bahattin yıldız

--- alıntı ---

afgan daglarında kar kucak kucak

ne bir ev kalmış ne de ocak

marşlarımız vardı afganistan'da zulmü, çaresizliği, cihadı anlatan. dinlerdik ve "gitmek istesen de gidemezssin ki'' diye marşlarımıza sözler eklerdik. ama o dönemde birileri vardı gittiler ve mücadele ettiler, bunlardan biri de bahattin abiydi..

bahattin abinin yüzünün hiç bir zaman asıldığını görmedim, kimseye ve hiç bir makama eyvallahı yoktu. "eger bir iş yapılacaksa yapılacaktır" der, "kim kınarsa kınasın siz işinizi yapın kulagınızı kapayın" derdi...

bir kişi bir yerden çağırdıgı zaman "orda kaç kişi olacak kaç kişiye konuşacam" demez, hemen atlar giderdi.. yani anlayacağınız tam bir görev ve mücadele insanıydı, gençlerin örnek alacağı zor yetişen tipten bir insandı.

günümüzün müslümanları gibi konjektörel takılmaz yapılması gereken bir iş varsa müslümanların lehine ise onu öncelerdi ve bu yüzden herkesin bahattin abisiydi.

herkesten önce kalkar çayı demler sofrayı hazırlamaya çalışır "bunlar benden küçük, makamları benden aşağıda bana hizmet etsinler" demez "bu işte hayır varsa ben alayım insanlara hizmet edeyim" derdi, ilerlemiş yaşına ragmen....

her zaman mütevazi idi sorunları büyütmek yerine sorunlara çözüm bulmak için uğraşır mücadelesini verirdi..

unutulan afganistan ile ilgili bir proje oldu mu yetimlerle ilgili bir konuşma oldu gözlerinin içi ışıldardı.

marşın devamında derki;

afganlı kardeşin her yanı yara

sarmak istesende saramazsınki

''imanın bağı beni oraya baglar'' dedi ve hiç bir şey yapmamak, bahanelerle avunmak yerine ufakta olsa bir şey yapmak ve mücadele etmek bir yetimin elinden tutmak için gitti. en sevdiğine, en sevdiği yerde, en sevdiği şekilde gitti.

rabbim şehadetini kabul etsin.

--- alıntı ---

http://www.velfecr.com/elve...
devamını gör...
--- alıntı ---

i̇hh’nın yetim projesi için gittiği afganistan’da uçak kazasında hayatını kaybeden bahattin yıldız’ın güzel örneklerle dolu hayatını ve ibret veren ölümünü de kapsayan çok özel bir belgesel ülke tv’de. yapım ve yönetimini usta belgeselci mustafa yürekli’nin üstlendiği bahattin yıldız belgeseli 29 mart 2011, salı akşamı ülke tv’de..

--- alıntı ---

devamını gör...
ölümünün şeklini ve akıbetini yaşarken belirleyen adam...yeni nesil müslüman gençlerin entellektüel aktivitelerinden zaman bulamadığı için tanımaya fırsat bulamadığı ve dünyalıklara özlem beslerken ukbanın değerini hayatları ve ölümleri ile anlatanları sonradan öğrendiği zaman diliminde adını yaşatacak bir güzel insan...
devamını gör...
bu gece şehitlerimizi anma gecesi programında yad edilecek bir abi...

reşad başer abi de sağolsun güzel bir yazı yayımlamış:

dağlara giderdi, dağ gibi adam

hayatin en zor şeyidir elinize kalemi alıp üzerinizde emeği olan ağabeyinizi satırlar içinde ifade etmeye çalışmak, diğer adıyla vefayı kaleme alabilmek, bir yürek adamını yazıyla ifade etmek gerçekten çok zor. izmir’e ilk geldiğim günleri anımsıyorum. bahattin ağabey, hayatini iyilik üzere tahsis etmiş, herkes için bir şeyler yapabilme gayreti, olayların hep arkasında kalan bir lider, her yapılan faaliyette, her çalışmada emeği vardı. resmi ziyaretleri sevmeyen fakat hayır gördüğü her platformda severek yer alarak hizmet etmekten gocunmayan bir lider görüyordum. izmir’e rahmetin kuşattığı engin bu yürek sığmıyordu. ev sohbetlerinde yanınızdan ayrılmayan, her hangi sıkıntıya düştüğünüzde babanıza söylemeye çekindiğiniz zamanlarda hiç çekinmeden arayabildiğiniz bir ağabeyimiz. pazar sabahları ebeveynler tatil uykusunda iken arabasıyla evlerinden topladığı çocuklarla birlikte dağa yürüyen dağ gibi adamdı. bir şeyler anlatabilme arzusu dağlara yürürken dağlardan büyük olurdu. bir anda kendinizi zirvede bulur, yolun nasıl geçtiğinizi ve nasıl zirveye çıktığınızı bile fark etmezsiniz. ağabey eliyle zirveye yürüyenler asla emeğini hiçe saymaz ellerini ayaklarının altına destek yapmaktan çekinmeyen ağabeydi. zirvelerde gözü olmayan zirveye yürüyenleri de destekleyen, kısaca hayır üzere olan her yerde emeği ve katkısı olan bir ağabey. bir programa davet edilmesi demek, nerede olduğu değil, aradaki zaman aralığında yetişip yetişemeyeceği daha önemliydi. her köşe başında selam vereceği insanlar bulunan ender şahsiyetlerdendi. nereye gideceğiniz söylemeniz size uğrayabileceğiniz bir liste sunması için yeterliydi. bunun için neresi olacağı mühim değil yeryüzünde olması yeterliydi. bir gün ansızın keşmir’de görebilir, sonraki günlerde afrika’nın çatlamış dudaklarına su taşırken görebilirsiniz ya da savaş yorgunu afganistan’da yetimlere uzanan şefkat elini, savaş gazisine uzanan merhamet elini görürdünüz. sayfalar dolusu yazılabilir, karalamalar, çizimler yapılabilir, hayatına dair söyleyeceğimiz o kadar çok şey var ki. basta dedik ya vefayı kaleme almaya gücümüz yetmez ki, kelimelerin kifayetsiz kalacağını bilerek, yapabileceğim elime aldığım kalem ile hayatıma katkılarını sığdıramadığım ağabeyim hakkında bir şeyler karalamaya çalışmak. Allah şahadeti yoldan geçene değil, ismini taşlara yazanlara, yüreği yettiğince emek sarf edenlere nasip ediyor. eğer bir gece uzak mesafeden gelip önce eve değil, dosta gidebiliyorsanız yolunu gözetleyin şahadetin! Allah lütfetti! son kez ağabeyime şefkati ile sarılmayı nasip etti. afganistan’a yetimleri kucaklamaya gideceği günü birlikte geçirdik. çok sevdiği dostlarından kırımlı murat ağabeyin balık restoranına giderken metin yükseli’in şahadete eriştiği avluda adem özköse ve adil tuna ile uzun uzun sohbet ettik. avludan geçen tanıdıklar halkaya katılıyordu. sohbet halkası kucaklaşmalar ile son buldu. murat abi’nin balık restoranına ulaşınca farklı bir grup ile farklı mecralardan konuşmaya başladık. gelen geçen eksik olmuyor, her gelen bir şeyler yiyerek veya tatlı sohbetten bir şeyler kaparak yol alıyordu. afganistan’a yol alacak uçak saati yaklaşıyordu. bahattin ağabey son kalanlar ile kucaklaştıktan sonra elimiz boş gitmeyelim diyerek lokum, çikolata v.b hediyeler almak üzere yol üstündeki koska bayisinde faruk aktaş ağabeyinde bize katılmasıyla gidecekleri yetimhanelerde kalanları sevindirmek için hediyeler aldık. havaalanına hareket etmek üzere fatih akıncılar derneği önünde mehmet ağabey ve arkadaşları yol etmek üzere oradaydılar. mehmet åžahin abi, faruk abiye, “bahattin ağabeyimizi sana emanet ediyoruz dikkat edesin sağ salim geri isteriz.” diyordu. faruk ağabey ise, heyecan içinde “ben uzun yıllardır bahattin ağabey ile yolculuk yapma isteği içindeydim Allah’a şükür nasıp oldu” dedi.

faruk ağabey, “bahattin ağabey çıkmalıyız yoksa geç kalacağız. afgan havayolları biraz geç kalınca sıkıntı yapabilir” diyordu. yolda çok sessiz ve sakin bir hava vardı. sanki ayrılığın, bir geri dönmeyecek gidişin habercisi gibi yol alıyorduk. havaalanına girdiğimiz de, dış hatlar terminalinin giriş kapısında, bahattin ağabeyi ve faruk ağabeyi kucaklaşarak, helalleşerek, hayır üzere ulaşmalarını dileyerek yol ettim. havaalanından eve yol alırken, aksaray’a yaklaştığımı fark ederek “artık uçmaya hazırlık yapıyorlardır” diye düşünürken. telefon çalınca yavaşladım. telefonumun ekranında “bahattin yıldız” yazıyordu. sanırım son olarak konuşacağız, “biz uçağa doğru gidiyoruz” diyecek olarak algılamıştım. fakat telefonu açtığımda öyle olmadığını bahattin ağabeyin: resad koçum biz uçağa binemiyoruz. “afgan havayolu bizi geç gelince yedeğe bırakmış, biletlerimiz satılmış, bizi gelip alır mısın” diyordu. – “tabi ağabey hemen geri geliyorum” diyerek ilk müsait yerden geri döndüm. havaalanına yaklaşmıştım ki, yine telefon ekranında bahattin ağabeyi gördüm. telefonun diğer tarafındaki ses “resad koçum, biz birilerini araya sokarak biletlerimiz onaylattık birazdan uçuyoruz” dedi. “resad hakkının helal et.” görüşmek üzere diyerek, afganistan’a yol ettim ağabeyimi. hindikuş dağlarında taşlara değerek ruhunu rabbine teslim etti. hâlbuki yıllar önce aynı taşlara ismini kazımıştı. yıllar sonra şahadet bir buluşmadır dercesine kucaklaştı hindikuşâ€™un çetin taşlarıyla,

åžimdilerde endonezya’dayım, biliyorum ki, hindikuş dağlarında şahadet kucaklamasaydı bir yolunu bulur, aceh istanbul yetimhanesine çıkar gelirdin. bir yetimi kucaklamak uğruna bir vefayı gerçekleştirmek adına gelirdin.

son söz olarak, değerli büyüklerim, şimdi bize düşen bu güzel hasletleri mirası paylaşırcasına sahip çıkmak olmalı, vefayı sınırlar ötesine taşımayı şiar edinen bu güzel insanın mirasını bir ağabeyimiz yüklenmeli, öğrencilerin ceplerinin boş olduğunu hissedecek bir ağabeyimiz, her semtte-ilçede-ilde selamı iletecek bir tanıdığı olan selamı yayacak bir simaya, çevre illerdeki veya türkiye genelindeki değerli büyüklerin yaptıkları etkinlikleri takip edecek ve katılımı organize edecek bir ağabeye (afyon’dan ahmet neoldum – muğla ağabeyi cavit çağlar – uşak’takiler – manisa’dakiler ve diğerleri)

hala izleyemediğim düğün konuşmanı, özlem ile andığım koçum, aslanım deyişini satırlar arasına sığdıramadım.

åžahadetin mübarek ola. åžahadetin nesillere ve çağlara…

http://www.timeturk.com/tr/...
devamını gör...
ticari bir kaygı için değil, seyahat etmek, gezmek, tatil yapmak için değil, tamamen Allah rızası için çıktığı bir yolculukta, yetimlere yönelik bir çalışmada aramızdan ayrılan gönül ve hizmet insanı,ağabeyimiz



--- alıntı ---

orhan demiral*

1956 sivas doğumlu. 1975 yılında izmir imam hatip lisesinden mezun oldu. 1975-1980 yılları arasında okuduğu erzurum atatürk üniversitesi işletme fakültesini 1987 yılında afganistan dönüşünde 2. öğrencilik döneminde bitirdi. yazıları mavera, güldeste, gurbet dergilerinde ve milli gazete ve yeni devir gazetesinde yayınlandı.

abdülhamit muhaciri mahlas ismiyle milli gazetede çocuk köşesini hazırladı. aynı dönemde çıkan selam dergisinde de yazıları yayınlandı. imza dergisi ve müslüman genç dergisinde çeşitli mahlaslarla birçok yazısı yayınlandı. http://www.yorum-online.de internet sitesinde yazarlık yapıyordu. savaşan afganistan, cihat günlüğü, kar çiçeği, karda ayak izleri, güllerin vedası isimli kitapları yayınlandı. henüz yayınlanmayan birçok çalışmasını ardında emanet olarak bıraktı. üçü kız ikisi erkek beş çocuğu ve bir torunu var .

bahattin yildiz türkiye'de günümüz islami hareketinin filizlendiği 70-80'li yıllarda tarihe silinmeyecek izler bırakmış önemli isimlerinden birisi. osmanlının son döneminden başlayarak 1950'lere kadar devam eden yozlaşma sürecinin etkilerinin silinmesi için çabaların yoğunlaştığı bir zaman dilimini dolu dolu yaşayan isimlerden birisi.

henüz lise yıllarında iken mttb ile tanışan ve bu bünyede hayırlı hizmetlere omuz veren bahattin yildiz, gerek akranlarına gerekse de kendinden sonra gelen nesillere yaptığı olumlu katkılarla anılacak. izmir imam-hatip lisesinde hem islami kimliğini inşa edip hem de sporcu kişiliğiyle öne çıktı. lisenin güreş takımında yer aldı. kitleleri etrafında toplayan bir özelliğe sahip olan bahattin yildiz bu özelliklerinin de etkisiyle sevilen, sayılan ve etrafında toplanılan bir önder kişi olarak ortaya çıktı .

imam-hatip yıllarının ardından gelen erzurum'daki üniversite yıllarında mttb ve akıncılar içerisindeki çalışmaları bahattin yildiz'ın tam anlamıyla çevresine damgasını vurduğu yıllar olarak kayıtlara geçti. 12 eylül 1980 darbesi öncesi sıkıyönetim dönemindemilli türk talebe birliği kapatıldığında baş harfleri mttb olan mahalli teknik takımlar birliği isminde bir dernek kurarak mttb isminin yaşatılmasını sağladı. erzurum'da profesyonel olarak hem atletizm takımı, hem milli kayak takımı içerisinde yer aldı. özellikle hicret'in 1400. yılı sebebiyle 3 arkadaşıyla birlikte erzurum'dan kayseri'ye yaptıkları hicret koşusu türkiye islami hareketinin önemli dönüm noktaları arasında yerini aldı. erzurum'daki birinci öğrencili döneminde işletme fakültesi öğrenci temsilciliği, erzurum atatürk üniversitesi yurdu öğrenci temsilciliği, telsizler yurdu öğrenci temsilciliğini yürüttü. akıncılar bünyesinde izmir il başkanlığı ve daha sonra akıncılar'ın 11 bölgesinden birisi olan izmir bölge başkanlığı görevlerini yürüttü.

1979 yılında rusların afganistan'ı işgal etmesi ve türkiye'deki darbe ve baskı yılları bahattin yildiz'ın önüne yepyeni ufuklar ve farklı bir mücadele alanı açıyordu. diğer ülkelerden gelen mücahitlerle beraber bir taraftan afgan cephesinde fiili cihadın içerisinde yer alırken diğer taraftan da o bölgenin tüm yerel dinamiklerinden ve değerlerinden istifade ediyordu. o bulunduğu her ortamı bir öğrenim ve aksiyon alanı olarak görüyordu. cihad süresince afganistan ve yakın bölgesinin kültürel kodlarını çözümleyen ve bu bilgilerle ümmetin diğer bölgelerini aydınlatan birisi oldu. 1981 yılında ruslara karşı girişilen en şiddetli çarpışmalarda gazi'lik şerefine ulaştı. defalarca ameliyat olmasını gerektiren yaralarına rağmen direncinden bir şey kaybetmedi.

1987 yılında türkiye'ye dönmesiyle birlikte öğrenciliğinin ikinci döneminde kaldığı yerden çalışmalarına devam eden bahattin yildiz öncelikle yarım kalan okulunu bitirdi. yetiştirdiği talebelerini ülkenin her tarafına yaymaya başladı. o'nunla bir kez tanışan birisi hayatının bir çok önemli evresinde o'nu yanında buluyordu. okuldan sonra iş aramasında, evlilik sürecinde eş bulmasında, akademik kariyerinde veya diğer alanlarda. o daima ilgi alanındaki herkesin derdiyle dertlenmeye gayret eden bir pozisyonda oldu. dur durak bilmeden 54 yıllık ömrünü adeta 100 yıllık bir ömür gibi yaşadı. geceleri uyumak yerine yollarda geçirerek ne zaman ihtiyaç duyulsa orada hazır olmayı kendine şiar edinen bir hayat yaşadı.

insan ve medeniyet hareketinin kuruluş sürecinde istişarelere katkılarda bulundu. bu topraklarda yapılabilecek çalışmaların kodlarını belirlemede tavsiyeleriyle rol aldı. özellikle avrupa'da gönüllü olarak hareketin ve faaliyetlerinin tanıtılması için elinden gayreti gösterdi. son olarak avusturya'da düzenlediği kamp programına gençleri de dahil ederek hareketlerin sürekliliğine vurgu yaptı.

gençliğin eğitimi için sürekli yayınların önemine değinen bahattin yildiz etrafındakileri kitap ve dergi yayıncılığı için teşvik ederdi. cemal balıbey'le birlikte hayallerini kurdukları özgün yayıncılık bu derdin bir neticesiydi. etrafındaki öğrencileri çıkardıkları amatör dergilere omuz vererek, teşvik ederek ve yüreklendirerek desteklerdi.

zorlukları değil zorlukların nasıl aşılacağını anlatırdı.
bahattin yildiz nerede Allah rızası için bir çalışma yapılsa içinde yer almaya gayret etti. ihh insani yardım vakfı nın yurt içi yurt dışı yardım organizasyonlarında gönüllü olarak hizmet etti. kurban organizasyonlarında balkanlar bölgesinde defalarca görev yaptı. keşmir depremi sonrasında bölgeye ilk ulaşanlardan bir olarak keşmir'li müslümanların yardımına koştu. daha önceki cihad döneminden bölgeyi iyi tanıması, bölge insanının karakter yapısını ve dilini bilmesi birçok yardım çalışmasının daha kolay ve verimli bir şekilde yapılmasını sağladı.

balkanlara yaptığı seyahatlerle birlikte özellikle srebrenıtsa katliamına sessiz kalmamak ve unutturmamak için yapılan yürüyüşlere katıldı. saraybosna'dan srebrenitsa'ya yapılan 25 km'lik yürüyüşün en ön safında yer aldı. binlerce insanla birlik farklı etnik yapılardaki köylerden geçerek avrupa'da tekbir ve tehlil seslerini yankılandırdı.
bu mücadeleci kişiliğinin yanı sıra bir insandı bahattin yildiz. adeta bir insan güzeli idi. tulumunu giyerek yanında çalışan ustalarından bir usta oldu, ekmeğini onlarla bölüşüp yedi, geceleri öğrenci evlerinin misafir ağabeyi oldu. dünya malı ayağının altından geçip giderken eğilip almaya tenezzül etmeyen, mütevazi bir hayat yaşadı.

tanıştığı herkesle iletişim kurmanın bir yolunu aradı.

gençle genç oldu, çocukla çocuk. akademisyenlerle müzakereye oturdu. işadamlarına nasihat etti. en ulaşılmaz, deli dolu delikanlılar, babalarının sözünü dinlemeyen gençler bahattin abi dediler amcaları yaşındaki adama. ve onun nasihatini dinlediler. gecenin bir vakti telefonla ulaştı onlara veya tuttukları takım yenildiğinde damarlarına basmak için aradı. hangi yolla bu delikanlıya bir mesaj ulaştırırım sorusuna cevap aradı yıllar boyu. cevabını da buldu. zaten bu cevapları yüzünden herkesin ağabeyi oldu. izmir'den erzurum'a, malezya'dan almanya'ya kadar her bölgede şimdi ondan bir iz bir eser kaldı.

bir babaydı aynı zamanda. beş çocuklu bir ailenin babasıydı. bütün yoğunluğuna ve koşturmasına rağmen mesafe koymadı çocuklarıyla arasına. onların da rahatça konuşup tartışabildiği babaları, öğretmenleri ve arkadaşları oldu.
ömrünü Allah yolunda ve Allah rasulü'nün örnekliği çerçevesinde yaşamaya gayret etti. bir ayağını izmir gibi şartları zor bir bölgeye sabitleyip diğer ayağıyla adeta bütün bir dünyayı dolaştı. izmir'e her yolu düşene ev sahibi oldu. bilal yaldızcı'nın şehadeti bahattin yildiz'ın eğitmenliğiyle birlikte adeta bir okul oldu. her yıl ödemiş'te bilal yaldızcı'nın şehadet yıldönümünde yaptığı programlarla onlarca öğrenciyi ve genci eğitti. hayatı bir şehid şuuruyla yaşamayı öğretti hepimize.

mütevazi hayatının yanı sıra engin kültürel birikimi ve entelektüel seviyesiyle her tanıştığı kişinin hayranlıkla baktığı birisiydi o. ulusal ve uluslarası olaylara getirdiği tahliller, günlük olayları okuma ve değerlendirmedeki isabetli yorumlarıyla oynanan oyunların görülmesine ve yarınlara daha sıhhatli yön verilmesine katkı sağladı.

hayatı hep örneklikle geçti. son noktada yine bir örneklikle tamamladı. ticari bir kaygı için değil, seyahat etmek, gezmek, tatil yapmak için değil, tamamen Allah rızası için çıktığı bir yolculukta, yetimlere yönelik bir çalışmada aramızdan ayrıldı.

tüm gayreti daha adaletli, daha huzurlu ve daha yaşanır bir dünya tesis etmek için oldu. zulme karşı durmak, mazlumun yanında olmak o'nun şiarındandı. yeryüzünde insanlığın vicdanı olmak gerektiğini söylerdi. insanlığın bağrına saplanan israil hançerini çıkarmak için yola çıkacak gemilere yetişmekti arzusu. bu insanlık dışı ambargonun delinmesi için yola çıkacak ekipte o da yerini alacaktı. bu sebeple çok sevdiği afganistan'dan acele dönmeyi planlıyordu. insan olmanın özelliklerini bünyesinde toplayıp özellikle yetimler için çalışmayı birinci görevi kabul ederdi. son projesinin ismi de "yetim projesi" oldu. adeta hepimize ölecekseniz bu uğurda ölün mesajını bu kadar canlı ve diri verebilirdi. yine mazlumların işinde koştururken, bir yetimhane inşası için arsa almak üzere gittiği afganistan'ın kunduz bölgesinden kabil'e dönerken kavuştu bizden daha çok sevdiğine.

bahattin yildiz bütün ömrünü rızasını kazanmak için harcadığı rabbi'ne doğru yola çıktı. o zaten bütün ömrünü bu yolculuğun hayaliyle yaşamıştı. kavuşmak hayal etmekle başlar derdi. o hayal etti ve rabbi'ne kavuştu.

ey insan güzeli!
mekanın cennet olsun.
dostların peygamberler, şehitler, sıddıklar ve salihler olsun.
yolun açık olsun inşallah. amin.


*yol arkadaşlarından derleyen

--- alıntı ---

devamını gör...
1956’da sivas’ta doğdu. izmir imam hatip okulu’nu (1975), ataü işletme fakültesi’ni bitirdi (1987). elektrik, ısı ve su yalıtımı gibi işlerde çalıştı. öykü ve yazıları mavera, güldeste, gurbet dergileriyle, milli gazete’de yer aldı. 2010'da afganistan'daki bir uçak kazasında şehid oldu. öykü kitabı dışında karda ayak izleri (1997) adlı roman, savaşan afganistan (1984) adlı inceleme, bir mücahidin cihat günleri (1988), kar çiçeği (1995) adlı anı kitapları bulunmaktadır. öykü kitabı: güllerin vedası (özgün, istanbul 1996)
devamını gör...
bir duran müslüman vardır. bir koşan. bahattin ağabeyimiz koşan müslümanlardan. aktivist değil, mücahiddir. 1981 yılında Allah u tealaya verdiği dilekçesi 2010 yılında kabul edilmiştir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar