bilge kağan

1 /
Nasihatleri kıyamete kadar bâkidir. Yurdu uçmağ olsun.

"Türük budunug atı küsi yok bolmazun tiyin, kangım kaganıg ögüm katunug kötürmiş Tengri, il berigme Tengri Türük budun atı küsi yok bolmazun tiyin özümin ol Tengri kagan olurtdı erinç. Tengri yarlıkadukın üçün özüm kutum bar üçün kagan olurtum. Türük Oguz begleri, budun eşiding: Üze Tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türük budun, ilingin törüngin kim artatı udaçı erti? Türük budun ertin, ökün!"

"Türk ırkının adı sanı yok olmasın diye babam kağanı, anam katunu yücelten Tengri, il veren Tengri, Türk bodununun adı, sanı yok olmasın diye, Tengri bahşettiği için, benim de talihim olduğu için kağan olarak tahta oturdum. Tengri bağışladığı, özüm, kutum var olduğu için kağan oldum. Türk Oğuz beğleri, ırkım, işitin: Üstte Gök çökmese, aşağıda yer delinmezse Türk bodunu, ilini, töreni kim bozabilir? Türk ırkı, silkin ve uyan!"

git
bilge kağan'ın Budizm merakı, çin imparatorluğunun gücüne ve yerleşikliğine (göçebe olmayışına) dayanarak gelişti ama neyse ki tonyukuk kağan buna engel oldu. zira tonyukuk kağan, çin'in kültürünü ve tarihini orada yaşadığı için iyi biliyordu yani aslında tonyukuk, bir devletin ancak kendi kültürleriyle bir tarihe sahip olacağının farkındaydı. bu çok müthiş bir fikir yürütme... eğer İlteriş kağan oğlu bilge kağan, bu fikrinde karar kılsaydı belki de şu anda Türklerin bu kadar geniş bir tarihi geçmişi olmaz, fars kültürünü benimseyen ve özünde sabit kalmadığı için asimile olan Safeviler gibi yok olup giderdi.
bilge tonyukuk'la arasında bugünkü gibi çeşitli tartışmalar olmuş. bugün nasıl batı'nın tekniğini alalım ama kültürünü almayalım diyenlerle hayır komple batı'yı alalım diyenler arasında hala bir tartışma varsa bilge kağan ve bilge tonyukuk arasında da böyle bir tartışma olmuş.

bilge kağan budizmi alalım, şunu alalım, bunu alalım, tamamen çinlileşelim , medeniyete katılalım falan derken bilge tonyukuk buna şiddetle karşı çıkmıştır. ve sonunda bilge kağan'ı bu fikrinden vaz geçirmiştir.

bilge kağan o dönemin cumhurbaşkanı , bilge tonyukuk da başbakanı idi. yalnız bizim damarımızda var demek ki yabancı hayranlığı. hala daha bu tür tartışmalar devam ettiğine göre bazı huylarımız hiç değişmemiş demek ki.
--- alıntı ---
"milattan sonra 710. göktürk budununun doğusunda isyanlar başlamış, isyancılar diğer kavimlerle birleşerek çok güçlü bir ordu kurmuşlardı. bilge kağan'a bir elçiyle bir mektup yolladılar ve isteklerini söylediler. mektupta şunlar yazıyordu: -''Çok güçlü bir ordu kurduk. Eğer bizim bulunduğumuz toprakları bize iade ederseniz, üstünüze yürümekten
vazgeçeriz!''
herhangi bir milletin hükümdarına yazılmış bir mektup değildi bu... türk'ün başbuğuna, göktürk kağanına yazılmıştı. göktürk başbuğunun düşmandan korkup da toprak verdiği ne görülmüş ne de duyulmuş bir şeydi.

"toprak; anadır, atadır, namustur, töredir!"

bilge kağan ise bir satırlık mektup'la şunları dedi: "bir bak tarihe, türk'e başkaldıranın sonu ne olmuş!"

yolladılar elçiyi, mektubu versin diye. açıp okundu mektup ve buz kesildi isyancıların otağı. bilge kağan'ın tek satırlık mektubu isyancıları isyandan vazgeçirecek noktaya getirmişti. lâkin o kadar hazırlıktan sonra geri dönmek de olmazdı.

mektuptan iki hafta sonra sanga dağı'nın eteklerinde, bozkırın büyüleyici yeşil zemini üzerinde göktürkler ile isyancılar karşı karşıya geldiler, sayıları hemen hemen aynıydı. 7000 göktürklü, 9000 isyancıya karşı! başka bölgelerden de devamlı isyan çıkarıp buduna akın edildiğinden, bilge kağan, ordunun tamamını getirmemişti muharebeye.

kül tigin, ak tenli atı ile kağan'ın sağında duruyordu... buyruk verildiğinde düşmana atı ile koşan ilk o idi. oku fırlattığında her seferinde sadağından ok almak zorunda olmasın diye beşer beşer atıyordu. üç saniyede bir ok atıyor, her fırlattığı ok, isyancıya saplanıyordu. sadağında ok kalmadığı zaman, uçmağa varan erlerin sadaklarını toplayıp oklamaya devam ediyordu. atı yaralandığında, atından inip, isyancıların atlarını palası ile yaralardı. düşen atların üstündeki erleri ise tamuya yollamak zor olmuyordu, kül tigin için. ok atmadaki ustalığı, kılıç kullanmada da vardı. her türlü pusatı kullanırdı, kül tigin...

fazla sürmedi savaş. göktürkler'in mutlak galibiyeti ile sonuçlandı. buduna geri dönülmedi ve muharebeye yakın bir yerde çadırlar kuruldu. kül tigin, savaş sırasında kaybettiği sadağını bulmak için geri döndü savaş meydanına... savaştan sağ kalan 9 isyancı ile karşılaştı kül tigin. yayı, oku yoktu yanında. palasını da almamıştı yanına. yanında pusat olarak sadece hançeri vardı, ancak korkmadı, kül tigin!

atladı birinin üzerine, sapladı hançeri kalbine. tanrı'nın verdiği güç ile 1-2-3-4 demeden 9'unu da yolladı tamuya...

çin kaynaklarında, kül tigin'i "yenilmez savaşçı" olarak gösterdiler. orhun kitabelerinde de kül tigin'in bir hançer'le, kaplan gibi atılarak dokuz düşmanı biçtiği anlatılır, yazar... islâm kaynaklarında da övgüyle bahsedilen ilk türk komutanı oldu ve batıda 'kürtegin / gürtegin' adıyla zikredildi..."




--- alıntı ---
2. Göktürk devletinin ve Türk tarihinin en büyük devlet adamlarındandır. Kardeşi öldüğünde duyduğu acıyı Orhun anıtlarında şöyle anlatmıştır;

”Küçük kardeşim Kül Tegin öldü. gözüm görmez, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrı’nındır. Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır. Kendimi bıraktım, gözden yaş akıtarak, gönülden feryat ederek yanıp yakıldım”
''ey türk, titre ve kendine dön! üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, kim bozabilir senin ilini ve töreni!''
sözlerini söyleyen eski türk büyüklerinden biridir.
bu zatın yazdırdığı sütunların çevrildiğine hiçbir zaman inanmadım. inanamadım. yani allah bir ömür daha verse şayet sırf bu göktürk yazıtları ve türk tarihi üzerine çalışırım.

tanım: tarihte yaşamış bir adam.
ey türk milleti!
ben ki, tanrı'nın izni ile tahta oturmuş türk, bilge kağan.
sözümü sonuna kadar dinle;

önce kardeşlerin , çocukların,
sonra bütün soyun.
güneydeki şatlar, apalar,
kuzeydeki tarkanlar , buyruk beyler,
otuz tatar , dokuz oğuz beyleri,
milletim!
bu sözleri iyice işit , iyice dinle...

üstte mavi gök , altta kara yer yaratıldığında
ikisi arasında insanoğlu yaratılmış.
insanoğlu üstünde de atalarım
bumin kağan istemi kağan hükümdar olmuş.
türk milleti'nin ilini tutmuş, töresini düzenlemişler.
ordu yürütüp dört bir yandaki başlıya baş eğdirmiş.
dizliye diz çöktürmüşler.
çin milleti ile komşu olmuşlar.
altını , gümüşü , ipekliği sıkıntısızca veren çinli'nin sözü tatlı , ipeklisi yumuşak imiş.
bunlarla uzak kavimleri kendisine yaklaştırıp sonra kötülük edermiş.
bilge kişiyi , yiğit kişiyi sevmez, yürütmezmiş.
türk milleti , varlığa, tokluğa ve rahata alışıksın,
böyle olduğu için hoş ve tatlı sözlere kanıp
kağanı'nın , beyinin sözünü dinlemeden her yere gittin , aldandın , aldatıldın.
böyle olunca oralarda hep mahvoldun,
itaatsizliğin yüzünden seni kalkındırmış kağanına ve iline kendin kötülük getirdin.
kendin yanıldın. iyice düşün, silahlılar gelip seni nasıl dağıttılar?
mızraklılar gelip seni nasıl sürdüler?
mukaddes ötüken ormanı'nın milleti, dağıldın.
doğuya giden gitti , batıya giden gitti.
gittiğin yerde kanın su gibi aktı.
kemiğin dağ gibi yandı.
bey olacak erkek evladın köle,
hanım olacak kız evladın cariye oldu.
kocamışlara , bilgelere itaatsizliğin yüzünden!

tahta oturduğumda şuraya buraya dağılmış olan milletim ölüp biterek,
yaya ve çıplak olarak geri geldi.
milletimin adı yok olmasın, töre yok olmasın diye
gündüz oturmadım , gece uyumadım,
gözden yaş gelse ölmeyerek,
gönülden çığlık gelse geri çevirerek düşündüm.
iyice düşündüm...
milletimi kalkındırayım , besleyeyim diye
kuzeye, güneye ve doğuya on iki büyük sefer yaptım...
savaştım...
ondan sonra tanrı bağışlasın, talihim ve kısmetim var olduğu için ötüken'i il tuttum.
açları doyurdum , çıplakları giydirdim,
yoksul milleti zengin kıldım , az milleti çoğalttım...

artık kötülük yok!

ve türk kağani mukaddes ötüken ormaninda oturdukça ,
ülkede sikinti olmayacak töre yaşayacak!

türk oğuz beyleri! milletim! işitin!
üstte gök basmasa , altta yer delinmese, senin ilini ve töreni kim bozabilir?

ey türk titre ve kendine dön..!
çinlilerle iş birliği yapan bir veziri tarafından öldürüldüğü iddia ediliyor bunu daha önce yazmışım. orhun kitabesine ''türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım; ölesiye, bitesiye çalıştım. aç milleti tok, az milleti çok, yoksul milleti bay kıldım '' yazmıştır. millete hizmet yolunda hedesinin bir tarafına iliştirilmelidir bu söz.