bahr

15. (Tematik)
bahr: arapça. deniz demektir. bu terimden türemiş "bahriyyun bilâ şâti", kıyısı olmayan umman, yahut
çok büyük okyanusa mensub kişi manasını ifade eder. tasavvufta ise, Allah'ın tecellîlerinin, rabbanî
açılımların, ilâhî hakikatlarm bütün insanlara ma'rifetler şeklinde, sel gibi devamlı aktığını belirtmek üzere
kullanılır. bir kısım sûfiyye bu kanaati taşırken, bir kısmı bu görüşe iltifat etmez ve avamın ilminin mahdud
olduğunu ve onlara Allah'tan kesintili olarak geldiğini savunur. bu durumda tam bir yönelişle Allah'a
yönelmeleri, o'nu sürekli hissetmeleri , o'na sevgi ve saygıyla dolu olarak ihlâsla amel etmeleri sebebiyle
ariflere gelen ilim açılmalarının sonu yoktur. ve bu kesintili de değildir. işte bu şekilde sınır tanımayan şeyler
hakkında, "sahili olmayan umman" tabiri kullanılır. bir sûfi, kendisine gelen bu sürekli fütuhatla, Allah'a
yakınlığı muhafaza eder. özet olarak söylemek gerekirse, Allah'ın arif kuluna gönderdiği ilhâmî bilginin sınırı
yoktur. mutasavvıflar bu görüşlerini şu ayet-i kerime ile pekiştirirler : "de ki rabbimin kelimelerini yazmak
üzere, denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, rabbimin kelimeleri tükenmeden denizler
tükenirdi. (kehf/ 109).

Allahü teâlâ'nın ilmi kesilmez ve sona ermez. şu âyet-i kerimelerde tavsîf ettiği gibi, o, kıyısı olmayan bir
denizdir : "eğer yer yüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte
bulunup yazılsa, yine de Allah'ın sözleri bitmezdi. doğrusu Allah güçlüdür, hakîmdir" (lokman/27). yine
başka ayetlerde : "sizin yanınızda olan biter, Allah'ın katındaki bitmez, süreklidir" (nahl/96) ve "doğrusu bu
verdiğimiz rızıklar tükenecek değildir" (sâd/54) buyurulur. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar