barbaros hayreddin paşa

1478 yılında midilli'de doğmuştur. gerçek adı hızır olmakla birlikte, barbaros olarak bilinir. batılılar kızıla çalan kırmızı sakalından dolayı, ağabeyi oruç'a verdikleri "barbarossa" adını daha sonra kendisi için de kullandıklarından barbaros diye tanınmış, hayreddin lakabını ise kendisine yavuz sultan selim vermiştir.

barbaros ağabeyi oruç reis ile birlikte cezayir seferine çıkmış, cezayir'in fethedilmesinden sonra oruç reis, cezayir'e bey olmuştur. oruç reis'in şehit olmasından sonra yerine geçen barbaros, osmanlı'yı metbu tanımış ve kendisine beylerbeyi ünvanı verilmiştir. istanbul'a gelip 1534 yılında kaptan-ı derya olmuştur.

bir de hikaye anlatalım: paşa istanbul'a padişah huzuruna davet edilir. kendisi kaptan-ı derya atanacak yani paşa olacaktır. paşalık için ferman alması gerekmektedir. fermanı verecek kişi ise sadrazamdır. sadrazamın ferman vermek için ayağa gitmesi ise makul bir davranış değildir. barbaros'un istanbula geleceği haberi halk arasında duyulunca, şehir efsaneleri de yayılır. o dönemde celali isyanları da yeni başlamıştır. bazıları kurtarıcı beklemektedir vesselam. bazılarına göre barbaros, osmanlıyı tahttan alaşağı etmeye gelmektedir. yedi denizin sultanı, tahtı çekip alacaktır süleyman'ın altından. süleyman kim bilir nasıl titreyecektir.

kanuni sultan süleyman barbaros'u kendi davet etmiştir. onun zaferlerinden gurur duyduğu kadar, ondan çekinmektedir de. sadrazamı ve sırdaşı ve kızkardeşinin kocası makbul ibrahim paşa'ya * barboros'u nasıl karşılaması gerektiğini sorar. onu saray'ın kapısında mı, tahtta mı karşılayayım der. sadrazam, kanuniye halk arasında çıkan dedikodulardan bahseder ve barbaros'un halkın gözleri önünde karşılanmasını ve padişahın ayağını öpüşünü herkesin görmesi gerektiğini söyler. yoksa kapalı kapılar arkasında gerçekleşecek bir ağırlamanın halkın kafasında var olanları silemeyeceğini söyler. bu fikir padişahın aklına yatar. sadrazam iran üzerine seferine çıkar. aradan aylar geçer ve bir gün barbaros donanması ve yolda karşılarına çıkan ve teslim alınan bir venedik donanmasıyla ganimet ve hediye yüklü olarak istanbu'la varır. geçeceği yol halk tarafından tıklım tıklım doldurulur. kendisinin sultanı alaşağı edeceğine inanmış kalabalıklar arasından geçen barbaros sultanın kendisini beklediği at meydanına gelir ve onca kalabalığın gözleri önünde padişahın ayaklarını öperek biat eder. bu manzara, o zamana kadar kudretini gösteren başarılara henüz imza atmamış olan padişahın aslında ne kadar güçlü bir insan olduğunu halka gösterir. kafalardaki acabalar sona erer. sıra ikinci perdeye gelir; barbaros'un kaptan-ı derya atanmasına. beylerbeyi, kaptan-ı derya ve paşaları atama yetkisi sadrazamındır. sadrazamını seven padişah asla onun işlerine karışmaz. kanuni de böyle yapar. barbaros fermanı almak için iran seferinden dönüş yolunda olan sadrazamla buluşmak amacıyla güneydoğu anadoluya gider. burada sadrazam tarafından samimiyetle kabul görür. fermanı alır ve istanbul'a döner. sıra üçüncü ve son perdeye gelmiştir. barbaros sultandan pek çok hediye almış ve bir hazine sahibi olmuştur. ayrıca cezayir beylerbeyi olarak istanbul'da ve ülkenin pek çok yerinde pek çok mülkün de sahibi olmuştur. ama bu mülk onun yaşamı ile sınırlıdır. yani ölünce mirasının tamamını padişah adına hazine alacaktır. oysa barbaros'un çok sevdiği bir evlatlığı vardır ve paşa mirasından bu evlatlığına birşeyler kalmasını istemektedir. bu durumu padişaha söylemekten çekinmektedir. padişah gözünde verilen bunca hediye ve ünvana rağmen halen isteyen kişi olmaktan ve makamını kaybetmekten korkmaktadır. sıkıntısını damat rüstem paşa'ya açar. rüstem paşa, kanuni'nin gelecekteki sadrazamı ve damadıdır. bilinen ilk rüşvetçi osmanlı devlet adamlarındanıdır; ama işini mükemmel yapar. vezirliği ve sadrazamlığı döneminde, alışılmadık bir tezatla, rüşvet ve tehdit sayesinde anadolu'da dirlik düzeni ıslah edecek ve hazineye hiçbir osmanlı maliyecisinin sokmadığı kadar akçe sokacaktır. rüstem paşa, barbaros'u dinler. belli bir komisyon karşılığında mirasından evlatlığının pay alması konusunda paşaya garanti verir.

özetle karşısında dünyanın titrediği barbaros'a osmanlı'da ayak öptürülmüş, ferman alması için, devlet dairesine giden adam misali, anadolu'nun bir ucuna gönderilmiş ve o tarih itibarıyla kendisinden aşağı düzeyde bir memura miras işi için rüşvet verdirilmiştir. "yiğit bozan osmanlı" böyledir işte.
devamını gör...
petrol ve doğalgaz aramalarında kullanmak için alınan 3 boyutlu arama yapabilen sismik gemimizin yeni adı. kısaca barbaros denecek herhalde. eski ismi polarcus samur. ederi 130 milyon dolar.

yeni sismik geminin ilk hedefi akdeniz değil karadeniz. akdeniz daha sonra.
devamını gör...
insanın aklına bir çok soru geliyor. acaba parasına eş değer görevlerde bulunabilecek mi? ya da gemi'de görev yapacak personel titizlikle seçilmiş midir? inşallah yetkililer
gerekli detaylı açıklamaları yaparlar.
devamını gör...
osmanlı devleti tarihinin ünlü denizcilerinden, kaptan-ı derya olarak osmanlı devleti'nin ilk kaptan paşası ve büyük amirali. akdeniz’de osmanlı egemenliğini pekiştirdi, öyle ki bu deniz bazı tarihçilerce bir "türk gölü" olarak anıldı.osmanlı'nın deniz politikasına ve tersane-i amire'ye nizam verdi.

hayreddin paşa'nın asıl adı hızır'dı . ona hayreddin adını, "dinin hayırlısı" anlamına gelmekte olup osmanlı devletine yaptığı hizmetinden dolayı padişah kanuni sultan süleyman verdi. avrupalılar ağabeyi oruç reis'e kızıla çalan sakalı yüzünden barbarossa adını vermişlerdi, oruç reis'in ölmesinin ardından küçük kardeşi hızır için kullanılan bu isim, türkçeye barbaros olarak geçti. *

(bkz: hızır reis)
devamını gör...
eğer bugün amerika diye bir kıta varsa bunun en büyük sebebi olan, büyük denizci. hayatı deniz olan bir ailenin çocuğu tüm erekek kardeşleri gibi korsancılığın kitabını yazar imzasını atar. gemicilik o dönem en gaddar iştir. bir de bu eski korsanlardan düzenli ve muntazam bir filo yaratmaksa daha da mühimdir. kısacası bu barbaros adlı müthiş devşirme osmanlı ya deniz yoluyla kafa tutmaya kalkışan herkesi öttürmüştür.
adamlar akdeniz e açılırken izin almak zorundaydı. işte en çokta bu barbaros korkusuna okyanusu aşıp ameirkalara gitmeler gerçekleşti.
devamını gör...
adada* yetişmiştir. denizciliğe ilgisi buradan kaynaklıdır. hızır reis ilk tecrübelerini deniz ticareti ile elde ederken, kardeşlerinden ilyas ve oruç reis korsanlığa başlamışlardır. uğradıkları bir saldırı sonucu ilyas şehit olmuş, oruç reis ise esir düşmüştür. hızır reis, ağabeyini kurtarmak için ara verdiği deniz ticaretine, oruç reis'in kaçıp kurtulması üzerine tekrar devam etmiştir. bir süre sonra, hızır reis de oruç reis ile beraber korsan seferlerine katılmaya başlamış ve kısa zamanda büyük bir korsan donanması meydana getirilmesinde etkisi olmuştur. iki kardeş, yavuz sultan selim'in de iki kadırgayla destek verdiği donanma ile cezayir'in oruç reis'in hakimiyetine geçmesi dahil, birden çok başarılı seferler gerçekleştirmişlerdir. oruç reis'in ölümünden sonra, hızır reis cezayir'i yönetmiştir. düşmanlara karşı donanma yetersizliği sebebiyle, yavuz sultan selim'den yardım istemiştir. fakat osmanlı yardımlarına kuşku ile yaklaşan kesimlerin ayaklanma çıkarması sonucu, cezayir'den ayrılmıştır. oluşturduğu yeni bir donanma ile yaptığı başarılı seferler, cezayir'deki ayaklanan halkın fikir değiştirmesine sebep olmuştur. ayrıldıktan üç sene sonra, tekrar cezayir'i yönetmeye başlamıştır. ispanya'da işkenceye maruz kalan yetmiş bin müslümanı, gemilerle cezayir'e taşıtmıştır. bu süreçte dönem padişahı değişmiş ve kanuni sultan süleyman padişah olmuştur. kanuni'nin emri ile hızır reis, kaptan-ı derya olmuş ve gerçekleştirdiği birçok seferden başarılı olarak dönmüştür. bundan sonra, haçlı donanmasını büyük yenilgiye uğrattığı preveze deniz savaşı gerçekleşmiştir. cenova'da tutsak olan turgut reis'i kurtarmak üzere çıktığı deniz seferi, hızır reis'in son seferidir. 80 yaşında büyük bir ün ile vefat etmiştir. türbesi beşiktaş'tadır.
devamını gör...
barbaros hayreddin paşa. (ö. 953/1546)

ünlü türk denizci ve kaptan-ı deryâsı.

vardar yenicesi’nden gelip midilli’nin fethinden sonra buraya yerleşen yâkub adlı bir sipahinin oğludur. 1478 yılı civarında doğduğu tahmin edilmektedir. asıl adı hızır olduğu halde barbaros ve hayreddin lakaplarıyla tanınır. batılılar havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı ağabeyi oruç’a verdikleri “barbarossa” adını daha sonra hızır için de kullandıklarından barbaros diye tanınmış, hayreddin lakabını ise kendisine yavuz sultan selim takmıştır.

dört kardeşin en küçüğü olan hızır gençliğinde yaptırdığı bir gemiyle midilli, selânik ve eğriboz arasında ticarete başladı. rodos şövalyelerine esir düşen ağabeyi oruç’un kurtarılmasından sonra ise iki kardeş şehzade korkut’un himayesine girdiler. bu sıralarda ispanyollar’ın batı akdeniz’e hâkim olma gayretleriyle endülüs’te yaptıkları zulümler yüzünden buradan ayrılmak zorunda kalan müslümanların göçleri bölgedeki eski dengeyi bozdu; bunun üzerine oruç ve hızır kardeşler batı akdeniz’e yönelerek 1504’ten sonra kuzey afrika sahillerinde görünmeye başladılar. iki gemilik küçük filoları için emin bir liman arayan iki kardeş, tunus hafsî sultanı ebû abdullah muhammed b. hasan (1493-1526) ile anlaşarak halkulvâdî’de (la goletta) yerleştiler. gemilerinin sayısı artınca da cerbe adasına geçip orayı üs edindiler ve akınlarını italya kıyılarına kadar uzattılar. ispanyol işgalindeki bicâye (bougie) limanı’nı alamayan barbaros kardeşler 1513 yılında bir yarımada üzerinde bulunan cicelli’yi (djidjelli) ele geçirdiler. kendi başlarına bir şehir yönetimi kurmuş bulunan cicelli halkı oruç’u sultan ilân etti. böylece barbaroslar’ın kuzey afrika’da kuracakları devletin temelleri atılmış oldu.

bir ara sıla için midilli’ye dönen barbaros kardeşler, yavuz sultan selim’in himayesine girmek amacıyla muhiddin reis’i seren yüklü bir barça ve değerli hediyelerle istanbul’a gönderdiler (1515). böylece osmanlı desteğini de sağlayan barbaroslar bicâye’yi aldıkları gibi katolik ferdinand’ın ölümünden (1516) faydalanarak ispanyol işgalinden kurtulmak isteyen cezayir şehrinin yardımına da koştular. cezayir ve onun batısındaki şerşel’in (césarée) ele geçirilmesinden sonra oruç reis şerşel ve cezayir sultanı ilân edildi. bunu 1517’de tenes ve tlemsen şehirlerinin zaptı takip etti. ancak yerlilerle anlaşan ispanyollar’ın 1518’de tlemsen’i geri aldıkları savaşta oruç reis şehid oldu.yalnız kalan hızır osmanlı desteğini güçlendirmek için adamlarından hacı hüseyin’i, cezayir halkının ekim 1519 tarihli arîza*sı ve kırk esirle birlikte osmanlı padişahına gönderdi (türkçe tercümesi topkapı sarayı arşivi’nde bulunan bu arîza abdülcelil temîmî tarafından yayımlanmıştır: “lettre de la population algéroise au sultan sélim 1 er en 1519”, revue d’histoire maghrebine, 1976, v, 95-101). afrika’da olup bitenleri öğrenen yavuz sultan selim, “hızır reis nasrüddîndir, hayrüddîndir” diye memnuniyetini ifade ederek onun cezayir hâkimi olarak tanındığını belirten bir hatt-ı şerif gönderdi. ayrıca kendisine anadolu’da gönüllü asker toplama imtiyazı tanınarak yeniçerilerle topçulardan oluşan 2000 kişilik bir yardımcı birlik gönderilmesi kararlaştırıldı. böylece hutbenin padişah adına okunduğu cezayir osmanlı topraklarına katılmış olduğu gibi hızır da artık hayreddin paşa diye anılmaya başlandı.

cezayir’e hâkim olduktan sonra burayı idarî bakımdan ikiye ayıran hızır reis, doğu kısımlarını yerli emîrlerden ahmed b. kadî’nin, batı kısımlarını ise muhammed b. ali’nin idaresine bıraktı. ancak hızır reis’in faaliyetleri ve türkler’in kuzey afrika’da yerleşmeleri ispanyollar’ı tekrar harekete geçirdi. sicilya kral nâibi hugo del moncada kumandasındaki seksen gemiden oluşan bir filonun 1519 ağustosunda harras bölgesine yaptığı çıkartma hızır reis tarafından püskürtüldü. hâtıralarında belirttiğine göre bu savaş sırasında avrupalılar hızır’a ağabeyi gibi “barbarossa” lakabını verdiler.

barbaros hayreddin 1520-1529 yılları arasında ispanyollar’ın elinde bulunan küçük bir adanın dışında bütün yörenin hâkimi oldu. cicelli’den sonra kol (collo) limanı ile bone ve konstantin’i de ele geçirdi. fakat tunus sultanı muhammed’in saldırısı ve ahmed b. kadî’nin isyanı üzerine 1524’te cezayir’i terketmek zorunda kaldı. ancak üç yıl sonra şehre yeniden hâkim olabildi. başta sinan ve aydın reisler olmak üzere akdeniz’deki türk denizcileriyle civardaki adalar halkı onun hizmetine girdiler. cezayir’de bir silâh atölyesi kuruldu. barbaros mevcudu otuz beş gemiye yükselen filosu ile italya’dan sonra ispanya sahillerini de tehdide başladı. çeşitli baskı ve zulümlere uğrayan gırnata müslümanları barbaros’un şahsında büyük bir destek buldular. yurtlarından ayrılmak zorunda kalan bu müslümanlar (moriscos) türk gemileriyle afrika sahillerine taşındı. cezayir’e getirilen endülüs müslümanlarının sayısı 70.000’i buldu. ayrıca ele geçirilen ganimetlerle cezayir şehri zenginleşti ve türkler’in hindistanı (veya meksikası) diye şöhret kazandı.

bu arada barbaros ispanyollar’ın elindeki adakale’yi de (penon) alarak (1530) buraya bir dalgakıran yaptırdı. öte yandan 1531’de şerşel’e saldıran andrea doria kumandasındaki ispanyol filosu bir sonuç elde edemedi. fakat doria ertesi yıl osmanlılar’a ait koron ve patras’ı ele geçirdi. bunun üzerine kanûnî sultan süleyman donanma kumandanlığına getirmek için barbaros’u istanbul’a çağırdı. yerine evlâtlığı kara hasan’ı bırakan barbaros yirmi tekne ile cezayir’den yola çıkarak istanbul’a vardıktan bir gün sonra, 11 cemâziyelâhir 940 (28 aralık 1533) günü padişah tarafından kabul edildi. ardından kanûnî’nin isteğiyle, ırakeyn seferi’nde bulunan vezîriâzam ibrâhim paşa’nın (makbul) yanına halep’e giden barbaros, cezâyir-i bahr-i sefîd beylerbeyiliği pâyesiyle kemankeş ahmed paşa’nın yerine kaptan-ı deryâlığa tayin edildi (6 nisan 1534). böylece o zamana kadar gelibolu sancak beyliği pâyesiyle verilen kaptan-ı deryâlık beylerbeyilik derecesine yükseltilmiş oldu.

barbaros kaptanpaşalığa getirildikten sonra ispanyollar’ın öncülük ettiği avrupa ittifakını yenip akdeniz’de türk üstünlüğünü kurabilmek için bir yandan güçlü ve düzenli bir donanmanın kurulmasına çalışırken öte yandan da v. karl’a karşı fransa ile iş birliği yapılmasına önem vermiştir.

1534 ağustosunda seksen gemi ile istanbul’dan ayrılan hayreddin paşa reggio, sperlonga, fondi gibi italya’nın güneyindeki kasabaları vurduktan sonra tunus’a yöneldi ve mevlây hasan’ın terkettiği şehri ele geçirdi (22 eylül). ancak ertesi yıl tunus seferine çıkan v. karl şehri geri alarak (21 temmuz 1535) mevlây hasan’ı yeniden iş başına geçirdiği gibi goletta’ya da bir ispanyol garnizonu yerleştirdi. 1537’de korfu kuşatmasına katılan barbaros, buranın alınamaması karşısında venedik’e ait adaların zaptına girişti. bu amaçla 1538 baharında ege denizine açılarak eğriboz’un güneyindeki paros, antiparos, skyros, egina (ekin), naksos (nakşe), andros, scarpanthos (kerpe) ve kasos (kaşot) adaları ile girit açıklarındaki adacıklardan toplam yirmi sekiz ada ve iki kaleyi osmanlı idaresine kattı. böylece sakız, kıbrıs ve girit’in dışında venedik’in doğu akdeniz ve ege’deki hâkimiyetine son verilerek deniz yollarının emniyeti sağlanmış oldu.

bu arada v. karl ile fransa kralı ı. françois arasında nice mütarekesi’nin imzalanmasından sonra ispanya ile papalık, venedik ve portekiz arasında osmanlılar’a yönelik yeni bir ittifak yapıldı. 208 veya 246 gemiden oluşan andrea doria kumandasındaki müttefik donanması korfu’da toplandı. buna karşılık 122 gemiden meydana gelen osmanlı filosu ise barbaros’un idaresinde arta körfezine girdi. doria türk donanmasını dışarıya çekebilmek için 25 eylül 1538’de harekete geçerek bir kısım kuvvetlerini ileri yolladı. ancak kısa süren bir çarpışmadan sonra bu gemiler geri dönmek zorunda kaldı. bunun üzerine doria, hem barbaros’u kendisini takibe zorlamak hem de muhtemel bir fırtınaya karşı levkas ve magenisi adacıkları arasına sığınabilmek için preveze açıklarında demirledi (27 eylül). barbaros da levkas’ın kuzeyini dolanarak müttefiklerin karşısına çıktı ve gemilerini kıvrık bir hançer şeklinde yanyana dizerek savaş düzeni aldı. sağ kanat kumandanlığını turgut reis’e, sol kanadınkini de sâlih reis’everdi, kendisi ise ortada yer aldı. düşmanın sayıca üstünlüğü karşısında bir yarma hareketine girişen barbaros müttefik haçlı filosunun gerilerine kadar ilerledi. donanmasını ancak ertesi gün (28 eylül) harekete geçirebilen doria ise barbaros’un karşısına çıkmak yerine açık denize dümen kırdı. böylece büyük bir bozguna uğratılan müttefik donanmasının otuz altı teknesi ele geçirildi, 2175 de esir alındı. türk donanmasının kayıpları ise oldukça azdı.

preveze zaferi’yle doğu akdeniz’den sonra orta akdeniz bölgesinde de türk üstünlüğü sağlanmış oldu. bu arada doria tarafından daha önce ele geçirilen adriyatik kıyısındaki nova da (castelnuova) kolaylıkla geri alındı (10 ağustos 1539). venedik osmanlılar’la bir barış yaparak (1540) ittifaktan ayrılırken v. karl’ın cezayir’e karşı giriştiği 1541 seferi ise fırtına yüzünden hezimete dönüştü.

ı. françois preveze’den sonra yeniden osmanlılar’a yaklaşmaya başladı. başından beri fransızlar’la iş birliğinden yana olan ve 1532’de ı. françois ile ilişki kurmuş bulunan barbaros’un da uygun görmesiyle akdeniz’de v. karl’a bağlı yerlere karşı ortak bir harekete karar verildi. fransa elçisi paulin’i de yanına alarak 28 mayıs 1543’te istanbul’dan hareket eden barbaros 110 gemilik filosuyla messina, reggio ve ostia gibi italyan sahillerini vurduktan sonra 20 temmuz’da marsilya’ya vardı ve burada törenlerle karşılandı. fransız donanmasının hazırlıklarının tamamlanmasından sonra savoi dukalığı’ndaki nice’in alınmasına karar verildi. şehir 20 ağustos’ta ele geçirildiği halde kalenin zaptı uzayınca kuşatmaya son verilerek türk donanmasının kışı toulon’da geçirmesi uygun görüldü. fakat altı ay kadar güney fransa’da kalan barbaros, françois’nin v. karl’la anlaşması karşısında istanbul’a dönmek zorunda kaldı. dönüş sırasında da cenova’da esir bulunan turgut reis’i kurtardı.

nice seferi barbaros’un son büyük seferidir. bundan sonra daha çok tersane işleriyle meşgul olan barbaros, 6 cemâziyelevvel 953’te (5 temmuz 1546) kısa bir hastalıktan sonra vefat etti ve sağlığında beşiktaş’ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine defnedildi. ölümüne “mâte reîsü’l-bahr=مات رئيس البحر=953” (denizin reisi öldü) sözü tarih düşürülmüştür.

barbaros hayreddin paşa zamanında osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmış, onun mektebinde yetişen değerli denizciler ve teşkilâtlı tersane sayesinde bu güç varlığını bir süre daha devam ettirmiştir.

çağdaş kaynaklara göre barbaros iri yapılı, kumral tenli idi. saçı, sakalı, kaşları ve kirpikleri çok gürdü. ömrü denizlerde geçtiğinden rumca, arapça, ispanyolca, italyanca ve fransızca gibi akdeniz dillerini iyi bilirdi. ayrıca mûsikiyi de seviyordu. cezayir’de yaptırdığı caminin kitâbesinde (nisan 1520) unvanı “es-sultânü’l-mücâhid mevlânâ hayreddin ibn el-emîr eş-şehîr el-mücâhid ebî yûsuf ya‘kub et-türkî” şeklinde gösterilmiştir. daha sonraki devirlerde, ege’ye açılacak donanmanın beşiktaş’taki hayreddin iskelesi’nde demirlemesi gelenek olmuştur. barbaros’un evlâtlığı hasan da cezayir beylerbeyiliği yapmıştır.

barbaros hayreddin paşa sağlığında seyyid murâdî’ye hâtıralarını yazdırmıştır. gazavât-ı hayreddin paşa adını taşıyan hâtırat, biri mensur diğeri manzum olmak üzere iki şekilde kaleme alınmıştır. mensur olan fransızca’ya (a. rang - f. denis, histoire d’aroudj et de khair-ed-din, fondateurs de la régence d’alger. “chronique arabe du xvıe siècle”, paris 1837), italyanca’ya (e. peleaz, la vita e la storia di ariddeno barbarossa, palermo 1887) ve kısmen arapça’ya (nûreddin abdülkadir, ez-zühretü’n-nâǿire, cezayir 1934) çevrildiği gibi sadeleştirilerek de yayımlanmıştır (barbaros hayreddin paşa’nın hâtıraları, nşr. ertuğrul düzdağ, ı-ıı, istanbul, ts.). manzum hâtırat ise necip âsım tarafından tanıtılmıştır (“gazavât-ı hayreddin paşa”, toem, ı, 4 (1326), s. 233-238; hâtıratın ve nüshalarının tam bir değerlendirmesi için bk. aldo gallotta, le gazavat di hayreddin barbarossa studi maghrebini, napoli 1970, ııı, 79-160).

bibliyografya:

