ayna nöronlar

insan beyninin mucizevi özelliklerinden.

--- alıntı ---
bazı beyin hücreleri başŸkalarının aklından geçenleri okumamızı sağŸlıyor. dna'ların biyolojinin yapı taşŸlarını oluşŸturması gibi bu 'ayna' hücreler de psikolojinin yapı taşŸlarını oluşŸturuyor...

çocuk, annesi eline bir oyuncak alıp yanına oturunca gülümser; çünkü bilir ki annesi onunla oynayacaktır. erkek, şŸiddetli bir tartışŸ madan sonra karısının araba anahtarlarını alıp çıktığŸını görünce irkilir; çünkü karısının bu kez gerçekten onu terk ettiğŸini anlar. hastabakıcı, serum takmak için yaşŸlı hastasının damarını ararken rahat değŸildir, çünkü iğŸnenin hastasının canını acıttığŸını bilir.

bütün bu insanlar karşŸılarındakinin ne düşŸündüğŸünü nereden biliyorlar? onların duygu ve düşŸüncelerini nasıl okuyorlar? çocuk niçin annesinin evi terkedeceğŸini, erkek ise karısının onunla oyun oynayacağŸını düşŸünmez?

başŸkalarının aklından geçenleri ''okumayı'' herkeste bulunması gereken doğŸal bir yetenek olarak ele alırız. ne var ki psikologlar, felsefeciler ve sinirbilimciler insanların, karşŸısındakilerin davranışŸlarından anlam çıkartma, duygularını okuma yeteneğŸinin altında henüz gizini koruyan bir yön bulunduğŸunu düşŸünüyor. son günlerde italyan sinirbilimcilerinden oluşŸan bir ekip bu doğŸrultuda çok önemli bir adım attılar. parma üniversitesi'nden vittorio gallase, giacomo rizzolatti ve meslektaşŸları, düşŸünceleri okuma bağŸlamında yürüttükleri çalışŸmalarda yepyeni bir sınıf nöron tespit ettiler. bu nöronların harekete geçmesi için kişŸinin spesifik bir işŸi gerçekleşŸtirmesi gerekiyor. nöronlar, başŸka bir yönleri ile daha ilgi çekiyor. nöronlar bir başŸkası da aynı işŸi yaptığŸında faaliyete geçiyor. bilim adamları bu son özelliklerinden dolayı bunlara ''ayna'' adını verdi, çünkü nöronlar diğŸer insanların davranışŸlarını olduğŸu gibi yansıtıyor veya simüle ediyordu.

bugün pek çok sinirbilimci, aralarında insanların da olduğŸu gelişŸmişŸ primatlarda bu nöronların başŸkalarının niyetlerini anlama konusunda çok belirleyici bir rol oynadığŸını düşŸünüyor. gallese, ''ayna nöronlar toplumsal yeteneklerimizi açıklayan mozaiğŸin çok önemli bir parçası olabilir'' diye konuşŸuyor. california üniversitesi'nden vilayanur ramachandran işŸi daha da ileri götürerek, ayna nöronların insanın evrimine de ışŸık tuttuğŸuna inanıyor. dil ve kültür konusu başŸta olmak üzere insan olmanın temelinde bu nöronların yattığŸını ileri süren ramachandran şŸöyle konuşŸuyor:''dna'lar biyoloji için ne anlama geliyorsa ayna nöronlar da psikoloji için aynı anlama geliyor. bunlar birleşŸtirici bir çerçeve oluşŸturmakla kalmıyor, aynı zamanda bugüne dek bilinmezliğŸini korumuşŸ olan pek çok zihinsel yeteneğŸi açıklamaya yarıyor.''

gallase ve ekibi, 1990'lı yılların başŸlarında makak maymunlarının beyinlerindeki nöronların faaliyetlerini kaydetmeye başŸladığŸında neye soyunmuşŸ olduklarını bilmiyorlardı. maymunların beyinlerinde, adına f5 dedikleri bölgedeki sinir hücrelerinin yaydığŸı sinyalleri izlemekle işŸe başŸladılar. f5, planlama ve hareketten sorumlu premotor korteks adı verilen genişŸ bölgenin bir kısmını oluşŸturur. birkaç yıl önce aynı bilim adamları f5'deki nöronların, hayvanların belirli bir amaca yönelik davranışŸlarda bulundukları zaman tetiklendiğŸini keşŸfetmişŸlerdi. bunlar genellikle, nesneleri tutup kaldırmak, ısırmak gibi el ve ağŸız yoluyla gerçekleşŸtirilen davranışŸlardı.

f5 hakkında daha fazla bilgi toplamak isteyen bilim adamları, maymunlara kuru üzüm, elma dilimi, kâğŸıt ataşŸı, küp ve küre şŸeklinde nesneleri sundular. çok geçmeden ilginç bir olaya tanık oldular. deneyi yapan kişŸinin eliyle bir nesneyi tutup, kendisine yaklaşŸtırmasını izleyen maymunun beyninde bir grup f5 nöronunun devreye girdiğŸi görüldü. fakat aynı maymun bir tepsinin içinde aynı nesneyi gördüğŸü zaman hiç bir değŸişŸiklik olmadı. maymunun kendisi nesneyi tutup kaldırdığŸı zaman aynı nöronlar harekete geçti. böylece anlaşŸıldı ki bu nöronların görevi spesifik bir nesneyi tanımak değŸil.

tüm nöronlar işŸbaşŸında

nöronlar, reaksiyon gösterdikleri konu üzerinde epey telaşŸlı bir görünüm sergiler. deneyi yapanın eliyle kuru üzümü tepsiden alması üzerine harekete geçen nöronlar, deneyi yapanın bu üzümü parmağŸı ile açtığŸı çukura bırakması karşŸısında herhangi bir reaksiyon vermez. aynı nöronlar deneyi yapanın eline bir elma dilimi almasıyla yine tetiklenir, ancak dilimi tepsiye bırakmasıyla hareket durur.

ancak daha önemlisi, maymun işŸi kendisi yaptığŸı zaman tetiklenen nöron ile aynı işŸi yapan insanı izleyen maymunun beyninde tetiklenen nöronun aynı olması. böylece beyindeki motor sisteminin yalnızca hareketleri kontrol etmediğŸi, aynı zamanda başŸkalarının da hareketlerini okuduğŸu anlaşŸılmışŸ oldu.

1998 yılında gallase, tucson arizona'da ''bilinç bilimi' ' isimli bir konferansta ayna nöronlar konusunda bir konuşŸma yaptı. arizona üniversitesi'nden felsefeci alvin goldman bu konuşŸmayı ilgiyle izledi. daha sonra gallase'a yaklaşŸan goldman akıldan geçenleri okuyan hücreler konusunda görüşŸ alışŸverişŸinde bulundu. goldman gallase 'ın akıl-okuma konusunun felsefi boyutu hakkında fazla bilgi sahibi olmadığŸını gördü.

akıl-okuma, veya akıl teorisi, tüm sağŸlıklı insanların sahip olduğŸu bir yetenektir. insanların en yetenekli olduğŸu konu özellikle, başŸkalarının spesifik zihinsel durumunu yansıtma doğŸrultusundadır. bunlar, başŸkasını ağŸlarken görmek ve onun üzüntülü olduğŸunu anlamak gibi basit duygusal durumların yanı sıra, daha karmaşŸık zihinsel durumlar olabilir. bir anne bebeğŸini kaybettiğŸi zaman diğŸer annelerin boğŸazı düğŸümlenir. bir arkadaşŸınızın eşŸi tarafından aldatıldığŸını duyduğŸunuz zaman üzüntüsünü ve öfkesini paylaşŸırsınız.

şŸempanzeler gibi diğŸer primatların da diğŸerlerinin zihninden geçenleri okuyup okumadığŸı konusunda sert tartışŸmalar henüz sürüyor. insanlar söz konusu olduğŸunda herkes zihin okuma yeteneğŸinin hüküm sürmekte olduğŸunu bilir, ancak bunun nasıl olduğŸu konusunda çok az şŸey bilinir. bir teoriye (bazıları teori teorisi olarak adlandırır) göre insanlar, başŸkalarının yaptıklarını nasıl yaptığŸı konusunda sağŸduyuya dayanan varsayımlar gelişŸtirir. fizikçilerin izlenebilir olayları açıklamakta yasa ve kurallardan yararlanması gibi, insanlar da başŸkalarının davranışŸlarını açıklamakta deneyimlerinden yararlanır. goldman gibi felsefecilerin savunduğŸu bir başŸka teori simülasyonu ön plana çıkartır. simülasyon teorisi denen bu teoriye göre insanlar başŸkalarının aklından geçenleri anlamak için başŸkalarının düşŸüncelerine, duygularına ve davranışŸlarına öykünür. özetle kendilerini başŸkalarının yerine koyar. ayna nöronlarının keşŸfi ile bu teori arasında çok büyük uyum vardır.

bu nöronların zihin okuma yeteneğŸi ile yakından ilgili olup olmadığŸı konusunda kuşŸkular giderek güçlenirken, insanlarda ayna nöronlarının olup olmadığŸı sorusu daha fazla bilim adamının aklını kurcalamaya başŸladı. ancak bu konuyu aydınlığŸa kavuşŸturmak çok kolay değŸil, çünkü insanlar beyinlerine elektrotlar bağŸlanmasına pek sıcak bakmıyor. bu bilim adına bile olsa...

italya'da, ferrara üniversitesi'nden luciano fadiga , insanlarda da maymun beyinlerinde olduğŸu gibi böyle bir sistem olduğŸuna ilişŸkin bazı ipuçları elde eden ilk bilim adamı. bunun için deneklerin elindeki spesifik kasların nasıl hareket ettiğŸini inceledi. deneyin sonunda beyinde bir ayna sisteminin bulunduğŸunu ortaya çıkarttı ancak bunun yeri hakkında herhangi bir bilgi elde edemedi.

bunu bazı beyin görüntüleme çalışŸmaları izledi. önce los angeles güney california üniversitesi'nden scott grafton , rizzolatti ile birlikte beynin temporal sulkus ve broca bölgesinde hareketlilik olduğŸunu ortaya çıkarttı. los angeles tıp fakültesi'nden marco ıacoboni de broca bölgesinin etkin olduğŸunu teyit etti.

sözcükleri bulmak

broca bölgesinin keşŸfi beraberinde yeni soruları da getirdi. önce maymunlardaki f5 bölgesi, insanlardaki broca bölgesine denk düşŸüyor. ancak f5 yalnızca el hareketlerine odaklıyken, broca bölgesi eskiden beri konuşŸma ile ilgili bir bölge olarak biliniyordu. bu durumda ayna sistemi ile lisan arasında ne gibi bir bağŸlantı olduğŸu konusu gündeme geldi. başŸka bir deyişŸle zihin okuma ve lisan arasındaki ilişŸki araşŸtırılmaya başŸlandı.

rizzolatti ve arbib ayna nöronlarının ''eylem'' ile ''haberleşŸme'' arasındaki açıklığŸı kapattığŸını ileri sürüyor. aktör ve izleyici arasındaki ilişŸki zaman içinde gelişŸerek mesaj alışŸverişŸine dörüşŸür. tüm haberleşŸme şŸekillerinde mesajı alan ile veren arasında ortak bir anlaşŸma ortamı bulunmalıdır. rizzolatti ve arbib ayna nöronlarının bu görevi yerine getirdiğŸini ileri sürüyor.

