anksiyete

1 /
kaygı; mutluluk, heyecan, sevinç gibi duygulardan farklıdır. çünkü kaygının duygusal olduğu kadar bilişsel bir yönü de vardır. yani kaygılandığınızda heyecanlanmaya, ellerin titremesine, kalbin hızla çarpmasına ek olarak zihinsel fonksiyonlarınız da etkilenir. bilişsel kapasiteniz işgal edilir ve siz mantıklı düşünememeye, hesap kitap yapamamaya başlarsınız. insanı bu denli etkilemesinin sebebi de budur.
kaygı durum bozukluğu olarak da geçen hastalık. zaten anksiyete İngilizce anxiety* kelimesinden gelir. bu hastalığın en belirgin belirtisi sürekli endişeli olmaktır. yani endişe edilmeyecek şeylerden de endişe etmek. detaycı insanlarda olur hep. detaya odaklanmak da zaten hastalığı körükleyen şeylerden biri oluyor. detay arttıkça endişe edilecek şeyler de çoğalıyor.
Filozof hastalığıdır. Gamsız olmayan, ince fikirli, düşünceli ve hassas insanları vurur. Karaktersiz birinde anksiyete olmaz.

Olası ihtimaller içindeki en düşük ihtimali olana saplanır beyin. Bir sorun yaratır ve o soruna inanır. Sonra da ondan kurtulmaya çalışır. Ancak çalıştıkça daha çok batar.

Çözüm ise savaşmamaktan geçer. Yani geri çekilme stratejisi. "Başıma ne gelecekse ben razıyım" demek yani.
özenti rahatsızlığı. bu ara instagramda anlamını bilmeden herkes bu kelimeyi kullanıyor.
tamam lan hepiniz şizofrensiniz hepiniz psikopata bağladınız hepinizin ankastresi var.
ankastre buzdolabı.
bir bunaltı hâlidir ve herhangi bir nesnesi yoktur; aynı zamanda bir belirsizlik karşısında duyabileceğimiz temel duygumuzdur. bunaltı hâli olduğu için insanlar bunu bastırmak amacıyla korkacakları nesneler ararlar. çünkü korkunun bir nesnesi vardır. bunun yanı sıra bunu bastırmak amacıyla fobi de gelişir ki o da bir başka konu tabii.*
Anksiyetenin en kötü yanı: bir parçam aptalca kaygı doluyken diğer parçam tüm bu kaygıların yersiz olduğunun farkında ve Üstelik bununla Da alay ediyor.

Ne tuhaf!