle kanatlara attığı toplar sonrası ceza sahası içerisine yaptığı sprint koşullarla defansların korkulu rüyası haline gelen brezilyalı oyuncu, son 11 maçta direk olarak skora katkıda bulunmuş durumda. q7 ile birlikte özellikle frikiklerde son derece tehlikeli olan ikili muslera`ya zor anlar yaşatabilir. sezonun hayal kırıklığı ispanyol forvet negredo`ya yönelik özel bir markaj olmayacağı düşünülürse, galatasaray`ın beşiktaş orta sahasını kitlemeye yöneleceği aşikar. bu duruma karşı şenol güneş`in uzun toplarla galatasaray`ın zayıf kanadı olan sol bölgeye bindirme yapması ve babel`i birebire bırakması kaçınılmaz gibi. geçtiğimiz hafta babel`in göstermiş olduğu çok kötü performans , beşiktaşlıların da sıkıntı duyduğu önemli konuların başında geliyor. ligin demir alma haftasına geldiğimiz bu dönem de her oyuncudan mutlak verim bekleyen güneş`in gidişata göre yapacağı hamlelerde önemli. özellikle beşiktaş camiası tarafından geç oyuncu değişiklikleri yüzünden topa tutulan deneyimli antrenörün maçın skorusuna göre atiba - tolgay değişikliğine gitmesi tüm stratejileri değiştirebilir. şenol güneş`in şampiyonlar ligi maçlarına benzer bir oyun düzeni tutturmaya çalışacağını düşünüyorum. baskılı oynamak için elinden gelen her şeyi deneyecek olan galatasaray karşısında, skor avantajını ele geçirdiği an ikinci yarıda 4-2-3-1 taktiğine döneceğini, 75`ten sonra da talisca - necip değişikliği ile defansif kurguya döneceğini düşünenlerdenim. özellikle aynı gün oynanacak ibb maçından gelecek skorunda her iki takım içinde kritik olduğunu düşünürsek, olası bir ibb puan kaybı daha agresif ve açık oynayan bir beşiktaş görmemize vesile olabilir. deplasmanların son 3 senede en organize takımı olan beşiktaş , ligin bu haftasına kadar 2 gol ortalaması yakalamış durumda. rakibi gibi yüksek pas yüzdesiyle hareket eden şenol hocanın talebeleri ( %84 ) ligin dakika 75 ile 90 arasında en fazla gol bulan takımı. özellikle maç sonlarında düşüş yaşayan sarı kırmızılılar karşısında direnci korumayı başarırlarsa olası bir gol her şeyi değiştirebilir.

avantajlar

bu seviyede maçları fazlasıyla oynamış deneyimli kadro
deplasmanda asla gardı düşmeyen orta saha
bireysel yeteneklerin her an skoru değiştirebilecek potansiyelleri
şampiyonlar ligi sonrası yakalanan başarılı galibiyet serisi

dezavantajlar

türkiye kupası gerginliğinin oyunculara etkisi
babel`de yaşanan performans sorunları
orta sahanın creative oyunda etkisiz kalması ( atiba - medel )
oğuzhan ve tolgay`ın şenol hocaya güven vermemesi
tosic`in özellikle kanatların iç bindirmelerine karşı gereksiz hamleleri - kart riski

hakemin taraf olmadığı , temiz bir oyunla iyi olanın kazanmasını umduğum mücadele. elbette gönlüm beşiktaş`tan yana lakin ibb şampiyon olacağına ebedi rakibimiz galatasaray olsun !

selametle
devamını gör...

dünya sözlük dertleşecek insan veritabanı

yaklaşık 7 senedir bu sözlükten tanıyıp halen konuştuğum, fikir aldığım, evlerine gittiğim, misafir ettiğim, halayına gittiğim insanlar oldu. bundan daha büyük veritabanı mı olur ? ama yok siz posta okuyucu köşesi tadında dert dinlenir , simlock kırılır tarzında şeyler arıyorsanız bu biraz emek gerektiren bir durum. her sosyal mecranın kendine has genetik mirasları ve kodları var. burası epey farklı merak edenlere , zaman alması gayet normal. dm üzerinden giderek, olacak şeylerde üç aşağı beş yukarı belli. elbette bir samimiyete , sıcaklığa vesile olur ama bir yere kadar. sonuçta az ya da çok maskelerin arkasından yazıyoruz. ne zaman o dostluk , arkadaşlık , fb ya da benzeri alanlara kayıyor o zaman o kişinin reel hayatını, fikrini , neye benzediğini fark ediyorsun. ortak faydadan öte, ortak kaidede buluşanlar dertleşir ve paylaşır.

yoksa gerisi sazan.avi yahut böbrek avi..

selametle
devamını gör...

dostoyevski’nin dindarlar tarafından sevilmesi

benim için her okuduğumda iz bırakan şu yazısıdır.

dostoyevski, köpeği takibe alır ve yanından geçerken her mahkûm tarafından tekmelendiğini gözlemler köpeğin. asıl ilginç olan şey, köpeğin mahkûmlardan kaçmaması ve yanına bir mahkûm yaklaştığında otomatik olarak eğilerek tekme pozisyonu almasıdır. köpeğin her yanından geçen mahkum otomatik olarak köpeği tekmelemektedir.

dostoyevski de, bir gün köpeğin yanına yaklaşarak onun başını okşamaya başlar. köpek bir süre şaşkın şaşkın ona baktıktan sonra, hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlar.

önüne gelen mahkumun tekmelediği köpek, o günden sonra nerede dostoyevski’yi görse oradan kaçar ve ona bir daha asla yaklaşmaz.

köpeğin tekme atanlardan kaçacağı yerde başını okşayan dostoyevski’den kaçmasının bir psikolojik açıklaması vardır elbet.

kötülüğü hayat şartı kabul etmiş insanların sevgiyi, kardeşliği, paylaşmayı görünce nasıl afalladıklarına kimbilir kaç kez tanık olduk.

aslında insan ve çevre kötü değil ama, nedense sürekli bir şey kötülük üretiyor, kötülük eşitsiz gelişim yasası olarak kabul edilen kapitalizmin karakterinde var.

dolayısıyla kapitalizm sınırlanmadıkça, onun barbar ve sömürücü yönü aşılmadıkça ‘dostoyevski'nin köpeği’ gibi tekmeği yediğimizde uslu uslu susacağız ama başımızı okşadıklarında acı acı ulumaya devam edeceğiz ...
devamını gör...

burçlara göre tanım yazma farklılıkları

herkes olayın kız erkek ilişkisinde olsa da yazısal bazda durum nasıl olurdu biz de buna bakalım.

konu : 90 tanım giren yazarın verilen oyları görebilmesi

koç burcu

bence kesinlikle gereksiz. ben zaten kendim bu işi hallederim yönetime ne kardeşim?

boğa burcu

ya siz kimi , neyle sınıyorsunuz ? sabırla bekleyeceğim, o karar geri alınacak..

ikizler burcu

bence çok güzel oldu böyle, hem sözlük hareketlenmiş olur. yok ya , böyle de hep bir basķı , ne bileyim şimdi kararsız kaldım. bu arada konu neydi ? !

yengeç burcu

ya ne tatlı kararlar, havada güzel - ne tanımlar yazarım ben şimdi - inşallah kimse sorun çıkarmaz. ya çıkarsa ?! evden mi çıkmasam , bu arada ben evin anahtarını nerede unuttum. modlara sorayım..


aslan burcu

en başta o yönetim bana sormadı , hem ben neden arkalardayım ! zodyak'ın ilk burcu biz olmalıydık. tanımlar hakkında fikrimi paylaşmak istemiyorum, uyumam lazım zaten sıcakta doğduk!

başak burcu

bakın tam 90 değil mi ona göre plan yapacağım havada biraz bulut var, şemsiye, bot hazır , ya sel olursa en iyisi ekmekte alayım savaş falan çıkar Allah korusun! 90 değil mi ? tam 90 ..

terazi burcu

bu konuda sorunu olanlar varsa bence konuşmalıyız. eksileyerek, olayı büyüterek nereye varacağız ? ben hemen bir not çizelgesi çıkarıyorum. ya neden sorun ki hem eksi verse ne olur? ocağın altını kapatmayı unuttum hemen geliyorum..


akrep burcu*

günde 3 tanımdan ayda 90 yapar. bunun diğer gruplara etkisini kendime saklamam lazım. ayrıca 88 gün önce bana yönetimden birisi , o 80 tanım olacak demişti bu sırada üstünde mavi hırka vardı. ya sen kime ters ters bakıyorsun, dur şunu da kara kaplı deftere ekliyeyim.. heh iğnemi de kendime saplıyayım hastayız biz !

yay burcu

evde durunca zaten her şey üstüme üstüme geliyor ya ne çocuğu mahmut ! faruk abi ben enerjimi harcayamıyorum bir el at tanımlara 90 diyorlar. o kim ya !? mahalleye yeni taşınmış aman ben bir çay koyayım..

oğlak burcu

ya var ya gene bir düzensizlik , bir hareket devimini. -de -da ları ayrı yazmayanları kovun önce bir de Allah aşkına bir battaniye ellerim üşüyor ! hanım çorabın teki gene yok..

kova burcu

analitik olarak konuyu ele almamız lazım. bunu daha önce tanımlarımda yazdım lakin siz okumadınız. ayrıca geçen hafta o listeye gene giremedim bunların hepsi devinim, hayata dair ne çok konu var hatta bir gün.. bi sus sus !!

balık burcu

ama ben ağlarım ya neden ya hani 50 olacaktı ? hemen odama gidip kendi kabuğum içinde olayı tahlil etmem gerek. ya bir de şey o çikolatalar çok güzel ama kilo yapıyor :( ay emoji kullandım özür dilerim herkesten.
devamını gör...

kalitesiz trolleri sadece 3.99'a adam ediyoruz

dünya sözlükte o temcit pilavını taze diye yedirenlerden mi sıkıldınız? uber mi taksi mi , hegel mi platon mu , sergen mi hagi mi yerine size kürt türk / kadın erkekle mi geliyor bizi arayın. kokpitten uçmadan önce süper donanımlarla kendisine yepyeni arayüzler yüklüyoruz. belki yakında sende artık çiftlikbank gibisin ezgili şiirler yazar..

call now : 444 0 e1k
devamını gör...

kadınların mahremsiz gidebilecekleri top 10 mekanlar

her olayın bilimsel ve dini konuda er kişisisin bulunduğu dünya sözlüğün bir diğer güzel hizmeti. kadınların yapamayacaklarını nefretle yazan kitleden mi sıkıldınız? sizin için muhteşem bir liste hazırladık.

1) yan oda ama en uçtaki değil sadece bir yan.

2) anfi sınıf kapısını görebileceğiniz bir yer sadece.

3) babanızın evi. lütfen giderken gözler yerde.

4) mutfak aslında hep burada durun çıkarken de kettle'a basın.

5) lavabo sonuçta siz de insansınız o kadar da değil.

6) google maps'de herhangi bir yer. yine de ülke dışına bakarken herife sorun.

7) market reyonunda ekmek bölümü. adam aç aç!

8) sağlık ocağı başınıza bir şey gelir sonra yılan derisi gibi arkada bıraktığımız pijamayı kim bulacak ?

9) balkon onda da perdeler tam kapalı cam kapalı havasızlıktan zaten çok düşünemezsiniz. kadının neyine fikir !?!

10 ) yan oda demiş miydim?
devamını gör...

osmanlı'ya olan sevgiyi dikine toki ile kanıtlamak

hem bursa`da hem kadim kastamonu`da keza kalbin naif attığı istanbul`da gösterilen mohteşem sevgi türüdür. neden dikine? çünkü istikbal göklerdedir ama bunu bizi kıskanan avrupa dahil kimse bilmemektedir.

zaten bu gizli sır lozan`da yazmaktadır , o yüzden viyana`da amsterdam`da roma`da adamlar gökdelen ve 30 katlı komünist düzen evler dikememektedir. zaten paraları yoktur , saraylarda pisliğe basmamak için topuklu ayakkabı giyen adamlardan mimari öğrenecek değiliz !

devamını gör...

franz fiodor kafkayevski nin 2022 dünya kupası der spiegel röportajı

dayalı döşeli başka heyecan verici bir mülakat. baştan sona iddia bayilerini şimdiden heyecanlandıran gabon'un , nijerya'ya nasıl döşeyeceği , alamanların beckenbauer başkana selam çakacakları , a milli takımda beşiktaş'tan kaç oyuncu gitmesi gerektiğini söyleyen anlarla geçen serüven , yazarken heyecanlandık gerisini siz düşünün.

yeneriz dediği maçlarda skorun ters çıkması totem miydi? sözlüklerde başlayan laminant ustası gibi döşeyecilik sonsuz döngüde yankılanır mı.. orta doğu'nun mendiliyle dolaşan muhabiri al mir'el e1k akbile kıydı sizler için binlerce kilometre yaptı.

öncelikle neden beşiktaş?

acı çekmeyi seviyorum , sonuçta ülkemizde 9 milyon taraftarımız var yarısından fazlası şeker ve kalp hastası. nasıl zamanında yare hasret kalıp camda uzaklara daldıysak sol açık oyuncuya da öyleydik. dakika 91'de arkaya yaslanıp maden suyu içtiğimde sene 1992 falandı. gordon milne'den beri süregelen bir alışkanlık galiba. sözlükte gene beşiktaşlılar var ama çoğumuz huniliyiz zaten. tek garibime giden bayan yazarlarında dayayıp döşemeye başlaması detay vericem..

zamanında iddia'dan 2 ev kaybettiğiniz söyleniyor doğru mu?

külliyan yalan benim daha yenicez deyipte yenildiğimiz bir maçımız var mı hatırlamam!! eğer varsa da zaten hükmen falandır, hiç unutmam sene 2003 gene lideriz, arkadaşlara dedim en az 4 golümüz dayalı döşeli, benim de bu arada iddiayla falan işim olmaz lakin sen arkadaşlar bizim ffk boşuna bu demez demişler var yok yatırmışlar. ne olduysa gene hakem kararı herhalde 4-1 yenilmişiz adresi değiştirdim tabi. oluyor hayatta böyle şeyler.

küçükken de böyle miydiniz hoca sınavda döşeyecek soruları beyler falan var mıydı literatürde?

orta okul'da bile böyleydim ben lakin az çalışıp yine sınıfı rahat geçen birisiydim. hoca ne zaman sözlü yapacak desem yazılı yapardı ters totemi o zaman keşfettim işte. kesin buradan çıkacak dediğim her yere millet çalışırdı , hocada diğer kitaptan sorardı etrafımda kim varsa bu hususta biraz zarar gördü ama ben sadece kapıyı gösteriyorum sonuçta insanları da değişterecek değilim ya?

o zaman döşeme aslında bir yaşam biçimi?

elbette hiç unutmam bir gün eminönünde hanımla dolaşıyoruz , baktım karo kartçılar var. kızı bulursa adam para kazanıyor, anaçta biriyim sonuçta baktım herkes tokatlanıyor , kuytu bir yerden geçtim : adam " tam şu kart" diyecek diyorum soldaki, adam emin misin diyor ? diyorum bak döşücen hepimize çay ısmarlıcan açıyor tokatçı adamın gösterdiği benim dediğim çıkmadı tabi. koştuk tabi ama iyi spor yaptık o gün..

şu herkesin merak ettiği atletico madrid olayı mütevehhim adlı yazarın sokakta denk gelmeyelim tehditi neden oluştu?

bildiğiniz gibi mütevehhim a.madrid maçlarını radyo gibi sözlükten canlı veren bir arkadaş bende deneyimlerimi ona aktarmak istedim. sanırsam geçen yıl çok önemli bir mücadele sırasında baktım atletico atak üstüne atak yapıyor dedim madrid döşer beş dakika içinde 2 tane gol yediler. sözlükte bir infial oluştu bana karşı ben real madrid için madrid yazdım desem de ne fayda. öğrenci arkadaşların iddia paralarını exception ile ödedik ama!

peki ya şu ünlü lafınız , ömer üründül bile bloklar arasında yardımlaşma eksik rakip döşeyecek demeye başladı?

bunlara alışacak bu ülke , futbolu sevmeyen kitlelere bu oyunu sevdirmek gayem. nasıl sergen yalçın'a " sergen 18 yaşından küçükler iddia oynuyor ne söylemek istersin?" dediklerinde " alman ligine dikkat etsinler çok süpriz oluyor" dediyse ben de aynı yerdeyim. moderasyon içinde emekli öncesinde biraz dışlandım bunu da söylemem lazım resmen arda turan - gabi fanları tarafından lav edildim. parkelere döneceğim ama..


dünya kupası yorumlarınız nasıl ?

şimdi kış ayı içerisinde takımların form durumları önemli , keza sıcaklık ve basınçın nominal değerlerin altında seyretmesi oyuncuları yoracak o yüzden ilk yarım saatlik dönemde döşeyen maçı alır. kanımca bir asya takımı sürpriz yapacak bu sefer. ellerimle bir güvercin yetiştirdim , ahtopot paul gibi bayrakları diziyorum , hangisini didikliyorsa onlar amansız döşüyor! ben kestirmem ama çipetpet yapıcam onu!

peki kupayı kim alır?

alamanya katıksız döşer..

selametle..





devamını gör...

yolculukta tek başına kalan kadın psikolojisi

yaşanan son iki ayaklı hayvan vahşeti sonrası iyiden iyiye daha da zorlaşacak hissiyattır. zaten memleketimizde kadın olmak cidden garip bir olgu..