bilim adamları, maymunlardaki eylem tanıma ve eylem üretme merkezlerini birleşŸtiren bölgenin, insanlardaki konuşŸma üretimi ile ilgili bölgeye denk gelmesinin bir rastlantı olmadığŸını söylüyor. rizzolatti ve arbib'e göre insanlarda konuşŸma yeteneğŸinin gelişŸmesi, broca bölgesinin maymunlardaki versiyonu olan f5 bölgesinin ayna mekanizması ile donatılması ile mümkün oldu. bu görüşŸe göre haberleşŸme ve bunun sonucunda konuşŸmanın gelişŸimi, başŸkalarının eylemlerini tanıma ve algılama yeteneğŸinin gelişŸmesine bağŸlı. arbib önce işŸaretlere dayalı kaba bir haberleşŸme şŸeklinin oluşŸtuğŸuna daha sonra bunun gelişŸerek konuşŸmaya dönüşŸtüğŸüne inanıyor.

ramachandran, ayna nöronlarının sanıldığŸından daha büyük işŸlevleri olduğŸuna dikkat çekiyor. bilim adamına göre bu ilgi çekici sinir hücreleri lisan ve el hareketleri arasındaki yitik halkayı tamamlamakla kalmıyor, aynı zamanda insanlarda öğŸrenme, algılama, genel anlamda kültürün oluşŸumuna ışŸık tutuyor. insan beyni tam boyutlarına 150.000 yıl önce erişŸmekle birlikte, alet kullanma, sanat ve matematik gibi konularda becerilerini 40.000 yıl önce elde etti. ramachandran'a göre, bunların ortaya çıkmasındaki en büyük etmen, ayna sistemleri. bu sistemler her şŸeyi açıklamakta yetersiz kalmakla birlikte, açıklamakta zorlandığŸımız pek çok konunun temelini oluşŸturuyor.
--- alıntı ---

new scientist, 27 ocak 2001
devamını gör...
insan beyninin mucizevi özelliklerinden.

--- alıntı ---
bazı beyin hücreleri başkalarının aklından geçenleri okumamızı sağlıyor. dna'ların biyolojinin yapı taşlarını oluşturması gibi bu 'ayna' hücreler de psikolojinin yapı taşlarını oluşturuyor...

çocuk, annesi eline bir oyuncak alıp yanına oturunca gülümser; çünkü bilir ki annesi onunla oynayacaktır. erkek, şiddetli bir tartış madan sonra karısının araba anahtarlarını alıp çıktığını görünce irkilir; çünkü karısının bu kez gerçekten onu terk ettiğini anlar. hastabakıcı, serum takmak için yaşlı hastasının damarını ararken rahat değildir, çünkü iğnenin hastasının canını acıttığını bilir.

bütün bu insanlar karşılarındakinin ne düşündüğünü nereden biliyorlar? onların duygu ve düşüncelerini nasıl okuyorlar? çocuk niçin annesinin evi terkedeceğini, erkek ise karısının onunla oyun oynayacağını düşünmez?

başkalarının aklından geçenleri ''okumayı'' herkeste bulunması gereken doğal bir yetenek olarak ele alırız. ne var ki psikologlar, felsefeciler ve sinirbilimciler insanların, karşısındakilerin davranışlarından anlam çıkartma, duygularını okuma yeteneğinin altında henüz gizini koruyan bir yön bulunduğunu düşünüyor. son günlerde italyan sinirbilimcilerinden oluşan bir ekip bu doğrultuda çok önemli bir adım attılar. parma üniversitesi'nden vittorio gallase, giacomo rizzolatti ve meslektaşları, düşünceleri okuma bağlamında yürüttükleri çalışmalarda yepyeni bir sınıf nöron tespit ettiler. bu nöronların harekete geçmesi için kişinin spesifik bir işi gerçekleştirmesi gerekiyor. nöronlar, başka bir yönleri ile daha ilgi çekiyor. nöronlar bir başkası da aynı işi yaptığında faaliyete geçiyor. bilim adamları bu son özelliklerinden dolayı bunlara ''ayna'' adını verdi, çünkü nöronlar diğer insanların davranışlarını olduğu gibi yansıtıyor veya simüle ediyordu.

bugün pek çok sinirbilimci, aralarında insanların da olduğu gelişmiş primatlarda bu nöronların başkalarının niyetlerini anlama konusunda çok belirleyici bir rol oynadığını düşünüyor. gallese, ''ayna nöronlar toplumsal yeteneklerimizi açıklayan mozaiğin çok önemli bir parçası olabilir'' diye konuşuyor. california üniversitesi'nden vilayanur ramachandran işi daha da ileri götürerek, ayna nöronların insanın evrimine de ışık tuttuğuna inanıyor. dil ve kültür konusu başta olmak üzere insan olmanın temelinde bu nöronların yattığını ileri süren ramachandran şöyle konuşuyor:''dna'lar biyoloji için ne anlama geliyorsa ayna nöronlar da psikoloji için aynı anlama geliyor. bunlar birleştirici bir çerçeve oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda bugüne dek bilinmezliğini korumuş olan pek çok zihinsel yeteneği açıklamaya yarıyor.''

gallase ve ekibi, 1990'lı yılların başlarında makak maymunlarının beyinlerindeki nöronların faaliyetlerini kaydetmeye başladığında neye soyunmuş olduklarını bilmiyorlardı. maymunların beyinlerinde, adına f5 dedikleri bölgedeki sinir hücrelerinin yaydığı sinyalleri izlemekle işe başladılar. f5, planlama ve hareketten sorumlu premotor korteks adı verilen geniş bölgenin bir kısmını oluşturur. birkaç yıl önce aynı bilim adamları f5'deki nöronların, hayvanların belirli bir amaca yönelik davranışlarda bulundukları zaman tetiklendiğini keşfetmişlerdi. bunlar genellikle, nesneleri tutup kaldırmak, ısırmak gibi el ve ağız yoluyla gerçekleştirilen davranışlardı.

f5 hakkında daha fazla bilgi toplamak isteyen bilim adamları, maymunlara kuru üzüm, elma dilimi, kâğıt ataşı, küp ve küre şeklinde nesneleri sundular. çok geçmeden ilginç bir olaya tanık oldular. deneyi yapan kişinin eliyle bir nesneyi tutup, kendisine yaklaştırmasını izleyen maymunun beyninde bir grup f5 nöronunun devreye girdiği görüldü. fakat aynı maymun bir tepsinin içinde aynı nesneyi gördüğü zaman hiç bir değişiklik olmadı. maymunun kendisi nesneyi tutup kaldırdığı zaman aynı nöronlar harekete geçti. böylece anlaşıldı ki bu nöronların görevi spesifik bir nesneyi tanımak değil.

tüm nöronlar işbaşında

nöronlar, reaksiyon gösterdikleri konu üzerinde epey telaşlı bir görünüm sergiler. deneyi yapanın eliyle kuru üzümü tepsiden alması üzerine harekete geçen nöronlar, deneyi yapanın bu üzümü parmağı ile açtığı çukura bırakması karşısında herhangi bir reaksiyon vermez. aynı nöronlar deneyi yapanın eline bir elma dilimi almasıyla yine tetiklenir, ancak dilimi tepsiye bırakmasıyla hareket durur.

ancak daha önemlisi, maymun işi kendisi yaptığı zaman tetiklenen nöron ile aynı işi yapan insanı izleyen maymunun beyninde tetiklenen nöronun aynı olması. böylece beyindeki motor sisteminin yalnızca hareketleri kontrol etmediği, aynı zamanda başkalarının da hareketlerini okuduğu anlaşılmış oldu.

1998 yılında gallase, tucson arizona'da ''bilinç bilimi' ' isimli bir konferansta ayna nöronlar konusunda bir konuşma yaptı. arizona üniversitesi'nden felsefeci alvin goldman bu konuşmayı ilgiyle izledi. daha sonra gallase'a yaklaşan goldman akıldan geçenleri okuyan hücreler konusunda görüş alışverişinde bulundu. goldman gallase 'ın akıl-okuma konusunun felsefi boyutu hakkında fazla bilgi sahibi olmadığını gördü.

akıl-okuma, veya akıl teorisi, tüm sağlıklı insanların sahip olduğu bir yetenektir. insanların en yetenekli olduğu konu özellikle, başkalarının spesifik zihinsel durumunu yansıtma doğrultusundadır. bunlar, başkasını ağlarken görmek ve onun üzüntülü olduğunu anlamak gibi basit duygusal durumların yanı sıra, daha karmaşık zihinsel durumlar olabilir. bir anne bebeğini kaybettiği zaman diğer annelerin boğazı düğümlenir. bir arkadaşınızın eşi tarafından aldatıldığını duyduğunuz zaman üzüntüsünü ve öfkesini paylaşırsınız.

şempanzeler gibi diğer primatların da diğerlerinin zihninden geçenleri okuyup okumadığı konusunda sert tartışmalar henüz sürüyor. insanlar söz konusu olduğunda herkes zihin okuma yeteneğinin hüküm sürmekte olduğunu bilir, ancak bunun nasıl olduğu konusunda çok az şey bilinir. bir teoriye (bazıları teori teorisi olarak adlandırır) göre insanlar, başkalarının yaptıklarını nasıl yaptığı konusunda sağduyuya dayanan varsayımlar geliştirir. fizikçilerin izlenebilir olayları açıklamakta yasa ve kurallardan yararlanması gibi, insanlar da başkalarının davranışlarını açıklamakta deneyimlerinden yararlanır. goldman gibi felsefecilerin savunduğu bir başka teori simülasyonu ön plana çıkartır. simülasyon teorisi denen bu teoriye göre insanlar başkalarının aklından geçenleri anlamak için başkalarının düşüncelerine, duygularına ve davranışlarına öykünür. özetle kendilerini başkalarının yerine koyar. ayna nöronlarının keşfi ile bu teori arasında çok büyük uyum vardır.

bu nöronların zihin okuma yeteneği ile yakından ilgili olup olmadığı konusunda kuşkular giderek güçlenirken, insanlarda ayna nöronlarının olup olmadığı sorusu daha fazla bilim adamının aklını kurcalamaya başladı. ancak bu konuyu aydınlığa kavuşturmak çok kolay değil, çünkü insanlar beyinlerine elektrotlar bağlanmasına pek sıcak bakmıyor. bu bilim adına bile olsa...

italya'da, ferrara üniversitesi'nden luciano fadiga , insanlarda da maymun beyinlerinde olduğu gibi böyle bir sistem olduğuna ilişkin bazı ipuçları elde eden ilk bilim adamı. bunun için deneklerin elindeki spesifik kasların nasıl hareket ettiğini inceledi. deneyin sonunda beyinde bir ayna sisteminin bulunduğunu ortaya çıkarttı ancak bunun yeri hakkında herhangi bir bilgi elde edemedi.

bunu bazı beyin görüntüleme çalışmaları izledi. önce los angeles güney california üniversitesi'nden scott grafton , rizzolatti ile birlikte beynin temporal sulkus ve broca bölgesinde hareketlilik olduğunu ortaya çıkarttı. los angeles tıp fakültesi'nden marco ıacoboni de broca bölgesinin etkin olduğunu teyit etti.

sözcükleri bulmak

broca bölgesinin keşfi beraberinde yeni soruları da getirdi. önce maymunlardaki f5 bölgesi, insanlardaki broca bölgesine denk düşüyor. ancak f5 yalnızca el hareketlerine odaklıyken, broca bölgesi eskiden beri konuşma ile ilgili bir bölge olarak biliniyordu. bu durumda ayna sistemi ile lisan arasında ne gibi bir bağlantı olduğu konusu gündeme geldi. başka bir deyişle zihin okuma ve lisan arasındaki ilişki araştırılmaya başlandı.

rizzolatti ve arbib ayna nöronlarının ''eylem'' ile ''haberleşme'' arasındaki açıklığı kapattığını ileri sürüyor. aktör ve izleyici arasındaki ilişki zaman içinde gelişerek mesaj alışverişine dörüşür. tüm haberleşme şekillerinde mesajı alan ile veren arasında ortak bir anlaşma ortamı bulunmalıdır. rizzolatti ve arbib ayna nöronlarının bu görevi yerine getirdiğini ileri sürüyor.

bilim adamları, maymunlardaki eylem tanıma ve eylem üretme merkezlerini birleştiren bölgenin, insanlardaki konuşma üretimi ile ilgili bölgeye denk gelmesinin bir rastlantı olmadığını söylüyor. rizzolatti ve arbib'e göre insanlarda konuşma yeteneğinin gelişmesi, broca bölgesinin maymunlardaki versiyonu olan f5 bölgesinin ayna mekanizması ile donatılması ile mümkün oldu. bu görüşe göre haberleşme ve bunun sonucunda konuşmanın gelişimi, başkalarının eylemlerini tanıma ve algılama yeteneğinin gelişmesine bağlı. arbib önce işaretlere dayalı kaba bir haberleşme şeklinin oluştuğuna daha sonra bunun gelişerek konuşmaya dönüştüğüne inanıyor.

ramachandran, ayna nöronlarının sanıldığından daha büyük işlevleri olduğuna dikkat çekiyor. bilim adamına göre bu ilgi çekici sinir hücreleri lisan ve el hareketleri arasındaki yitik halkayı tamamlamakla kalmıyor, aynı zamanda insanlarda öğrenme, algılama, genel anlamda kültürün oluşumuna ışık tutuyor. insan beyni tam boyutlarına 150.000 yıl önce erişmekle birlikte, alet kullanma, sanat ve matematik gibi konularda becerilerini 40.000 yıl önce elde etti. ramachandran'a göre, bunların ortaya çıkmasındaki en büyük etmen, ayna sistemleri. bu sistemler her şeyi açıklamakta yetersiz kalmakla birlikte, açıklamakta zorlandığımız pek çok konunun temelini oluşturuyor.
--- alıntı ---

new scientist, 27 ocak 2001
devamını gör...


--- alıntı ---

kendinizi hiç, başkalarının mimiklerini taklit ederken yakaladınız mı, ya da nerede duyduğunuzu hatırlamadığınız bir şarkının dilinize dolandığı oldu mu?

1990'larda vittorio gallase ve giacomo rizzolatti adlı iki italyan bilim adamı düşünce okuma konusunda maymunlar üzerinde yaptıkları deneyler sırasında yeni bir tip nöron keşfettiler. bu nöronlar, belli işleri yaparken aktif hale geliyorlardı, tesadüfen farkedilen diğer özellikleri ise bir başkası aynı işi yaparken de aktif hale geçmeleriydi. bu nöronlar primatları, insanları ve kuşları karşısındakini taklit etmeye zorluyordu! bu özelliklerinden dolayı "ayna nöron " adını aldılar.

daha sonra yapılan araştırmalar ayna nöronların insan beyninde broca denen ve konuşmadan sorumlu olduğu bilinen bölgede bulunduğunu gösterdi. bilim insanları buradan yola çıkarak, konuşmanın, başkalarının hareketlerini tanıma ve algılama ile başladığını düşündüler. önceleri el kol işaretlerine ve mimiklere dayanan haberleşme, zaman içinde konuşmaya dönüşmüştü.

düşmanınızın yüzündeki ifade birazdan ne yapmanız gerektiği hakkında her zaman iyi bir fikir verir. en iyi hatiplere bakın ya da kendinizi konuşurken düşünün, elleriniz ve kollarınız konuşmayı tamamlamaya çalışırlar ya da kimi zaman sözcüklerinizle saklamaya çalıştığınız düşüncelerinizi yüz ifadeniz ele verir. vücüt dili ya da empati üzerine onlarca kitap bulabilirsiniz bugün. bilim insanları günümüzde ayna nöronları psikolojinin dna'ları olarak görüyor.

merak edilen sorudur "herşey nasıl başladı?". herşey, yansıma ile başladı, milyonlarca kilometre öteden gelen güneş ışını dünyaya vardığında, yansıdı. yansıma bugün beyinlerimizde devam ediyor.

http://www.cogitosozluk.net/tk/tk.php?q=ostnxv


--- alıntı ---

devamını gör...
severek ayrılanlar, ceylan, ölünce sevemezsem seni,gittiğin yağmurla gel, gibi şarkıları dinlerken çalışan nöronlardır
devamını gör...
empati, benzeşme, duyarlılık gibi son derece manevi olguların fiziksel bir temele dayandığına işaret eder..

beyin keşfedildikçe kalbin karizması yok oluyor!
devamını gör...
bir canlının herhangi bir hareketi kendisi yaptığında ve aynı hareketi yapan birini gözlemlediği durumların her ikisinde de ateşlenen nöronlardır. ara gaz nöronları da var mı acaba?
devamını gör...
en kolay manipüle edilen nöronlardır. hitler, mussolini, stalin vs. gibi acımasız liderlerin başarılı olmalarını sağlayan şey ezilen insanlara oynayıp, kendilerini onlara "intikam aracı" olarak sunmalarıdır. böylece onların içgüdülerden sorumlu sürüngen beyin bölgelerine hitap ederek mantıklı düşünmelerini engelliyor ve kendilerine inanmalarını sağlıyorlardı. insanlar da ayna nöronlar sayesinde o liderlerle kendilerini özdeşleştirip, kendilerini ezenlerden intikam alabileceklerini düşünüyorlardı. konuyla ilgili olarak;

max horkheimer : akıl tutulması
eric hoffet : kesin inançlılar
eric fromm : özgürlükten kaçış adlı kitapları okuyabilirsiniz.

ayrıca moda denen şey de ayna nöronlar sayesinde vardır. bununla birlikte pop starlar da yine ayna nöronlar sayesinde varlıklarını sürdürür. korku filminden korkmak, tutulan takım gol atınca golü kendisi atmış gibi sevinmek de ayna nöronlar sayesindedir. çünkü özdeşlik kurma psikolojisi söz konusudur.

ayna nöronların herhalde en güzel yararı ise empati kurmayı sağlamasıdır.
devamını gör...
parapsikolojik- metafiziksel olayların ardında yattığı düşünülen nöron türüdür. nöronlar harekete geçtiğinde bir tür elektriksel enerji açığa çıkarırlar. belli cihazlarla ölçülebilen bu elektriksel enerji oldukça yüksektir. hatta o kadar yüksektir ki biyoelektromanyetik dalgalarla çevreye yayılır. empati becerisi yüksek insanlar ayna nöronlarında bu enerjiyi fazlasıyla taşıyıp yaymaktadırlar. bu nedenle karşıdaki kişiden gelen dalgaları da okuyabilirler. elbette bu okuma işlemi bilinç dışı seviyede gerçekleştiği için mevzu bahis işlemi yapan kişinin haberi olmaz. hülasa geleceği rüyada görme, tehlikeli olayları gerçekleşmeden önce hissetme, birinin aklından geçenleri okuma gibi durumların hepsinin ayna nöronlar vasıtası ile gerçekleştirilldiği düşünülmektedir.

konuyla ilgili araştırma: https://indigodergisi.com/2...
devamını gör...
zihin berraklığıyla kendilerinin çalışma prensipleri değişiyor sanırım. ya da bilinç düzeyinde algılıyor olmamız bazı şeyleri. fakat, karşıdakinin aklını okuduğum çok olmuştur. bu nedenle biraz korkardı bazıları benden. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar