bakın bu şöyle bir başlık;

şimdi dei gelecek; argo-felsefe kolkola ikinci okuyuşta anlaşılan bir lanlı cümle sarf edecek. ama aslında başlığı iyi tanımlıyor olacak. eleman ikinci derece sübliminal yani.

gençken daha fazla olan; bir şeyler oturdukça ya da vazgeçildikçe etkisini yitiren dürtüdür.

seçimli yalnızlık istisna ki o dahi edilgen bir entrika olma riskini usul usul taşır; o öyle geyinir; bu böyle geyinir; hepsi bidir.
devamını gör...
zaten yeryüzündeki tüm kusurlar hep o "başkaları" yüzünden ortaya çıkmıyor mu, sadece içeriden dürtmüyor sağlı-sollu her-taraftan dürten dürtü. onun üstündeki de örtü.

dei bir kere gitti şimdi gelen onun bir çeşit türevi hatta kopyası dahi değil!

gençlik dediğiniz cesedin çürüme/me/sidir, o da sadece burda cari. yalnızlık meselesine gelince o da burda/yer-yüzünde olmaz ve aslında yoktur. yanılmayı istediğimiz için yanılıyoruz. artık bundan sonra bunun üzerine ne geyindirirsen o da odur!!
devamını gör...
tanımlamaların ortak değer yargılarından doğmasından kaynaklanır biraz. kişi kendisini başkalarının bilgileriyle ortak oluşturulmuş bir havuzdan tanımlamaya çalışır. ehilleşmiş, vahşi kalmış tüm arkaik hatırat bu havuzda mevcuttur. havuza göre şekil almaya meylederken, vicdana takılabiliriz. yahut şekil almak öylesine baskılar ki vicdan küçülür ötede yiter. kimisi de havuzdan çıkar gider, ayrıkotu olur. çığır açar. bir nebze de onun teri damlar havuza. yıllar sonra bulunabilir, hiç bulunmayabilir. bu konu böyle çok uzayabilir.
devamını gör...
...senin de ahlakın, bilgin tıpkı onlarınki gibiydi. kendi adına düşünüp, kendin gibi davranmıyordun. senin de fikirlerin, tıpkı giysilerin gibi başkaları tarafından üretilmiş; eylemlerini toplumsal onay biçimlendirmişti...

(bkz: jack london)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar