ölmeden önce ölmek

ancak nefsin ve şeytanın fısıldadıklarından korunarak erişebilecek mertebe. bu mertebeye ulaşmak hiç hiç kolay değildir. tam ilerledim, nefsin kötü fısıldamalarından kurtuldum dersin, bir bakarsın en başa dönmüşsün...

gerisi sorularla islamiyet'ten :

--- alıntı ---

ölmeden önce ölmeyi başarmak, seçkin insanlara mahsus. bizlere düşen, elden geldiğince onlara benzemeye gayret etmek... bu emri dinleyen insan, dünyayı misafirhane, vücudunu ise emanet bilir. ruhunu ve kalbini onlarda boğmaz. bu hâl ile hallenen insan, ölmeden evvel ölmüş demektir.

insan ölümle birlikte hayatının hesabını da vermeye başlar. öyle ise; ömür muhasebesini dünyada yapan insan, ölmeden evvel ölmüş demektir. dünya hayatının bitimiyle yeni bir hayata geçilir. o halde, bu dünyada iken âhiretine hazırlanan insan ölmeden evvel ölmüş demektir.

ölümle, insanın elinden, diğer azaları gibi, gözü ve dili de alınır. o artık okuma, anlatma nimetlerinden mahrumdur. bunu düşünerek, orada yarayacakları burada öğrenen ve orada konuşulacakları burada dinleyen insan, ölmeden evvel ölmüş demektir.

ölümle birlikte mahlûkatın sevgisi de biter, korkusu da. ölü için, yaşayanlar tarafından övülmekle yerilmek eşit olduğu gibi, yazla kış arasında da fark yoktur. insanların teveccühlerine ve yermelerine dünyada ehemmiyet vermeyen, "varlığa sevinmeyip, yokluğa üzülmeyen" insan da ölmeden evvel ölmüş demektir.

ve en önemlisi; ölümle insan hakka rücu eder, rabbine döner. ölmeden evvel ölenler, hakka bu dünyada rücu ederler; hayatlarını ilâhî emirler dairesinde geçirirler; Allah'ın rahmetine dünyada iltica eder, gazabından da yine dünyada korkarlar. işte bu bahtiyar insanlar âhirette de hakka rücu ederler; ama bu rücu onlar için Allah'a vâsıl olma ve lütfuna erme şeklinde tezahür eder.

ölümle, cüzi iradenin hükmü son bulur. öyle ise, ölmeden evvel ölenler, nefsî arzularını hayatta iken terk etmeyi başarıp, Allah'ın küllî iradesine tâbi olurlar. nefis hesabına bir şey talep etmezler. bütün arzuları helâl dairesinde olur. böylece ölmeden evvel ölmenin zevkine ererler.

ölmeden evvel ölmek; gerçekten, bu dünyada büyük bir lütuf, büyük bir saadet. bilindiği gibi, insan, yerde iken gök gürültüsünden ürker, şimşekten korkar, yıldırımdan kaçar... ama uçakla bulutları yarıp onların üstüne çıktı mı, artık güneşi bulmuş ve önceki korkularından kurtulmuştur.

ölmeden evvel ölmenin sırrına erenler de, ölümü hayatta iken geçmiş, mahşere bu dünyada çıkmış, hesaplarını burada vermiş ve itaatkar bir kul olarak hakka rücu etmişlerdir. artık onları benlik duygusu boğamaz, çünkü ölünün benliği olmaz. tabiat onları kendine celp edemez, zira ölünün tabiatla bir alış verişi kalmamıştır.

--- alıntı ---

(bkz: ölümü öldürmek)
devamını gör...
hadis-i şeriftir. ölmeden önce uyanmamız ve hayatımıza çeki düzen vermemizi ihtar eder. bu emri dinleyen insan, dünyanın geçici zevklerine kendini kaptırmamaya gayret gösterir, kendini sonsuz ahiret yurduna hazırlamaya çalışır

'ölmeden önce ölünüz'
devamını gör...
mezarlıkların başına yaldızlı şekilde asılması gereken manidar sözlerdendir. mesajı elbette yaşayanlaradır. yaşayan ama nasıl? beş duyu ile birlikte ama ötesini de algılayarak. bu algılamaya sezgi ve ilham da denir. daha üst boyuttaki algılamalar da vardır ki yaşanır bizatihi (tayy i mekan vb.).

söylenir elbet amma gel gorki (yazım komiktireni) yaşanması çok çaba ister. görünenden kurtulmayı vedahi görünenle birlikte normalce yaşamayı gerektirir (şair burada delirmeden demek istiyor). bu yüzden denir ki "aydınlanmadan önce su taşıyıp odun kırıyordum aydınlandım. yine su taşıyıp odun kırıyorum." ama derinliğini anlamak incelik ister.
zaten yaşayanlar evliya denilenlerdir.

ben anladım demiyorum. ya ne diyorsun hacı?:

(bkz: algılayıp yaşayamamak)
devamını gör...
(bkz: ben ölmeden önce)
(bkz: fatih erdemci)

kalbin kirlenmesi dünyevi zevklerle hırslarla kaplanması ve nihayetinde saflığını yitirmesi sonucu oluşur. işte o zaman biz balçıktan yaratılmış "biz" Allah'ın ruhunu üflemesiyle can bulan "biz" ler meleklerden de üstün olmak yerine balçıktan gelen tabiatımıza daha çok yaklaşırız.
devamını gör...
hz. peygambere atfedilen hadis-i serif. aciklamasida basit. asagidaki gibidir. (ben çok severim bu hadisi)
ölmeden evvel ölmek; gerçekten, bu dünyada büyük bir lütuf, büyük bir saadet. bilindiği gibi, insan, yerde iken gök gürültüsünden ürker, şimşekten korkar, yıldırımdan kaçar... ama uçakla bulutları yarıp onların üstüne çıktı mı, artık güneşi bulmuş ve önceki korkularından kurtulmuştur. ölmeden evvel ölmenin sırrına erenler de, ölümü hayatta iken geçmiş, mahşere bu dünyada çıkmış, hesaplarını burada vermiş ve itaatkar bir kul olarak hakka rücu etmişlerdir. artık onları benlik duygusu boğamaz, çünkü ölünün benliği olmaz. tabiat onları kendine celp edemez, zira ölünün tabiatla bir alış verişi kalmamıştır.
devamını gör...
ölenden başka aslında canları alanın tek ve kahhar olan Allah olduğunu kimse yakinen anlayamadığı gibi ölmeden önce ölenden başka kainatı evirim çevirenin bütün fiillerin gerçek sahibinin aslında Allah olduğuu hiç kimse tam olarak müşahede edemez ..zira dünya hayatının maksimum seviyedeki zevk ve renkleri kul ile Allah arasına perde olur.nefsini eğiterek bu perdeleri aşanlar Allahı tüm fiil ve eserlerinde adeta seyrederler ve o zaman şu ayet tecelli eder."vema rameyte iz rameyte ve lakinnallahe rama" .yani;attığın zaman sen atmadın ancak Allah attı.
devamını gör...
yunusun bu konuda beyiti vardır.

ayak idik baş olduk kuru idik yaş olduk havlandık kuş olduk şimdi denize daldık taştık elhamdülillah..

aksini geveleyenler ve bu makamlara çakma demeye devam edenler olmaya devam edecektir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.