bir nedeni yok yalnızca öptüm

--- alıntı ---

dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. bekledim. beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. evet, bilmiyordum. bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. sevişirken sözlük kullanıyordum hala. ama, seni seviyordum. ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. sana yaklaşamıyordum. yasaklanmıştın adeta. çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şey. küçük bir ateş. küçücük bir ateştin sen. sönmekten ürken bir ateş. bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. aşkın mecali kalmamıştı. sessizce sokuldum yanına. acıyla irkildin. gülümsedim. gülümsememe anlam veremedin elbette. kimdi bu? ne istiyordu? tanımadığın biri. hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. fuzuli bir beden, karşındaki. usulca uzandım,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

--- alıntı ---
devamını gör...
gönülsüz öpüşten piç kalmış bir arzu kalır geriye. öpüşlerin anlamı olmalı. böyle olmaz.
ha dersen ki ben diyemiyorum sen anla, bak o zaman anlarım.

olmaz böyle, adam olun lan ! sinir yaptırıyorsunuz bünyeye.
devamını gör...
küçük iskenderin bir yazısıdır.


dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağŸdalı bir sıvının ağŸır ağŸır örttüğŸü, korkunun biçim kazanıp ayağŸa kalktığŸı ve â‘hey bana bir şŸeyler söylemenin vakti geldi⒠dediğŸi zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. bekledim. beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığŸını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığŸını, basite indirgenmişŸ hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şŸarkılarla şŸahlandığŸını anlatamadım. evet, bilmiyordum. bilmiyordum, kelimelerden arınmışŸ bir cümle kurar gibi sevişŸmeyi. sevişŸirken sözlük kullanıyordum hala. ama, seni seviyordum. ve sevdiğŸimi, sevgimi anlatma telaşŸıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. sana yaklaşŸamıyordum. yasaklanmışŸtın adeta. çiğŸnemeye çalışŸtığŸım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şŸeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şŸey. küçük bir ateşŸ. küçücük bir ateşŸtin sen. sönmekten ürken bir ateşŸ. bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateşŸ. aşŸkın mecali kalmamışŸtı. sessizce sokuldum yanına. acıyla irkildin. gülümsedim. gülümsememe anlam veremedin elbette. kimdi bu? ne istiyordu? tanımadığŸın biri. hatıralarını darmadağŸın etmeyi planlamışŸ bir yabancı. fuzuli bir beden, karşŸındaki. usulca uzandım,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. uzayın adını ben koymadım. uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaşŸtırmışŸlar. rahatlatır beni o. bütün yağŸmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağŸar diye düşŸünürüm. yağŸmurlar başŸka galaksilerden gelip yağŸar. romantizme uyum sağŸlamak için de değŸil. öyle. işŸin gerçeğŸi budur. yağŸmurlar, bu dünyaya ait sanma. bembeyaz bir yalnızlığŸın olmalı senin de. lekesiz bir yalnızlık. lekelenmeye müsait bir yalnızlık. tedirginliğŸini buna bağŸlıyorum seni seyrederken. pişŸmansın. pişŸmansın kapıp koyveremediğŸin için sanki. elinde olsa, avaz avaz bağŸıracaksın sokaklarda. â‘neyim ben? ! ⒠diye haykıracaksın. olmuyor tabii. olmuyor. sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığŸınıyorsun. beni anlayacağŸın günler gelecek. beni de göreceksin. benimle tamamlanacak bir şŸeye benziyorsun çünkü. korkma lütfen,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

çocukluğŸumdan söz etmek isterim sana, eğŸer sıkılmazsan. bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. kaç yaşŸımdaysam, o kadar yıl sürer konuşŸmam. çay pişŸiririz. çaydanlığŸa su yerine votka koyarız sen dilersen. sonra da sen anlatırsın: sevdiğŸin filmleri, sevdiğŸin parçaları, sevdiğŸin canlıları, sevdiğŸin... hep sevdiğŸin şŸeylerden konu açarsın. ben sıkılmam. ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğŸrendim. seni hayal ederken keşŸfettim sıkılmamanın azametini. bir insan, bir insanı sıkamaz. bir insan canı isterse sıkılır. hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. hacimler açarsın bana; çağŸlayarak gelirim. endişŸelenmen gereksiz,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

olması gerektiğŸi kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. endişŸelerim, ideallerim, halletmeye çalışŸtığŸım meselelerim var. başŸkalaşŸmaya çalışŸıyorum. gözardı edilmişŸ tutumlar edinmek hoşŸ. değŸişŸmek, hiç de zor değŸil. yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmışŸ gibi sanki. anlaşŸılmak istiyorum: sevdiğŸim bir şŸarkıyı herhangi biriyle paylaşŸırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. evet, tıpkı bu. sese, ahenge kapılırken, kendini müziğŸin ritmine verirken yanında bir diğŸerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşŸebilmek. birlikte dansedebilmek gibi. sen hastayken başŸucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. bir başŸkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. ölmek için değŸil, yaşŸamak için uğŸraşŸmak gibi. ummadan, hayal etmeden, sıradan, olduğŸu http://gibi.doğŸal. ve ciddi. ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneğŸi. ben bu yeteneğŸin bir parçası olarak sokuluyorum sana. masallarla geliyorum. efsanelerle geliyorum. herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. artniyetsizim. inan,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

bazı sorulara cevap bulamadım; kuşŸkusuz gerekli de değŸildi bu. soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışŸmam, cehalet mi sanıldı acaba? ! bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşŸılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düşŸtün aklıma. aklıma yayıldın. ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: ortadaydım işŸte! bir başŸkasının mal varlığŸına dönüşŸmeden yaşŸayabilmenin yalnızlığŸıydı bu. hayır! melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. her kadın gibi doğŸurmak hevesi, her erkek gibi dağŸların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. kusura bakma, kafam biraz dağŸınık,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

insan inandığŸı şŸeyler uğŸruna muhteşŸem hatalar da yapabilir. kızmamalısın. darılmamalısın eğŸer bir kardeşŸlik varsa aranızda. sevgi, hoşŸgörü takıntıları da değŸil. bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da. aşŸka çılgınlığŸın yakışŸtığŸı çağŸları neden unutalım? neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliğŸi, az biraz sergüzeşŸt olmayı? ! ilımlılık mı kurtaracak insanlığŸı? alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğŸu, belayı? demokrasi, senin saçlarından güzel olamaz. senin yüzünden daha güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değŸil, beni terkettiğŸin gecedir. beni üzdüğŸün, yorduğŸun, yıprattığŸın gecedir. bir kabahat mi gerçekten kendi dışŸında birine hayranlık beslemek? ! gerçekten kırıyorsun beni,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

birinin peşŸindeyim ben; tanımsız bıraktığŸım birinin. sessizliğŸin doyurduğŸu, biçimli ve endişŸeli birinin. düşŸüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. yanında huzurlu uyuduğŸum, mutlu uyandığŸım birinin. onunla olmakla, onunla birlikte yaşŸamakla gizli bir gurur duyduğŸum, asla kıskançlığŸa ya da sahiplenmeye dönüşŸmeyen bir tutkuyla bağŸlandığŸım birinin. onu arıyorum göğŸe her baktığŸımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağŸını tasarlıyorum. bütün aşŸkların payına düşŸen şŸiddetten arınmışŸ, başŸkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğŸumuz bir sevginin yolu bu. cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. bir sır gibi saklıyoruz misafirliğŸimizi. hüzün bitince geri döneceğŸiz çağŸımıza. insanlığŸa karışŸmaya hazır yapışŸık kalpler taşŸıyoruz aşŸkımızda. bizim aşŸkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. yapacak çok işŸimiz var. dövüşŸecek çok düşŸmanımız var. kucaklayacak çok arkadaşŸımız var. bizim sebebimiz bu. bizim fazlalığŸımız bu. belki de iksirimiz. kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışŸan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. yalan söylemiyorum

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşŸayabileceğŸin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmişŸ, biraz fazlayı aşŸırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. â“rüzgara dur, yağŸmura yağŸma, mevsime değŸişŸâ” demeyi; doğŸru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. hırslarımızın, çekincelerimizin odağŸı burası. kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz. çikolata bile kurtlanabilir. dondurma erir. çiçek solar. galiba önemli olan, onları yerinde yaşŸamak, yerinde korumak! birer hatıraya dönüşŸseler bile! kaç ölüme kaç doğŸuma şŸahit olduğŸunu hatırlayabiliyor musun? sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da.

şŸimdi sessizce uzaklaşŸmalıyım. çünkü beni anlamadığŸını, anlamak için uğŸraşŸmadığŸını, hatta bunu önemsemediğŸini biliyorum. aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. hafızasızlığŸı, gurur saymanın adil yanı! . hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. hangimiz daha özveriliydik; bunun da.. umarım mutlu olursun. bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işŸte! . yüzüme öyle bakma nefretle,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

benden uzaklaşŸtıkça, bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağŸını, herşŸeye yeniden başŸlayabileceğŸini sanıyorsun. kimbilir, doğŸrudur belki de! . adımın yaşŸamadığŸı, adımın özlemle anılmadığŸı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? romantizmin tehlikesi büyük! romantizmin tehlikesi büyük! romantizmin esrarı büyüleyici! romantizmin kanına girdiğŸi insanlar bencil ve hırslı!
ben seninle birlikte yaşŸlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemişŸtim; maceramız uzundu çünkü. maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişŸkiliydi. ynni, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yıpratıcıysam.. o da o kadar mükemmeldi. özveri denebilir buna. evet, buna özveri demek beni mutlu ediyor. insan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceğŸi bir dünyada tanımını kaybediyor. bu kaybedişŸteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. sen bir mıknatıssın şŸeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla, kan şŸekerim düşŸüyor, ağŸzım düşŸüyor, ellerim.. en çok da ellerim düşŸüyor! . sakın ha üstüne alınma,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

ben seni kırmak için yaratılmadım. uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! belki; seni çok yıprattığŸımın, bıraktığŸımın elbette farkına vardım, ama herşŸey mi benim aleyhte varoluşŸumla açıklanabilir? ! beni, başŸta sana olmak üzere kimliklere karşŸı saldırganlaşŸtıran koşŸulları tek başŸıma ben mi oluşŸturdum? seni kaybettim. bunu biliyorum. seni kaybettiğŸimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. ortadaydı. bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışŸmamın nedenini hiç düşŸündün mü? ! sana ait olanları içten içe koruma uğŸraşŸı mıydı sanki bu: kuşŸkusuz. hala da saygıyla ağŸlıyorum. büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şŸapkasında sıkışŸıp kalan tavşŸan gibi,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığŸıma kızıyorsun: tedirginliğŸime, seni kaybetme endişŸeme, telaşŸıma, şŸaşŸkınlığŸıma, titreyişŸime, ürpermem, anlamlarını anlamamışŸ kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğŸu bir gençlik yaşŸamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli sürekli içmeme, kelimlerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye.. inadıma öfkeleniyorsun. seni bırakmama, seni özgürlüğŸüne salmama hiddetleniyorsun. bu da aşŸk işŸte! bu da entrika! bu da soysuzlaşŸmanın, aşŸkın getirdiğŸi dalaveralarla kendine kilitlenmenin başŸka bir çeşŸidi! peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? ! dur, dur, bağŸırma,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

bunlar da geçecek şŸüphesiz. seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişŸinin ardından şŸehrin gri cephelerine fevkalade ağŸır bir el bombası gibi düşŸen bunaltının bıraktığŸı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. yaralandım. bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. çığŸrından çıkmışŸ bir ayaklanma gibi ağŸlamakta yalnızlığŸım. bir gerçek aramıyorum felakete. bir bahne göremiyorum arkadaşŸlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. ama yokluğŸunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. ama bilemiyorum yağŸmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. eğŸer hissediyorsan,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.

ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. şŸiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşŸkını sevdim. o rutubet kokan loşŸ yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğŸun cümlelerdeki gizli soru işŸaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğŸun toplu iğŸneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. dokunamadım sana. parmakuçlarım neşŸterdi çünkü. kırılan bir kemiğŸin sesiyle veda ederken,

bir nedeni yok. yalnızca öptüm.
devamını gör...
bir nedeni yok yalnızca sevdim. kimlikteki hanelerini bir polis kuşkusuyla kontrol etme gereği duymadan hem de... sen acaba evli miydin? şu sakallı hocanın kahve köşelerinde zındıklar diye kükrediği çapkınlar güruhundan mı? yoksa cehennemdeki en yakıcı mevkiyi merdiven altından kapan birinci sınıf cehennem yolcusu muydun? canımı gönlümde düşen bin parça ateşle yaktın. gözlerine hüzünlü bir ela lütfeden cömert tanrın kalbindeki şüpheleri silmedi mi ki?

diye devam ettirilesi...

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.