Allah'a herhangi bir şekilde herhangi bir şeyi ortak koşmak

1 /
imkansızdır. şirk, zandan ibarettir.
"atalarım ibrahim, ishak ve yakub’un dinine uydum. bizim, allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz (ma kane, imkanın tersi) . bu, bize ve insanlara allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” (yusuf-38)
herhangi bir ortağı olmayan allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmak mümkün değildir.
Mesela ayetlerde onlarca defa şirkten bahsedilmişken, ayette muhakkak şirk büyük bir zulümdür diye ilahi emir varken şirk yoktur, hayaldir, masaldır, zandır efenim ben çok müthiş bir şey biliyorum bakın siz bilmiyorsunuz gibi hezeyanlar şirkin daniskasıdır.
Allah'a ortak koşmak diye bir şey yoktur ne demek ya? Ayetleri yok mu sayalım? İroni yapılıyorsa da ben anlamadım aga.

Ortak koşmak sadece başka bir ilaha iman etmek demek değildir. Esasen adı üstündedir. Şu şekilde:

Hani tek bir devlet vardır ama devlet, görevlerini çeşitli erkler ve kurumlar vasıtasıyla icra eder. İşte Allah'a ortak koşanların da büyük bir kısmı, mekke müşrikleri gibi, tek bir ilaha iman ederler ancak o ilahın iradesini put veya başka birtakım aracılarla tecelli ettirdiğine inanıp o putları ve aracıları kutsarlar.

Aynı şekilde satanistler gibi şeytana bu vasfı yüklemek, hristiyanlar gibi papa'ya yahut bazı Müslümanlar gibi bir halifeye, şeyhe veya başka bir şahsa Allah'ın yeryüzündeki gölgesi demek, onu kusursuz görmek, onu aracı kılmak da putları aracı kılmak gibi şirktir, yani Allah'a ortak koşmaktır, Allah'ın vazifelerini onda görmektir...

Allah dışında başka bir tanrıya tapmak ise şirkin bir başka versiyonudur.

Velhasıl şirk, ayetlerle sabit olup milyarlarca insanın içine düştüğü bir günah olduğu halde yok demek de nereden baksan muhteşem bir görüş.
Yusuf suresinde, Yusuf peygamberin zından arkadaşlarına yaptığı tebliğ sahnesesinden bir kesit.

Atalarım; İbrahim, ishak ve yakup'un dinine uydum. Biz peygamberiz ve bize Cebrail aracılığı ile vahy ediliyor. Bu tablo bize ve bize uyana bir rahmettir. Bu nimetlere rağmen şirke düşüp saray'ın rejimine eyvallah çekmek bize yakışmaz; ama insanların çogu bu rahmeti dinlemek istemez, işine gelmez çünkü.


"Onlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler, Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Allah'dan başka hiçbir ilah yoktur. O, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden de münezzehtir."

Tevbe 31.

Yusuf'tan sonraki şirk ehlinden bahseden bir ayet.
Günah-ı kebire imansızlıktan gelmiyorsa: Kişi ilminin yetersizliğinden şirk sayılabilecek bir günah işlemesi, olayı düzgün idrak ve muhakeme edememesi sonucu gizli şirke düşmesi, bu o kişiyi mürted yapar mı? diye bir soruya cevaben ; avamın imanı sorgu ile anlaşılır. Şayet kişi sorgu neticesinde hatasında ısrar ederse, o zaman küfre girer; ama sorguda hatasını anlar da istiğfar ederse, imanına bir zarar gelmez.

Diğer bir husus, insan mutlak anlamda bilmediği ve muttali olamadığı bir konuda sorumlu olmaz. Ancak konuya vakıf ve hakim olduğu halde yanlışta ısrar ederse o zaman sorumlu olur.

Yani kişinin mürtet olup olmadığı ancak sorgu ve tahkik ile bilinebilir. Bu yüzden kişilerin lafız ve davranışlarına bakarak hemen tekfir yoluna gitmek caiz değildir. --kaynak, sorularlarlarisale-
Bir şarkıcıyı, bir siyasiyi, bir lideri, bir din adamını, bir dindarı, bir evladı kusursuz kabul etmektir. Çünkü kusursuzluk Allaha aittir. Sen bu sıfatı herhangi bir şeye yakıştırıyorsan şirk koşuyorsundur farkında değilsindir. Mesela ne zannederiz, şarkıcılar tuvalete gitmez. Neden? O insan değil mi? Mesela bir evlat, çok seversin dimi, tapar gibi hemde. Canından candır. Yaptığı herşey muhteşem birşey gibi gelir. Yine burada da kusursuzlaştırma vardır. Halbuki Allah ölçülü sev der. Bu örnekler çoğaltılır. Farketmiyoruz ama hepimiz farkına varmadan Allaha şirk koşuyoruz. Keşke farkına varabilsek...