ak parti nin istanbul u ekolojik felakete sürüklemesi

1 /
osmanlıdan itibaren, modernleşmede hep geç kaldığı hissi ile yaşayan, sultan abdulaziz'in ""memleketime demiryolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin" diyerek canım sarayın bahçesinden sirkeciden başlayan tren hattını geçirmesi, hep o geç kalmışlığı telafi etmek için apar topar çoğu zaman uzun vade etkilerini görmeden kalkışılan bayındırılık hamlelerinin, devletin karakterine oturmuş, bu muasır medeniyet seviyesini yakalama sevdasını yakalama gerçeğini göz ardı edilerek sadece mevcut iktidarın bu olup bitenden sorumlu tutulması ile gerçeğin bir kısmının göz ardı edildiği önerme. ak partinin bu süreci büyük oranda ivmelendirdiği bir gerçek. lakin tem in her iki kanadını imara açılması akp den çok önceydi, hem sanayii hem ticari ağırlığın istanbulda yığılmasına göz yumulması akp henüz doğmadan önce idi. fakat hem anadolu, hem avrupa yakasında birer milyonluk yeni şehirler oluşturma gibi ucube projeler, bugüne kadar istanbulun doğal yapısına verilen zararın çok ötesinde geri dönüşü imkansız bir felakete sürükleyecek. ama? iyi de ormanların kalbinde kurulan bu rezidanslarda kim oturuyor. 90 larda hakkında 10 defa mahkemeden durdurma kararı çıkarılan acarkent sitesinde acaba seçimlerde silme chp çıkması da neyin nesi? beşiktaş-büyük dere caddesi-maslak hattını ucube büyük binalarla dolduran bunlara imar ruhsatı veren, beşiktaş, şişli ve büyükşehir belediyeleri kimlerin? evet toplu bir felakete gidiyoruz, fakat bunun yolunu açanda halkın bizzat kendisidir, muhalefetidir, iktidarıdır.
ne yazık ki ama ne yazık ki gayet de gündemimizde olan bir gerçeklik.
kuzey marmara otoyolu, üçüncü havalimanı, üçüncü köprü ve kanal istanbul ile istanbul'un kuzeyindeki orman ve su havzaları açık tehdit alında, bitki ve hayvan örtüsü kesin tehlike ile karşı karşıya. maalesef ki hiç de uzak olmayan bir ihtimal.

bu yüksek maliyetli projelerin ekonomik olarak kar olarak sonuçlanacağı da muallakta, risk azami seviyede.

kuzey marmara'daki yapılaşma ve ani demografik sıçramanın yaratacağı sorunlar ise çoktan seçmeli.

görüleceği gibi ekolojik, ekonomik ve demografik belirsizliklerin ortada olduğu bir durum ve ak parti'nin muhafazakar siyaset anlayışını hiçe sayıp ivedi kalkınma hayallerine, fevri atılım rüyalarına kendini fazla kaptırması bizim sonumuz oluyor. bir defa muhafazakarın ajandasında, programında, bülteninde mega proje gibi, çılgın proje gibi aşırılığı, köktenciliği çağrıştıran tabirler barınamaz. muhafazakarlık ani ve köklü değişiklikleri, hatta dönüşüme varan değişiklikleri reddeder. ılımlılığı, ölçülülüğü, tedriciliği baz alır. ak parti ne acı ki kendisini var eden siyaset mantalitesini terk edip kendisini de bizi de felakete sürükleyeceğine dair önemli ipuçları vermektedir. bu bir kırmızı alarm durumudur!