seyyid murâdî, gazavât-ı hayreddin paşa, iü ktp., ty, nr. 2639; pîrî reis, kitâb-ı bahriye, istanbul 1935, s. 634, 639; père dan, histoire de barbarie et de ses corsaires, paris 1649; kâtib çelebi, tuhfetü’l-kibâr, s. 23-59; râmizpaşazâde mehmed izzet, harîta-i kapûdânân-ı deryâ, istanbul 1285, s. 26-28; hammer (atâ bey), v, 164-177, 182-186, 191-196, 201-204, 206, 209-214, 236-238, 260; ch. farine, histoire de deux barberoussa, paris 1886; jurien de la gravière, doria et barberousse, paris 1886; a.mlf., les corsaires barbaresques, paris 1887; h. de grammont, histoire d’alger sous la domination turque (1516-1580), paris 1887; mehmed şükrü, esfâr-ı bahriyye-i osmâniyye, istanbul 1306, ı, 357-430; r. basset, documents musulmans sur le siège d’alger en 1541, paris 1890; ali rıza seyfi, barbaros hayreddin, istanbul 1330; kalelizâde m. şükrü, barbaros kardeşler, istanbul 1932; fevzi kurtoğlu, barbaros hayreddin paşa, istanbul 1935; iskender fahreddin sertelli, barbarosun ölümü, istanbul 1937; p. achard, la vie extraordinaire des frères barbarousse corsaires et rois d’alger, paris 1939; s. bona, ı corsari barbareschi, torino 1964; s. carletti, andrea doria, roma 1968; f. lopez de goàmara, “chronique des barberousses”, memorial historico espanêol, vı, madrid 1854, s. 327-439; p. estamislio - k. aguilo, “documentos relativos alsitio y saqueo de mahon par barbarroja”, rivista de menorca (1898), s. 137-156; (1909), s. 271-280; c. capasso, “barbarossa e carlo v”, archivio storica ıtaliano, lxıx (1932), s. 169-209; ismail soysal, “türk-fransız diplomasi münasebetlerinin ilk devresi”, td, ııı/5-6 (1953), s. 72-85; m. tayyib gökbilgin, “venedik devlet arşivindeki vesikalar külliyatında kanunî sultan süleyman devri belgeleri”, ttk belgeler, 1/2 (1965), nr. 27-28, 34, 40-41, 61, 82; a.mlf., “venedik devlet arşivindeki türkçe belgeler kolleksiyonu ve bizimle ilgili diğer belgeler”, a.e., v-vııı/9-12 (1971), nr. 131, 188; j. deny - j. laroche, “l’expédition en provence de l’armée de mer du sultan suleyman sous le commendement de l’amiral hayreddin pacha, dit barberousse (1543-1544)”, turcica, ı, paris 1969, s. 161-211; s. soucek, “the rise of the barbarossas in north africa”, ar.ott., ııı (1971), s. 238-250; a.mlf., “remarks on some western and turkish sources dealing with the barbarossa brothers”, gdaad, ı (1972), s. 63-76; c. h. ımber, “the costs of naval warfare the account of hayreddin barbarossa’s hercez novi campaign in 1539”, ar.ott., ıv (1972), s. 203-216; afif büyüktuğrul, “preveze deniz muharebesine ilişkin gerçekler”, ttk belleten, xxxvıı/145 (1973), s. 51-85; robert mantran, “khayr eddine barberousse et l’ımplantation ottomane en afrique du nord”, les africains, ııı (1977), s. 73-101; fahir iz, “barbaros hayreddin paşa gazavatnamesi üzerinde yeni bir araştırma”, tday belleten 1972 (1989), s. 81-92; enver ziya karal, “barbaros hayreddin paşa”, ia, ıı, 311-315; şerafettin turan, “barbaros hayreddin”, küçük türk-islâm ansiklopedisi, 4. fas., istanbul 1981, s. 315-319; a. gallotta, “khayr al-dın (khidir) pasha”, eı² (fr.), ıv, 1187-1190.

şerafettin turan *
devamını gör...
bir güne bir gün kabrini açık bulmadığım zat. birkaç defa beşiktaş'a gittiğimde uğrayayım dedim kapalıydı madem öyle bir ara zaman ayırayım açık olduğu saatler hususi gideyim dedim özellikle kendisi için de gittim birkaç defa ama yok dışından bir fatiha okuyoruz o kadar. lisede hakkında bir kitap okumuştum ondan olabilir ya da olmayabilir de, benim ayrı bir sevdiğim büyüğüm belki gidip bir konuşacağım eyy kültür turizm bakanlığı/ başkanlığı ne işe yararsın.
devamını gör...
4 temmuz 1546 günü vefat etmiş büyük denizcimiz. bazılarının yeri doldurulamaz ama bu diğerlerinin kabiliyetsiz olmasından değil de kişinin "dev" olmasından ileri gelir ya işte tam öyle birisi.
devamını gör...
osmanlı'da donanma seferi çıkacağı zaman kabri selamlanır ve donanma öyle denize açılırdı. bugün hala bahriyemiz türbesinin yanından geçiş yaparken kendisini selamlar. ancak mavi vatan 2019 tatbikatı sonrası 11 kadar gemimiz yanlış hatırlamıyorsam beraber bu selamlama törenini yaparak daha önce yapılmamışı yaptı. keşke imkan olsa da bir delilik yapıp eskinin bismark, iowa, musashi ya da ne bileyim kirov gibi dev bir gemiye adını verebilsek.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar