az

islami kesim diye tabir edilen bir kesim var ise eğer, o kesimle ilgili de ilginç tespitler içeren hakan günday'ın son romanıdır.
güneydoğuda başlayıp, yurt dışına uzanan, sonra istanbul'da son'lanan iki ana kahraman üzerinden farklı şekillerde ilerleyen bir kurguya sahiptir.
devamını gör...
hakan günday'ın iğrenç,pis,olamaz dediğimiz hayatları gözümüze sokarcasına yazdığı kitap.oğuz atay'a olan saygı ve sevgisini ziyadesiyle hissettiğimiz roman.
devamını gör...
kinyas ve kayrayı ararken hakan gündayın tesadüfen elime geçen kitabı. o zaman almak zorunda kalmıştım ve kitap arkasını okuduğumda pekte güzel bir şey olmadığını düşündüm. fakat 3gün içerisinde bitirdim. bir solukta okunacak mükemmel bir kitap. sayfaları çevirdikçe sizi nelerin beklediğini tahmin edemiyorsunuz. kesinlikle okunmalı.

''11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen korucu kızı derdâ ile hapisteki bir gaspçının aynı yaştaki oğlu “mezarlık çocuğu” derda’nın bir mezarlıkta kesişen hayatlarının, bu iki çocuğu kırk yıl boyunca her tür şiddetle yontup birbirlerine hazırlayışının, (bütün anlamlarıyla) yazı’nın bu iki çocuğu birleştirmesinin hikâyesi. çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine, a’dan z’ye şiddet üzerine, dilin ve yazının şiddetiyle bir roman…''
devamını gör...
bitirirken aceleye gelmiş bir hakan günday eseri. sanki yazar yazmaktan bıkmışta "amaan burada böyle bitsin işte" demiş gibi.. tamam kurgu iyi, karakterler arasında bağlantı iyi. ama çok fazla tesadüf sıkıcı olmaya başlıyor ya hu.
he akıcı mı sürükleyici mi? evet orası öyle..
ne bileyim hani birşey anlatırsında karşındaki ilgilenmez gazetesini okumaya devam eder ya.. sonlara doğru öyle hissettirdi bu kitap bana.. bi acele bi acele bitti..
yok sevmedim.

ayrıca hakan günday'ın oğuz atay sevgisini damarlarımıza kadar hissettik.
devamını gör...
hakan günday'ın 2011 çıkışlı romanı.

kinyas ve kayra'dan sonra bana oldukça yavan gelmiştir. ''keşke bu kadar yakın tarihlerde okumasaydım'' demeden edemedim.

kitap hakkında spoiler içerir, dikkat!
sado mazo durumuna ciddi anlamda eğilmiş. çocuk gelin durumu da vardı. özellikle islamiyet kisvesi altında ve müslüman görünen dinsizlerin yaptıkları eylemleri çok güzel dökmüş kitapta günday. yok cemaattir, yok şeyhlerdir, şıhlardır... o iğrenç dünyayı yansıtmış okurken deli gibi tiksindim.

şiddet, pislik, iğrençliğe dair ne varsa hepsi yer almış bu romanda. ailemin yanında kitabı kapattım o derece. otobüste okurken üstümde çok büyük bir çekince vardı. sanki kitaptan fışkıracaktı, dökülecekti her şey..

derda.. derda ve hikayesi.. iki farklı hikaye.. ama bu kadar klişe yapmasaydın sonunu be günday! olmadı, hiç olmadı! belki de o kadar berbatlıktan, iğrençlikten sonra bir mutluluk hediyesiydi kitabın sonu. ama kinyas ve kayra'da kaybetmiştik zaten mutlu sonları biz. keşke bitirmeseydin böyle. ben ki tesadüf denen şeye inanmam! belki sen bunların hepsini tevafuğa bağlıcaksın.. ama abartmışsın, olmadı.

oğuz atay için yazılmış bir kitap sanki. ismini gördüğüm an ''ooo olaylar değişti ama!'' dedim, dediğim oldu. evet, bu tatil boyunca oğuz atay çıkartması yapmayı düşünüyorum. bu kitap bunu kesinleştirdi.

bir de bu sefer cümleler için çok kasmamış günday. defalarca okduğum, aforizma niteliğinde paragraflar azdı.

ama yapcak bir şey yok. ''az sevdim bu kitabı. az....''

devamını gör...
paramparça edip sokaktaki çöpe attığım hakan günday kitabı. evdeki çöpe bile atmadım direk sokak çöpüne... ben ki kitabın sayfasının kırışmasına bile kıyamam, ilk defa bir kitabı parçaladım. çünkü anlatılanlar gerçekten o kadar iğrenç ve kötü ki...okumaktan alamadım kendimi, bitirdim. ama bittikten sonra içindeki insanlara olan nefretimi kitaptan çıkarmak zorunda kaldım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.