başkasının çayını içmek

1 /
İhtiyar apartmanında oturan babaanem her perşembe komşularıyla çay içip yemek yemeğe toplanırlardı. İçlerinden bir kadın başkasının çayını içmekten çok korkan, bardaklar karıştı mı benimki şu muydu yok buydu diyen bazen içi bir türlü rahat etmediğinden tekrardan kendi çayını doldutturan hatta genelde tepsiye koymayıp kendinkisinin en son tek başına mutfağa götürülüp doldurulmasını isteyen bir tipmiş. Komşumuzdur diye kızmıyorlarmış. Bir gün yine birinin evinde ev sahibi çok ayar olup herkesin çayının kalanını bir bardağa döktükten sonra en son kadının bardağını bu kalan çaylardan doldurmuş ve keyifle içişini izlemiş. Başlık Aklıma bu hikayeyi getirdi. Başkasının çayını içmekten ne kadar korksakta pek belli etmemek gerek sanırsam.
Üniversitedeki oda arkadaşım tarafından sürekli başıma gelen durumdu.

Bundan yüzyıllar evvel, ben ünideyken yurdun etüt alanında oda arkadaşımla finallere çalışıyoruz. Bolu’da okuyorum tabi hava -20 derecelerde. Allah’ın dağ başındaki muhafazakar memleketinde Rus vodkamız olmadığı için buz gibi etütte mecburen tek çare çay içiyoruz. Durum öyle ki çaya koyacak konyağımız bile yok. Zaten olsa bizi o belimize kadar karda sokağa atarlar gözümüzün yaşına bakmadan.

Neyse mukavemet anlatıyorum, perçinli bağlantıların emniyetlerini hesaplamayı öğretiyorum arkadaşa. Konu heyecanlı tabi nasıl kaptırmışım. Coşmuş bi şekilde hele sonuca da doğru ulaşınca ben var ya uy görmelisiniz.-meslek aşkı-
Bi baktım benim çay bitmiş.
Bi benim dibinde 3 yudum kalmış bardağa baktım, bi ona baktım, bi de onun çayına baktım. Onun çayı dokunulmamış. Olduğu gibi duruyor.
Benim çayı bi o içmiş bi ben.
Suratında muzip bi ifadeyle “marla senin çayın hep daha lezzetli” dedi…
Bu deli kadın yemekhanede yemek yerken önce benim tabağımdan bi çatal alır sonra kendi tabağından devam ederdi.
Velhasıl bazı insanlar için bu özel bi keyif.
Bazıları için de yalnızca dalgınlık.
Ne diyeceksin bi şey diyemezsin.
Her insan kendine münhasır.
Ooh hojdır. Genellikle aile içi sofralarda bardaklar karışır. Korona döneminde insanlar pek bi titiz olsa da iş bardağa gelince karışık tepsiye koyuyorlar. Dolayısı ile dönüp gelene kadar bardakların yönü değişiveriyor. Hepsi aynı gözüküyor. Diyelim ki hepsi kaşıksız. Topluca el fatiha.
Her iki eli aktif kullanmanın bir götürüsü. Sağımda duran bardağı yudumlarken unutup solumdakini içtiğim için benimle ortak çay içmeyen çok az insan kaldı. Geriye kalan son arkadaş beni ürkütüyor. Öpüşmediğim insanla aynı bardaktan içmem dedi. Erkek olmasa bir yolu var ama erkek olunca tehlike çanları çalıyor. Hem canım ne var çayından birkaç Yudum aldıysam?