90'larda çocuk olmak

1 /
Herkesin mutlu mesut çocuk olduğu dönemlermiş 90lar. Bir biz çekmişiz sanki. 90lar demek polis baskınları, karakollar, babanın alıp götürülmesi, rejim domuzları, zorluklarla gidilen okullar vs vs vs. Akar gider böyle.
bir pazar sabahı, stadyum duvarı boyunca uzanan, paslı boruya sarılıp, ayaklarımızla da duvardan destek alıp, o esnada oynanan amatör küme maçını izlemek için tırmanmaktır. oynayanlar kimdir, maç ne zaman başlamıştır, kaçıncı dakikasıdır...

hem stadın kafesinden, hem de çevredeki tükürük köftecilerden yayılan mangal kömürü dumanı ile karışık, yanmış yağ kokusudur. o koku eşliğinde, tırmanılan duvarın üzerinden, kedi misali, 50-60 metre yürüyerek, düştüm düşeceğim korkusu ile tribüne ulaşmak, ulaşılan tribünde stat görevlisi ya da polislerin dikkatini çekmeden, gizlenerek, önceki akşam yağan yağmurla, çamura dönmüş toprak sahada koşuşan turuncu-siyahlı, kırmızı-yeşilli, sarı-beyazlı oyuncuları izlemektir. izlemeye doyduktan sonra, tribün altına inip, maç başlamadan önce tribünlerden atılan konfetilerden kalanları toplamak, maç öncesi tribün arkasında ısınan oyuncuların bıraktığı "meşin top" ile oynamaktır.

günün son maçı oynanana kadar, atılmamayı başarabildiysek, son düdükten sonra, sahayı tribünlerden ayıran demir parmaklıklardan, arasından geçebileceğimiz kadar yamultulmuşunu bulup, içeri girmektir. 100 metre olduğunu duyduğumuz sahayı, boyuna koşmaya çalışıp yarısına gelmeden yorulmaktır. görevliler bizi ensemizden yakalamadan önce, kendimizi kale ağlarına atabilmektir.

güzel midir, değil midir bilemem, ama çok ufak şeylerden, mutluluklar çıkarabilmektir, doksanların başlarında, beykoz'da çocuk olmak.
çocukluk dönemi bakış açısının benzerliğini yıllara göre benzeştirseniz bile, milenyum sonrası teknolojik gelişmelerin getirisinin sebep olduğu yenilenen çocukluk çağı uğraşlarını yoksayamayacağınız için, bilhassa 2000'li yıllar sonrasını konu dışı tutmanızı gerektiren görüş.

belki 70'ler, 80'ler, 90'lar için tamam ama, little fera'nın çocukluğuyla benim çocukluğum arasında bile everest var, o kadar da değil.....*
Arkadaşın dediği gibi herkese kendi çocukluğu güzeldir. 90'lı yıllarda baba olmak vardır bir de. Maaş günü masa başına oturup tüm borçları ayırdıktan sonra negatif bakiye kalması sonucu odanın ortasında dertli dertli tekel 2000 yakmak...
herkes için kendi çocukluğu güzeldir, çünkü o zaman "çocuk"tur. çocuk bakışıyla hayata baktığı için her şey daha farklıdır, fakat büyüdükçe insan bu bakışı kaybeder; hayata alışmışlık, bir yerlere yetişme kaygısı, geçim sıkıntısı, karşı cins tutkusu vs hayatın tadını eskisi gibi alamamaya* sebep olur. yoksa bunun 90'ı, 80'i, 2000'i, 2010'u felan yok. 80'de çocuk olan şimdi çocuk gibi bakamadığı için sanki kendi çocukluğu harikaymış gibi geliyor, şimdi çocuk gibi olabilme imkanı verilse "2010'lar, 20'ler de başkaymış hacım" der muhtemelen. ki şimdi çocuk olanlar da ileride bunu diyecek*.
sadece 1990-1999 yılları arasına sıkıştırılmak istenmesini anlamıyorum.

mesela 90, 1190, 1690 yılları için de kullanmak isteyenler olabilir. hatta millattan önce 290 yılı için de kullanılabilir.