babayla ayakkabı almaya gitmek

1 /
Çocukluk dönemimde babamla gittiğimiz bir alışveriş hatırlamıyorum ama son on yılda kendisiyle birçok defa ayakkabı ve diğer şeyleri almaya gittik. Benim babam sever yeni şeyler almayı. Ee hakkı da zamanında çocukların okulu aman bir şeyleri eksik olmasın diye kendilerini geri çekmişler annemle.

Ben alışveriş yapmayı sevmem ama kendisine sık sık gider yeni şeyler alırız. Çocuklar gibi şen, şu pantolonla giyilir mi, işe giderken olur mu, benim yaşıma uygun mu... arada hadi bu benden olsun yaparım velhasıl güzel. Allah başımızdan eksik etmesin.
Eğer yanında anne kişisi de varsa sorun olmayan alışveriştir. Çünkü baba kişisi arada dükkandan çıkar, karar aşamasında bulunmaz, hava alır, çay içer ve sinir üretmez. Fakat sadece babayla gidilen alışveriş kabustan başka bir şey değildir. Ben en son 15 yaşımda bir kaban almaya gittiğimde kabinde sessizce ağlamıştım. O günden beridir onla alışverişe çıkmadım. İdeal alışveriş arkadaşı kesinlikle kız kardeştir.
hiçbir zaman kendisiyle bir şey almaya gitmedim. zaten gitseydik büyük ihtimal hevesimi kursağımda bırakır, renkli ayakkabılara eşlik eden renkli hayallerimi kapkara yapıp geri dönerdi.
o kadar bencil, küçücük çocuğunun kalbini kıracak kadar cimri biriydi.

ben annemle giderdim alışverişe, ki hala onunla giderim. o beni ya da hevesimi kırmazdı. bu yüzden babayla ayakkabı alışverişine gitmek nasıl bir duygudur bilmem ben. ha olsaydı ne olurdu, onu da yazdım zaten.
senede iki kere yapılırdı ve bir cumartesi gününe denk getirilirdi. ulus, kızılay ayakkabıcıları gezilir, fikir alınır, en son, yazsa fiyonklu/tokalı, altı kösele kırmızı rugan bir çift ayakkabıya, kışsa kırmızı deriden ve altı kauçuk bir çift bota karar verilir, satın alınır ve sabaha kadar başucunda yan gözle süzülecek bir açıya yerleştirilerek uyunurdu. yazlık ayakkabının altı kösele olduğundan halı üzerinde boylu boyunca kayması da pek zevkliydi.

üniversiteyi bitirip istanbul'da yaşamaya başladığımın üçüncü senesinde *, bir ankara/anne-baba ziyaretimde * babam onca yıl sonra sıcacık bir "hadi gel bir ayakkabı alalım sana" teklifi yapmış, birlikte kızılay'a yollanmış, "yavuz bebe"den * bağcıklı, taba rengi süet bir ayakkabı ile alışverişi tamamlamıştık. bazı şeyleri kıyıp atamam ben ne kadar eskise de nesnesinden çok hatırası kıymetlidir çünkü. şimdi babam yok ama aldığı son ayakkabı hala kutusunda durur.
annemin yüz bin kriteri varken babamın tek kriteri 'beğendiysen al' idi. kısa ve öz. alışveriş yapmaktan yorulan biri olarak, ilaç gibi bir his kısacası.

yıllarca annemle aldığım ve zerrece sevmediğim okul ayakkabılarıyla okula giderken babamla aldığım ayakkabı hala koleksiyonumda.