şiir okuma kılavuzu

--- alıntı ---

kelimeler insanın iç dünyasındaki bütün tınıların başlatıcısıdır. yalnız, sözlü dilin insan hayatında önemli bir yer tutmasıyla birlikte şiirin insan hayatında gerekli yerini aldığını söylemekte acele etmemeli. şiirin insan hayatında gerekli yere sahip olması için "söz"ün insan hayatında önemli bir yer tutması yetmez. belki sözün yerinden edilmiş olması; insanoğlunun en doğru, en iyi edimlerini öğrenmede sözlü dilin yüklendiği görevi yerine getiremeyişi şiirin yolunu açar yahut şiire yaşama alanı kazandırır.

--- alıntı ---
devamını gör...
şiir okumanın bir kılavuzu gerektirecek kadar çetin bir iş olduğu iddiasıyla çıkılmış olan yolda bu iddianın savunulmaya değer bir yanı olduğunun anlaşılması için kelimeler dizmiş üstad ağaç ipliğine...
devamını gör...
herkes kendi penceresinden bakar dünyaya,
ve herkes yine ayrı pencerelerden seyreder şiiri,
pencereden bakabilmek için klavuza gerek var mı?
kalbi hüşyar olan ayinesine göre okur şiiri,
kırık değilse parçaların, kırmaz seni şiir,
kırıksa ayinenin parçaları, düzelmez hiç bir tam görünen şiir...

şiir okumanın klavuzu olduğuna inanmıyorum. inanasım gelmiyor.

zira ayineye göre şekil alır cümleler, hayaller...
insan adedince klavuz gerek bizlere...

olsa olsa şairin kendi klvavuzudur. anlaşılmak istenmiştir...

ya da "ben böyle okudum, siz de böyle okuyun, okumayı öğrenin mi" demek istemiştir.


devamını gör...
ismet özel'in onbirinci baskısı yapılan kitabıdır. kitapta şair, yirmi başlıkta toparladığı şiirin ruhumuzdaki tezahürü, şiirin verdiği, şiir okumanın incelikleri yanısıra şiirin derdinden, bizlerin şiirle derdinden bahseder. ve ayrıca kitabın arka kapağında alıntılandırıldığı gibi ; "şiir gençlik yıllarımda üzerine titrediğim bir şeydi bugünse şiirin üzerine titrenilecek şey olduğunu kavrayabilmek için ayrıca bazı titizlikler gerektiğini anlıyorum.bu anlayış içinde türkiye'deki şşir okuyucusunun, eski bir tanışım olan şiir okuyucusunun karşısına şiir üzerine bir metinle çıkabilme yürekliğinini buldum" diyerek asıl dert olunması, soru sorulması gereken noktalara temas eder ayrıca ismet özel şiirlerinde de olduğu gibi düz yazılarında da bize soru sormayı, düşünmenin yolunu gösterir muğlak bıraktığı ifedelerle.
devamını gör...
kitapta şu ifedeler dikkat çekicidir;" şiir, insan yaşamındaki bütünlük duygusunun dağıldığı, parça ve bütün kavramlarının birbirlerine karıştığı, insanın bir ezgisi, bütüne olan özlemi biçminde ortaya çıkar"der.
devamını gör...
19. bölüm

başlangıcından beri şiir başkaldıranların, baskıya, zorbalığa karşı koyanların sesidir. haksızlığa uğrayanların bir sesidir şiir. bu yargılara iki yönden itiraz edilebilir. önce şiir okuyucularının, şiiri önemli sayanların sayıca hep az oldukları, küçük bir azınlık teşkil ettikleri, oysa haksızlığa uğrayanların şiirle içli-dışlı olanlara kıyaslanmayacak kadar çok sayıda olduğu öne sürülerek baskıya karşı koyanların sesi olma vasfının şiire ancak temsili mahiyette yakıştırılabileceği söylenebilir. halbuki bu düşünceler yanlıştır. bir kere haksızlığa uğrayanlar çok sayıda değil, az sayıdadır. insanları çoğu görünüşte kendi karşılarında yer alanlarla işbirliği haindedirler. kaldı ki insanların çoğu uğradıkları neyse ona â“müstehakâ”tırlar. doğru karşısında duyarlı olan, haklı olanın yerine getirilmesi ,için titizlik gösteren insanlar her zaman azınlıktadır. insanlar arasında üstün bazı değerlerin, bazı güzelliklerin, ortalama duyguların üstündeki bazı tatların peşinde olanlar aramakla bulunacak kadar azdır. baskıya, zorbalığa karşı koymak bu az sayıdaki insanın işi olsa gerek. doğrusu bu başkaldıranlar şiirin gerektirdiği içtenliğe ulaşabilirler.

åžiirin başkaldıranların sesi olduğu yargısına bir başka itiraz da şiirin sunduğu gerçeklikle yeryüzünde yürürlükte olan gerçeklik arasında bir mesafe bulunabileceği, daha açıkçası insanın pek â“ince┠yanına seslenen bu sanatın dünyanın â“katı┠zorluklarıyla başedemeyeceği, başkaldırı yükünün şiirin omuzlarına çok ağır geleceği biçiminde sunulabilir. bu itiraza cevap verirken şiirin bizatihi bir â“kılıç┠olmadığı hususunu hatırlatmak isterim. åžiirin yapısı zaten bir eylem kılavuzu olmasına engeldir, eğer başkaldıranların sesi olmak bir hareketin sözcülüğünü üstlenmekse o hareketin niçin böylesine â“dilsiz┠bir sözcü seçtiğine şaşılabilir.

åžiir başkaldıranların, haksızlığa uğrayanların sesidir, evet; çünkü şiir çoğunluğun kabullerindeki hapishaneyi, herkesin rahatlık duyduğu değerlerdeki işkence aletini görebilme ayrıcalına sahip insanların yakınlık duydukları bir etkinliktir. åžiir okumak bu büyük hapishanedeki kardeşlerin birbirlerinden haberleri olmalarına, işkenceye birlikte direnmelerine yarar.

åžiir kuralların kişiliksiz yapılarını yıkmak isteyenlerin, her zaman tazelik olma imkânını arayanların, taze kalabilenlerin bölgesinde tutunmakta ısrar edenlerin sesidir. yaşayan olmak, somut yaşama alanında kalmak, zorbaca benimsetilmek istenen kuralların dışında olmak demektir. standart ölçülerin benimsenmesi, şiire düşman olmak, soyutlamaların yok edici bölgesinde erimek demektir. içinde bulunduğu durumu zihnen doğrulamaktan başka çıkar yol bulamayan insan, yani bütün imkânın yaşanmakta olandan ibaret olduğunu kabul eden ve bu kabulünü â“tarihin akışıâ”, â“objektif koşullarâ”, â“insanlık ideali┠tanrısal ilke┠gibi soyut, baskıcı kavramlarla haklılaştırmak isteyen insan, yeryüzündeki bütün pislikleri üzerine almaya hazırlanmış, bütün zorbalarla işbirliğine önceden razı olmuştur. åžiir ise peşin soyutlamaların uğruna somut hakikatleri feda etmez.

1980
devamını gör...
şiirle elde edilen doyum aynı zamanda bir açlığın başlangıcıdır çünkü her şiir insanın bütünle arasında bulunan mesafe hakkında sahip olduğu bilinçlilik durumudur, her şiir insanın bütüne olan hasretini kamçılar. *
devamını gör...
eğer ismet özel, müslümanların meselelerini tartışmaktan bir an bile vazgeçmiş olsaydı yalnızca bu kitap münasebetiyle bile nobel dahil olmak üzere dünyanın her yerinden bir dünya ödül alabilirdi. şiir üzerine yazılan en büyük metinlerden biridir bu kitap.

şaşırtıcı olan şu ki, henüz ve hala herhangi bir yabancı dile çevrilmemiştir. tabiki bu politik bir meseledir.
devamını gör...
ismet özel'in şŸiir ve şŸair üzerine düşŸüncelerini topladığŸı başŸucu kitabı. her ele alınışŸında size yeni şŸeyler düşŸündürten, sağŸlam metinlerden oluşŸan bir kitaptır. bir laf cambazlığŸı yapacak olursak bir ismet özel okuma kılavuzu da denebilir.
devamını gör...
şairleri affedebiliriz adlı bölümden;

''ucunda ölüm olmayan şeyi ciddiye almak zorunda değiliz. şiir de kendini ciddiye aldıracaksa bize bir dirim habercisi olduğunu göstermek zorundadır. ayak sürüyen şiir dünya düzeninin ölgün ruhunda yuvalandığı için hesaba katılmaz, ama ayak direyen şiir dünya düzenindeki öldüren ruha göndermede bulunduğu için korunmaya hak kazanır. her iki halde de şair insandaki duyarlı alanların kendi sesine açık tutulduğu güvenini içinde taşır. şairleri bu güveni kaybetmedikleri,
bu yüzden insandaki duyarlı alanı bir bekleyişe dönüştürme çabasını terketmedikleri için affedebiliriz.
şairleri affedebiliriz, yine de bizimle birlikte bir ölüm kalım savaşına girmedikleri sürece onları ciddiye almak zorunda değiliz.''


devamını gör...
ismet özel kitabı.

--- alıntı ---

şiir gençlik yıllarımda üzerine titrediğim şeydi, bugünse şiirin üzerine titrenilecek bir şey olduğunu kavrayabilmek için ayrıca bazı titizlikler gerektiğini anlıyorum. bu anlayış içinde türkiye'deki şiir okuyucusunun, eski bir tanışım olan şiir okuyucusunun karşısına şiir üzerine bir metinle çıkabilme yürekliliğini buldum.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.