içimden geleni yazacağım alınan alınsın bu hususta pekte umurumda değil açıkcası. töre yüzünden ölür , herif stresli diye dayak yer , çocuk düşük not alır anası ilgilenmez diye küfür yer, aynı köyün yahut memleketin kızı değil diye dışlanır , babası tarafından tacize uğrar , kuzenleri ile laflar töreye göre hemen onlara evrilir , sokakta ailesinden birini akşam namazı sonrası beklese yollu olur , üniversite de okusuyorsa kesin gözü dışarda olur , resmi beğenilmez , 28 yaşında evlenmediyse evde kalmıştır , hayattan beklenti kararı anasına babasına , çeyiz sandığı kaderine bağlıdır. tecavüze uğrasa şikayet etse kendini korumak için ne yaptın diye sorulur , ailesine gitse duruma istinaden ayağına taş bağlanır nehirde vurulur kadın olmak zor değildir aslında gerizekalı töreler ve adetleri , uçkuru hayatın merkezi , dinin kıstaslarını da işinin geldiği yerden alan erkek cenahının hayvanlığıdır bahsi olan.

kusura bakmayın da son olay sonrasında cidden bir minibüste son kalan erkek ve kadın grubu içine düşsem inip inmemekten kararsız kalacak duruma yollanıldık. hayır bunun ters türevinde ilgi çekmek için kullanan grubunda ekmeğine yağ sürüldü , olaydan bir haber gözü yere bakıp gidene de zorluk çıkarıldı.

evet değerli ablacım , bundan sonra bir minibüste tek başına kalacağını anladığın an onlarla in ve rüzgar gibi koşmaya başla , kalabalığa karış ve namusunun o gün kirlenmediği ve bedenin o gün yakılmadı diye dua et. bizim ülkenin %99'u müslüman unutma ayrıca. lakin kalan %1'lik kesim işte her şeyin başı ve pisliği kusura bakma!

psikolojini bugünde koruyamadık!
devamını gör...

yeni bir dil öğrenmenin yolları

sonsuza dek akıcı: hızlıca bir dili öğrenip unutmamanın yolu, (fluent forever: how to learn any language fast and never forget it) kitabından alıntılar yapılarak hazırlanmış güzel bir analiz.

yeni bir yabancı dil öğrenmeye çalıştığımızda çok fazla öğrenmemiz gereken şey olduğundan genelde zorlanırız. çok fazla gramer, çok fazla kural ve çok fazla kelime öğrenmemiz gerekir. öğrendiklerimizi unutmak en büyük düşmanımız olduğundan bunu yenmek için bir plana ihtiyacımız vardır.

2010'da böyle bir planımın olmadığının farkına vardım. o zamanlar opera sanatçılığı öğrencisiydim ve şarkılarımı daha etkileyici yapmak ve operanın zor iş piyasasında başarılı olabilmek için fransızca, almanca, italyanca ve rusça'yı iyi bir şekilde öğrenmem gerekiyordu. öğrenci olduğumdan rosetta stone veya pimsleur gibi pahalı dil programlarına verecek param yoktu. bu yüzden kendi başıma nasıl öğrenebileceğimi araştırmaya başladım ve fransızca'yı 5, rusça'yı 10 ayda öğrenmemi sağlayan bir metod geliştirdim. şu anda fransızca'yı, almanca'yı, italyanca'yı, rusça'yı ve zevk için öğrendiğim macarca'yı akıcı bir şekilde konuşabiliyorum. sonbaharda da japonca öğrenmeye başlayacağım.

peki bir dili hızla öğrenebilmek için ne yapmak gerekir? bunu yapabilmenin temelinde ilişkilendirmek ve hafızanın nasıl çalıştığını anlamak yatıyor. size e-posta adresimin şifresinin izlandaca'da bal likörü anlamına gelen "mjöður" olduğunu söylesem kelimeyi somut bir şekilde anlayamayacağınızdan aklınızda kalmaz. sadece kelimenin kulağa nasıl geldiğini tahmin edebilirsiniz ve kelimeyi yazmak çok kafa karıştırıcı olur. ancak bir barda olsaydık ve size içinde ölü bir yılan olan ateşli bir içecek verip "bu mjöður! al iç!" desem kelimeyi hatırlamakta bir sorun yaşamazdınız. şeylerin isimlerini hatırlamakta iyiyiz. hafızamız bizi bu nesnelerin isimleriyle belirli konseptler arasında bağ olmadığı zaman yanıltıyor. bu yüzden yapmamız gereken mjöður gibi yabancı kelimeleri daha belirgin ve anlamlı hale getirmek olmalı.

bunu başarmanın birkaç farklı yolu var. öncelikli olarak kelime haznesi ve gramer üstünde çalışmaya başlamadan önce eğer birkaç hafta telaffuz üstünde harcarsanız mjöður gibi kelimeler size karışık gelmeyecektir. bunlar çok daha hafızada kalır olacaktır.

ikinci olarak kelimeleri imgelere bağlayarak daha belirgin hale getirebilirsiniz. araştırmalar defalarca görsel hafızamızın harika olduğunu ortaya koydu. 1960'larda harvard'daki araştırmacılar üniversite öğrencileri üzerinde acımasız bir hafıza testi uyguladılar. öğrencilere 612 renkli dergi reklamı gösterildi ve onlardan eski ve yeni tarihli görsellerin karışımından resimleri tanımlamaları istendi. öğrenciler eski reklamların yüzde 98.5'ini doğru seçti. memnun kalmayan araştırmacılar daha fazla görselle testlerini tekrarladılar ve öğrencilerden karanlık odalarda 5 gün art arda 100,000 resme bakmaları istendi. bunun ardından öğrenciler yüzde 83'ünü doğru bir şekilde tanımlayabildi.

bunun anlamı görsel hafızamızın harika olduğu ve bunu kullanmamız gerektiğidir. dil öğrenirken çevirmeleri ezberlemek yerine yeni kelimeleri resimlerle bağdaştırmak her zaman daha avantajlı olacaktır.

ispanyolca'da kedi anlamına gelen "gato" kelimesini ele alalım. hatırlamak için kelimeler beynimize yerleşene kadar "gato...kedi..." diye tekrarlamayı seçebilirsiniz. bu kolayca hatırlamak için zayıf bir bapdır ama bunun da dışında "gato" kelimesini okuduğunuzda türkçe'deki kedi kelimesini düşünmek istemiyoruzdur. istediğimiz şey kedinin görüntüsünü aklımıza getirmek. bu yüzden yeni bir dil öğrenirken türkçe'yi tamamen atlayıp gato kelimesini bir görüntüyle eşleştirmek size daha iyi sonuçlar elde ettirecektir.

aklımızda yeni kelimeleri eski hatıralara bağlayarak resimlerden daha derine de inebiliriz. en son bir gato'yla karşılaştığınız zaman ne zaman? eğer bu soruyu cevaplamak için zaman ayırırsanız araştırmalar gato'nun yüzde 50 daha akılda kalır olacağını gösteriyor.

resimler kendi başlarına da etkili olabilir. eğer aklınızda gato kelimesini tatlı bir kediyle eşleştirirseniz kelimeyi hatırlamanız kolaylaşacaktır. ama kelimeyi çocukluğunuzdaki evcil hayvanınızla eşleştirirseniz kelime neredeyse unutulmaz hale gelecektir.

resim ve hafızaları soyut kelimeler ve gramerle bile eşleştirebiliriz. mesela "olmak" fiilini çekimlemek istiyorsunuz. "oluyorum," "oluyorsun" ve "oluyor" şeklinde ezberlemek çok zordur. ama bunu görsel cümlelerle öğrenmek isterseniz ("o çok ateşli oluyor") en soyut konseptlerin bile unutulması zor olacaktır.

yeni bir dil öğrenmek oyun gibidir. eşleştirmeleri oluşturup bunları hatırlamakla kazanıp veya kaybettiğimiz bir oyun. neyse ki öğreneceğimiz dil macarca veya japonca bile olsa bu hepimizin yapabileceği bir şey.
devamını gör...

cogito sözlük aylık swot analizi

timsahlar aşkına!

ocak 2014 dönemini acısıyla tatlısıyla atlatan naif mekanımız cogito en sonunda beklenilen hızında. her halde bu ayın konusu timsah , server, aramıza yeni katılanlar ve düşen performansımız üzerine.

düşen performansımız derken daha iyisini bildiğin halde bir nevi hüzünlenmek diyelim. insan sevdiğine dert yanar , bazen içlenir bazen de koruyucu olur işte. herkesin hem fikir olduğu husus yaşanan o derin sessizlikte ne denli burayı sevdiğimiz ve alıştığımızdı. daha önce bahsi oldu üzerinden geçmekte fayda var. bir mekan , bir insan yahut nesne diyelim her ne ise o sevildiğinde yahut korunduğunda eder taşır. bunu da belli etmenin yolları vardır.

14 şubat kimisi için emperyalistlerin kurduğu bir tuzaktır, kimileri için açılmak istediğine bir aracı , sevmiş evlenmişler için ekstra bir hatıra. illa ağır hediye ye gerek yok hatırlanmış bir gül bile ifade anlatmaya yeter. bizler öyle elinde purosu en nadide eşyası ile dolaşan tipler değiliz bu sözlüğün güzel yanı herkes nereden geldiğini bilir ve ona göre yaşar. sadelik ve vefa burada devreye girer işte. bu sözlüğe bağlantısı ne peki? bir sözlüğe vefan en zor anında ona arka çıkmak ve onun ruhuna okşamaktır: tanımdır! , tanımındır , yazarın varlığıdır!

hepimizin ama hepimizin hatası da burada. en üstten en alta kadar bu sözlüğü sözlük yapanın tanım olduğunu , insanları buraya çeken unsurun akan frame olduğunu unuttuk. en basitinden sözlük kapandı açıldığında " öldük öldük dirikdik , sensiz bir hiçtik" yazdık hepimiz. peki kapanmadan önceki dönemle şu zaman dilimi arasında ne değişti? sabah uyanınca 213 , öğlen 1'de 358 , ikindi vakti 568 , gece kapanış olursa 801 tanım.. bunca insandan çıkan bu! ayın kaybedeni sözlük değil yazarlarıdır..

lakin bu yazıları acizane yazmamız hep birlikte bir şeyler yapma gayemiz yüzünden yıkmak değil. elimizde yapabileceğimizi kağıda dökmek , kalemi almak. tamam okumayı sevenlerimiz olur ama yazdığında yardıran vay arkadaş dedirten nicemizin yazmamasının hiç bir bahanesi gözümüzde bahane değildir burası büyüyecek daha iyi olacak diyorsak bahane olmamalı. o açıdan önce hedeflerimizi bir netleştirelim.

amacımız sadece küfürsüz bir ortama ev sahipliği yapmaksa hayhay fazlasıyla koruyucu ve bu konuya sahip çıkan yazarlarımız , moderatörlerimiz ve yöneticiler mevcut. keza manevi unsurlara sahip çıkan herkesin önüne geldiği kişiye ağır ifadelerle yardıramayacağı mekansa arayışımız o da var. aile salonu tadında ifadelerin sol çerceveye pelesenk olduğu bir süreç isteği o da mevcut. peki üzerine bir hedef , gayemiz var mı?

bence var.. ama yüzeysel takılmayı seçiyoruz. daha geçen gün bir yazar arkadaşın tanımını görünce mesajla konuştum. neden hocam bunca yeteneğin var yazmıyorsun daha fazla diye sorduğumuzda "ya ne bileyim okunmuyor bazen yazasım gelmiyor" dedi.. bak dedim 1 tane yazar okudu kimsenin okumadığını nereden çıkardın? mirim oylamaya baksana dedi..

iki tane ön yargımız var.

1) okunmaz yazmama gerek yok

2) oylanmıyorum galiba yazılarım beğenilmiyor

üzerine benim de eklemek istediğim kovadaki altınlar dolu gözükmem kafi ekibi. özellikle eski yazarlarımıza yönelik bir sitemim olacak. elbette burada nesil kavramı yok ama eski ekibinde ön ayak olduğu en önemlisi örnek olduğu kişiler ve yazarlar var. bu işin gerçeği buraya yeni gelmiş bir yazar sizden bizden benden senden herkesten ilham alır. daha fazla yazası gelir ve çabalar. sonuçta buraya geldiğimizde hepimiz elimizde torbalarımızla geldik içindekini sol tarafa koyduk , koymaya devam eden nice insan var. yetenekliymiş , iyi yazmış , kötü yazmış değil. yazmak bir sevgidir ve burayı da seviyorum diyorsak ne yapacağımız belli.

ama bu dediğim bir hedefimiz varsa? olmayanı gerçekleştirme diye bir kavram yoktur yönetim biçimlerinde , hayatta , okulda , şirkette her yerde. yazmayı sevmeyene okutturma cezadır. nasıl sanata yatkın bir kişiyi zorla mühendis yapmak onun yeteneklerine saygısızlıksa bu da bizim gözümüzde buna eşdeğerdir.

sözlüğümüzde özellikle son dönem de dikkate çarpan diğer husus çeşitlenme. bazı yazarlarımızın belli zamanlarda serzenişi oluyor; psikoloji az tartışılıyor , kitap özeti yok , film , sanat başlıkları az. fikre saygı var ama şunu da soralım o zaman madem burada dürüst gidiyoruz..

son 1 ayda bunu diyenler sol tarafa bu yanlışla alakalı ne yaptılar? 112 tane sanat başlığı açıldı kimse mi okumadı , oylamadı katkı da bulunmadı.. ben yazdım okunmadı edilmedi. geometrisi kötü olan bir öğrenci 400 soru çözünce düzelir mi hemen eksiği? süreklilik yok belki de !! en büyük derdimiz bu süreklilik. şu yazar şu hususta şunları yazar demek sözlük hafızası. konusu önemsiz istersen pazar da satılan ürünlerin çeşitlilik durumunu çıkar durmadan , ya da en çok satılan atlet rengi şudur de. sorun değil ama o eksik bu eksik diyenlerimiz de bir şeyler katmalı bu kadarız napalım? çünkü o cümlenin devamında durmadan ; siyaset , spor ve güldürü başlıklarından gına geldi cümlesi de diğer yazarlara gına getiriyor. keşke olsa da okusak diyenler revaçta burası kesin.

sözlüğün gücünü küçümsemeyelim ve burada çok iyi insanlar olduğunu unutmayalım. daha dün işte bir konu üzerinden evli yazarlara biraz ironik başlıklar açıldı. kahkaha , gürültü hafif laf sokma gece ne güzel işte yalan mı dostlar? bunların benzerleri zor değil ki. bir konu başlığı belirleyip üzerinde dönme yahut tartışma konusu açma. durmadan siyasette olmaz eyvallah , durmadan geyik yahut sporda ev hanımlarının derdi de olsun , mitoloji de neyse yazmaya başlayınca gerisi geliyor.

server' bu tanımı 0.0023 saniye de açtı

güzel bir değişim ve hızlanan çerçeve. biraz sancılı oldu lakin güzel olduğu kesin. acizane de bir önerim olacak.. acil durumlarda bir duyuru twiti yahut maili güzel olabilir. özellikle yazarlarımız arasında ne yapacağız , kapandı mı neden haberler kesildi diye meraklananlar ve serzenişi olanlar da oldu. sözlükte bir duyuru merkezinin olması ve yazarların bilgilendirilmesi hem güzel olur hem de yanlış anlaşılmaların önüne geçer. mesele 3 akşam önce server tarafından yarın çalışma var duyurusu çok şıktı ve herkesin takdirini topladı. kalplere dokunduğumuz an buradan daha güzel bir enerji çıkacağı muhakkak.

interaktif sözlükler sıralaması

konusu bile şu an can sıkıcı olsa da bu şekilde devam etmeyeceğini düşünüyorum. elbette geriledik ama bu ayağa kalmayacağımız manasına gelmez. özellikle sözlükte son 2-3 gündür yaşanan ciddi bir canlılık söz konusu. herkes işin farkında. burası x yer olur mu diyenlere yavaş gel saçın başın dağılmasın adlı yöremizin türküsünü armağan etmek istiyorum. burayı 23.lükten en iyilere getirenler bu insanlardı şimdi aramızda yeni heyecanlar ve bakış açıları da var.

zaman , insan , akan çerçeve umursamadan şurada gece 7 kişi de kalsak yazalım derim! bu ay şu kadar tanım eksildi arttı bölümünü es geçip önümüzdeki şunu başardık demeyi yeğliyorum.

potansiyeller: uzun zamandır twitter'da gözükmedik.klavyesi kaşınan nice arkadaşın sesini duyuyoruz.. ( mesaj alındı )
tehditler: 560-790 tanım bandının alışkanlık hale gelmesi. düşük katılım , düşük online yazar adeti.

sürç - i lisan ettiysem af ola herkesten.


devamını gör...

cogito sözlük didişmelerinin orta çağ savaşlarına benzemesi

orta çağ'da saldırıların saatleri vardı genel olarak tarih saifelerinde uyandırma topu dedikleri bir uygulama olur, taraflar birbirine girer arkasından ölüleri toplamak için ara verilir sonra devam edilirdi. zaten çanakkale 1915'te bile benzerlerini anzaklarla yapmışız.

bizde de son günlerde olmaya başladı. savaşan arkadaşlar ya uykuya çekilip güç depoluyorlar yahut yeni haberler okuyarak edinim kazanıyorlar bir derin sessizlik oluyor. aslında saat belirlesek biz de fena olmayacak.

gündemin yoğunluğuna göre;

09:00 - 12:00 = cemaat - ak parti güne başlangıç

12:00 - 13:00 = abdest , namaz, yemek arası

13:00 - 13:30 = mahlas altı yardırma şenlikleri

14:00 - 15:30= hay ben senin gibi timsahın!

16:00 - 19:00 = heh en güzel zamanlar şiirler , böcekler , lord of the ringler

20:00 - 22:00 = cihat , kafir , al parti paylaş paylaş

23:00 - 01:00 = daha bir soft elde soda seviyorum bak bunu

02:00 - 06:00 = deli lan bunlar yatın uyuyun!
devamını gör...