Akp'nin gelecek nesillere bıraktıkları

1 /
Bıraktıkları tek şey belirsizlik ve kocaman bir hiç.

Yaptıkları şeyler;
Vatandaşın kullanırken korktuğu pahalı yollar, bina yığını, kötü eğitim sistemi, işsizlik, adaletsiz gelir dağılımı ve fazlası...

Tek Olumlu diyebileceğim sağlık sektörü. Gerisi kötü.
-Sağlık hizmetleri
-Altyapı hizmetleri
-sayıları kontrolden çıkmış Mülteciler
-Daha fazla gelişemeyen durağanlaşmış bir ekonomi
-Ahlaki yozlaşmanın önüne geçmede yetersizlik
-Darbe yapmaktan umudunu kesmiş bir askeriye
-Bürokrasi ve askeriyedeki kemalist, fetöcü veya amerikancı yapılaşmanın zayıflatılması
-fiziksel ve altyapı olarak iyileşmiş ama kaliteli insan yetiştirmede yetersiz bir eğitim sistemi (bütün eksikliklerin ana sebebi)
-nisbeten iyi yolda bir savunma sanayi
-abd çıkarını değil kendi çıkarını gözeten bir dış politika
-yerinde tarımın cazip olmaması sonucunda kente yerleşen köylüler, boşalan köyler
-ekonominin dolar bağımlılığından kurtulunamaması
-enerjide dışa bağımlılığın azalma yolunda olması

Daha var da bilen bilir, uzatmak istemedim.




(bkz: umutsuzluk)

Kant diyor ya; “Hayatın zorluklarına karşı üç şey verilmiştir; umut, uyku ve gülmek.
benim umudum kalmadı. oksijen israf ediyorum, bu yol bir yere varmıyor.

"Beni benden alıp da gidenler arasında
En büyük ıstırabı çektiren sendin
Haydi artık çek git yoluna bıkmışım dertten
Gölge etme başka ihsan istemem senden"




Acı, keder ve göz yaşı... neyse şaka bir tarafa

Bıraktıklarından en kötüsü ümitsizliktir. Kendim de dahil olmak üzere yaşıtlarımdan yurt dışında yaşama hayalleri kurmayan tek bir kişi bile tanımıyorum. Eskilerde yine biraz “bir şeyleri değiştirebiliriz, daha güzel olabilir” motivasyonu varmış. Z kuşağı yani evet sadece akp hükümetini görerek büyümüş bu nesilde bunun kırıntısı bile yok.
ismi ile müsemmaydı cümlesi.*

nickinin hakkını ver(e)meyenler kervanına katıldığım için üzgünüm. potansiyel varmıştır belki ancak ben white olmayı tercih ettim ve pişman değilim.

edit: eksik olan ünlem eklenmiştir. alttaki açıklamalar tanımı açıklıyor diye düşünmüştüm ama bir ünlem kadar etkili değil anlaşılan. *
Bu hükümet hem iyi yönden hem de kötü yönden milletin gözünü açtı. Muhalefet nezdinde chp z kuşağı diye yatıp kalkıyor ama bence en çok sıkıntıyı z kuşağından çekecekler ileride. Tabi z kuşağı tutarlı davranırsa.
Ön edit: okuması en az 2 dakika süren bu yazıyı yükledikten 15 saniye sonra eksilemek, sizin hangi yolun yolcusu olduğunuzu, ülkenin yaşanmış gerçekleri ile zerre kadar alakanızın olmadığını gösteriyor. Siz siyasi çomarlık yapmaya devam edin, biz yolumuzdayız...

Öncelikle, partinin adı Akp değil, ak parti. Kurulduğu günden beri bu şekilde başladı ve böyle tescil edildi.
Ak parti demek Solcu çomarların zoruna gittiği için akp lafını onlar uydurdu.

Ak partinin gelecek nesillere ne bıraktığını görmek için öncelikli olarak, ak parti 2002 yılında nasıl bir türkiye devraldı ve üzerine ne koydu ona bakmak lazım.
2002 yılından önce yaşadıklarımızı şöyle kısaca hatırlayalım;

1. Ülkede enflasyon yüzde 80'lerin üzerindeydi.
2. Gecelik banka faizleri yüzde 7500'lere çıkıyordu.
3. Memur maaşları ödenemiyordu. Memurlara maaşları para bulundukça parça parça ödeniyordu. İçeride 2-3 maaş alacaklı olan memurlar vardı.
4. 1999 yılındaki gölcük depreminde devlet hiçbir şekilde depremzedelere yardımcı olmadığı gibi; diğer ülkelerin depremzedeler için gönderdiği 750 milyon dolar ile memur maaşları ödendi.
5. Bu ülkede bir başbakan avrupaya kumar oynamaya gitti, orada ağzını burnunu dağıtıp geri yolladılar ama hiç gündem olmadı.
6. Doğan holding'in ve kanal d'nin sahibi olan aydın doğan, evine gelen başbakanı pijama ile karşıladı. Çünkü o zamanın gazeteleri hükümet indirip hükümet kuruyordu.
7. Bu ülkede bir cumhurbaşkanı 5 derslikli ilkokul açılışını kurdale keserek yaptı ve bunu trt'de "eğitime büyük hizmet" başlığı ile yayınlattı.
8. Eski balbakanlar seçimlerden önce anahtar dağıtma yarışına girerlerdi. Biri bir anahtar vaad ederdi, diğeri ben 2 anahtar veriyorum diye iddiayı artırırdı.
9. Bu ülkede 4 ayda bir hükümet düşer, yeni hükümet gelirdi. İstikrarsızlık ve basiretsizlik kamu kurumlarını örümcek gibi sarmıştı.
10. Kamu kurumlarında rüşvetsiz iş yaptırmak imkansızdı. Odacılar, temizlikçiler, kapıcılar kurumların kralıydı. Rüşvet işleri onlar üzerinden yürütülürdü.
11. Ssk batık durumdaydı. Parası olmayan rehin alınırdı. Fakir kadınların çocuklarına el konulur, hastane parasını ödeyene kadar çocuk annesine gösterilmezdi.
12. Çocuk hastanelerinde güçsüz ailelerin çocukları doğum anında öldü denilerek zengin ailelere satılırdı. Bir hemşire yaklaşık 6000 çocuğu sattığını itiraf etmişti ama gariptir ki; hemşireye hiçbir şey olmadı. Kimse olayı sorgulamadı.
13. Bu ülkede doktora muayene olmak için sabah 5'te kuyruklara girilir, saat 07.30'da gelen temizlikçinin sıra numarası vermesi için ona rüşvet verilirdi. 5'ten beri ilk sırada bekleyen ama muayene fişi bitti denilerek insanlar evlerine gerisin geri gönderilirdi.
14. Bu ülkede her yıl binlerce faili meçhul cinayet işlenirdi. Sırf kürtçe konuşuyor diye toroslara bindirilip asit kuyularında eritilirdi insanlar.
15. Polise, askere bırakın mukavemet etmeyi, yan gözle bile bakmak içeri alınmanız ve ortadan kaldırılmanız için yeterli bir sebepti.
16. Bu ülkede günde 7-8 kere elektrikler kesilirdi. Haftada 1 gün iplik kalınlığında su gelirdi, o da komple çamur akardı. Herkeste sürü ile bidon olurdu. Durumu biraz iyi olanlar depo yaptırırdı. Kuyusu olanlar kraldı.
17. Bu ülkede gazeteciler aydınlar öldürülür, öldürenler ertesi gün feryat figan koparıp ölen kişinin yasını tutardı.
18. Bu ülkenin milli gelirinin üçte ikisi askeriyeye akardı. Asker botu gösterdi mi hükümet istifa ederdi.
19. Her gün 20-30 tane askerimiz şehit olurdu ama generaller siyasete ayar verme ile uğraşırdı.
20. Bu ülkede operasyon esnasında pusuya düşen askerler için skorsky helikopter isteyen bölük komutanına generaller "analar asker doğurur ama skorsky doğurmaz" şeklinde cevap verilir ve askerler bile bile ölüme gönderilirdi.
21. Bu ülkede pkk haraç alırdı, bazı bölgelere pkk'nın izni olmadan bakan dahi giremezdi.
22. Bu ülkede 2000 yılında 7 milyon araç varken yılda 150 bin kaza olur ve 6000 kişi ölürdü. Yollar tek şeritliydi. Kamyonun arkasına 75-80 araç takılır, saatlerce onu geçmeye uğraşırdınız. Her ilin bir ölüm virajı vardı.
23. Bu ülkede radyolardan "falan ilde örgüt evine baskın yapıldı, 3 takke, 5 tesbih ve 3 örgütsel doküman ele geçirildi diye haber yapılırdı. Örgütsel doküman dediği ise kuran-ı kerim.
24. En sonunda da bu ülkede bir liderden korktukları için şiir okudu diye onu içeri atacak kadar insafsızlaştılar. Artık muhtar bile olamaz dediler ama o, yüzlerine çarpa çarpa, engelleri aşa aşa bu ülkenin lideri oldu. Dünyada da en çok kıskanılan, imrenilen, "keşke bizim de böyle bir liderimiz olsa" denilen lideri oldu.
2000 yılı öncesi için Sayacak daha yüzlerce haysiyetsizlik bulabilirim ama bunlardan kurtulmak bile bizim tayyip erdoğan'ı ölümüne sevmek için yeterli sebepler.
Yaptıklarını saymaya gerek görmüyorum.
Kendinden 3 önceki cumhurbaşkanı 5 derslikli ilkokul açıyordu, tayyip erdoğan ise toplu açılışlarda 300 yeri birden açılış yapıyor.
Tayyip erdoğan'ın belediye başkanları bile ilkokul açılışına gitmeye tenezül etmiyor artık. Düşünün ülke nereden nereye gelmiş...