azim

1 /
Çöl topraklarında suya hasret kalmış bedenin, vahaya varma isteği gibidir azim. Beden susuz, ruh ruhsuz misalince her şeyin bittiği anda sihirli değnek işlevi gören azim; vahanın fettahı, vazgeçmişliğin kırbacı olur. Fantezili masallar sessizce otursun, buradaki kırbaç can yakan değil bilakis vasata can katan türdendir.
büyük, ulu, cesim, iri, muhteşem. [arap. sıf.]
bîçare güldürmek azîm sevaptır-gevherî

kuvvetli, şiddetli, derecesi yüksek.
firkatin odu yaktı bizi azîm-süleyman çelebi

ehemmiyetli, mühim, müthiş.
gelip bir araya rical-i devlet/hakkında olundu azîmmeşveret-Âşık derunî
*
AZÎM. العظيم

Allah’ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ*) biri.

Azîm “büyük olmak” mânasındaki ızam kökünden sıfat olup “azametli, büyük” demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde (el-Bakara 2/255, eş-Şûrâ 42/4, el-Vâkıa 56/74, 96, el-Hâkka 69/33, 52) Allah’ın sıfatı, birçok âyette de diğer varlıkların ve hadiselerin sıfatı olarak kullanılmış, ayrıca “azâbün azîm”, “ecrun azîm” gibi ibareler içinde maddî olmayan kavramları nitelemiştir.

Allah’ın isimlerinden olan azîm, “emirlerine hiçbir şekilde karşı gelmek mümkün olmayan ve âciz bırakılamayan, zâtının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu varlık” mânasını ifade eder. Mutlak anlamda sadece Allah’a ad olabilir. Toplumun işlerini idare eden insanlara yalnız mecazi anlamda azîm adı verilir. Çünkü hiçbir zaman âciz bırakılamayan kadir-i mutlak ve gerçek mânada azîm sadece Allah’tır. Azîm, aslında kütle ve hacmi veya mânevî özellikleri ifade etmek üzere cisimler için de kullanılır ve bu mânada Allah’a nisbet edilmesi mümkün değildir. Çünkü burada iki nesne arasında bazı kavramlarda ortaklık ve karşılaştırma esası vardır. Halbuki Allah Teâlâ ile diğer varlıklar arasında herhangi bir noktada iştirak ve dolayısıyla mukayese söz konusu değildir. Nitekim Allah’ın azîm sıfatıyla tavsif edildiği altı âyetin beşinde bu kelime, tenzih ifade eden “tesbih” veya “ulüv” kavramlarıyla birlikte kullanılmıştır. Bu da Allah’ın gerek zâtı gerekse sıfatları itibariyle insan idrakinin fevkinde olduğunu ifade eder.

Azîm çeşitli hadislerde de Allah’a nisbet edilmiştir. Hz. Peygamber’in emrine uyularak namazların rükû tesbihinde “Sübhâne rabbiye’l-azîm” denilir.

BİBLİYOGRAFYA:

Lisânü’l-ǾArab, “azm” md.; İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “azm” md.; M. F. Abdülbâkı, MuǾcem, “azîm” md.; Buhârî, “DaǾavât”, 27; Müslim, “Zikr”, 83, “Salât”, 207; Ebû Dâvûd, “Salât”, 147, 148; Halîmî, el-Minhâc, I, 195; Beyhakī, el-Esmâǿ ve’s-sıfât, Kahire 1358, s. 33; Gazzâlî, el-Maksadü’l-esnâ, s. 73-74; Fahreddin er-Râzî, LevâmiǾu’l-beyyinât, s. 251-253.

Suat Yıldırım *