abdülkadir geylani

1 /
Allah-ü teala hazretleri dilediği ve sevdiği kullarına bazı özel ikramlarda bulunabilir, Bu kişi peygamber de olabilir (o zaman o olağanüstü hadise mucize olur), peygamber olmayan salih bir zat da (o zaman da o olağanüstü hadise keramet olur). Kuran-ı Kerim’de bu tarz mucize ve kerametlerin örnekleri çoktur. Evliyalarda görünen fevkalade işler o zatların kendi özel güçleriyle değil Allah’ın yaratmasıyla olur.
1000 yıldır nice islam memleketlerinde insanların Allah’a ve o’nun hayat bahşeden, nurlar saçan güzel dinine bağlanmasını sağlayan, etrafında büyük ve derin islami bir kültür oluşan tarikatlara ve tarikat büyüklerine saldıranlar da korkarım ki ya aldanmışlardır ya da aldatmaya çalışıyorlar. Bu duruma karşı sözlük ahalisini uyarmak isterim. Tarikatların İçlerinden 2-3 tane sapık çıkabilir ama böyle diye istisnasız müstesnasız her tarikata ve mübarek zatlara saldırılmasından artık bıktım. O beğenmediğiniz insanlar maneviyatta sizi fersah fersah geride bırakır. o yüzden böyle onları hafife alan tabirleri kullanmadan önce önce kendinize bakın. Hazret-i Abdülkadir’in hangi kusurunu gördünüz ya da biliyorsunuz? Yani herkes kusurlu da bir siz mi kusursuz kaldınız? Yapmayın Allah aşkına. “Efendim zamanı büküyormuş da dalga mı geçiyormuş, bu adam süper kahraman mıymış” falan filan. Kur’an-ı Kerim’de Belkıs’ın tahtının getirilmesi hadisesi anlatılıyor buyrun Kitab’a bakın. Yani bu tarz hadiseler Kur’an’da anlatılıyor demek ki olabilir, Allah’a zor mu var? Hal böyleyken evliyayı beğenmemek niye? Sen O’nun yolundan gitmiyor olabilirsin, sevmiyor da olabilirsin, bu senin bileceğin bir iştir, hafife almak ağır ithamdır buradan inkar kokusu gelir. Hem 1000 yıl sonra bu hadiseyi Anlatanın bu tabirleri kullanması Şeyh’in suçu mu? El insaf.
Bu gün kendisi hakkında şöyle bir video izledim.

abi bu ne saçma video yav? adam zamanı büküyomuş falan. şeyh uçmaz mürit uçurur dedikleri bu olsa gerek la adam belki çok da iyi biri ama şu videoyu izleyen adam tutup küfür eder lan. bu ne böyle zaman bükmek boyutlar arası yolculuk. madem bunu yapıyordun sicim teorisi üstüne kitap yazaydın da millet bilimde ileri gitseydi.

edindiğim bilgilere göre bu kişi hakkında bu alçak şirk dolu sözler yarı tanrı yarı peygamber gibi şeyler hep sapık tarikatların işi. bu tarikatçıarda herşey var. milleti din adamlarına düşman ettiler.
zatı ve cemaati hakkında çok bir fikir sahibi değilim fakat vakti zamanında tasavvuf okuması yaparken futuhu'l gayb isimli eserine denk gelmiştim. ve kitabı oldukça iyileştirici, hayata devam etme, kötü zamanları atlatma konusunda yardımcı bulduğumu tarafsızca söyleyebilirim. ki doğu felsefesine ait zen budizmi, veda metinleri gibi azımsanamayacak okuma da yapmışımdır.
Şeyh Abdulkadir el-Geylani (rahimehullah) kendi asrında ilmi, takvası, zahidliği ve irşadı ile meşhur olmuş, lakin sonraki dönemlerde daha çok sufiler tarafından benimsenir olmuştur. Oysaki bahsi geçen bu sufiler, Şeyh Abdulkadir'in akidesinden uzaklaşarak Cehmiyye'ye yaklaşmışlar, Selefi Salihin'in akidesinde olmayan bazı itikadlara sahip olmuşlar, Şeyhin ruhaniyetinden istimdad ederek tevhidi bozmuşlar ve şeyhin hayatı döneminde karşı çıktığı musiki gibi unsurları kabullenerek hem akidede hem de amelde tamamen farklı bir yol tutmuşlardır.
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur:

“Bayram denince; güzel şeyler giymek, tatlı yemekler yemek, lezzetlere, eğlenceye dalmak akla gelmemelidir.

Asıl bayram; tâatin makbul olduğunun bilinmesi; günahların ve hataların bağışlandığının anlaşılması; kötülüklerin iyiliğe çevrilmesi; yüksek derecelere ermenin müjdesini almak; iyilik, ihsan ve ikramlara nâil olmaktır.”
Büyük tasavvufçu ve alim olan zat.
Vefatından sonra kadiri tarikatı üyeleri tarafından hakkında asılsız hikayeler uydurulmuştur. Çok büyük işlere imza atmıştır, allah ona rahmet etsin.
futuhul gayb adlı eserini okuyunca hakkındaki fikirlerimin tamamen değiştiği büyük alim. dili o kadar net, sarih ve gerçekçi ki. Tasavvufun mertebelerini bütün gerçekliğiyle ortaya dökmüş. sahte tasavvufçulara prim vermeyen bir üslup ile yazmış. Hakiki manada müslüman olmanın insanı nasıl bir aydınlığa çıkaracağını lafı dolandırmadan ifade etmiş. Belli hassasiyetleri kazanmadan da boşuna manevi makam mevki beklenmemesi gerektiğini de açıkça göstermiş. hayran kaldım. keşke uyabilsek emirlere. kaçabilsek bütün kötülüklerden.