öfkesini yeterince dışa vuramamış, içinde de tutamayan, filmlerden medet uman insan..
devamını gör...
izlediğimiz filmlerin bilinçaltına olan etkisiyle bilinçüstüne olan etkisi aynı olmuyor. bizim hiç etkilenmediğimizi düşündüğümüz bir film aslında bilinçaltımızın ağzını burnunu kırıyor da biz farkında olamıyoruz. duygusal olarak etkilendiğimiz filmleri bir süre sonra unutup gidiyoruz. ama bazı filmler var ki, kalbimize bir kanca takıp öyle gidiyor.
ben hem doğu hem batı sinemasından epey film izlemiş biri olarak bu konuda şunları hatırlıyorum:
izlerken hiç etkilenmediğim ve aslında bir çocuk filmi olan jumanji yi izledikten sonra üç beş gün rüyalarımda filmdeki hayvanlar beni kovaladı.
bab aziz filmini her izlediğimde sanki yarım kalmış hissi verdiğinden bir daha izledim ve farkettim ki izledikçe ruhumu çok derinlerde bir yere doğru çekip götürüyor. sonra izlemeyi bıraktım. cast away filmini internette her gördüğümde filmi tekrar indirme hissi oluyor, artık nasıl bir etki bıraktıysa... bir de vizontele tuubayı izledikten sonra uzun bir süre filmin sonundaki müziğin ritmiyle yaşadığımı hatırlıyorum.
ama sen illa ağzımı burnumu kırsın diyorsan, yılmaz güney'in umut filmini izle. başın gözün yarılmazsa para verme.
devamını gör...
duygusal yoğunluk hasıl olmuştur da bi türlü optimum düzeye ulaşamamıştır, bu seviyeye bir film sayesinde ulaşıp ağlayarak, gerilerek ya da her ne şekil isterse işte içini boşaltmak isteyen insandır.
o acı tokat gibi yapışsın suratına ister.
mazoşistçe bir istek gibi ama herkesin kendi tercihi en nihayetinde.
devamını gör...
ağzının burnunun kırılması için illa filme ihtiyaç duymayacaksa işi kolaylaşacak insandır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar