aile

insanın yetişmesinde, gelişmesinde bir birey olmasında çok büyük pay sahibi olan kurum.

eğer birey gerçekten sağlam bir aileye sahipse hayat yolları onun için kesinlikle daha az dikenli olur. geleceği için onunla birlikte tasalanan ve bunun için gerçek çözümler bulan bireylerin; ailenin varlığı şüphesiz ki bulunmaz nimettir..

aile sadece vatana millete hayırlı evlat(!) yetiştirmez. bireye karakter, duruş, imkanlar ve belki en önemlisi ufuk kazandırır. büyümekte olan birey sadece kaşık kullanmayı öğrenmez bu sayede kalem kullanmayı da öğrenir. sadece "büyüklere saygılı ol çocuğum" demek muhteşem bir aile olunduğu anlamına gelmez. kişiye idealler veren bu idealler için gerekli imkanları sağlayan aileye iyi bir aile deriz.

babasının sadece tv izlediğini gören bir çocuk pat diye tenis oynamaya karar veremez. olası bu durum ancak şans yolunun, kader kısmet yolunun ona açılmasıyla mümkün hale gelir. ya da annesinin dantel örmekten başka bir aktivitesini görmeyen kız "ben büyüyünce ressam olacağım" diyemez. yine ilerde buna rağmen ressam olanlar, çeşitli ellerin ellerinden tutmasıyla mümkün hale gelir. e malum bu eller genelde herkese uzanmaz. binde birdir bu. az ama çok az ihtimal.

yinelemek gerekirse aileler çocuklarına sadece temizilik yapma dusturunu(!) ya da büyüklerin karşısında el pençe divan duran saygı anlayışını(!) vermemeliler. hayata tutunma araçlarının önünü açmalı, ufuklarına yüce ülküler koymalıdırlar.
devamını gör...
bir çok eleştiri alan ve ancak yerine daha iyisi bir türlü konulamayan kurum:

''aileyle ilgili olumsuz düşünceler ileri süren birçok düşünce adamı olmuştur, olur. t. adorno'nun dediği gibi; yerine daha iyisini koyamamışlardır. soruna biyolojik açıdan bakıldığında bazı şeyler tartışılabilir. insanların hepsi anne-baba olmak zorunda değildir. istemeyen olmayabilir. [...] sonuç olarak; insan için anne-baba olmak koşul değildir ancak anne-baba olmuşsanız gereğini yerine getirmeniz gerekir. en azından 18 yaşına kadar insanî ilişki kurarak çocukların büyütülmesi gerekir. onu yapamıyorsanız 7 yaşına kadar kişilik oluşumunun temelini sağlıklı atması için, bu süreyi insan gibi davranarak, eli yüzü düzgün ebeveynler olarak geçirmeniz gerekir. bunun için aileden daha olumlu bir ortam yoktur. adorno'ya katılmamak olası değildir."*

devamını gör...
insanın sınanabileceği en büyük cenah.
zira irşad/tebliğ yapılamıyor, çok güç. okuduğunuz velilerden örnek verseniz, 'o o zamanın şeyiymiş' diyebilirler.
istisnasız her veli az yemeyi tavsiye ederken, onlara bunu anlatamazsınız. zira evlatsınız, yedirmek isterler bol bol.. ah bir de ahiret düşünülse..
erbainin 39 uncu gününde gelip zorla et yediren anne diye bir başlığı şaka diye açmıştım ama gerçek olabilitesi çok yüksek, ciddi ciddi ele alınması gerekebilir.
devamını gör...
[insb.] [tar.] [topb.] evlilik, soy bağları ya da evlat edinme üzerine kurulan, çoğunlukla anne baba ve çocuklardan, soydaş akraba bireylerinden oluşan, görece olarak sürekli ve işbölümüne dayalı ekonomik birim özelliği gösteren toplumsal küme ve kurum.

(alm. familie, f; fr. famille, f; ing. family, household)

*
devamını gör...
öncelikle interstellar / #1442573">#1442573

bir üstte paylaştığım yazıyla yer yer ilişki kuracağımdan en başa alayım dedim. buradaki yazıdan önce veya sonra okuyabilirsiniz.

bu aile dediğimiz en küçük manada bir kadın, bir erkek ve onlardan üreyen çocuk ya da çocuklardan oluşan bir yapı. daha geniş düşünürsek bu erkek ve kadının kan bağı bulunduğu kişilere doğru da gittikçe genişler. yakın ve uzak akrabalar derken çok daha büyük bir yapıdan bahsederiz. tabi burada klasik bir tanımdan bahsetmeyeceğim. ben ailenin toplumsal ahlakın tam tahsisindeki rolünden konuşmak istiyorum.

evet! sevgili cogitolular! okuduğumuz ütopyalardan şöyle bir başımızı kaldırdığımızda, toplumun bireylerinin tamamının erdem üzere hareket ettiği oluşumların sadece hayal olduğunu düşünürüz. adı üstünde "ütopya"dır o. çünkü toplumun temel yapı taşı birey yani insanın çeşitli kötü huyları vardır. hırslıdır o, kıskançtır, egoisttir, "ben"i vardır ve en önemlisi yaşamayı çok sever, bu uğurda da gerekirse katleder. en büyük günahı en başta söyledim, küçük günahlarıdır dinamiti fitilleyen, insanoğlu bu huylarından sebep yalan söyler, iftira atar, iktidarı elde etmek için her türlü hileyi mübah görür, çünkü gücü sever, güce tapar. ya da tapmaya meyillidir diyelim. bazen kendini gerçekleştirme adına, nefsin, duygularını tatmin için ileri gider, iğrenç bir yaşam sürebilir. çarpık ilişkiler, cinsel sapkınlıklar, uyuşturucu gibi zihni uyuşturan maddeler, intihar...

şimdiye kadar hep kötü tarafını söyledik ama aynı varlık içinde müthiş bir merhameti barındırabilir. rachel corrie bu ırkın içinden çıkmıştır. sever, özler, ağlar, korur, canını feda eder. ancak bir üst paragrafta dile getirdiğimiz yönleriyle daha çok karşılaşırız. olması gerekenin "insanlık daha ölmemiş" diye haber yapıldığı bir dünyadayız sonuçta. peki toplumsal çöküşün sebepleri kabul ettiğimiz, erdemden uzak bu davranışların tamiri mümkün müdür?

tamamen islamî bir üsluptan uzak olarak, tarafsızca, objektif bakalım. hz. muhammed'in medine'de oluşturduğu toplum bunu gerçekleştirmiştir. o döneme dair okuma yaptığımız takdirde, toplumsal değişmenin ailede, yani klasik anlamından uzak olarak, küçük bir insan grubundan başlayarak uzağa doğru olduğunu görürüz. halka gittikçe genişler. elbet medine toplumunda her şey dört dörtlük değildi fakat adil bir peygamberin himayesi ve yönetimi ahlaksızlığın virüs gibi yayılmasına mani oluyordu. sürekli tetikte olan bir mü'min duruşu ortaya çıkmıştı. birbirlerini uyaran, bunu yaparken de en temel ilke olarak herkesin ortak kabulü bir kaynağa, yani kur'an-ı kerim'e dayanıyorlardı. şartsız bir şekilde kabul edilen bu kaynak bireylerin uç yönlerini anında törpülüyordu. geçenlerde dokuz eylül üniversitesi öğretim üyelerinden prof. dr. rıza savaş'ın "raşid halifeler devrinde kadın" adlı kitabında okuduğum şu olayı paylaşmak isterim. abdullah b. ömer "hz. peygamber devrinde hakkımızda ayet nazil olur korkusuyla hanımlarımıza karşı elimizi ve dilimizi uzatmaktan sakınırdık. hz. peygamber vefat edince, dillerimizi ve ellerimizi onlara karşı kullanmaya başladık." sözleri kur'an'ın onlar üzerindeki yaptırımının örneklerinden biridir.

hz. muhammed'in islam'ın ilk yıllarında küçük bir grupla çıktığı ahlaki değişim hareketi(imani ve inanç yönü konumla ilgili değil) yesrib'e medine ismini verecek seviyeye ulaşmıştır. peki menfaatin, yine iktidar mücadelesinin hakim olduğu islami cemaatlerin de başarısızlığını gördüğümüz şu zamanda bizler bu değişimi ailede başlatabilir miyiz? ailenin eğitimi mümkün müdür? anne, baba ve evladın çıkara dayanmayan ilişkisini güçlü bir yönlendirmeye kullanırsak ütopik olarak addettiğimiz toplum yapısına belli bir oranda yaklaşabilir miyiz? üstte paylaştığım, interstellar filmine yaptığım tanımımda amerikan hollywood sektörünün ve avrupa sinemasının bir aile mit yaratarak, bilinçli bir yönlendirme yaptığını söylemiştik. aynı yönlendirmeyi bizler tamamen pozitif olarak yaparsak kitlesel bir değişmenin ilk adımlarını atabiliriz.

bugün muhafazakarlara olan güvenin zedelendiği, islamofobinin alıp başını yürüdüğü zorlu bir süreçte yaşıyoruz. müslüman kimliğinizle kendinizi topluma kabul ettirmekte güçlük çekiyorsunuz. militarist bir mü'minlik anlayışı var. her türlü ahlaksızlığı yapıp slogan atan ve kendini mü'min olarak tanımlamakta beis görmeyen güruhlar söz konusu. geniş çaplı bir eğitimin başarısız olacağı 30 yıldır din eğitimin zorunlu olduğu ülkemizin fotoğrafından belli. o zaman en temelden, peygamberin metoduyla, aileden, menfaat ve çıkardan temizlenmiş, tamamen sevgiye dayanan bir bağın hakim olduğu aileden başlayarak toplumsal bir erdemi tesis ederiz. vaaz gibi bir yazı olmasın en büyük dileğim, fakat üzerine ciddi kafa yorduğum bir konu bu. sonra daha farklı yazılarla bu konu hakkındaki fikirlerimi cogito ailemle, sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
devamını gör...
ınsanlarin sevgiyle terbiye edildiği yer...sevgiyle korku yer değiştirirse ariza çıkar...ki toplum bugün neden bu halde anlasiliyor bu kısır veriden bile....
devamını gör...
toplumun en küçük yapı taşı olarak geçsede en büyük yapı taşıdır.

toplum için en iyi en güzel bireyler burada yetişmeye başlar ya da yetişmemeye. ailesinde huzursuzluk olan çocukların anlama kapasiteleri düşüyormuş.

sadece annenin veya babanın çocuğa gösterdiği sevgi tek başına bir anlam ifade etmez, ebeveynlerin birbirilerine göstereceği sevgi de çocuk için büyük bir ihtiyaçtır.
devamını gör...
millettir , devlettir. eski yeşilçam filmlerinde ailenin nasıl bir arada tutulacağına dair hikayeler olurdu . şimdilerde ise tv ve sinemada ailenin nasıl dağılabileceğine dair hikayeleri izliyor bu aziz millet.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.