behzat ç.

1 /
Cinayetin yalnız adamları sürgün yemişlerdi, döndüler…

O la la, lütfen bu sefer saçmalama blu tv. Sevincimiz kursağımızda kalmasın.

">git
çok sevdiğim dönüp dönüp izlediğim dizi. ama artık bir karar mı verseler acaba 3 günde bir yeniden başlatıp bitirecekler mi sürekli? umarım önceki gibi bir fiyasko yaşanmaz da yeniden hayran hayran izleriz.
"Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen öyle olur; her şey üst üste gelir. Polis olmasaydım, katil olurdum. Çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir. Binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm.

Seni, intihar ettiğin gün tanıdım kızım. Seninle o gün barıştım. Şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalın ayak anlayabildiğim şeyler var. Şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. Birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var.

Bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. Ağlamama asla müsaade etmiyorsun. Her şey affedildi babacık diyorsun. Hiç ayrılmayacağız diyorsun. Keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. Ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. Cesetler de benzemez. Ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar, yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. Beşikten mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum sana? Affet beni kızım, affet. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım."

[youtube][/youtube]
şimdi muhtemelen köyde tarlasını ekip biçip bir yandan da geceleri demleniyordur dediğim emekli başkomiser. tabi delirmiştir de. korona morona hiç haberi de yoktur bunun. arasıra neşet ertaş açıyordur radyodan, geri kalan vakitte de zaten ayık değildir. o arka bahçede beslediği horozu kesti mi, bilemiyorum...
nedense her şeyi en zamansız vakitte izlerim ama bu bende iyi bir zevk oluşmasına sebep olur. mesela psikolojimin çok bozuk olduğu bir dönemde genelde psikolojiyi daha da bozan yapımlar izlerim ama bundan dolayı da daha içine girerim o yapımın. işte behzat ç. ile de böyle bir dönemde seneler önce tanıştık. açıkçası ben izlemeye başladığımda dizi bitmiş üzerinden birkaç sene geçmişti. 4. sezon henüz yoktu.

diziyi izledikçe dizideki her bir karakterden tiksindim. dizideki her insanın irili ufaklı saçmalıkları vardı. insanlar birbirini dinleyemiyor, hatalar daha büyük hatalarla kapatılıyordu. sevgiyi bilmeyen insanlar birbirine zulmediyor, insanlar kendilerine zulmederek vicdanlarını rahatlattıklarını zannediyorlardı. dizideki her bir karakterden öylesine nefret ettim ki, izlediğim her bölümde her birine bir şey olması için dua ediyordum. sonrasında ise ne oldu ben de bilemiyorum, seneler geçti yine kötü şeyler yaşadım fakat hayat ilerledikçe insan bir şekilde affetmeyi öğreniyor. kendimi affetmeyi öğrendikçe dizideki karakterlere acıyarak bakmaya başlamıştım. çünkü dizideki her karakter o kadar gerçek ve o kadar kurtarılamazdı ki. ondan dolayıdır behzat ç.'nin yeri ayrıdır bende.

diğer yandan hakkında çok az malumat sahibi olduğum ankara'yı da her bölümünde içimize ilmek ilmek işlemiştir. diğer yandan akp dönemindeki fetö yapılanmasını, polislerin ne kadar eğitimli (!) olduklarını, biraz daha objektif bir şekilde anlattığını düşünüyorum. müptezellerin hayatını anlatan bir diziydi. yazarı da öyle bir adamdı zaten. şimdi de hapiste...
ilk çıktığı zamandan yaklaşık 10 yıl sonra izlemeye başladığım dizi. lakin kişisel olarak çok güzel bir zamanda izlemeye başladığımı düşünüyorum. dizideki karakterlerin ruhsal olarak yaşadığı ikilemler ve yaptıkları hatalar insanın kendi hayatında birçok kez görebileceği şeyler. bundan dolayı hayatın içinden ve hayatın içine işleyen bir dizi. bir de pilli bebek ile tanışmamı sağladı. bu da çok önemli bir detay.