ahlak kurallarının hepsinin aynı değerde olmaması

1 /
Ahlak yaratılış anlamına gelen bir kelime. İslam'ın belirlediği ahlak kuralları işte bu yaratılışımızla paralel olan kurallardır. Bu kurallar nefes almak, yemek içmek gibi bizim için. Tamam insan yeri gelir mesela su altında nefesini tutar, ramazanda yemek yemez vs yine de bunlar bizim için hayati kurallar. Şartlar gereği bazen kurallar geçici olarak değişebilir ama yaratılış hiçbir zaman değişmez. İslam ahlakı kıyamete kadar geçerlidir ve insan için hayatidir. Hiçbirini şu değerli şu değersiz -haşa- diye sınıflandıramayız. Hepsi değerlidir.

İslam dışındaki ahlak olarak adlandırılan hiçbir kural ahlak değildir. Kim insanı yaratıcısından daha iyi tanıyıp ona ahlak kuralları belirleyebilir ki? Hiç kimse.
ahlâk kurallarından önce ahlâğın ne olduğunu bilmek gerek. ayriyeten kişiden kişiye değişen çizgi ve kurallar kime, neye göre belirlenir

bence normal olan durumdur. her insanın kendine göre hassasiyetleri vardır. yetişme biçimi, örnek aldığı değerler bütünü değişir. benim için kızımın okuması önemliyken bir başkası kızını okutmak, üniversiteye göndermek istemiyor olabilir. şiddeti bundan az bir ahlâki sorun olarak görürken üniversiteye göndermektense ölürüm daha iyi, der. bilemeyiz.

saygı duyar mıyım, hayır. ahlâki değerler öznel olduğu gibi kişiyi ilgilendirir. kimse de çıkıp kimse üniversiteye gitmeyecek diyemez. kendisi gitmez, o kadar.

üniversite sadece bir örnek bu arada
Sınırsız seks ve mülk izni veren dinlerin ve ideolojilerin ahlak anlayışı ne kadar bağlayıcı olabilir?

Dünya sevgisine sınırsız ruhsat almış zengin takımı kısa sürede devletleşir ve fir'avnlaşır. Ekonomiyi, yasaları ve dinadamlarını, düşünmeyenlerin algılayamacağı bir şekilde dolaylı yollardan kontrolu altına alır.

Sınırsız seks ve mülk ruhsatı, halk tabakasını da derinden etkiler, yokluğa düşmek istemeyen zayıf iradeli kişiler bu otoriteye biat eder. Böylece biat etmeyen dürüst kitlelere zulm etmeye başlarlar.
Tekel varsa orada ahlak olmaz.

Bireysel nefs yenme olayı da, bu sahnede paranoyaklıktan ileri gitmez, fayda vermez.
Bence genel geçer ahlak kaideleri alenen ortada. Yani araştıran öğrenmek isteyen açar kitap okur. şemail ve hilye, hadis okur. Kur'an okur. Ancak nasıl davranacağını daha evvelinde öğrenememiş, kendinden evvelki tecrübelere sırtını dönmüş yahut nefis veya duygu yönetimini bilemeyen insanların, ki ben de buna dahilim, hadiseler karşısında verdiğimiz tepkiler bizim algımıza göre şekilleniyor.

Esasen şöyle söyleyebilirim, Kur'an'da veya sünnetten olan ya da olmayan davranış biçimlerini ahlâk şekillerimizi biz belirliyoruz. Neden böyle, çünkü insanoglunda irade denilen bir şey var. Kişiler iradelerini iyi yönde kullanırsa iyiyi, kötü kullanırsa kötüyü tercih etmiş olurlar. Bu da onların ahlâk anlayışlarını gösterir. Hz. Peygamber gibi kimse olamaz muhakkak. Ama en azından insanlar, idraki yettiğince ve empati kurdukça hatalarından pişmanlık duyarak vazgeçebilir.
ahlakın ne olduğunu az çok hepimiz biliriz ya da bildiğimizi düşünürüz. kimimize göre en iyi ahlak kur'an ahlakıdır. çoğu müslümana göre en ahlaklı insanlar da resuller ve enbiyadır. ama bunun da ötesinde farklı insanların yaşadığı toplumda bir düzen oluşturmak için kuralların olması gerektiği ya da yazılı olmayan kuralların olduğunu biliriz. örf ve adetlerden gelen yasaklar, mesleki ahlak, aile içi ahlak gibi ahlakların muhatabı oluruz. bazen bu kuralların saçma olduğunu bazen de gerekli olduğunu düşünürüz. bazen saçma bulduğumuz kuralları başkasına dayatırız. örneğin masumlar apartmanındaki safiye gibi, annesinin onu "ahlaklı yetiştirmesi" onu sevdiğinden ayrı düşmesine neden olmuştur ve içten içe annesinin davranışını aslında kötülemektedir, yıllar sonra annesinin uyguladığı davranışı kardeşlerine bizatihi göstermektedir. (safiyenin annesini savunmuyorum teşbihte hata olmaz).
kısacası çeşitli ahlak kuralları vardır. bunlar birbiriyle bağlantılı olabilir ya da olmayabilir. ama her ahlak kuralının öznesinde farklı değeri vardır. örneğin bir müslüman ile bir deistin, bir ateistin ahlak türlerine göre sıralamaları farklı olabildiği gibi benzer olabilir. bir Müslümana göre dinin öğrettiği ahlak kuralları diğer ahlak kurallarının üstündedir.
bunun dışında ahlak kurallarının her zaman her yerde geçerli olamaması durumu da vardır. bu da ahlak kurallarının hepsinin aynı değerde olmamasıyla sonuçlanır. çünkü bir savaş durumunda doğruyu söylemek ahlaklı bir davranış olmaktan çıkmıştır. kuralın değeri burada tam tersine işlemektedir. bundan dolayı benimde kendi içimde yaptığım ahlaki norm hiyerarşim var. hepimizde de olmalıdır.